Küresel güç ve dünya milletlerinin gözünde itibarlı olmanın evrensel reçetesi hiç kuşkusuz önce hukuk devleti ve sonra ise siyaset bilimi tarafından bugüne kadar tanımlanmış rejimler içinde kötülerin en iyisi olan yani en azından teorik olarak millet egemenliğine dayalı ‘demokrasi’ ile yönetilmektir. Türkiye ölçeğinde ise küresel rekabette ‘ben de varım’ diyebilmek, üçüncü dünya sefaletinden-risk haritasından uzak durmak ve medeni dünyanın şampiyonlar liginde yarışabilmek için yukarıdaki genel tanıma ilaveten mesafe alınması gereken alanlar vardır. Bunlar;
Bilimsel ekonomi yönetimi (üretim ekonomisi odaklı), bilimsel teknik/teknolojik eğitim(STEM)-ar-ge/inovasyon tabanlı yükseköğretim(ticaret yapan, diploma dağıtan değil), yargı bağımsızlığı, AR-GE-teknoloji geliştirme yatırımları, kadın hakları, çevre-iklim politikaları, güvenlik-mali boyutu itibariyle sürdürülemez sayılara ulaşan niteliksiz-düzensiz-kontrolsüz insan göçünün acilen durdurulması, Çalışma Bakanlığını işlevsiz bakanlık yani sadece asgari ücrete odaklı asgari ücret bakanlığı görünümümden bir an evvel çıkartarak asli görevi olan işsizlikle mücadelenin içinde olduğu istihdam(iş yaratma), sosyal politika ve sosyal güvenlik yani ‘sosyal ekonomiden’ sorumlu ‘icraat bakanlığına’ dönüştürmek,
Akıllı tarım/gıda-su egemenliğini beka konusu olarak yüceltmek-milli tarıma geçmek(sürdürülebilir gıdadan sorumlu icracı tarım bakanlığı), adil vergi sistemini kurmak, başta gelir eşitsizliği olmak üzere sosyal adaleti acilen tesis etmek, yüksek nitelikli işgücüne dayalı iş piyasasını teşvik etmek, ülke genelinde on binlerce startups çıkaracak-yeni işler yaratacak ileri teknoloji tabanlı inovasyon-girişimcilik eko sistemini inşa etmek, temiz enerjiye dönüşümü desteklemek, servetin büyük sermayeye transferi yerine tabana yayılmasının sağlayacak adil gelir dağılımı politikalarını hayata geçirmek, organize sanayi bölgelerinin dolayısıyla KOBİ üretim ağını güçlendirmek gibi öncelikli yapısal reformlar acilen yapılmalıdır.
Bunlara ilaveten, küresel ticaret-küresel rekabet için son derece önemli olan dış politikada da duygusal/ideolojik yaklaşımlardan arındırılmış milli çıkarlara dayalı akıllı siyaset-inovatif diplomasi yani hem AB sürecinde tavizsiz ilerleyen, hem de ABD-Avrasya-Latin Amerika-Afrika-Orta Doğu ve özellikle Türk Dünyası ülkeleri ekseninde kuvvetlenen uluslararası ilişkiler yeteneğini ortaya koymak önem arz etmektedir.
Bir ülkenin küresel rekabet ortamında var olabilmesi için temel stratejik unsurlar şu başlıklar altında değerlendirilebilir:
1. Demokrasi ve Hukukun Üstünlüğü
• Temel hak ve özgürlüklerin korunması.
• Bağımsız ve etkin bir yargı sistemi.
• Şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı.
2. Ekonomik İstikrar ve Sürdürülebilir Kalkınma
• Mali disiplin ve öngörülebilir bir üretim ekonomisi politikası.
• Yüksek katma değerli ürün, teknolojik üretim ve ihracata dayalı büyüme.
• Dijital-Yeşil-Döngüsel-Sosyal ekonomi ve Sürdürülebilir Kalkınma
3. Eğitimde Dönüşüm ve İnsan Kaynağı Gelişimi
• Bilim, teknoloji, mühendislik, matematik (STEM) alanlarına, çağın ruhuna uygun yeni meslekler, teknolojik/teknik yetenek kazandırıcı eğitime öncelik verilmesi.
• Eleştirel düşünce, analitik zeka, problem çözme, yenilikçiliği, girişimciliği ve sosyal zekayı teşvik eden müfredat.
• Yaşam boyu öğrenme ve iş gücüne yeniden yetenek/beceri kazandırma programları.
4. Teknolojik Yatırımlar ve Dijital Dönüşüm
• Ar-Ge yatırımları, inovasyon-girişimcilik ve startups ekosistemlerinin desteklenmesi.
• Yapay zeka, makine öğrenmesi (makine ve insan işbirliği),nesnelerin interneti, büyük veri, blok zinciri, siber güvenlik gibi dijital teknoloji alanlarına yatırımda öncelik sağlanması
• Dijital teknoloji devriminin izleyicisi değil aktörlerinden birisi olmak için bu alanda devletin stratejik planlaması, devletin finansal gücü ve özel sektör işbirliği tesis edilmesi
5. Kadın ve Gençlerin Toplumsal Katılımı
• Kadınların iş gücüne ve karar alma mekanizmalarına eşit katılımı.
• Genç girişimciliği teşvik eden politikalar.
6. Vergi Reformu ve Adil Gelir Dağılımı
• Adil, basit ve etkin bir vergi sistemi, kayıt dışı ile mücadele
• Gelir eşitsizliğini azaltmaya yönelik vergi politikaları.
7. Enerji Dönüşümü, Çevre ve İklim Politikaları
• Yenilenebilir enerji kaynaklarının payını artıran yatırımlar.
• Karbonsuzlaştırma hedefleri ve sürdürülebilir enerji politikaları.
• Doğal kaynakların etkin kullanımı ve çevre koruma bilinci.
8. Uluslararası İşbirlikleri, Dış Ticaret Stratejisi ve Egemenlik Konusu Milli Stratejik Sektörler
• Çok taraflı diplomasi ve ticaret anlaşmaları ile stratejik rekabet avantajı elde etme, Batı dünyası (ABD-İngiltere-AB) ile Çin arasında yaşanan ticaret-teknoloji savaşlarında Türkiye’nin güvenilir yeni bir üretim-lojistik-tedarik üssü olarak yer almasını sağlayacak politikalar üretilmesi
• Savunma sanayii ve ulusal güvenlik stratejilerinin yanı sıra milli tarım-milli su-milli ilaç ve milli imalat sektörü (montaj endüstrisinden yerli hammadde-yerli yarı mamul ve yerli teknolojiye dayalı üretim sanayine geçiş) gibi stratejik ve egemenlik konusu olan alanlarda küresel rekabet gücünü artıracak şekilde planlı hamle yapılması.
9. Kültürel ve Sosyal Dönüşüm
• Toplumsal dayanışmayı, toplumsal kültürel-geleneksel zenginliği, toplumsal ahlakı-değerleri-saygıyı güçlendiren politikalar uygulanması
• Kültür, sanatın ve estetiğin desteklenmesi, yaratıcı endüstrilere ve tasarıma yatırım yapılması
• Sosyal Devlet üzerinden başkalarının inisiyatifine, vicdanına veya yardımına muhtaç bırakılmayan onurlu yaşam hakkı, sosyal adalet ve sosyal kapsayıcılık ilkelerinin önceliklendirilmesi.
10. Değer Yaratan Akıllı Uzmanlaşmış Üretim Bölgeleri, Lojistik ve Altyapı Yatırımları
• Akıllı uzmanlaşmaya dayalı bölgesel üretim bölgeleri, bölgesel ticaret ve ulaşımı destekleyen lojistik tren yolları ve liman ağlarının kurulması.
• Bilişim vadilerinin-inovasyon ve girişimcilik eko-sisteminin tüm coğrafyaya yayılmasının desteklenmesi, bacasız endüstrilerin teşvik edilmesi
Akıllı Kentler, kent tarımı-kent çiftçiliği, dijital dönüşüm ve altyapı projeleriyle modernleşme ve yakınlık ekonomisinin inşası
• Tarım ekonomisinde, su kaynaklarının yönetiminde ileri teknoloji tekniklerin kullanımı, temiz suya, gıdaya erişim ve gıda güvenliği stratejileri.
Bu başlıkların uyum içinde ele alınması, bir taraftan bir ülkenin küresel rekabet gücünü artırırken diğer taraftan sürdürülebilir bir kalkınmanın ve istikrarın zeminini oluşturacaktır.
Sağlıklı Bir Ekonomik işleyiş için düşük enflasyon ve işsizlikle mücadele elzemdir:
1. İstihdam Yaratımı
İstihdam dostu ‘Üretim Ekonomisii’ni ve aynı zamanda yeni dijital yetkinliklere dayalı yeni teknoloji alanlarında iş yaratmayı, girişimciliği teşvik etmek ve İş gücü verimliliğini artırmak için yetenek/beceri geliştirme-mesleki/teknik/teknolojik eğitimleri ve yapay zeka ile işbirliğini desteklemek işsizlikle mücadele için önem arz etmektedir.
2. Enflasyon Kontrolü
Yüksek enflasyon sorununu çalışma ekonomisini, üretim ekonomisini, bilim-teknoloji-eğitim politikalarını, hukuk ve en önemlisi mikroekonomi yani ‘Endüstriyi-Üretimi’ bilmeyen finans sektörü hariç hayatında fabrika görmemiş, emeği(sanayi işçisini-teknikeri-mühendisi), teknolojiyi (Endüstri 4.0-5.0) ve üreten işvereni yani KOBİ tanımamış finansçıların. maliyecilerin sadece bildikleri ve uyguladıkları para ve maliye politikaları ile çözmelerini beklemek saflık olmasa bile en azından abartılı iyimserlik olur.
İçinde yaşadığımız bilim-teknoloji çağında, küresel rekabet düzeninde entelektüel sermayenin, yüksek nitelikli insan gücünün ve inovasyon-girişimciliğin yapay zeka devrimi ile birlikte yeni sermaye birikim ve üretim modelinin aynı zamanda endüstriyel transformasyonun özü olduğunu bilmeyen ve hala 1. Sanayi devrimi kafası ve eski paradigma ile enflasyonu ve ekonomiyi talep enflasyonu ezberinden ve daha da vahimi asgari ücret-memur ve emekli maaşları üzerinden düzeltmeye çalışanların başarılı olma şansı yeni dünya düzeninin yeni bilimsel gerçekleri, 4. ve 5 sanayi devriminin parametreleri çerçevesinde imkansızdır.
Yüksek Enflasyon esas itibariyle millet için en acımasız ve haksız bir vergidir. Diğer taraftan, hesabı verilmesi gereken bir kamu zararıdır.
Söz konusu insafsız enflasyonun ve kamu zararının yükü sadece geniş halk kitleleri üzerine bırakılır ve bu acımasız yük büyük sermaye-zenginlerle-inşaat (beton),finans kapitalizmi ve GSMH yani milli üretime sıfır (0) katkısı olan kurumlar özellikle kayıt dışı yapılar-kayıt dışı ekonomiler ile paylaşılmazsa, genel ve yerel yönetimlerde kamu israfı-gösteriş masrafları (lüks makam araçları-mütevazi olmayan bürokrasi harcamaları vs vs.)-kamu kaynakları üzerinden gerçekleşen servet transferi dizginlenmezse, enerji-ithal girdi vs kaynaklı üretim maliyetleri düşürülmez ve nihayet döviz getirici-döviz üretici yerli-yabancı üretim odaklı doğrudan yatırımlar desteklenmez ise yüksek enflasyon maalesef yanlış teşhis nedeniyle tedavi edilemez, hasta yoğun bakımda entübe aşamasına getirilir.
Daha da vahimi tıpkı matbaanın ıskalandığı gibi eğer yeni bilim dalgası, teknoloji ve buna bağlı yaşanan sanayi devrimleri zamanın ruhuna aykırı şekilde yine ıskalanır ve yukarıda anlattığımız küresel rekabette var olma reçetesi hayata geçirilmezse kaybolan derin güven ile birlikte acı gerçeklerle yüzleşme zamanı daha da kısalmış olur.
Özetle, ülkemizde enflasyonun gerçek nedeni olan üretim girdi maliyetlerini düşürmek, kamu israfını-abartılı lüks kamu tüketimini azaltmak, enerji maliyetlerini alternatif enerji yatırımları ile dengelemek, teknoloji-ara mal ithalatını frenleyecek milli ve yerli imalat ekonomisine geçmek, montaj endüstrisini terk etmek ve aynı zamanda tarım ekonomisini bir beka konusu olarak kabul ederek içine kent tarımı ve yakınlık ekonomisini de ilave ederek çok kapsamlı milli gıda ekonomisini inşa etmek gerekmektedir.
Fiyat istikrarını sağlamak için sağlam rasyonel para politikalarını aynı zamanda işsizliği önleyecek, verimliliği artıracak ve sanayi üretimini destekleyecek nitelikte uygulamak, faiz ekonomisinin yani sıcak paranın değil üretimin belirleyici olduğu ekonomik modele geçmek gerekmektedir.
Tedarik zincirlerini izleyerek temel ihtiyaç maddelerinin düşük maliyet ve kesintisiz dağıtımını sağlamak, adil vergi rejimi, vergi teşvikleri ve bürokrasinin azaltılmasıyla yatırım dostu bir iklim oluşturmak
altyapı ve teknoloji projeleri için kamu-özel sektör ortaklıklarını güçlendirmek, ihracat ve sürdürülebilir endüstriler dahil olmak üzere gelir kaynaklarını çeşitlendirmek, başta yüksek katma değerli teknolojik ürün üretimi olmak üzere kalkınmada öncelikli sektörlere yatırım yapmak, endüstriyel-teknolojik ilerleme için Ar-Ge yatırımlarını artırmak, yenilenebilir enerji ve dijital teknolojilerin benimsenmesini teşvik etmek stratejik önemdedir.
Küresel ve ulusal gerçekler ışığında altı çizilen parametrelerin sistematik olarak ele alınması, bir ülkenin uzun vadeli büyümesi, kalkınması ve adil bölüşümünü yani toplumsal refahı, istikrarı destekleyen sürdürülebilir ve dirençli bir ekonomik model oluşturmasına olanak tanır.