Savunma ve havacılık sektöründe yerlilik, sadece bir istatistik değil; sahadaki donanımın tam bağımsızlığıdır. Marmara Teknokent’in inovasyon ikliminde filizlenen NAUM Teknoloji, “çözüm mühendisliği” odaklı çevik yapısıyla, mikro uydulardan robotik sistemlere kadar her gramın ve her saniyenin kritik olduğu platformlara hayat veriyor. Gezgin-1 Mikro Uydu Geliştirme Projesi’nde bulunan stratejik rolüyle uzay yarışında yerini alan firmanın mühendislik felsefesini, Proje Yöneticisi ve Uzay Mühendisi Batuhan Kiremitçigil anlattı.
Günümüz savunma konseptlerinde artık standart ürünlerle kritik görevleri yerine getirmek neredeyse imkânsız hale geldi. Her platformun kendine has termal yükleri, yapısal dinamikleri ve çevresel kısıtları bulunuyor. Bu zorunluluk, NAUM Teknoloji’nin “ihtiyaca yönelik” çalışma prensibini sadece bir tercih değil, bir mühendislik manifestosu haline getirmiş durumda. NAUM Teknoloji, önceden dışa bağımlı olunan alt sistemleri baştan aşağı kendi iç mühendisliğiyle kurgulayarak, kâğıt üzerindeki yerlilik oranlarını sahada gerçek bir operasyonel özgürlüğe dönüştürüyor.
Dijital Doğrulama ile Hataya Yer Yok
İnsansız ve robotik sistemlerin en büyük sınavı, en zorlu ortam şartlarında otonom ve sorunsuz çalışabilmektir. NAUM Teknoloji için hata payı “sıfırdan farksız” olmak zorunda. Batuhan Kiremitçigil ve ekibi bu güvenilirliğin anahtarını sistem optimizasyonunda görüyor. Ağırlık, hacim ve güç tüketimi konularındaki sıkı optimizasyon süreçleri, platformların operasyonel ömrünü ve sahadaki verimliliğini doğrudan artırıyor. Bu kusursuzluğa ulaşmak için tasarım sürecinin en başında “agresif” bir dijital simülasyon aşaması işletiliyor. İleri seviye yazılımlarla koşulan yapısal, termal ve kinematik analizler, henüz prototip üretilmeden tüm zafiyetlerin dijital masada çözülmesini sağlıyor. Bu öncül doğrulama yeteneği, geleneksel yöntemlerdeki deneme-yanılma maliyetlerini tamamen ortadan kaldırırken, seri üretime geçiş süresini yarı yarıya kısaltan bir verimlilik sağlıyor.
Gezgin-1 Mikro Uydu Geliştirme Projesi: Uzaya Atılan Milli İmza
Havacılık ve uzay uygulamalarında her gramın maliyeti, misyonun başarı şansını doğrudan etkiliyor. NAUM Teknoloji’nin inovasyon anlayışı, doğru malzemeyi seçmenin ötesine geçerek, üretim hattındaki hassas işleme ve özel kaplama teknikleriyle sistem seviyesinde muazzam bir dayanım/ağırlık oranı yakalamayı kapsıyor. Bu özgün mühendislik altyapısına duyulan güven, firmanın Türkiye’nin uzaydaki bağımsızlık hedefleri için kritik olan Gezgin-1 Mikro Uydu Geliştirme Projesi’ne resmi proje ortağı olmasını sağladı.
T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Milli Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü yürütücülüğünde başlatılan bu dev projede NAUM Teknoloji; TÜBİTAK UZAY, ROKETSAN, POLOPTECH, Düzce Teknopark ve VisionX Teknoloji ile aynı konsorsiyumda yer alıyor. SAHA 2026 kapsamındaki imza töreniyle resmileşen bu ortaklık, firmanın uzay standartlarındaki yetkinliğinin en üst düzey tescili niteliğinde.
Standartları Tasarımın DNA’sına İşlemek
Savunma ve uzayda standartlar, NAUM Teknoloji ekibi için son aşamada kontrol edilen bir kontrol listesi değil, tasarımın başlangıç kısıtı. Avrupa Uzay Standardizasyonu İş Birliği (ECSS) kuralları, sistemin gereksinim belgelerinin ilk satırından itibaren sürece dahil ediliyor. Tasarım; çevresel koşullar, şok, titreşim ve elektromanyetik uyumluluk test senaryolarının süzgecinden geçerek doğuyor. Kiremitçigil’e göre kalifikasyon, tasarımın sonu değil; en başından beri devam eden sürecin doğal bir parçasını oluşturuyor.
Mekanik Güç ile Yapay Zekânın Harmonisi
NAUM Teknoloji’nin vizyonu, sadece akıllı yazılımlar üretmek değil; bu zekayı taşıyacak sarsılmaz bir mekanik altyapı inşa etmek. “Mekanik olarak zayıf bir altyapıyı hiçbir zeki yazılım kurtaramaz” diyen Kiremitçigil, NAUM Teknoloji’nin tasarım gücünü akıllı algoritmalarla birleştirdiklerini vurguluyor.
Bu sayede, mekaniğin fiziksel limitlerini yapay zekânın karar verme hızıyla harmanlayan otonom mimariler kurgulanıyor. Ortaya çıkan sonuç ise; dışarıdan müdahale beklemeyen, görev esnasında anlık kararlar verebilen ve kendi kendini optimize edebilen “zeki makineler” oluyor.
Sivil Sektöre Stratejik Projeksiyon
Savunma sanayiinin hata kabul etmeyen disiplini, NAUM Teknoloji için sivil alanlarda da büyük bir potansiyel barındırıyor. Şirketin stratejik hedefleri arasında; sahip olunan bu ileri düzey tasarım, analiz ve test altyapısını enerji teknolojileri, kritik altyapı güvenliği ve endüstriyel otomasyon gibi alanlara entegre etmek yer alıyor. Savunmanın yüksek standartlarını sivil sektöre taşımak, firmanın küresel pazardaki rekabet gücünü de perçinleyecek bir adım olarak görülüyor.
MARTEK: İnovasyonun Hızlandırıcısı
Marmara Teknokent gibi güçlü bir ekosistemin içinde yer almak, NAUM Teknoloji için fiziki bir alanın çok ötesinde bir anlam taşıyor. Disiplinler arası çalışmaların, akademik bilginin sanayiye hızlı aktarımı için bir köprü vazifesi gördüğü bu ortamda, fikirler çok daha hızlı valide edilebiliyor.
Ayrıca karmaşık projelerin gerektirdiği tedarik zinciri yönetimi ve nitelikli insan kaynağına erişim süreçlerinde, teknokent ekosisteminin kurumsal desteği firmanın arkasındaki itici güç oluyor. Ar- Ge kültürünün can damarı olan üniversite-sanayi iş birliği, akademik dünyanın güncel teorik bilgisini sahadaki üretim tecrübesiyle harmanlayarak NAUM Teknoloji’nin kapasitesini artırıyor.
Çeviklikle Gerçekleştirilen Çözüm Odaklı Mühendislik
Pazardaki devasa ve bazen hantal kalabilen yapıların aksine NAUM Teknoloji, “çevik” yapısıyla fark yaratıyor. İhtiyaçlara esnek ve inovatif yanıtlar verebilen firma, sadece üretim yapan değil baştan sona “çözüm mühendisliği” sunan bir partner olmayı vaat ediyor.
Standartlara tavizsiz uyumu ve yerel pazarın teknik dinamiklerine hakimiyetiyle NAUM Teknoloji, küresel oyuncularla aynı mühendislik dilini konuşurken, Türk mühendisliğinin bayrağını hem yer yüzünde hem de uzayın derinliklerinde başarıyla dalgalandırıyor.
"Bizi rekabette ayrıştıran temel değer, sadece üretim yapan değil, baştan sona 'çözüm mühendisliği' sunan çevik bir yapıya sahip olmamızdır."
Kaynak: Sanayi Gazetesi (Özel Haber)
