Türk sanayisinin vazgeçilmez kaynağı! Çelik sektörü ekonomiye can veriyor

Türk sanayisinin lokomotif sektörlerinin başında gelen çelik sektörü istihdam, ihracat ve sanayiye olan katkılarıyla ekonomiye destek oluyor.

Sevgi Pilgi

Çelik üretimindeki artış, ülkenin küresel pazardaki rekabet gücünü artırırken, çelik tüketimindeki büyüme, ülkenin sanayileşme ve altyapı yatırımlarının bir göstergesini oluşturuyor.

Dünya ekonomisinde ve sanayileşme süreçlerinde büyük bir öneme sahip olan çelik sektörü, çeliğin birçok endüstri dalında vazgeçilmez bir malzeme olmasından kaynaklanıyor. Çeliğin yüksek dayanıklılığı, esnekliği ve geri dönüştürülebilir olması, onu stratejik bir malzeme haline getiriyor. Ülkelerin ekonomik büyümesine ve kalkınmasına büyük katkılarda bulunan çelik sektörü, bir üretim alanı olmasının yanı sıra aynı zamanda sanayileşme süreçlerinde kritik bir stratejik kaynak olarak görülüyor.

Milyonlarca kişiye istihdam sağlayan çelik sektörü, üretim tesislerinde çalışan işçilerden lojistik sektörüne, inşaat ve mühendislik alanlarındaki uzmanlara kadar geniş bir iş gücü yelpazesi oluşturuyor. Özellikle sanayileşmiş ülkelerde, çelik endüstrisi önemli bir iş gücü kaynağıdır ve işsizlik oranlarını azaltmaya katkı sağlıyor. Çelik sektörü, otomotiv, inşaat, gemi yapımı, beyaz eşya, makine ve enerji gibi birçok endüstriye hammadde temin ediyor.

Çelik sektörünün temsilciliğini yaptıklarının altını çizen Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Genel Sekreteri Veysel Yayan, “Sektörün, teknik, mali, ekonomik ve sosyal sorunlarını tespit ederek, çözümlenmeleri konusunda çalışmalar yapmak için faaliyette bulunuyoruz. Çelik sanayii kuruluşlarının sorunlarının çözümü için iş birliği içinde çalışmalar sağlıyoruz. Sektörün uluslararası rekabet gücünün arttırılması maksadıyla, temel girdilerinin (hammadde, yardımcı madde, işletme malzemesi, enerji, vs.) ucuz, yeterli ve üretim özelliklerine uygun kalite ve miktarlarda sağlanması yönünde çalışmalar yaparak, bu konularda üyelere ve resmi makamlara tavsiyelerde bulunup, toplantılar düzenliyoruz. Türkiye’de demir çelik sanayi ürünlerinin kalite ve maliyet yönünden dünya standartlarına uygun düzeye ulaşması için gerekli çalışmaları yapıyoruz” dedi.

Derneğin bölgeye, ülkeye ve sektöre katkılarından bahseden Veysel Yayan, “Ülkemizde 3’ü entegre (BOF), 35’si Elektrik Ark Ocaklı (EAO) ve indüksiyon ocaklı tesis olmak üzere, Türk demir-çelik sektöründe faaliyet gösteren 39 kuruluş arasından 24’ünü çatısı altında toplayan derneğimiz, Türk çelik sanayini gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarmak hedefiyle, 54 yıldır sektörümüze hizmet vermektedir. Derneğimiz tarafından Çin, Hindistan, Japonya ve Rusya Federasyonu’ndan yüksek oranda dampingli fiyatlarla ithalat yapılmasının yalnızca çelik sektörümüzdeki dış ticaret açığının değil, ülkemizin cari açığının da artmasına sebep olduğu hususu çeşitli platformlarda dile getirilmektedir” cümlelerini kullandı.

Türk çelik sektörünün ihracat değerlerinden bahseden Yayan, şu ifadelere yer verdi: “2024 yılının ilk yedi ayında, 2023 yılının aynı dönemine kıyasla miktar itibariyle %45,3 artışla, 7,7 milyon ton, değer itibariyle %25,1 artışla, 5,7 milyar dolar değerinde ihracat gerçekleştirmiştir. Bölgeler itibarıyla incelendiğinde, 7 aylık dönemde, AB’ye yönelik, %112 artışla 2,9 milyon ton yükselen ihracat rakamı, rekor ihracat seviyesine ulaşılan 2021 yılının aynı dönemindeki 3 milyon tondan sonraki en yüksek rakam olarak kaydedilmiştir. Diğer taraftan, haziran ayında AB Komisyonu’nun kotaların süresini 2 yıl uzatma kararı alması ve çelik sektörünü korumak için ‘AB Çelik Paktı’nı gündemine getirmesi, küresel ticaretin giderek bölgeselleştiği ve korumacı önlemlerin arttığı bir döneme işaret etmektedir. Buna ek olarak, küresel çelik piyasasındaki etkisi giderek güçlenen Çin, 2023 yılında 94 milyon ton ihracat ile, 2015’teki 111 milyon tonluk rekor seviyeden sonra, en yüksek ihracat hacmine ulaştı. Çin’in uluslararası piyasalarda yoğunluğunu artırması, Türkiye’nin 2021 yılının Ocak-Temmuz döneminde, Uzak Doğu ve Güney Asya bölgesine gerçekleştirdiği 1 milyon tonluk seviyeyi aşan ihracatın, 2024 yılının aynı döneminde 98,5 bin tona kadar gerilemesine de sebep oldu. 2024 yılı sonunda ise Çin’in 115 milyon tonluk ihracat gerçekleştirerek, 2015’teki rekorunu aşması beklenmektedir. Uzak Doğu ve AB piyasalarındaki bu tabloya rağmen, Kuzey Afrika ve BDT pazarlarına yönelik ihracatımızdaki artışlar dikkat çekmektedir. Özellikle Ukrayna-Rusya savaşından sonraki dönemde, uzun ürün grubunda açığa çıkan talep sonrası, Ukrayna’ya yönelik ihracattaki artışın da etkisi ile birlikte, BDT ülkelerine yönelik ihracat % 61 artışla 457 bin tona ulaşmıştır.”

Çelik sektörünün sıkıntılı dönemlerde dahi istihdamı azaltmamaya özen gösterdiklerini vurgulayan Yayan, “Kapasite kullanım oranlarında düşüş yaşandığı dönemlerde gözlenen sorunları, çalışanların işine son vermeden çözme arayışı içine girmiştir. Bu yaklaşım, personeli mağdur etmemesi açısından önem taşımaktadır. Diğer taraftan işçilik maliyetlerinin toplam maliyetle içerisindeki payının sınırlı olması da bu yaklaşımda etkili olmaktadır. Ara elemanların özellikle meslek liselerinden arzu edildiği şekilde mezun olamaması sebebiyle, hizmet içi eğitim yolu ile adaptasyon sağlanarak kuruluşlarımızın ihtiyacı giderilmektedir. Her kuruluşumuzun eğitim programları bulunmaktadır. Buna ek olarak, çelik sektörüne eleman yetiştirmeyi hedefleyen müfredatın geliştirilmesini teminen, sektöre yönelik model bir fabrika kurulması ihtiyaçlar arasında bulunmaktadır” şeklinde konuştu.

Çelik üretimi, 2024 yılının ağustos ayında Türkiye’nin ham çelik üretimi, geçen yılın aynı ayına göre %13,9 artışla 3,1 milyon tona yükseldi. Ocak-Ağustos döneminde ise üretim %14,8 oranında artışla, 24,8 milyon ton seviyesinde gerçekleşti.

Çelik tüketimi ağustos ayında %7,8 oranında artış göstererek, 3,1 milyon ton, Ocak-Ağustos döneminde ise 2023 yılının aynı dönemine kıyasla %4,7 azalışla 24,9 milyon ton seviyesine geriledi.

İhracat: Ağustos ayında çelik ürünleri ihracatı, miktar yönünden %11,8 oranında artışla 1,2 milyon ton, değer yönünden ise %9,3 artışla 844,7 milyon dolar oldu. Ağustos ayı ihracatındaki yavaşlama sebebiyle, Ocak-Temmuz döneminde %45,3 olan çelik ürünleri ihracatındaki artış, sekiz aylık dönemde %39,8 seviyesine geriledi. Değer itibariyle %22,8 artışla, 6,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

İthalat: 2024 yılının Ağustos ayında ithalat, 2023 yılının aynı ayına göre, miktar yönünden %0,7 azalışla 1,3 milyon ton, değer yönünden ise, %9,2 azalışla 1 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ocak-Ağustos döneminde, 2023 yılının aynı dönemine kıyasla ithalat, miktar itibariyle %13,3 azalışla 10,7 milyon ton, değer itibariyle %19,7 azalışla 8,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Dış ticaret dengesi: 2023 yılının Ocak-Ağustos döneminde 49,9 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, 2024 yılının Ocak-Ağustos döneminde %76,5 seviyesine yükseldi. Dünya Çelik Derneği (worldsteel) tarafından açıklanan 2024 yılı Ağustos ayı verilerine göre, dünya ham çelik üretimi, geçtiğimiz yılın aynı ayına kıyasla, %6,5 azalışla, 144,8 milyon tona geriledi. Ocak-Ağustos döneminde ise dünya çelik üretimi %1,5 azalışla, 1,2 milyar ton olarak gerçekleşti.

Türk çelik sektörü, ağustos ayında %13,9 artışla, 3,1 milyon ton ham çelik üretimi ile ocak ayından sonra aylık bazda bir kez daha Almanya’yı geride bırakarak 7. sıraya yükseldi. Ancak söz konusu yükselişe rağmen Ocak-Ağustos döneminde, Almanya’nın 562 bin ton gerisinde kalarak 8.sırada yer almaya devam etti. Diğer taraftan, ağustos ayında tüketimin %7,8 artışla 3 milyon tona yükselerek, şubat ayından bu yana ilk defa artış göstermesi dikkat çekti.

8 aylık dönemde, ihracat bölgeler itibarıyla incelendiğinde, AB’ye yönelik çelik ürünleri ihracatımızın, %104 artışla 3,3 milyon ton yükselirken, rekor ihracat seviyesine ulaşılan 2021 yılının aynı dönemindeki 3,5 milyon tondan sonraki en yüksek rakama ulaşıldığı gözlendi.

YİSAD’ın iç piyasanın ihtiyacını karşılayan ve ihracata önemli katkı sağlayan 80’e yakın üyesi olan bir dernek olduğunun altını çizen Yassı Çelik İhracat ve Sanayicileri Derneği (YİSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun İşeri, “Sektörde ana amacımız şirketlerin ortak menfaatlerine aracı olurken ülkemizin demir-çelik sektöründe net ihracatçı olmasını sağlayarak dış ticaret açığımızın azaltılmasına katkı sağlamaktır. Bu amacı sağlamak için ise ortak akıl ile hareket ediyoruz. 2024 yılı performansı ilk 8 aya bakıldığında 2023 yılı toplam 10.5 milyon ton olan ihracatımızı aşacak gibi gözüküyor” dedi.

Amerika ve Avrupa’nın demir-çelik ürünlerine ithalatta getirdiği kısıntıların ve Çin’in çok düşük fiyatlarla dünyaya gerçekleştirdiği satışların ülkemizin ihracatını zorlamaya devam ettiğini söyleyen İşeri, “2 yıldır dünya genelinde artan faizler, çelik kullanan sektörleri olumsuz etkilemiştir. Buna bir de Rusya-Ukrayna ile İsrail-Filistin savaşını eklediğimizde ve Çin’in aşırı haksız rekabet ile ihracatını artırması Türkiye’yi zorlamaktadır.  2025 yılının ikinci yarısına kadar sıkıntıların devam edeceğini düşünüyoruz. Savaşların etkisinin azalması ve Çin devletinin çelik sektöründe istihdamı koruma düşüncesi ile Çin üreticilerinin oluşturduğu zararına satışlara dur demesini bekliyoruz.  Dünya Çelik üretim artışının devam etmeyeceği, yerini yeşil çelik üretmek için farklı yatırımlar yapılacağı görüşü ağırlık kazanmaya başlamıştır. Ekonomilerde sağlanacak istikrar ve güven Çelik sektörünün eski günlere kavuşmasını sağlayacaktır.  Sektörde eğitimli ara elemanlar maalesef yetişmiyor. Üreticiler bu konuda teknik eğitim verebilen okullarla iş birliği yaparak çözüm üretme gayretindeler. Üniversiteden yeni mezun olanlar Çelik sektörünü cazip bulmamakta. Ana sebep olarak çalışma zorluğu ve tatmin edici ekonomik koşullar diyebiliriz. Ülkemiz çelik üretimi ile ithalatın artmasını engellemektedir. Son 15 yılda yapılan yatırımlar ülke ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayacak konuma gelmiştir. Üreticilerin ve kullanıcıların en büyük sıkıntısı yüksek maliyetlerden dolayı yurt dışında rekabet edememesidir” ifadelerine yer verdi.

  • -Çelik sektörü, milyonlarca kişiye istihdam sağlar. Üretim tesislerinde çalışan işçilerden lojistik sektörüne, inşaat ve mühendislik alanlarındaki uzmanlara kadar geniş bir iş gücü yelpazesi mevcuttur. Özellikle sanayileşmiş ülkelerde, çelik endüstrisi önemli bir iş gücü kaynağıdır ve işsizlik oranlarını azaltmaya katkı sağlar.
  • -Çelik sektörü, otomotiv, inşaat, gemi yapımı, beyaz eşya, makine ve enerji gibi birçok endüstriye hammadde temin eder. Bu sektörlerin büyümesi ve gelişmesi, çelik üretimine doğrudan bağlıdır.
  • -Dünya ekonomisinde ve sanayileşme süreçlerinde büyük bir öneme sahip olan Çelik sektörü, çeliğin birçok endüstri dalında vazgeçilmez bir malzeme olmasından kaynaklanıyor. Çeliğin yüksek dayanıklılığı, esnekliği ve geri dönüştürülebilir olması, onu stratejik bir malzeme haline getiriyor.
  • -Çelik, binaların, köprülerin, otoyolların, demiryollarının ve enerji altyapısının temel yapı malzemesidir. Modern kentleşme ve şehirleşme sürecinde çeliğin sağlamlığı ve dayanıklılığı kritik rol oynuyor.
  • -Silahlar, zırhlı araçlar, savaş gemileri gibi savunma alanında kullanılan birçok ürün çelikten yapılır. Bu nedenle çelik, savunma ve güvenlik açısından da kritik bir hammaddedir.

Kaynak: Sanayi Gazetesi