GES uzmanı Ayşe Özkan, Türkiye’nin temiz enerji potansiyelini engelleyen bürokratik süreçlere dikkat çekerek; küçük ölçekli çatı projelerinde maliyetleri artıran gereksiz evrak işleri, statik proje zorunluluğu ve pandemi döneminden kalan tamamlanmamış yatırımlar için acil revizyon çağrısında bulundu.
Sevgi PİLGİ
Güneş enerjisi sistemleri (GES) uzmanı Ayşe Özkan, Türkiye’nin her haliyle Avrupa’nın enerji üssü olmaya aday olduğunu vurgulayarak sektörün önündeki kritik engelleri ve çözüm önerilerini sıraladı. Özkan, özellikle küçük ölçekli çatı GES projelerinde bürokratik süreçlerin karmaşıklığına değinerek şu noktaları öne çıkardı:
Bürokratik Zorluklar: 1 MW ile 3-5 kWp gücündeki projeler arasında evrak farkı olmamasının süreçleri uzattığını ve maliyetleri artırdığını belirtti.
Dijital çözüm önerisi: Avrupa’da uygulanan basit online giriş sistemleriyle proje onay süreçlerinin 6 ay kısalabileceğini ve maliyetlerin üçte bir oranında düşebileceğini ifade etti.
Gereksiz statik ve mimari onaylar: Çatı GES’lerdeki statik proje talebinin küçük projelere 1000 dolar ek maliyet getirdiğini ve belediyelerden istenen mimari uygunluk belgelerinin projeleri imkânsız hale getirdiğini savundu.
Âtıl kapasite ve milli servet: Pandemi döneminde yarım kalan yaklaşık 40.000 MW’lık projenin şebeke kapasitesini işgal ettiğini belirterek, bu yatırımların ekonomiye kazandırılması için ek süre verilmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye’nin stratejik bir enerji üssü olma fırsatını değerlendirmesi gerektiğini ifade eden Özkan, enerji arz güvenliği için GES yatırımlarının vatandaş nezdinde kolaylaştırılması adına yetkililere çağrıda bulundu.

Ayşe Özkan, “Çatı GES’ler Türkiye’de hala mümkün iken niçin yapılamıyor? 1 MW ile 3-5 kWp projenin bürokratik evrakları arasında fazla bir fark olmayışı hem projeleri pahalandırıyor hem de süreçleri uzatıyor. Oysa Avrupa’da bu sorun çözülmüş olup örnek uygulamalardan yararlanılabilir. Örneğin TEDAŞ elektrik dağıtım şirketleri üzerinden kullandıracağı bir proje onay sürecinde bir minik yazılımla online bir giriş sistemi verip hangi büyükteki bir proje olacağını belirlemek için inverteri sorup giriş ister ve hangi büyüklükte paneli kullanacağını da belirten yatırımcı, projenin nerde olduğunu gösteren yer faktörü de belli olursa geri kalan tüm şebeke uyumluluk projelendirilmesi online olarak kendisi oluşturabilir. Bununla proje onay süreçlerinde 6 ay zaman ve 1/3 oranında proje maliyeti düşer. Dijitalin yapacağı işler için mühendis hizmetine gerek kalmaz, TEDAŞ ya da dağıtım şirketleri projeyi kontrol edip onaylar ve sistem şebeke bağlantısı ya bir elektrik ustası ya da elektrik mühendisi kontrolüyle yapılır. Bu öneri tüm Avrupa’nın kullandığı basit bir yöntemdir” ifadelerine yer verdi.

“PROJEYE HİÇBİR ARTI DEĞER KATMAMAKTADIR”
Türkiye’de proje onay aşamasında çatı GES’lerdeki statik proje talebinin gereksiz olduğunu söyleyen Ayşe Özkan, “Hem de proje maliyetleri minik çatı GES projelerini 1000 $ seviyesinde artırmaktadır ve süreçleri de uzatmaktadır. Bu maliyetler 3-5 kWp’lik minik bir çatı GES’te çok büyük anlamlar taşımaktadır. Buna karşılık da projeye hiçbir artı değer katmamaktadır. Türkiye’de normal bir inşaat projesi onaylı tüm binalarda gerçekte kar yükü dışında, bilenmeyen öngörülemeyen şeyler için m2 de 40 kg fazla yük statiği mevcuttur. GES’lerde m2 yük 10 kg’dır. Bu diğer yükler adlı fazla taşıyıcı varlığın 10 kg hazır projelere sadece kayıt edilerek statik kayda alınabilecekken yeni baştan bir statik projesi yaptırmak ve bunu bir de inşaat mühendisi statikçinin yapmışlığı yetmiyormuş gibi üniversite veya belediyeden yeniden onayını istemek aslında proje sahibi kadar, statik mesleğine de verilen bir zarardır. Öte yandan bu durum proje maliyetlerini artırırken bir de proje kabuller sırasında belediye veya üniversitelerden bu statik konusunda fenni sorumluluk istenmesi, sorunu daha büyütmekte ve birçok belediyede proje onayının reddine sebep olmaktadır” şeklinde konuştu.

MİMARİ UYGUNLUK BELGESİ ENGELİ
Belediyelerden talep edilen mimari uygunluk yazısının da işi sadece zorlaştırdığını ve çoğu zaman projeyi imkansızlaştıran faktör olduğunu vurgulayan Özkan, “Uygulamada Mimari uygunluk kavramının bir tarifi olmayıp her belediye bunu kendine göre yorumlamaktadır. Bazı belediyeler bu onayı 30-50 yıl önce bu binanın ilk mimarından istemekte ve kendisi bundan sonra ikinci onay yapmayı şart koşmaktadır. Eski mimar bazen ölmüş veya bazen de meslekten bir vesileyle men edilmiş olabiliyor. İşte burada çözümün imkansızlığını da çatı GES proje sahibi yaşıyor. Yine çatıların açıları ya da yönleri veya yakınındaki diğer objelerin güneş enerjisi projesinin kendi tekniğine uygun şekilde dizayn edilmesini gerektirebiliyor. Avrupa’da GES’lerde hiç konu edilmeyen bu durum Türkiye’de çoğu zaman çözümü imkânsız bir sorun oluşturabiliyor ve projelerin ölmesine sebep oluyor. Çatılar ortak alan olduğundan kat mülkiyetleri kanunu gereği bir GES için tüm maliklerden onay isteniyor, bu onayın da yine noterden verilmesi isteniyor ve insanlar ya kabul etmiyor ya da hep beraber notere gitmeyi başaramadığından yine projeler ölüyor” cümlelerini kullandı.

“SORUNLARIN ÇÖZÜLMESİYLE SEKTÖRDE ALAN AÇILACAK”
Bu sorunların çözülmesiyle sektörde alan açılacağını dile getiren Özkan, şu cümleleri kullandı: “Diğer yandan yeni pazarlarımız olacak. Bütün bu zorluklar işin ehli olan çatı GES yapım firmalarında kâr marjını çok düşürdüğünden firmalar da bu konuya ilgi duymaz olmuştur. Çatıların yapımı tecrübesi olmayan sektör dışı firmalara kalmakta bu da işin kalitesini düşürmektedir. Burada da talebimiz bu tür projelerde çalışacak olan herkesin mesleki teknik eğitimden geçmesinin yasal zorunluluk haline getirilmesidir. Sektörde kalite kontrol sadece böyle sağlanabilecektir. Biz işletme olarak bu alanda hizmet veriyor ve hem Millî Eğitim Bakanlığı onaylı hem de Almanya teknik mesleki eğitim seviyesinde meslek eğitimi yapan bir kurumuz. Değinmek istediğim diğer konu ise depolamalı GES’lerin Lisanssız santral için açılması konusudur. 2022’den beri yönetmeliği çıkmış ancak Lisanssız GES’ler için ha bugün ha yarın diye sürekli ertelenen ve bekletilen bu uygulama aslında GES’lere karşı olan kritiği de ortadan kaldıracak ve enerjide gece ve gündüz şebeke dengelemesi sağlayacaktır. Yönetmelikte var olan bu hak ve imkânın Lisanssız santraller için de başlatılmasını ivedilikle talep ediyoruz.”
Kaynak: Haber Merkezi

“EKONOMİYE KAZANDIRMAK İÇİN GEREKLİ”
Şebekelerdeki kapasite konusuna da dikkat çeken Özkan, “Öncelikle belirtmek isterim bu konu Türkiye’de bir revizyonu gerektirmektedir. Türkiye’de pandemi öncesi izinleri alınmış, ancak pandemi sürecinde yapımı tamamlanamamış ve sahalarda yarım inşaat kalmış hatırı sayılır sayıda GES santral projesi mevcuttur. Bildiğim kadarıyla 40.000 MW’lık ufaklı büyüklü, 70-80 bin adet proje bu konudan mağdurdur. Bu projelerin bir kısmı inşaat aşamasında, az bir kısmı da proje aşamasında kalmıştır. Bugün Türkiye’de bu projeler şebekelerde yenilenebilir enerji kapasitelerini işgal etmiş ve sanki yapılmış gibi sayılmaktadır. Şebekelerde yeni yer açılması için bile bu revizyonun yapılıp düzeltilmesi elzemdir. Ayrıca bu santrallere en azından bir kereye mahsus ek süre verilerek yapımlarının tamamlatılması Türkiye’nin milli servetini kurtarmak enerji seviyesini yükseltmektir. Bu pandemi dönemi bazı GES’ler uzatma aldı, ancak bazıları alamadı. Ve bu alamayanların çoğunda sahada inşaatları yapılmış ve yarım kalarak sisteme bağlanamamıştır. Bu yapımların tamamlatılması, çöplük olmaktan kurtarılarak ekonomiye kazandırılması gereklidir” şeklinde konuştu.

“GES’LER EN İYİ ENERJİ YATIRIM ALANI”
Özkan, sözlerini şöyle bitirdi: “Bahse konu bu kayıplar aslında milli sermaye kayıtlarımızdır ve bunları kurtarmak ve sektöre kazandırmak ise her birimizin boynumuzun borcudur. Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Enerji Bakanımıza buradan seslenerek enerji sektöründe ülkemize kattıkları misyonlarla bu yaraların sarılması için sektör aktörlerine yön vermelerini arz ediyoruz. Savaş dönemlerinde enerji arz güvenliği en önemli konumuzdur. Türkiye ise bu noktada ciddi bir fırsat ele geçirmiştir. Ve bu fırsatı değerlendirerek stratejik enerji üssü olma yolu açılmıştır. Türkiye her haliyle Avrupa’nın enerji üssü olmaya adaydır. Türkiye, sektör tecrübesi ile şu an Makedonya, Karadağ, Bulgaristan ya da Kosova gibi birçok Balkan ülkelerinde kendisine hem yatırımcı hem de yapımcı firma EPC işi olarak yer bulmaktadır. Savaş ekonomilerinde yerli yatırımcı enerji işletmeleri en önemli güvencemizdir. GES’ler vatandaşın yapabileceği en iyi enerji yatırım alanı olarak vatandaşa açılmalı ve işlemleri olabildiğince kolaylaştırılmalı.”

