Esra Ocak Tamer
Türkiye'de sürdürülebilir finans alanında uzun süredir hazırlıkları devam eden en önemli politika çalışmalarından biri olan Ulusal Yeşil Finans Stratejisi ve Eylem Planı (2026-2029), 4 Temmuz 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile yürürlüğe girmiştir. Hazine ve Maliye Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan bu stratejik çerçeve, Türkiye'nin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi doğrultusunda sürdürülebilir finans sisteminin geliştirilmesine yönelik ulusal yol haritasını ortaya koymaktadır. Kamu kurumlarından bankacılık sektörüne, sermaye piyasalarından sigortacılık sistemine, reel sektörden uluslararası finans kuruluşlarına kadar geniş bir paydaş kitlesini kapsayan çalışma, yeşil dönüşümün finansman altyapısını güçlendirmeyi amaçlamaktadır.
Strateji ve Eylem Planı, üç stratejik amaç, on bir hedef ve kırk beş eylemden oluşmaktadır. Hazırlanan yol haritası; sürdürülebilir finans için güçlü bir kurumsal ve teknik altyapının oluşturulmasını, yeşil finans piyasalarının geliştirilmesini, iklim risklerinin finansal sisteme entegre edilmesini, uluslararası iklim finansmanına erişimin artırılmasını ve yeşil dönüşüm yatırımlarının desteklenmesini temel öncelikler olarak belirlemektedir. Bunun yanında Türkiye Yeşil Taksonomisinin geliştirilmesi, sürdürülebilir finans veri altyapısının güçlendirilmesi ve çevresel verilerin standardizasyonu öncelikli alanlar arasında yer almaktadır. Ayrıca sürdürülebilir finans araçlarının çeşitlendirilmesi, finans sektörü ile reel sektörün kapasitesinin artırılması ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesine yönelik çok sayıda eylem tanımlanmaktadır. Bu yönüyle plan, yalnızca genel hedefler ortaya koyan bir politika belgesi değil; sorumlu kurumları, uygulanacak faaliyetleri ve izleme mekanizmalarını tanımlayan kapsamlı bir uygulama programı niteliği taşımaktadır.
Stratejinin temel yaklaşımı, iklim değişikliğini yalnızca çevresel bir sorun olarak değil, aynı zamanda ekonomik büyümeyi, yatırım kararlarını ve finansal istikrarı doğrudan etkileyen yapısal bir dönüşüm alanı olarak ele almaktadır. Düşük karbonlu ekonomiye geçiş için gerekli yatırımların büyüklüğü dikkate alındığında, kamu kaynaklarının tek başına yeterli olmayacağı; bankacılık sektörü, sermaye piyasaları, yatırım fonları, sigorta sistemi, katılım finans kuruluşları ve uluslararası finans kuruluşlarının sürecin aktif bir parçası olması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu nedenle sürdürülebilir finans, yalnızca çevresel projelerin finansmanı olarak değil; ekonomik dönüşümün finansal zemini ve kalkınmanın önemli araçlarından biri olarak değerlendirilmektedir.
Planda öne çıkan en önemli başlıklardan biri, Türkiye'de sürdürülebilir ekonomik faaliyetlerin ortak kriterlerle tanımlanmasını sağlayacak Türkiye Yeşil Taksonomisinin oluşturulmasıdır. Bugüne kadar farklı kurumlar ve yatırımcılar tarafından farklı değerlendirme yöntemleri kullanılabilirken, taksonomi sayesinde hangi yatırımın çevresel açıdan sürdürülebilir olduğu ortak kriterlerle belirlenecektir. Böylece yatırımcılar, finans kuruluşları ve şirketler açısından daha şeffaf, karşılaştırılabilir ve güvenilir bir sürdürülebilir finans ekosistemi oluşturulması hedeflenmektedir. Aynı zamanda çevresel verilerin standardizasyonu, sürdürülebilirlik verilerinin karşılaştırılabilir hale getirilmesi ve veri altyapısının güçlendirilmesi de bu sürecin temel bileşenleri arasında yer almaktadır.
Strateji ve Eylem Planı'nın dikkat çeken yönlerinden biri de finansal ürün çeşitliliğinin artırılmasına verdiği önemdir. Yeşil tahviller, yeşil kira sertifikaları (sukuk), sürdürülebilirlik bağlantılı finansman araçları, geçiş finansmanı ve benzeri yenilikçi finansman modellerinin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Böylece hem yatırımcılara farklı finansman seçenekleri sunulması hem de yeşil dönüşüm yatırımlarının daha uygun koşullarda finanse edilmesi amaçlanmaktadır. Bunun yanında uluslararası iklim fonları, çok taraflı kalkınma bankaları ve diğer uluslararası finansman kaynaklarından daha etkin yararlanılması da stratejinin temel öncelikleri arasında yer almaktadır.
Hazırlanan strateji, yalnızca yeni finansman araçlarının geliştirilmesini değil, iklim değişikliğinin finansal sisteme etkilerinin daha etkin yönetilmesini de hedeflemektedir. Bu kapsamda bankaların, yatırım kuruluşlarının ve diğer finansal aktörlerin iklim kaynaklı fiziksel ve geçiş risklerini risk yönetimi ve karar alma süreçlerine entegre etmeleri öngörülmektedir. Böylece finansal sistemin iklim değişikliğinden kaynaklanabilecek risklere karşı daha dayanıklı hale getirilmesi ve uzun vadeli finansal istikrarın desteklenmesi amaçlanmaktadır.
Stratejinin önemli bileşenlerinden biri de sürdürülebilir finans alanında kurumsal kapasitenin güçlendirilmesidir. Kamu kurumlarının, düzenleyici ve denetleyici otoritelerin, finans kuruluşlarının, şirketlerin ve akademinin bilgi ve uygulama kapasitesinin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Bu doğrultuda eğitim faaliyetlerinin yaygınlaştırılması, teknik rehberlerin hazırlanması, sürdürülebilir finans alanında uzman insan kaynağının artırılması, kurumlar arası koordinasyon mekanizmalarının güçlendirilmesi ve çevresel veri altyapısının geliştirilmesine yönelik eylemler öngörülmektedir. Böylece sürdürülebilir finans ekosisteminin yalnızca düzenlemelerle değil, güçlü bir kurumsal yapı ve etkin iş birliği mekanizmalarıyla desteklenmesi amaçlanmaktadır.
Strateji ve Eylem Planı'nın dikkat çeken yönlerinden biri de uygulanabilirliğe verdiği önemdir. Eylemler yalnızca genel hedefler olarak tanımlanmamış; her bir faaliyet için sorumlu ve ilgili kurumlar belirlenmiş, kurumlar arası iş birliğini güçlendirecek bir yönetişim yapısı oluşturulmuştur. Hazine ve Maliye Bakanlığı koordinasyonunda yürütülecek süreçte Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu başta olmak üzere birçok kamu kurumu ve düzenleyici otorite aktif rol üstlenmektedir. Ayrıca ilgili bakanlıklar, finans sektörü temsilcileri, uluslararası kuruluşlar ve özel sektörün de uygulama sürecine katkı sağlaması öngörülmektedir. Bu yapı, sürdürülebilir finansın yalnızca finans sektörünün değil, bütün ekonomik ekosistemin ortak sorumluluğu olarak ele alındığını göstermektedir.
Plan kapsamında 2026-2029 dönemine yayılan uygulama takvimi oluşturulmuş ve belirlenen eylemlerin düzenli olarak izlenmesi, değerlendirilmesi ve gerektiğinde güncellenmesi öngörülmüştür. Bu yaklaşım, stratejinin yalnızca hedefleri ortaya koyan statik bir belge olmasının ötesine geçerek performansı izlenebilen ve gelişen ihtiyaçlara göre güncellenebilen dinamik bir yönetim modeli sunduğunu göstermektedir. Aynı zamanda uygulama sonuçlarının izlenmesi, kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve eylemlerin etkinliğinin değerlendirilmesi, stratejinin başarısı açısından kritik unsurlar arasında yer almaktadır.
Strateji ve Eylem Planı, bankacılık sektörünün yanı sıra sermaye piyasaları, katılım finans kuruluşları, sigortacılık sistemi, bireysel emeklilik fonları, kalkınma ve yatırım bankaları ile uluslararası finans kuruluşlarını aynı sürdürülebilir finans ekosisteminin parçaları olarak değerlendirmektedir. Bununla birlikte KOBİ'lerin yeşil dönüşüm yatırımlarına erişiminin kolaylaştırılması, reel sektörün sürdürülebilir finans araçlarından daha etkin yararlanması ve özel sektör yatırımlarının teşvik edilmesi de öncelikli eylemler arasında bulunmaktadır. Böylece finansal sistem ile reel sektör arasında daha güçlü bir sürdürülebilirlik ilişkisinin kurulması ve yeşil dönüşüm yatırımlarının daha geniş bir tabana yayılması amaçlanmaktadır.
Uluslararası ticaret ve finans sisteminde yaşanan dönüşüm, yeşil finansı çevre politikalarının ötesinde ekonomik rekabetin temel unsurlarından biri hâline getirmiştir. Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) gibi uygulamalar, şirketlerin üretim süreçlerinden ihracat kabiliyetlerine, yatırım kararlarından finansmana erişimine kadar birçok alanda yeni yükümlülükler ortaya koymaktadır. Finansman sağlayan kuruluşlar da giderek daha fazla çevresel riskleri, iklim hedeflerini ve sürdürülebilirlik performansını yatırım kararlarının bir parçası olarak değerlendirmektedir. Bu gelişmeler, Türkiye'nin sürdürülebilir finans altyapısını güçlendirmesini ve yeşil dönüşümü destekleyecek finansal araçlarını geliştirmesini gerekli kılmaktadır. Ulusal Yeşil Finans Stratejisi ve Eylem Planı da bu ihtiyaca cevap veren kapsamlı bir yol haritası sunmaktadır.
Sonuç olarak Ulusal Yeşil Finans Stratejisi ve Eylem Planı, yalnızca finans sektörüne yönelik bir politika metni değil; Türkiye'nin düşük karbonlu ve sürdürülebilir kalkınma vizyonunu destekleyen kapsamlı bir dönüşüm programıdır. Üç stratejik amaç, on bir hedef ve kırk beş eylemden oluşan bu yol haritası; finansal kaynakların sürdürülebilir yatırımlara yönlendirilmesini, iklim risklerinin finansal sisteme entegre edilmesini, Türkiye Yeşil Taksonomisinin hayata geçirilmesini, yeni finansman araçlarının geliştirilmesini, uluslararası iklim finansmanından daha etkin yararlanılmasını ve sürdürülebilir finans ekosisteminin kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesini hedeflemektedir. Önümüzdeki dönemde kamu kurumlarından finans sektörüne, sanayiden KOBİ'lere kadar geniş bir kesim için önemli bir referans niteliği taşıyacak olan bu stratejik çerçeve, Türkiye'nin yeşil dönüşüm sürecinin finansal temelini şekillendirecek en önemli politika çalışmalarından biri olarak öne çıkmaktadır. Bu nedenle başarısı yalnızca belirlenen eylemlerin uygulanmasına değil; kamu, özel sektör ve finans dünyasının ortak bir vizyon doğrultusunda hareket edebilmesine bağlı olacaktır. Bu yönüyle Strateji ve Eylem Planı, Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasında ve uluslararası yeşil finans ekosistemiyle daha güçlü bir entegrasyon sağlamasında kritik bir kilometre taşı niteliği taşımaktadır.
Kaynak: Haber merkezi
