Son dönemde artan genç suçluluk oranlarına karşı ezber bozan bir sosyal sorumluluk ve teknoloji hamlesi başlatan Adres Patent, 18 yaş altındaki tüm gençlerin patent başvurularını bedelsiz üstleniyor. Gençliği ekran bağımlılığından ve suç ekonomisinden koparıp “fikir ekonomisine” kazandırmayı hedefleyen bu stratejik adımı, Milli Teknoloji Hamlesi’nin mucit ordusunu ve sınai mülkiyetin savunma sanayiindeki hayati rolünü Adres Patent Genel Müdürü Cumhur Akbulut aktardı.
Türkiye, yerli savunma sanayiinde, havacılıkta ve dijital teknolojilerde küresel ölçekte “oyun değiştirici” bir aktör olma yolunda hızla ilerlerken, bu başarının sürdürülebilirliği tek bir kritere bağlı: Özgün fikir üreten ve bu fikri küresel pazarda koruyabilen bir nesil yetiştirmek. Sınai mülkiyet hakları alanında Türkiye’nin öncü kurumu olan Adres Patent, tam da bu noktada sadece teknik bir tescil ofisi olmanın ötesine geçerek toplumsal ve teknolojik bir paradigma değişimine liderlik ediyor. Patent bilincini ticari bir prosedürden ziyade bir “fikri namus” ve “stratejik koruma refleksi” olarak gören Adres Patent, geleceğin milli projelerinde görev alacak genç zihinlere veriyi ve fikri yönetme disiplinini erken yaşta aşılıyor. “İcat çıkarma!” denilerek büyütülen bir toplumun kodlarını “Hayal kur, patentini biz alalım” vizyonuyla yeniden yazan Adres Patent, sıfırdan bir fikrin tescil yolculuğunu ve gelecekteki mucit ordusunun nasıl inşa edileceğini anlattı.
“Gençler ‘Suçla’ Değil, ‘Buluşla’ Anılsın!” ifadesi oldukça dikkat çekici. Adres Patent’i, gençliği suç ekonomisinden fikir ekonomisine yönlendiren bu denli keskin ve toplumsal bir duruş sergilemeye iten temel motivasyon ne oldu?
Son dönemde gençlerde suç eğiliminin artış göstermesi, toplumsal dinamikler açısından dikkatle ele alınması gereken konuların başında geliyor. Biz de Adres Patent olarak bu noktada sorumluluk alarak “Gençler ‘Suçla’ Değil, ‘Buluşla’ Anılsın!” sloganıyla bir kampanya başlattık.
Buradaki temel motivasyonumuz, gençlerimizin muazzam enerjisinin yanlış mecralarda heba olmasını engellemekti. Bugün evlatlarımızı suça veya şiddete iten tek faktör fiziksel çevre değil; kontrolsüz ekran bağımlılığı ve sosyal medyanın pasifleştirici, bazen de zehirli döngüsü artık çok daha büyük bir risk oluşturuyor. Biz, çocuklarımızı ekran karşısında sadece tüketen veya dijital dünyanın olumsuz etkilerine açık bireyler olmaktan çıkarıp, onları topluma değer katan, “üreten” ve “çözüm sunan” birer mucide dönüştürmeyi hedefledik.
18 yaş altı her gencimizin patent başvurusuna bedelsiz destek sunarak onlara çok net bir mesaj veriyoruz: “Senin fikrin, senin geleceğin ve biz her adımda senin arkandayız. 18 yaş altındaki gençlerin “hayallerini teknolojiye dönüştürme” hedefi, Türkiye’nin “Milli Teknoloji Hamlesi” vizyonunun neresinde duruyor? Bu proje, yerli savunma sanayiimizin gelecekte yer alacak mucit ordusundaki adımlardan biri olarak görülebilir mi?
“Milli Teknoloji Hamlesi”nin en güçlü itici gücü ve vitrini hiç şüphesiz yerli savunma sanayiimizdir. Bu vizyonun tam kalbinde yer alıyoruz. Sınai mülkiyet ekosistemine baktığımızda, geliştirilen her özgün buluşun ülkemizin teknolojik bağımsızlığına katkı sunduğunu görüyoruz. Bizim 18 yaş altındaki gençler için başlattığımız bu proje, analitik düşünen ve kriz anında çözüm üretebilen o “mucit ordusunun” çekirdeğini oluşturuyor.
Savunma sanayii, “bilgi güvenliği” ve “fikri mülkiyet” üzerine kurulu bir sektördür. Henüz 18 yaşına gelmemiş bir gence patent bilinci aşılamak, gelecekte stratejik projelerde görev alacak bu bireylerde nasıl bir “stratejik koruma disiplini” oluşturacaktır?
Patent bilinci, aslında bir “fikri namus” ve “stratejik koruma” refleksidir. Bu disiplini erken yaşta kazanan bir genç; sadece geliştirdiği bir savunma sistemini değil, ürettiği bir sağlık yazılımını, bulduğu yeni bir tarım metodunu veya yazdığı bir algoritmayı da nasıl koruyacağını bilir. Bu bilinç, gençlerde “veriyi ve fikri yönetme” yetisi kazandırır. Gelecekte ister kritik bir savunma projesinde ister küresel bir yazılım şirketinde çalışsınlar, bu “stratejik koruma disiplini” sayesinde ülkemizin fikri birikiminin dışarıya sızmasını engelleyen en büyük kalkanımız olacaklar. “Bedelsiz Başvuru İmkânı”, parlak fikirli ancak finansal imkânı kısıtlı gençlerin önündeki engelleri kaldırıyor.
Savunma sanayiinde “fırsat eşitliği” yaratmak adına bu adımın, Anadolu’daki gençlerimize ve teknopark ekosistemlerine nasıl bir yansıması olacağını öngörüyorsunuz?
Savunma sanayii, doğası gereği yüksek maliyetli Ar-Ge süreçleri ve büyük yatırımlar gerektirir. Ancak devrim niteliğinde bir fikrin nereden çıkacağı asla belli olmaz. “Bedelsiz Başvuru İmkânı” ile biz, örneğin Anadolu’nun bir köşesindeki liseli bir gencin geliştirdiği siber güvenlik algoritmasını veya otonom drone parçasını, finansal bariyerlere takılmadan ekosisteme kazandırıyoruz. Bu adım, savunma sanayimizin tedarik ve inovasyon zincirini tüm Türkiye’ye yaymak demektir. Teknoparklarımız artık sadece büyük şirketlerin değil, kendi uçuş kontrol yazılımını veya kriptoloji sistemini geliştiren Anadolu gençlerinin de “fırsat eşitliği” içinde boy gösterdiği ve doğrudan milli savunmaya entegre olduğu merkezler haline gelecektir.
Bir fikrimiz olduğunu düşünelim. Başvuru süreci baştan sona nasıl işliyor?
Patent süreci öncelikle fikir aşamasıyla başlıyor. Ardından araştırma sürecine geçilerek ürünün dünyadaki benzerlerinden hangi yönleriyle ayrıştığı analiz ediliyor ve buna uygun bir yol haritası oluşturuluyor.
Burada en önemli iki kriter; fikrin özgün olması ve belirli bir ihtiyaca çözüm sunmasıdır. Sonrasında patent yazımı ve resmi başvuru süreçleri başlıyor. Gerekli değerlendirmeler ve karşılıklı görüş alışverişlerinin ardından başvuru sistemi üzerinde belirli bir inceleme süreci yürütülüyor. Bu süreçte herhangi bir itiraz ya da olumsuz değerlendirme oluşmaması halinde patent tescili gerçekleşiyor.
Savunma teknolojileri gibi karmaşık alanlarda hayalleri olan bir genç için, Adres Patent bu süreçte sadece bir tescil kurumu mu yoksa bir “teknoloji mentoru” rolünü mü üstleniyor?
Biz kendimizi sadece bir tescil ofisi değil, bir “gelecek inşa ortağı” olarak görüyoruz. Özellikle gençler söz konusu olduğunda, mentorluk rolümüz tescil rolümüzün önüne geçiyor. Gençlere; bir fikrin nasıl ticarileşeceğini, sanayi ile nasıl buluşacağını ve dünya pazarında nasıl korunacağını öğretiyoruz. Patentin yanı sıra faydalı model, marka, tasarım, telif hakları ve coğrafi işaret başvuruları dahil olmak üzere sınai mülkiyetin tüm alanlarında uçtan uca destek sunuyoruz.
Gençlerden gelen başvurularda; otonom sistemler, yapay zekâ veya siber güvenlik gibi savunma sanayiini yakından ilgilendiren alanlarda bir yoğunlaşma gözlemliyor musunuz? Genç zihinlerin savunma teknolojilerine olan ilgisi ne düzeyde?
Kesinlikle çok yoğun ve tutkulu bir ilgi var. Yeni nesil, ülkemizin İHA’larla, SİHA’larla yazdığı başarı hikayelerine canlı tanık oldu ve artık bu hikâyenin sadece okuyucusu değil, yazarı olmak istiyorlar. Patent başvurularında yoğunluğun ağırlıklı olarak 25-35 yaş aralığında olması da gençlerin savunma teknolojilerine olan ilgisini açıkça ortaya koyuyor. Nitekim birçok teknoloji ve savunma şirketlerinde çalışan yaş ortalamasının 30’un altında olması, gençlerin bu alandaki etkin rolünü gösteriyor.
Bugün patentini koruma altına alan bir gencin, ilerleyen dönemde savunma sanayiinde bir “oyun değiştirici” platform geliştirmesi ihtimalini nasıl değerlendiriyorsunuz? Adres Patent’in bu süreçteki “başarı” kriteri nedir?
Başarı kriterimiz; fikir üreten, ürettiğini koruyan ve ülkesine her sektörde değer katan özgüvenli bir nesil yetiştirilmesinde aktif rol almaktır. Adres Patent olarak biz, bugün koruma altına aldığımız o kıymetli fikrin, yarın milli muharip uçağımızın kritik bir bileşeni veya aşılmaz bir sınır güvenliği radarı olacağına yürekten inanıyoruz. Savunma sanayiinde ezber bozmak ve oyun değiştirici bir aktör olmak, ancak üretilen teknolojinin patent haklarını küresel ölçekte elinde tutmakla mümkündür. Bu nedenle genç mucitlerin fikirden ticarileşmeye uzanan yolculuklarında yanlarında olmayı önemsiyoruz.
Son olarak bu proje ile hedeflenen patent yalnızca sayısal bir başarı mı, yoksa Türkiye’de “buluşçuluk iklimini” kökten değiştirecek hem teknoloji hem bilinç oluşturacak bir paradigma değişimi mi?
Bu kesinlikle bir paradigma değişimidir. Biz sadece sayıları artırmıyoruz, Milli Teknoloji Hamlesi’nin ruhuna uygun olarak biz bir kültürü değiştiriyoruz. “İcat çıkarma” denilen bir toplumdan, “evladım hayal kur ve patentini biz alalım” diyen bir toplum bilincini yaymak istiyoruz.
Bu nedenle “Gençler ‘Suçla’ Değil, ‘Buluşla’ Anılsın” projesi bizim için yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda toplumsal bir dönüşüm çağrısıdır.
Kaynak: Sanayi Gazetesi ( Özel Röportaj )



