ABD dolarının küresel para birimleri karşısındaki gücünü ölçen dolar endeksi (DXY), teknoloji hisselerinde yaşanan sert satışların yatırımcıları güvenli liman varlıklarına yönlendirmesi ve Fed’in faiz artırımlarına devam edebileceği beklentilerinin güçlenmesiyle 13 ayın en yüksek seviyesine çıktı.
Çarşamba günü 101,51 seviyesine kadar yükselen DXY, böylece Mayıs 2025’ten bu yana kaydedilen en güçlü seviyesine ulaştı. Özellikle yarı iletken şirketleri öncülüğünde teknoloji sektöründe görülen satış baskısı küresel borsalarda düşüşlere yol açarken, yatırımcıların güvenli liman arayışı tahvil ve dolar talebini destekledi.
Piyasa uzmanları, mevcut ortamda doların güvenli liman özelliğinin yeniden ön plana çıktığına dikkat çekiyor. National Australia Bank Döviz Stratejisi Başkanı Ray Attrill, yatırımcıların belirsizlik dönemlerinde hâlâ doları tercih ettiğini belirterek, mevcut yükseliş trendinin dolar lehine çalıştığını ifade etti.
Ancak Attrill, piyasalarda faiz artırımı beklentilerinin ve güvenli liman talebinin büyük ölçüde fiyatlandığını vurguladı. Doların bundan sonraki süreçte daha güçlü bir yükseliş sergileyebilmesi için risk iştahında teknoloji sektörüyle sınırlı kalmayan daha geniş çaplı bir bozulma ya da Fed’in para politikasına ilişkin daha şahin beklentilerin ortaya çıkması gerektiğini söyledi.
Güvenli liman talebi riskli para birimlerini baskıladı
Risk iştahına duyarlı para birimleri, küresel piyasalardaki temkinli görünümün etkisiyle zayıf seyretti. Avustralya doları, enflasyon verilerinin faiz artışı beklentilerine ilişkin net bir tablo sunmaması nedeniyle 0,6918 dolar seviyesinde yatay kalarak 11 haftanın en düşük seviyelerine yakın işlem gördü.
Yeni Zelanda doları ise yaklaşık yüzde 0,3 değer kaybederek 0,5654 dolara geriledi. Böylece para birimi, son yedi ayın en düşük seviyesini test etti.
Piyasalarda güvenli liman talebini artıran unsurlardan biri de jeopolitik gelişmeler oldu. ABD ile İran arasında varılan çerçeve anlaşmada nükleer başlıklar ve Hürmüz Boğazı’nın kontrolüne ilişkin görüş ayrılıklarının öne çıkması, anlaşmanın kalıcılığına dair endişeleri artırdı.
Bu belirsizlikler, yatırımcıların riskli varlıklardan uzaklaşmasına ve dolar gibi güvenli liman olarak görülen varlıklara yönelmesine neden oldu.
Fed beklentileri doları güçlendirdi
Fed yetkililerinden gelen daha şahin mesajlar, ABD’de faiz artışı beklentilerini yeniden güçlendirdi. Ekonomik aktivitenin dirençli kalmasına dikkat çeken açıklamalar, piyasalarda Fed’in sıkı para politikasını sürdürebileceği yönündeki fiyatlamaları artırdı.
CME FedWatch verilerine göre, Temmuz toplantısında faiz artışı ihtimali geçen hafta yüzde 8,5 seviyesindeyken yüzde 36’ya yükseldi. Eylül ayına yönelik faiz artışı beklentisi ise yüzde 29,1’den yüzde 70’in üzerine çıktı. Bu değişim, yatırımcıların Fed Başkanı Kevin Warsh’ın şahin duruşunu ve enflasyonla mücadelede kararlılık mesajlarını daha güçlü şekilde dikkate aldığını gösterdi.
Dolar endeksindeki yükseliş, başta euro ve sterlin olmak üzere gelişmiş ülke para birimleri üzerinde baskı yarattı. Euro 1,1363 seviyesinde işlem görerek son bir yılın en düşük seviyelerine yakın seyretti.
İngiliz sterlini de İngiltere Merkez Bankası politika yapıcısı Alan Taylor’ın enflasyon baskılarına karşı faizlerde “uzatılmış bekleme” yaklaşımının doğru olacağına yönelik değerlendirmesinin ardından 1,3194 dolara geriledi.
Yen üzerindeki baskı artıyor, gözler Fed verilerinde
Japon yeni, güçlü dolar karşısında değer kaybetmeye devam ederek 161,55 seviyelerinde işlem gördü. Para birimi, dolar karşısında 161,96 eşiğinin aşılması halinde 1986'dan bu yana görülen en zayıf seviyelerine gerileyebilir.
Japon yetkililerin son günlerde piyasaya yönelik sözlü müdahale mesajları yen üzerindeki satış baskısını sınırlamakta yeterli olmadı. Bu nedenle Tokyo yönetiminin, yaklaşık 1,3 trilyon dolarlık döviz rezervlerini olası müdahalelerde daha etkin kullanmayı değerlendirdiği belirtiliyor.
Eski Japonya Merkez Bankası (BOJ) politika kurulu üyesi Sayuri Shirai, Fed’in yıl içinde faiz artırması halinde dolar/yen paritesinin 165 seviyesine kadar yükselebileceği uyarısında bulundu. Öte yandan BOJ’un haziran toplantısına ilişkin yayımlanan görüş özetlerinde, bazı üyelerin politika faizinin nötr seviyelere yaklaştırılması amacıyla ilave faiz artırımlarını desteklediği görüldü.
Küresel piyasalarda doların son 13 ayın en yüksek seviyelerine ulaşmasıyla birlikte yatırımcıların odağı ABD’den gelecek enflasyon ve istihdam verilerine çevrildi. Söz konusu verilerin, Fed’in temmuz ayındaki faiz kararına ilişkin beklentileri şekillendirmesi bekleniyor.
Analistler, doların yükselişini sürdürmesi için riskten kaçış eğiliminin yalnızca teknoloji hisseleriyle sınırlı kalmayıp daha geniş piyasalara yayılması veya Fed cephesinden daha şahin mesajların gelmesi gerektiğini değerlendiriyor.
