Reklam

Kocaeli-Belediyesi

Milli Teknoloji Hamlesi’nin merkez üssü: YTÜ Yıldız Teknopark

YTÜ Yıldız Teknopark Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammet Garip, Türkiye'nin teknik üniversite mirasını stratejik bir vizyonla buluşturan teknoparkın, bünyesindeki 24 savunma ve havacılık firması, TUSAŞ ve Baykar gibi devlerle kurulan sinerji, prototipleme imkânları ve uluslararası ofis ağlarıyla Milli Teknoloji Hamlesi'nin kritik merkez üssü olduğunu vurguluyor.
Milli Teknoloji Hamlesi’nin merkez üssü: YTÜ Yıldız Teknopark Milli Teknoloji Hamlesi’nin merkez üssü: YTÜ Yıldız Teknopark
Milli Teknoloji Hamlesi’nin merkez üssü: YTÜ Yıldız Teknopark

Türkiye’nin köklü teknik üniversite mirasını stratejik bir vizyonla birleştiren YTÜ Yıldız Teknopark, Milli Teknoloji Hamlesi çerçevesinde kritik bir köprü görevi üstleniyor. Bünyesindeki 24 savunma ve havacılık firması, TUSAŞ ve Baykar gibi devlerle kurulan sinerji, otonom sistemlerden siber güvenliğe uzanan kümelenme yapısı ve girişimcilere sağlanan uçtan uca desteklerle, yerli teknolojiler küresel pazarlara taşınıyor.

Genel Müdür Doç. Dr. Muhammet Garip, “Sade­ce ofis değil; prototipleme imkânı, Yıldız Techno GSYF yatırımı ve Dubai’den Londra’ya uzanan ofislerimizle girişimlerimizi dünya markası yapmayı hedefliyoruz” dedi. YTÜ Yıldız Tek­nopark, savunma sanayiindeki “Milli Teknoloji Hamlesi” vizyonunu can damarı olarak konum­landırarak, Türkiye’nin stratejik bağımsızlığını besleyen döngüsel bir ekosistem inşa ediyor. Yerli teknolojilerin geliştirilmesini varoluş sebebi sayan teknopark, firmaların Ar-Ge altyapısından akademik danışmanlığa, yatırımcı erişiminden uluslararası pazarlara açılıma kadar çok yönlü desteklerle güçlendiriyor. TUSAŞ ve Baykar gibi stratejik oyuncuların yer aldığı savunma ekosisteminde, Teknopark bünyesinde bugün savunma ve havacılık teknolojileri alanında fa­aliyet gösteren 24 firmanın oluşturduğu sinerji; yapay zekâ, otonom sistemler, siber güvenlik ve haberleşme alanlarında birbirini tamamlayan bir teknoloji ağı kuruyor.

Döngüsel bir ekosistem

Milli Teknoloji Hamlesi vizyonunun, can damarlarından birisi oluşturduğunu söyleyen YTÜ Yıldız Teknopark Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammet Garip, “Çünkü teknoparkların birinci varoluş sebebi; yerli ve milli teknoloji­lerin geliştirilmesi, bu teknolojilerin ülkemize ve dünyaya kazandırılmasıdır. Biz bu yapıyı yalnızca teknoloji üretim merkezi olarak değil aynı zamanda ekonomiyi, ihracatı, istihdamı ve stratejik bağımsızlığı besleyen döngüsel bir ekosistem olarak görüyoruz. Bugün savunma sanayii özelinde geliştirilen her teknoloji; yalnızca bir ürün ortaya koymuyor, Türkiye’nin mühendislik kapasitesini büyüten, insan kaynağını geliştiren ve küresel rekabet gücünü artıran stratejik bir değer üretiyor. Bu noktada teknoparklar, kritik bir köprü görevi üstleniyor. YTÜ Yıldız Teknopark olarak, Milli Teknoloji Hamlesi’nin yalnızca bugünü değil, Türkiye’nin gelecekteki ekonomik ve stratejik gücünü şekil­lendiren en önemli vizyonlardan biri olduğuna inanıyoruz” dedi. YTÜ Yıldız Teknopark, yerli firmalarını yalnızca teknoloji geliştirmesini değil, bu teknolojileri sürdürülebilir ticari başarıya dö­nüştürmesini de önemsiyor. Firmalarına Ar-Ge altyapısından akademik danışmanlığa, yatırımcı erişiminden uluslararası pazarlara açılıma kadar çok yönlü destekler sunuyor. Bu doğrultuda, MENA bölgesi ve Avrupa başta olmak üzere gerçekleştirdikleri uluslara­rası açılımlarla girişimlerini dünya pazarlarına erişi­mini destekliyor.

Kümelenme kültürünün doğal bir sonucu

YTÜ Yıldız Teknopark bünyesinde savunma ve havacılık teknolojileri alanında faaliyet göste­ren 24 firmanın bulunduğunu söyleyen Doç. Dr Muhammet Garip, “Bu ekosistem içerisinde TUSAŞ ve Baykar Teknoloji gibi Türkiye’nin stratejik teknoloji oyuncularının yer alması, oluşan sinerjinin gücünü daha da artırıyor. Biz savunma teknolojilerinde asıl değerin yalnızca firma sayısıyla değil, firmalar arasında kurulan iş birliği kültürüyle ortaya çıktığına inanıyoruz. Bu nedenle şirketleri, girişimleri, akademisyenleri ve kamu paydaşlarını aynı üretim zemini üzerinde buluşturan kümelenmesi yapısı kurduk. Özellikle yapay zekâ, otonom sistemler, siber güvenlik, haberleşme teknolojileri ve görüntü işleme alanlarında çalışan firmalarımız birbirini tamam­layan bir teknoloji ağı oluşturuyor. Bu yaklaşımın somut çıktılarından biri de hayata geçirdiğimiz Yıldız Tech Buluşmaları oldu. Yıldız Tech Buluş­maları’nı yalnızca bir networking organizasyonu değil, teknopark içinde oluşan kümelenme kültürünün doğal bir sonucu olarak görüyoruz. Burada şirketler birbirlerinin yetkinliklerini tanıyor, ortak Ar-Ge alanları oluşturuyor ve stratejik iş birlikleri geliştiriyor. Özellikle savun­ma ve havacılık gibi yüksek teknoloji gerektiren alanlarda bu temaslar; ortak proje geliştirme, tedarik zinciri entegrasyonu ve yeni teknoloji iş birliklerine dönüşüyor” ifadelerine yer verdi.

Yüksek katma değerli bir inovasyon alanı

Girişimcilik merkezleri YTU Startup House bünyesinde savunma sanayiine yönelik ilginin son dönemde çok daha bilinçli ve stratejik bir noktaya evrildiğini dile getiren Doç. Dr. Muhammet Garip, “Gençlerimiz artık kritik teknolojilerde yerlileşmeyi, veri güvenliğini, yapay zekâ destekli sistemleri, otonom yapıları ve siber dayanıklılığı odağına alan çözüm­ler üretmeyi hedefliyor. Bu dönüşümü en net şekilde yürütmüş olduğumuz Türkiye’nin üniversitelerarası en bü­yük girişimcilik programı olan Yıldız Kaşifleri’nde gördük. Programın ikinci döneminde Türkiye genelinde 34 farklı üniversiteden öğrencilerin katılımıyla 830 öğrenci ve 167 proje başvurusu aldık. En dikkat çekici nokta ise savun­ma sanayiinin 50 proje ile en yoğun başvuru alan dikey olmasıydı. Bu tablo bize gençlerin milli teknoloji hamlesine yalnızca ilgi duymadığını, doğrudan katkı üretmek istediğini gösteriyor. YTU Startup House merkezimiz bu alanda klasik kuluçka yaklaşımının ötesine geçen özel mentorluk mekanizmaları kurguluyor. Çünkü savunma teknolojileri geliştiren girişimlerin ihtiyaçları; regü­lasyon, sertifikasyon, güvenlik protokol­leri, saha doğrulaması ve kamu-sanayi entegrasyonu açısından farklılaşıyor. YTÜ Yıldız Teknopark olarak gençle­rin geliştirdiği teknolojilerin yalnızca bugünün ihtiyacına değil, geleceğin stratejik dönüşümüne cevap verecek kapasitede olmasını hedefliyoruz. Bu nedenle savunma sanayiini yalnızca bir sektör değil; yapay zekâdan mobiliteye, uzay teknolojilerinden siber güvenliğe kadar pek çok alanı besleyen yüksek katma değerli bir inovasyon alanı olarak konumlandırıyoruz” şeklinde konuştu.

Prototipleme süreçleri çok daha hızlı

Garip, şöyle konuştu: “Biz bu süreci yalnızca bir ofis veya altyapı desteği olarak değil, uçtan uca bir teknoloji geliştirme ve yatırım ekosis­temi olarak ele alıyoruz. Özellikle savunma teknolojileri geliştiren girişimlere; prototipleme imkanları, üniversite-sanayi iş birlikleri, akade­mik danışmanlık gibi süreçlerde destek sunu­yoruz. İstanbul Sanayi Odası iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Türkiye’nin en kapsamlı Endüstriyel Prototipleme Merkezi sayesinde ise girişimciler, ürün geliştirme ve prototipleme süreçlerini çok daha hızlı ve düşük maliyetle gerçekleştirebili­yor. Bunun yanında kamu destekleri, TÜBİTAK ve uluslararası fon mekanizmalarına erişim ko­nusunda da aktif mentorluk veriyoruz. Finansal tarafta ise en önemli araçlarımızdan biri Yıldız Techno GSYF. Bu fon ile yüksek teknoloji odaklı girişimlerin uzun soluklu Ar-Ge süreçlerinde ihtiyaç duyduğu sermaye desteğini sağlamayı hedefliyoruz.”

Yıldız Techno GSYF’nin temel vizyonu, önü­müzdeki 10 yıl içinde 25 milyon dolarlık yatırım bütçesiyle en az bir Turcorn ortaya çıkarmak. YTÜ Yıldız Teknopark, fon kapsamında yaklaşık 20 teknoloji şirketine yatırım yapmayı planlanı­yor. Girişimcilerin yalnızca bugünkü ihtiyaçlarına değil, küresel ölçekte rekabet edecek teknoloji şirketlerine dönüşüm yolculuklarına yatırım yapıyor.

Kritik savunma sanayii oyuncuları ekosistem içerisinde yer alıyor

Savunma sanayiinde yalnızca teknoloji geliştiren şirketlere ev sahipliği yapan bir yapı değil, bü­yük ölçekli ana yükleniciler ile yenilikçi KOBİ’ler arasında stratejik bir köprü görevi üstlenen bir ekosistemi olduğunu söyleyen Garip, “Özellikle Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda Baykar Teknoloji ve TUSAŞ gibi ülkemizin kritik savunma sanayi oyuncularının ekosistemimiz içerisinde yer alması, KOBİ’lerimizin doğrudan yüksek teknoloji üretim zincirlerine entegre olabilmesi açısından çok önemli bir avantaj sağlıyor. Bu kapsamda, ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN ve Baykar gibi ana yüklenicilerin ihtiyaç duyduğu yapay zekâ, gömülü sistem­ler, ileri malzeme teknolojileri, siber güvenlik, otonom sistemler ve çift kullanım teknolojileri alanlarında çalışan girişim ve KOBİ’leri görünür kılacak etkinlikler düzenliyor ve bu çalışmaları­mızı ekosistemimize yayıyoruz. Buradaki temel hedefimiz yalnızca firmaları bir araya getirmek değil; KOBİ’lerin, aynı şekilde ilgili girişimcilerin savunma sanayiinin kalite standartlarına, sertifikasyon süreçlerine, öl­çeklenebilir üretim altyapılarına ve ihracat yetkinliklerine hazırlanmasını sağlamak. Bu doğrultuda; ihtiyaç odaklı B2B eşleştirmeler, teknik mentorluk programları, kümelenme çalışmaları, yatırım ve proje destek mekanizmaları ile çok katmanlı bir yapı içinde destekler sunuyoruz” şeklinde konuştu.

YTÜ Yıldız Teknopark, Londra, Dubai, Amsterdam ve Üsküp’te bulunan ofisleri sayesinde şirketlerine sadece bir ofis alanı değil; doğrudan pazara erişim, iş geliştirme, yatırımcı bağlantıları ve stratejik iş birlikleri fırsatları sunuyor.

Kaynak: Sanayi Gazetesi

Yorum Yap

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir