Esra Ocak Tamer
Avrupa Birliği'nin iklim politikaları son yıllarda yalnızca çevresel hedeflerle sınırlı kalmamakta, aynı zamanda uluslararası ticaretin kurallarını da yeniden şekillendirmektedir. Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında hayata geçirilen düzenlemeler; Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD), Döngüsel Ekonomi Eylem Planı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi uygulamalar aracılığıyla sanayi üretiminden finansmana, enerji politikalarından dış ticarete kadar birçok alanı doğrudan etkilemektedir. Özellikle karbon emisyonlarının küresel ticaret üzerindeki etkisinin giderek artması, işletmeler açısından çevresel performansın yalnızca sürdürülebilirlik politikalarının değil, rekabet stratejilerinin de ayrılmaz bir parçası haline gelmesine neden olmaktadır.
Bu dönüşümün en önemli araçlarından biri olan SKDM, uzun süredir hem Avrupa Birliği'nde hem de ihracatçı ülkelerde yakından takip edilmektedir. Ekim 2023 tarihinde başlayan geçiş dönemi boyunca işletmelerden yalnızca ürünlerin gömülü emisyonlarına ilişkin raporlama yapmaları beklenmiş, herhangi bir mali yükümlülük uygulanmamıştır. Ancak 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla geçiş dönemi sona ermiş ve mekanizmanın kesin uygulama dönemine geçilmiştir. Böylece karbon emisyonlarının yalnızca raporlandığı dönem geride kalmış, karbon maliyetlerinin ekonomik sonuç doğurmaya başladığı yeni bir süreç başlamıştır.
Kesin uygulama dönemine geçilmesiyle birlikte Avrupa Komisyonu da uygulamaya ilişkin önemli açıklamalar yayımlamıştır. Özellikle 27 Mayıs 2026 tarihinde güncellenen resmi açıklamalar, uygulama rehberleri ve teknik bilgilendirmeler; ithalat süreçleri, karbon maliyetlerinin hesaplanması, CBAM sertifikalarının satın alınması, karbon fiyatlarının mahsup edilmesi ve doğrulama süreçlerine ilişkin birçok belirsizliği ortadan kaldırmıştır. Ardından 7 Nisan 2026 tarihinde 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin ilk resmi CBAM sertifika fiyatının açıklanması ve 6 Temmuz 2026 tarihinde ikinci çeyrek fiyatının yayımlanmasıyla birlikte SKDM'nin artık yalnızca teorik bir düzenleme olmadığı açık biçimde ortaya konulmuştur.
Aslında SKDM'nin temel amacı oldukça açıktır. Avrupa Birliği uzun yıllardır Emisyon Ticaret Sistemi kapsamında kendi sanayi kuruluşlarına karbon maliyeti uygulamaktadır. Ancak Avrupa dışındaki üreticilerin benzer bir maliyete katlanmadan Avrupa pazarına ürün satabilmesi, Avrupa sanayisi açısından önemli bir rekabet dezavantajı oluşturmaktadır. Bunun sonucunda üretimin karbon düzenlemelerinin daha zayıf olduğu ülkelere kayması riski ortaya çıkmaktadır. Karbon kaçağı olarak adlandırılan bu durum, küresel emisyonların azalmasını sağlamamakta; yalnızca emisyonların farklı coğrafyalara taşınmasına neden olmaktadır.
SKDM ise tam da bu sorunu ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Mekanizma sayesinde Avrupa Birliği'ne ithal edilen ürünler de belirli bir karbon maliyetine tabi tutulmakta ve böylece Avrupa Birliği içerisindeki üreticiler ile üçüncü ülkelerde faaliyet gösteren üreticiler arasında daha eşit rekabet koşulları oluşturulmaktadır. Dolayısıyla SKDM'nin yalnızca çevresel bir düzenleme olarak değerlendirilmesi yeterli değildir. Mekanizma aynı zamanda uluslararası ticaret politikalarının önemli bir aracı niteliği taşımaktadır.
Kesin uygulama döneminde açıklığa kavuşturulan önemli konulardan biri de Yetkilendirilmiş CBAM Beyan Sahibi (Authorised CBAM Declarant) uygulamasıdır. SKDM kapsamındaki ürünleri Avrupa Birliği'ne ithal edecek ithalatçıların veya onların yetkilendirilmiş temsilcilerinin bu statüye sahip olmaları gerekmektedir. Başka bir ifadeyle bu yükümlülük doğrudan Avrupa Birliği'ndeki ithalatçıyı ilgilendirmektedir.
Türk ihracatçıları açısından ise doğrudan Yetkilendirilmiş CBAM Beyan Sahibi olma zorunluluğu bulunmamaktadır. Bununla birlikte Avrupa Birliği'ndeki ithalatçıların SKDM kapsamındaki beyanlarını hazırlayabilmeleri için ürünlerin gömülü emisyon verilerine ihtiyaç duyacak olmaları nedeniyle, ihracatçı işletmelerin doğru, doğrulanabilir ve zamanında emisyon verisi sağlamaları büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla hukuki yükümlülük ithalatçıya ait olmakla birlikte, uygulamanın sağlıklı şekilde yürütülebilmesi ihracatçı ile ithalatçı arasındaki etkin veri paylaşımına bağlı bulunmaktadır.
Komisyon tarafından açıklanan önemli düzenlemelerden biri de düşük hacimli ithalatçılar için getirilen istisnadır. Hidrojen ve elektrik dışındaki SKDM kapsamındaki ürünlerde yıllık toplam ithalat miktarı 50 tonun altında kalan ithalatçılar için Yetkilendirilmiş CBAM Beyan Sahibi olma zorunluluğu uygulanmayacaktır. Bu düzenleme özellikle küçük ölçekli ithalatçılar üzerindeki idari yükü azaltmayı amaçlamaktadır. Ancak Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne gerçekleştirdiği ihracat hacmi dikkate alındığında, mekanizma kapsamındaki ürünlerde faaliyet gösteren işletmelerin büyük bölümünün bu eşik değerin üzerinde yer aldığı değerlendirilmektedir.
İşletmeler tarafından en fazla merak edilen konuların başında mali yükümlülüklerin hangi tarihten itibaren başlayacağı yer almaktadır. Avrupa Komisyonu tarafından yapılan açıklamalara göre 2026 yılı boyunca Avrupa Birliği'ne ithal edilen SKDM kapsamındaki ürünlere ilişkin gömülü emisyonlar, 30 Eylül 2027 tarihine kadar beyan edilecek ve aynı tarihe kadar ilgili CBAM sertifikaları teslim edilecektir. İlk bakışta şirketlere yaklaşık bir yıllık hazırlık süresi tanındığı düşünülebilir. Ancak ürün bazlı karbon ayak izi hesaplamalarının yapılması, üretim süreçlerinden güvenilir veri toplanması, doğrulama faaliyetlerinin tamamlanması ve raporlama altyapılarının oluşturulması dikkate alındığında bu sürenin oldukça sınırlı olduğu anlaşılmaktadır.
Komisyon ayrıca CBAM sertifikalarının satın alma sürecini de ayrıntılı biçimde açıklamıştır. Buna göre sertifika satışları 1 Şubat 2027 tarihinde başlayacaktır. Yetkilendirilmiş CBAM Beyan Sahipleri, CBAM Registry sistemi üzerinden ihtiyaç duydukları sertifika miktarını belirleyerek satın alma işlemlerini gerçekleştireceklerdir. Sertifikalar yalnızca ilgili ithalatçının kendi yükümlülüğünü yerine getirmesi amacıyla kullanılacak olup herhangi bir yatırım aracı niteliği taşımayacak ve şirketler arasında devredilemeyecektir.
Şüphesiz son dönemin en dikkat çekici gelişmesi ise Avrupa Komisyonu'nun ilk CBAM sertifika fiyatlarını açıklamış olmasıdır. Komisyon tarafından yapılan açıklamaya göre 2026 yılı boyunca her çeyrek için ayrı bir CBAM sertifika fiyatı yayımlanacaktır. Bu kapsamda 7 Nisan 2026 tarihinde açıklanan 2026 yılı birinci çeyrek CBAM sertifika fiyatı 75,36 Avro/ton CO₂e olarak belirlenmiştir. Daha sonra 6 Temmuz 2026 tarihinde açıklanan ikinci çeyrek sertifika fiyatı ise 75,28 Avro/ton CO₂e olarak duyurulmuştur.
Komisyon tarafından yayımlanan takvime göre üçüncü çeyrek sertifika fiyatı 5 Ekim 2026, dördüncü çeyrek sertifika fiyatı ise 4 Ocak 2027 tarihinde açıklanacaktır. 2027 yılından itibaren ise çeyreklik fiyatlandırma uygulaması sona erecek ve CBAM sertifika fiyatları haftalık olarak hesaplanarak yayımlanacaktır.
Bununla birlikte dikkat çekici nokta, ithalatçılar sertifikaları fiilen Şubat 2027 tarihinde satın almaya başlayacak olmalarına rağmen Komisyonun fiyatları yaklaşık bir yıl önceden yayımlamaya başlamış olmasıdır. Avrupa Komisyonu bu uygulamayla piyasa aktörlerinin karbon maliyetlerini önceden öngörebilmelerini sağlamayı, bütçe ve yatırım planlamalarını desteklemeyi ve piyasada oluşabilecek gayriresmi fiyat beklentilerinin önüne geçmeyi amaçlamaktadır.
Karbon maliyetlerinin artık resmi fiyatlarla açıklanıyor olması, sembolik bir gelişmenin çok ötesinde anlam taşımaktadır. Karbon emisyonları artık yalnızca sürdürülebilirlik raporlarında yer alan çevresel göstergeler olmaktan çıkmış; üretim maliyetlerini, yatırım kararlarını ve uluslararası rekabet gücünü doğrudan etkileyen ekonomik parametreler haline gelmiştir.
Kaynak: Haber Merkezi
