Altın piyasasında 2026 yılına güçlü başlangıç yapılırken, fiyatlarda yön arayışı devam ediyor. Küresel yatırım kuruluşu J.P. Morgan, yıl sonuna yönelik altın beklentilerine ilişkin dikkat çeken değerlendirmeler paylaştı.
Bankaya göre merkez bankalarından gelen güçlü altın talebi, küresel ekonomiye dair belirsizlikler ve jeopolitik riskler, değerli metalde yukarı yönlü potansiyeli destekleyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor.
Ocak ayında ons başına 5.500 doların üzerine çıkarak tarihi zirvesini test eden altın, ilerleyen aylarda kâr satışlarının etkisiyle geri çekildi. Ancak buna rağmen fiyatlar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 20’nin üzerinde primli seyrini sürdürüyor.
Yıl sonunda 5.800 dolar seviyesi gündemde
J.P. Morgan Wealth Management’ın son analizinde, altın fiyatlarına ilişkin yıl sonu beklentileri paylaşıldı. Haziran ayında ons başına yaklaşık 4.100 dolar seviyelerinde işlem gören altının, yıl sonuna kadar 5.500-5.800 dolar aralığına yükselebileceği öngörüldü.
Raporda, altındaki yükseliş beklentisinin arkasındaki en güçlü faktörlerden birinin merkez bankalarının devam eden alımları olduğu belirtildi. Küresel merkez bankalarının rezervlerinde altının payı yaklaşık yüzde 20 seviyesinde bulunurken, 2025’te rekor düzeye ulaşan alımların 2026 yılında da güçlü seyrini koruması bekleniyor.
Yükseliş beklentisi sürse de riskler göz ardı edilmemeli
Kurumların dolar varlıklarına olan bağımlılığı azaltmak ve jeopolitik risklere karşı rezerv yapılarını çeşitlendirmek amacıyla altına yöneldiği ifade edildi. Analizde, jeopolitik gelişmelerin de değerli metalin fiyatlarını destekleyen temel başlıklar arasında yer aldığı vurgulandı.
J.P. Morgan, altının uzun vadede enflasyon ve piyasa dalgalanmalarına karşı önemli bir korunma aracı olmayı sürdürdüğünü belirtirken, yatırımcıların tek yönlü beklentiyle hareket etmemesi gerektiğine de dikkat çekti.
Raporda, faiz oranlarının yükseldiği ve reel getirilerin pozitif kaldığı dönemlerde, faiz getirisi bulunmayan altının zaman zaman diğer yatırım araçlarının gerisinde kalabileceği ifade edildi.
Yatırım araçları açısından da farklı maliyetlere işaret edildi. Altın ETF’leri yatırımcılara fiziki altın taşıma zorunluluğu olmadan işlem kolaylığı sağlarken, yönetim ücretleri ek maliyet yaratabiliyor. Fiziki altın yatırımlarında ise saklama, sigorta ve bozdurma süreçlerinden kaynaklanan giderler öne çıkabiliyor.
