Reklam

Kocaeli-Belediyesi

InnoPark Konya'da sanayi ile teknoloji bir arada

Türkiye’nin teknoloji üretme kapasitesine önemli katkı

InnoPark Konya Teknoloji Geliştirme Bölgesi Genel Müdürü Prof. Dr. Ali Kahraman, Konya'nın güçlü üretim altyapısını akademi, girişimcilik ve teknoloji ekosistemiyle buluşturarak sanayinin dijital dönüşümüne öncülük ettiklerini söyledi. Kahraman, Ar-Ge, yapay zekâ, otomasyon, yeşil dönüşüm ve uluslararasılaşma alanlarında yürüttükleri çalışmalarla bölgesel kalkınmaya ve Türkiye'nin teknoloji üretme kapasitesine önemli katkılar sunduklarını vurguladı.

Sevgi PİLGİ

Konya'nın köklü üretim gücünü teknoloji ve inovasyonla buluşturan InnoPark Konya Teknoloji Geliştirme Bölgesi, sanayinin ihtiyaçlarını akademik bilgi ve girişimci çözümleriyle bir araya getirerek katma değerli üretime yön veriyor. InnoPark Konya Teknoloji Geliştirme Bölgesi Genel Müdür Prof. Dr. Ali Kahraman, sanayiden gelen talepleri Ar-Ge projelerine dönüştürdüklerini, üniversite-sanayi iş birliklerini güçlendirdiklerini ve girişimcileri üretim sektörünün çözüm ortağı haline getirdiklerini belirterek, “Amacımız teknolojiyi geliştiren, ticarileştiren ve ekonomik değere dönüştüren sürdürülebilir bir ekosistem oluşturmak” dedi.

 

 

Konya'nın güçlü üretim altyapısı ile teknoloji geliştirme ekosistemi arasında kurulan köprü, temelde ‘sanayinin ihtiyacı’ ile ‘akademinin ve girişimcinin çözüm üretme kapasitesini’ aynı zeminde buluşturmaya dayanıyor.

Bu noktada InnoPark Konya Teknoloji Geliştirme Bölgesi üç temel rol üstleniyor:

  1. Sanayiden teknolojiye doğru talep aktarımı: Konya'daki üretim firmalarının karşılaştığı verimlilik, otomasyon, enerji yönetimi ve dijitalleşme gibi problemleri sistematik şekilde topluyor. Bu sorunları Ar-Ge proje başlıklarına dönüştürüyor.
  2. Üniversite–sanayi entegrasyonu: Akademik bilgi ile sahadaki üretim gücünü aynı projede buluşturuyor. Böylece üniversitelerde geliştirilen teorik çalışmalar, doğrudan üretim hattında karşılık bulabilen çözümlere dönüşüyor.
  3. Girişimcilik ve teknoloji firmaları üzerinden çözüm üretimi: Teknopark bünyesindeki girişimciler ve teknoloji firmaları, Konya'nın üretim sektörüne özel yazılım, otomasyon, yapay zekâ ve mühendislik çözümleri geliştiriyor. Bu da klasik üretimi “akıllı üretime” dönüştüren bir etki oluşturuyor.

Türkiye’nin teknoloji üretme kapasitesine önemli katkı

InnoPark Konya Teknoloji Geliştirme Bölgesi'ni farklı kılan en önemli unsurun, Konya'nın güçlü üretim altyapısını üniversite–sanayi iş birliği ve girişimcilik ekosistemiyle etkin bir şekilde entegre etmesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ali Kahraman, “Bölgemizde yürütülen Ar-Ge faaliyetleri yalnızca akademik çıktılar üretmekle kalmayıp, sanayinin gerçek ihtiyaçlarına çözüm sunan, ticarileşme potansiyeli yüksek ve ekonomik değer üreten teknolojilere dönüşmektedir. Konya'nın makine imalatı, tarım teknolojileri, otomotiv yan sanayi ve savunma sanayi gibi güçlü sektörlerinden beslenen yapımız sayesinde, geliştirilen teknolojilerin sahada uygulanabilirliği ve ticarileşme başarısı daha yüksek olmaktadır. Bu durum, girişimciler ile sanayi kuruluşları arasında güçlü iş birliklerinin kurulmasına da zemin hazırlamaktadır. Ayrıca InnoPark olarak yalnızca ofis ve teşvik sunan bir teknoloji geliştirme bölgesi olmanın ötesinde; girişimcilik, yatırımcılık, uluslararasılaşma ve teknoloji transferi süreçlerini destekleyen bütüncül bir ekosistem oluşturuyoruz. Girişimcilerimizin fikir aşamasından yatırım alma ve küresel pazarlara açılma süreçlerine kadar her aşamada yanında yer alarak sürdürülebilir büyümelerine katkı sağlıyoruz. Bu yaklaşım sayesinde InnoPark, teknolojiyi geliştiren, ticarileştiren ve ekonomik değere dönüştüren bir merkez olarak bölgesel kalkınmaya ve ülkemizin teknoloji üretme kapasitesine önemli katkılar sunmaktadır” dedi.

Konya sanayisinin, geleneksel üretim gücünü koruyarak teknolojiyle bütünleşme konusunda istikrarlı bir ivme yakaladığını söyleyen Prof. Dr. Ali Kahraman, “Özellikle son yıllarda firmalarımızın dijitalleşmeyi artık bir ‘tercih’ değil, rekabetçi kalabilmenin ‘zorunlu koşulu’ olarak görmeye başladığını gözlemliyoruz. Bu dönüşümün en belirgin göstergesi, firmaların Ar-Ge birimleri kurma, üniversitelerle ortak proje yürütme ve teknoparktaki çözüm ortaklarıyla iş birliğine girme konusundaki taleplerinin her geçen yıl artmasıdır. Bu artışı elimizdeki gerçek verilerle rahatlıkla izleyebiliyoruz” dedi.

Dijital dönüşüm, yapay zekâ ve otomasyon alanlarında firmalara hem finansal hem de teknik içerikli destekler sunduklarını söyleyen Kahraman, “Finansal tarafta TÜBİTAK destekli Ar-Ge ve yazılım projeleri için vergi teşviklerinden faydalanma süreçlerinde firmalara rehberlik ediyoruz. Teknik tarafta ise teknoparkımız bünyesindeki yazılım, otomasyon ve yapay zekâ odaklı girişimleri, ihtiyacı olan sanayi firmalarıyla doğrudan eşleştiriyoruz. Böylece firmalar, dışarıdan büyük danışmanlık maliyetlerine girmeden, bölgenin kendi içindeki çözüm ortaklarıyla dijitalleşme projelerini hayata geçirebiliyor. Bu model, hem girişimcilerimize gerçek saha referansları kazandırıyor hem de sanayi firmalarımızın dönüşüm maliyetini makul seviyede tutuyor” şeklinde konuştu.

Doğrudan yatırımcılara sunma fırsatı

Bölgede girişimcilere; Ar-Ge ve yazılım projelerine yönelik vergi teşvikleri, kuluçka/ofis altyapısı, mentorluk ve üniversite–sanayi bağlantılarına erişim gibi temel destek mekanizmaları sunulduğunu söyleyen Kahraman, “Bunun yanında InnoPark, TÜBİTAK 1812 – BİGG Programı uygulayıcı kuruluşu olarak girişimcilerin iş fikirlerini şirketleşme sürecine taşımasında aktif rol üstlenir ve uygun girişimlere 1.350.000 TL erken aşama desteklere erişim imkânı sağlar” dedi.

Bölgede girişimcilerin yatırımcıya erişimini kolaylaştırmak amacıyla yürütülen Investment for Founders Programından da bahseden Kahraman, şu ifadelere yer verdi: “Girişimlerin yatırımcılarla doğrudan buluşmasını sağlayan stratejik bir platform olarak kurgulandı. Bu program kapsamında girişimler; iş modellerini olgunlaştırma, yatırımcı sunumu hazırlama ve finansal projeksiyonlarını geliştirme gibi süreçlerden geçirilerek yatırım görüşmelerine hazırlanır. Böylece girişimciler, fikirlerini daha profesyonel ve ikna edici bir çerçevede yatırımcılara aktarma imkânı bulur. 2025 yılında düzenlenen Investment for Founders etkinliğinde 16 girişim, geliştirdikleri projeleri doğrudan yatırımcılara sunma fırsatı elde etmiş ve ekosistem içerisinde önemli bir görünürlük kazanmıştır.”

Teknoloji geliştirme bölgelerinin, Türkiye'nin ihracat kompozisyonunu emek yoğun üretimden katma değeri yüksek, teknoloji ve know-how temelli üretime kaydırma sürecinde kritik bir rol oynadığını söyleyen Kahraman, “Teknoparklarda geliştirilen yazılım, gömülü sistem ve mühendislik çözümleri, ihraç edilen ürünün içine doğrudan değer olarak giriyor; bu da Türkiye'nin sadece fiziksel ürün değil, bilgi ve teknoloji ihraç eden bir ülke konumuna geçişini hızlandırıyor. InnoPark olarak bizim de bu tabloya katkımız, Konya'nın güçlü üretim altyapısında üretilen ürünlere teknoparktaki firmaların geliştirdiği yazılım ve mühendislik çözümlerini entegre ederek, ihraç edilen ürünün katma değerini artırmak yönünde oluyor” dedi.

Türkiye’nin teknoloji üretme kapasitesine önemli katkı

 

Sürdürülebilirlik odaklı proje fikirleri

Teknoloji geliştirme bölgelerine Yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir üretim konusunda iki yönlü bir rol düştüğünü söyleyen kahraman, “Hem kendi bünyelerindeki girişimcileri yeşil teknolojiler geliştirmeye yönlendirmek, hem de bölgedeki sanayi firmalarını sürdürülebilir üretim modellerine geçiş konusunda yönlendirmek ve desteklemek. Biz InnoPark olarak bu rolü, hem girişimcilik ekosistemimizde çevre ve sürdürülebilirlik odaklı proje fikirlerini teşvik ederek, hem de sanayi firmalarımızı TÜBİTAK'ın yeşil dönüşüm programlarına yönlendirerek hayata geçiriyoruz. Sürdürülebilirliği, sanayinin rekabet gücünü zayıflatan bir yük değil, aksine uzun vadede rekabet avantajına dönüşecek bir yatırım alanı olarak konumlandırıyoruz. Enerji verimliliği, temiz üretim ve karbon azaltımı alanlarında yürüttüğümüz çalışmalar, stratejik olarak sürdürülebilirlik odağında şekillenmektedir. Bu kapsamda özellikle TÜBİTAK 1831 – Yeşil İnovasyon Teknoloji Mentörlük Programı çerçevesinde firmalarımızın yeşil dönüşüm süreçlerine aktif destek sağlanmaktadır. Bölgemiz, TÜBİTAK 1831 programı uygulayıcı kuruluşu olarak firmaların sürdürülebilir üretim modellerine geçişinde rehberlik etmekte; enerji verimliliğinin artırılması, üretim süreçlerinde kaynak kullanımının optimize edilmesi ve karbon salımının azaltılmasına yönelik mentörlük ve yönlendirme faaliyetleri yürütmektedir. Bu doğrultuda program kapsamında gelen başvurular titizlikle değerlendirilmiş olup toplam 156 başvuru alınmış, bunlardan 145'i desteklenmeye hak kazanarak onaylanmıştır. Bu yüksek kabul oranı, bölgemizdeki firmaların yeşil dönüşüm konusundaki farkındalığının ve programa olan ilgisinin güçlü bir göstergesi niteliğindedir” ifadelerine yer verdi.

 

İnovasyon kapasitesini doğrudan güçlendiriyor

Türkiye'nin teknoloji geliştirme ekosisteminin daha güçlü hale gelmesi için yalnızca finansman değil, aynı zamanda bütüncül ve sürdürülebilir bir yapı inşa edilmesi gerektiğini söyleyen Kahraman, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Bu noktada ekosistemin tüm paydaşlarını kapsayan stratejik adımlar büyük önem taşımaktadır. Öncelikle üniversite–sanayi iş birliğinin daha derin ve uygulamaya dönük hale getirilmesi kritik bir adımdır. Akademik bilginin ticarileşme hızının artırılması, araştırma sonuçlarının sahaya daha hızlı aktarılması ve ortak Ar-Ge projelerinin yaygınlaştırılması inovasyon kapasitesini doğrudan güçlendirecektir. Bununla birlikte girişimcilik destek mekanizmalarının daha ölçeklenebilir ve sürdürülebilir olması gerekmektedir. Erken aşama destekler güçlü olmakla birlikte, girişimlerin büyüme ve global pazara açılma süreçlerinde yatırım erişimi, hızlandırma programları ve kurumsal iş birlikleri daha etkin hale getirilmelidir. Bu çerçevede TÜBİTAK gibi kurumlar tarafından yürütülen destek programları önemli bir temel oluşturmakta; ancak bu desteklerin özel sektör, teknoparklar ve yatırımcı ağlarıyla daha bütünleşmiş çalışması ekosistemin etkisini artırmaktadır. Ayrıca nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi de en kritik başlıklardan biridir. Yazılım, yapay zekâ, ileri üretim teknolojileri ve veri bilimi gibi alanlarda yetkinliğin artırılması hem eğitim politikaları hem de sektör içi sürekli öğrenme programlarıyla desteklenmelidir. Son olarak uluslararasılaşma ve küresel ağlara entegrasyon, Türkiye'de geliştirilen teknolojilerin dünya pazarlarına açılmasını hızlandıracaktır. Teknoparklar ve teknoloji geliştirme bölgelerinin global iş birlikleri kurması, girişimlerin ölçeklenmesini doğrudan destekleyecektir.”

Kaynak: Haber Merkezi

 

Yorum Yap

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir