İhracatın, yatırımın ve üretimin hayat bulduğu üsler; serbest bölgeler… Ülkelerin dış ticaret potansiyelini ortaya çıkararak ihracatını devleştiren ve bölgelerin sınaî atılımlarda bulunması adına ‘ayrıcalığını konuşturan’ serbest bölgelerin avantajları saymakla bitmiyor.
Türkiye’de sayıları 19’u bulan, Adana, Antalya, Bursa, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Mersin, Rize, Samsun ve Trabzon gibi ‘deniz ötesini gören’ illere kurulan serbest bölgeler adeta bir çekim üssü…
Ticari ve iktisadi alanlardaki düzenlemelerin hukuki açıdan ‘yumuşak dokunuşlarla’ uygulandığı ve nispeten geniş teşviklerle desteklenen sistemin geçerli olduğu serbest bölgeler, Türkiye’nin sanayi ve ekonomi camialarınca ‘ilaç’ niteliğinde bir tanıma sahip…
3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nda da belirtildiği gibi; ‘ihracata yönelik yatırım ve üretimi teşvik etmek’ amacıyla kurulan ticaret üslerinin bilinen en yaygın misyonu ise, işletmeleri ihracata yönlendirmek. Serbest bölgeler, ülkeler arası ekonomik ortaklıkların inşasında veya güçlendirilmesinde de önemli roller üstleniyor. Konuyla ilgili yakın zamanda İran’la el sıkışma aşamasına gelen Türkiye, bir sonraki aşama olan iki ülkenin serbest bölgeler mevzuatlarının uyum sıkıntılarının giderilmesini safhasını müteakiben ortak bir serbest bölge çerçevesinde buluşmuş olacak.
Kıtalara açılan konumları, üretimde oluşturdukları kimlikleri ve bölge işletmelerine sağladıkları kar ile serbest bölgelerin cazibesini gitgide artıracağı aşikar. Peki Gümrük Vergisi, KDV, KKDF, Kurumlar ve Gelirler Vergisi gibi konularda muafiyetleri bulunan, alım-satım ve stok gibi alanlarda avantaj sahibi olan ve ekonominin girdi ihtiyaçlarını ucuz bir şekilde temin edebilen bu bölgeler avantajlarını yeterince kullanabiliyor mu?
63 bine yaklaşan istihdam oranıyla dikkat çeken serbest bölgeler, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin deyimiyle; ‘Şevk ile başlanıp, sonu olması gerektiği gibi getirilemeyen’ dev projelerden. Serbest bölgelere daha fazla cazibe kazandıracak ve bu bölgeleri dünya standardına eriştirecek kanun düzenlemeleriyle haşır neşir olan Ekonomi Bakanlığı, serbest bölgeleri alışılagelmiş boyuttan uzaklaştırmaya hazırlanıyor.
Böylelikle bölgesine yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandıran, yetenekli ve kalifiye insan gücünü sanayinin hizmetine sokan, üretim ve istihdama destek veren, ürettiği malların dış pazarda ithal mal sayılması sebebiyle iç pazarda üreticisinin elini rahatlatan, sanayicinin ihtiyaç duyduğu ara malları ve ham maddeleri sanayiciye vakit kaybı yaşatmadan temin eden ve lojistik altyapısını yatırımcılarının ayağına seren serbest bölgeler, Türkiye ekonomisinde bambaşka bir öneme kavuşmuş olacak.
Dünyadaki temelleri 2. Dünya Savaşı öncesinde Singapur, Hong Kong, Panama ve İrlanda gibi ülkelerde atılan geniş hinterlandlı ekonomik üsler, cazibesine yapacağı takviyeyi kanuni düzenlemelerde bulmak için gün sayıyor.