Türkiye’nin bilgi ve insan kaynağı açısından güçlü olduğunu vurgulayan Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hacı Ali Mantar, asıl meselenin bu gücü ürüne ve pazara dönüştürmek olduğunu söyledi: “Yetenek var, bilgi var; eksik olan ürünleşme ve yaygın kullanım.”
“Problem eğitim değil, ürünleştirme süreci”
Türkiye’nin yazılım ve siber güvenlik alanında bilgi ve insan kaynağı açısından ciddi bir eksikliği olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Hacı Ali Mantar, en büyük sorunun bu birikimin ürüne dönüşmesinde yaşandığını belirtiyor.
Üniversitelerde verilen eğitimin niteliğine dikkat çeken Mantar, özellikle Gebze Teknik Üniversitesi bünyesinde güçlü bir akademik kadro ve uygulama temelli eğitim modeli bulunduğunu ifade ediyor. Dünya deneyimine sahip akademisyenlerin yetiştirdiği mühendislerin uluslararası ölçekte rekabet edebilecek düzeyde olduğunu söyleyen Mantar, “Bizim problemimiz bilgi değil, bu bilgiyi ürüne dönüştürme süreci” diyor.
Bu noktada özellikle yazılımın ticarileşmesi ve yaygınlaşmasının kritik bir eşik olduğunu vurgulayan Mantar’a göre, son yıllarda devlet destekleriyle bu alanda önemli ilerlemeler kaydedilse de Türkiye henüz yolun başında.
Açık kaynak yazılım ekosistemi: Milyar dolarlık fırsat
Mantar’ın dikkat çektiği bir diğer kritik başlık ise açık kaynak yazılımlar. Türkiye’de açık kaynak kullanım oranının gelişmiş ülkelere kıyasla oldukça düşük olduğunu belirten Mantar, bu alandaki potansiyelin yeterince değerlendirilmediğini ifade ediyor.
“Yalnızca açık kaynak kültürünü yaygınlaştırarak bile Türkiye milyarlarca doları cebinde tutabilir” diyen Mantar, üniversite olarak bu alanda somut adımlar attıklarını belirtiyor.
Gebze Teknik Üniversitesi’nde birçok yazılımın açık kaynak sistemlere dönüştürüldüğünü ve bu sayede ciddi maliyet avantajı sağlandığını vurgulayan Mantar, bu dönüşümün aynı zamanda güvenlik açısından da önemli kazanımlar sunduğunu ifade ediyor.
Tüm savunma teknolojisini koruyacak güç: Siber güvenlik
Siber güvenliğin artık kara, hava ve deniz kuvvetleri kadar önemli bir alan haline geldiğini belirten Prof. Dr. Hacı Ali Mantar, bu alanın geleceğin en kritik savunma başlıklarından biri olduğunu söylüyor.
Türkiye’nin bu alanda da bilgi ve yetenek açısından güçlü olduğunu ifade eden Mantar, bugüne kadar binlerce projenin desteklendiğini ve önemli bir know-how oluştuğunu belirtiyor. Ancak en büyük sorunun yerli ürün kullanım oranının düşüklüğü olduğuna dikkat çekiyor.
“Yerli siber güvenlik ürünlerinin kullanım oranını artırmalıyız. Bu, sadece ekonomik değil aynı zamanda ciddi bir güvenlik zafiyetidir” diyen Mantar, kritik sistemlerin yabancı yazılımlarla korunmasının risklerine işaret ediyor.
Akıllı sistemler: Kontrol sizde değilse tehdittir
Yapay zekâ, otonom sistemler ve nesnelerin interneti gibi teknolojilerin hızla hayatın merkezine yerleştiğini belirten Mantar, bu gelişmelerin beraberinde ciddi riskler de getirdiğini ifade ediyor.
Akıllı sistemlerin kontrolünün yerli ve milli olması gerektiğini vurgulayan Mantar, “Bir sistem ne kadar akıllıysa, kontrol sizde değilse o kadar tehlikeli olabilir” diyor.
Bugün dünyanın herhangi bir yerinden kritik sistemlere müdahale edilebileceğine dikkat çeken Mantar, bu nedenle yazılım ve siber güvenliğin milli olması gerektiğini güçlü bir şekilde dile getiriyor.
Kuantumdan görünmezliğe: geleceğin teknolojileri GTÜ’de Şekilleniyor
Gebze Teknik Üniversitesi’nin savunma sanayiine yönelik çalışmalarının oldukça geniş bir yelpazeye yayıldığını belirten Mantar, özellikle kuantum teknolojileri üzerinde yoğunlaştıklarını ifade ediyor.
Kuantum bilgisayarların mevcut şifreleme sistemlerini geçersiz kılabileceğini belirten Mantar, bu nedenle kuantuma dayanıklı sistemlerin geliştirilmesinin kritik olduğunu vurguluyor. Bu kapsamda kuantum radar, sensör ve haberleşme teknolojileri üzerine çalışmalar yürütüldüğünü ifade ediyor.
Ayrıca Türkiye’nin milli savunma projeleriyle doğrudan entegre çalışmaların da sürdüğünü belirten Mantar, TR Motor ile kurulan iş birliğinin bu alandaki en somut örneklerden biri olduğunu söyledi. Prof. Dr. Hacı Ali Mantar bunun yanı sıra; radar görünmezliği, elektromanyetik koruma, patlayıcı tespiti ve yeni nesil motor teknolojileri gibi birçok kritik alanda çalışmaların devam ettiğini belirtiyor.
“Üniversitelerimiz artık sadece bilgi üretmekle kalmıyor, çözümde geliştiriyor”
Mantar’ın altını çizdiği en önemli noktalardan biri de disiplinler arası çalışma kültürü. Aynı akademisyenin hem tarımdaki ürünün raf ömrünü uzatmayla alakalı çalıştığını hem de savunma sanayii için kritik teknolojiler geliştirebildiğini belirten Mantar, bu yaklaşımın inovasyonun temelini oluşturduğunu ifade ediyor.
Bu model sayesinde farklı sektörlerin birbirini beslediğini söyleyen Mantar, üniversitelerin artık sadece bilgi üreten değil, aynı zamanda çözüm geliştiren yapılar haline geldiğini belirtiyor.
“Öğrencilerimize özgüven ve problem çözme becerisi kazandırmalıyız”
Türkiye’de nitelikli mühendis eksikliği olduğu yönündeki algıya katılmadığını belirten Prof. Dr. Hacı Ali Mantar, asıl meselenin özgüven ve uygulama deneyimi olduğunu vurguluyor.
Üniversitelerin rolünün yalnızca bilgi aktarmak olmadığını ifade eden Mantar, öğrencilere problem çözme becerisi ve özgüven kazandırmanın daha önemli olduğunu söylüyor.
Bu kapsamda kampüs içerisinde öğrenci atölyeleri kurduklarını, öğrencilerin gerçek projeler üzerinde çalışmasını teşvik ettiklerini belirten Mantar, teknopark ve sanayi iş birliklerinin de bu sürecin önemli bir parçası olduğunu ifade ediyor.
TEKNOFEST etkisi: Toplumsal üretim bilinci
Son yıllarda düzenlenen teknoloji yarışmalarının öğrenci motivasyonu üzerindeki etkisine de değinen Mantar, TEKNOFEST gibi organizasyonların gençlerin özgüvenini artırdığını belirtti. Öğrencilerin artık sadece derslere değil, projelere ve takım çalışmalarına da yoğunlaştığını ifade eden Mantar, bu dönüşümün Türkiye’nin teknoloji üretim kapasitesine doğrudan katkı sunduğunu söyledi. Aynı zamanda özellikle TEKNOFEST’in toplumsal anlamda bir “üretim kültürü” kazandırdığını belirten Mantar, bu kültürün 7’den 70’e toplumun tamamına yayıldığını aktardı.
“Geleceğimiz sadece yerli teknoloji üretmeye değil ona sahip çıkmakta saklı”
Tüm bu başlıkların ortak noktasının kararlılık ve kültürel dönüşüm olduğunu belirten Prof. Dr. Hacı Ali Mantar, Türkiye’nin teknoloji yolculuğunda önemli bir eşiği geçtiğini ancak daha alınacak uzun bir yol olduğunu ifade ediyor.
Özellikle yerli ürün kullanımının artırılması, açık kaynak kültürünün yaygınlaştırılması ve girişimlerin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Mantar, şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Bilgi var, insan var, altyapı var. Şimdi bunları ürüne dönüştürme ve kullanma zamanı. Bunu başardığımızda Türkiye’nin teknoloji liginde çok daha üst sıralara çıkması kaçınılmaz.”
Mantar’a göre, Türkiye’nin geleceği yalnızca teknoloji üretmekten değil, ürettiği teknolojiyi sahiplenmekten ve yaygınlaştırmaktan geçiyor.
Kaynak: Sanayi Gazetesi
