Commerzbank ekonomistleri, enflasyondaki sınırlı yavaşlamaya karşın Türkiye’de çekirdek enflasyonun ve fiyatlama davranışlarındaki ana eğilimin hâlâ yüksek seviyelerde bulunduğunu belirtti. Banka, bu görünüm altında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yakın vadede faiz indirimi için yeterli hareket alanına sahip olmadığını değerlendirdi.
Commerzbank’ın pazartesi günü yayımladığı analizde, haziran ayı enflasyon verilerinin çekirdek göstergelerde sınırlı bir gerilemeye işaret ettiği kaydedildi. Değerlendirmede, aylık yüzde 0,9 seviyesinde açıklanan manşet enflasyonun ilk bakışta düşük görünmesine rağmen, yıllıklandırılmış bazda hem manşet hem de çekirdek enflasyonda yaklaşık yüzde 24’lük bir ivmeye karşılık geldiği ifade edildi.
Notta, İran savaşı kaynaklı fiyat sıçramalarının etkili olduğu dönemlere kıyasla belirgin bir iyileşme yaşandığına dikkat çekildi. Buna karşın mevcut fiyat artış hızının, tek haneli enflasyona geçiş veya TCMB’nin uzun vadeli yüzde 5’lik enflasyon hedefiyle uyumlu, güven verici bir görünüm sunmaktan uzak olduğu vurgulandı.
Enflasyon eğilimi faiz indirimi için yeterince zayıf değil
Commerzbank ekonomistleri Michael Pfister ve Tatha Ghose, enerji kaynaklı maliyet baskılarında kısmi bir gerileme görülse de enflasyon üzerinde kalıcı bir rahatlama yaratacak koşulların henüz oluşmadığını belirtti.
Değerlendirmede, “Enerji enflasyonu yıllık bazda yavaşlasa da enerji fiyatları aylık bazda yüzde 3, ara malları fiyatları ise yüzde 1,9 arttı. Dolayısıyla maliyet baskıları bir miktar hafiflemiş olsa da, henüz enflasyonu kalıcı şekilde aşağı çekecek güçlü bir destek sunmuyor” denildi.
Notta, İstanbul’daki tüketici enflasyonunun yıllık yüzde 36 ile Türkiye geneli enflasyonunun üzerinde kalmayı sürdürdüğü, ancak iki gösterge arasındaki farkın sınırlı da olsa daraldığı ifade edildi. Ekonomistler, kullanılan hesaplama ve göstergelere göre fiili enflasyonun yüzde 32 ile yüzde 35 aralığında değerlendirilebileceğine işaret etti.
Raporda, “Öte yandan İstanbul’da tüketici enflasyonu yıllık yüzde 36 ile ülke genelinin üzerinde seyretmeye devam etse de, ulusal enflasyon ile arasındaki fark bir miktar daralmış durumda. Hangi göstergeye daha fazla ağırlık verildiğine bağlı olarak, mevcut gerçek enflasyonun yüzde 32-yüzde 35 bandında olduğu değerlendirilebilir” ifadelerine yer verildi.
Haziran enflasyonunun enerji fiyatlarındaki şokun etkisinin azalmasıyla beklentilerden daha olumlu geldiği vurgulanan analizde, enflasyonun temel eğilimindeki yüksek seyrin para politikasında erken bir gevşemeyi desteklemediği belirtildi. Notta, “Sonuç olarak Haziran verileri enerji fiyatlarındaki şokun hafiflemesi sayesinde beklentilerden daha olumlu gerçekleşti. Ancak enflasyonun ana eğilimi hala politika yapıcılara kayda değer bir rahatlama sağlayacak ya da Merkez Bankası’nın faiz koridorunda gevşemeye yönelik verdiği sinyalleri destekleyecek kadar düşük seviyelerde değil” yorumu yapıldı.
