HSBC Global Investment Research, 4 Ağustos 2026 tarihli “Türkiye: Anadolu Adaptasyonu” raporunda Türk hisse senetlerinin performansını ve piyasalara ilişkin beklentilerini değerlendirdi.
Rapora göre Türk hisseleri, yılın başından bu yana FTSE Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi’nden yüzde 5 daha iyi performans gösterdi. Ancak söz konusu pozitif ayrışmanın önemli bir bölümünün ocak ve şubat aylarında gerçekleştiği belirtildi. Orta Doğu’da çatışmaların başlamasının ardından ise piyasanın dalgalı bir görünüm sergileyerek belirli bir fiyat aralığında hareket ettiği kaydedildi.
Petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon beklentileri üzerinde baskı oluşturduğuna işaret edilen raporda, bu durumun Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının politika faizini yüzde 37’de sabit tutmasına ve faiz indirim sürecinin ötelenmesine yol açtığı ifade edildi.
HSBC ekonomistleri, yurt içindeki olumlu gelişmelerin devam etmesi halinde TCMB’nin faiz indirimlerine eylül ayında yeniden başlayabileceğini öngörüyor. Raporda, Türk hisse senedi piyasasının birkaç ay daha dar bir bantta seyretmesinin ardından 2026’nın son çeyreğinde kalıcı bir yükseliş trendine girebileceği ve bu hareketin 2027 boyunca sürebileceği tahminine yer verildi.
HSBC Türkiye’de yatırım fırsatı sunan 4 sektörü açıkladı
HSBC’nin raporunda, makroekonomik koşulların yabancı sermaye girişini desteklemekte yetersiz kaldığı bir senaryoda bile Türkiye’nin iç ekonomik gelişmelerden bağımsız olarak büyüyebilecek yapısal alanlara sahip olduğu belirtildi. Yatırımcılar açısından öne çıkan sektörler savunma sanayii, altyapı ve yeniden imar, yapay zekâ altyapısı ile havacılık olarak sıralandı.
Savunma sanayiinin, dünya genelinde yükselen askeri harcamalar ve Türkiye’nin uluslararası pazarlarda genişleyen ihracat payıyla büyüme potansiyeli taşıdığı kaydedildi.
Altyapı ve yeniden imar alanında Doğu Akdeniz’de yürütülmesi beklenen yeniden yapılanma çalışmaları ile Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerindeki büyük ölçekli projelerin Türk şirketleri için fırsatlar barındırdığı ifade edildi. Ukrayna’nın yeniden inşa sürecinin de koşullara bağlı ilave bir potansiyel oluşturabileceği belirtildi.
Yapay zekâ yatırımlarının ihtiyaç duyduğu enerji altyapısı da büyüme vadeden alanlar arasında gösterildi. ABD’de yaşanan tedarik darboğazları ve uzayan teslim sürelerinin, Türkiye’deki trafo ve transformatör üreticilerinin rekabet gücünü artırabileceği değerlendirildi.
Havacılık sektöründe ise Körfez merkezleri üzerinden yönlenen uluslararası yolcu trafiğinin İstanbul’un küresel uçuş ağındaki payını genişletmesine katkı sağladığına dikkat çekildi.
Yabancı payı geriledi, cazip değerlemeler öne çıktı
HSBC’nin raporunda, Borsa İstanbul’daki yabancı yatırımcı payının son 10 yılda yüzde 65’ten yüzde 33’e düştüğüne dikkat çekildi. Mart-haziran döneminde hisse senedi piyasasından yaklaşık 2 milyar dolarlık yabancı sermaye çıkışı gerçekleştiği hatırlatıldı.
Yabancı yatırımcıların piyasadaki düşük ağırlığına rağmen mevcut değerlemelerin uzun vadeli olumlu beklentileri desteklediği belirtildi. BIST’in gelecek 12 aya ilişkin fiyat/kazanç oranının 7,5 seviyesinde olduğu kaydedilirken, piyasanın yüzde 25 olarak fiyatladığı özkaynak maliyetinin uzun vadeli enflasyon tahminleri dikkate alındığında aşırı temkinli kaldığı değerlendirildi.
Raporda, Borsa İstanbul’un görünümünü etkileyebilecek risklere de yer verildi. İç siyasette artabilecek belirsizliğin ve olası bir erken seçim tartışmasının piyasalardaki dalgalanmayı güçlendirebileceği ifade edildi.
MSCI’ın Türkiye’ye Kasım 2026’ya kadar serbest dolaşımdaki payların şeffaflığını artırma yönünde tanıdığı süre de izlenen başlıklar arasında gösterildi. Bununla birlikte HSBC, bugüne kadar atılan adımların Türkiye piyasasına yönelik olası bir kısıtlamanın önüne geçmesini bekliyor.
