Bizi Takip Edin
movenpick

Biyoteknoloji

ANA EMTİAYA “BİYO” KATKI

Biyoteknoloji Vadisi, insanlığın birincil emtiası gıdaya katma değer “aşılamaya” hazır. BİYOSAD Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Çökmez’in ifadesiyle Vadi, geleceğin bilimine yapılmış bir yatırım.

Yayınlandı

Tarih

Kıtlığı kader olmaktan çıkarmayı hedefleyen biyoteknoloji sektörünün Türkiye ayağını temsil etmeye hazırlanan Biyoteknoloji Vadisi, insanlığın birincil emtiası gıdaya katma değer “aşılamaya” hazır. BİYOSAD Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Çökmez’in ifadesiyle Vadi, geleceğin bilimine yapılmış bir yatırım.

VİZYON ORTAYA KOYDU

İnsan, bitki ve hayvan hücrelerinde bulunan fonksiyonları anlama ve değiştirme amacı taşıyan ve doğadan ilham alarak yeni ve ihtiyaç duyulan maddeleri geliştirmeyi hedefleyen biyoteknoloji, tüm dünya ülkeleri için geleceğin sektörü… Bu alanda sıkı çalışan ve önüne ciddi hedefler koyan Türkiye’nin en güvendiği proje ise Biyoteknoloji Vadisi… İstanbul Tuzla’da 5 milyar dolarlık yatırımla 262,5 hektarlık bir alanda kurulması planlanan Biyoteknoloji Vadisi, Türkiye’de gıda, tarım ve hayvancılık biyoteknolojisi alanında hem üretim hem de AR-GE çalışmaları yapılan en büyük endüstri bölgelerinden biri olacak. Gıda kıtlığının önüne geçme vizyonuyla zincire katılacak olan Biyoteknoloji Vadisi, gıda biyoteknolojisi alanında katma değer ortaya koyma hedefinde… Konuyu Sanayi gazetesine değerlendiren BİYOSAD Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Çökmez, sektörün önemini vurgulayarak, “Gıda biyoteknolojisi, günümüzde gıda güvenliğini ve kalitesini artırmak kadar dünyada baş göstermesinden korkulan gıda kıtlığının önüne geçmek açısından da kritik rol oynuyor” dedi.

BİYOTEKNOLOJİNİN ATASI, MAYALILAR

BİYOSAD Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Çökmez, biyoteknolojik gıdaların insanların günlük hayatına en fazla dokunan biyoteknolojik ürünler olduğuna dikkat çekerek, “Gıda biyoteknolojisi, günümüzde gıda güvenliğini ve kalitesini artırmak kadar dünyada baş göstermesinden korkulan gıda kıtlığının önüne geçmek açısından da kritik rol oynuyor” dedi. Biyoteknolojinin son yıllarda gıda üretimi, tarım ve gıda ticareti konularında oldukça önem kazanan bir kavram haline geldiğini vurgulayan Çökmez, aslında biyoteknolojik gıdaların insan hayatına bin yıllarca önce girmiş olduğunu vurguladı. Son dönemde oldukça popüler hale gelen “probiyotik gıda”ların, gıda biyoteknolojjisinin atası sayılabileceğini ifade eden Çökmez, “İnsanların bin yıllardır önce geleneksel yöntemlerle, sonra endüstriyel olarak üretip tükettiği yoğurt, peynir, şarap, boza, turşu gibi fermente (mayalı) gıdalar, aslında ilk biyoteknolojik ürünlerdir” diye konuştu.

Reklam

KALİTELİ GIDA İHTİYACI

Multidisipliner bir alan olarak tanımlanan gıda biyoteknolojisi ile hayvansal ve tarımsal biyoteknolojinin iç içe geçmiş konular haline geldiğini vurgulayan Bülent Çökmez, tarım bitkilerinin kalitesinin ve veriminin artırılması için de bazı biyoteknolojik yöntemler uygulandığını söyledi. Dünya nüfusunun 2050 yılında yaklaşık 10 milyara ulaşacağının tahmin edildiğini anlatan Bülent Çökmez, “Buna karşılık gittikçe azalan tarım alanları ve iklim değişikliği sonucu ortaya çıkan daha az toprakta daha verimli ve kaliteli gıda üretme ihtiyacı, biyoteknolojik yöntemleri zorunlu hale getiriyor” dedi. 

PAYI ARTAN SEKTÖR

Hayvancılık sektöründe de artık biyoteknolojik yöntemlerin sıklıkla kullanıldığını dile getiren Çökmez, “Hayvancılıkta, yine verimi artırmak, hastalıkların önüne geçerek kayıpları önlemek gibi nedenlerle uygulanan biyoteknolojik yöntemler, aynı zamanda yem endüstrisinin de vazgeçilmezi haline geldi” diye konuştu. İnsanların yüzyıllardır mikroorganzimaları gıda üretimlerinde kullandığını söyleyen Bülent Çökmez, “Günümüze fermente ürünler, geçmiştekine benzer proseslerle üretiliyor. Ancak, bugün biyoteknolojinin getirdiği olanaklar kullanılarak verimlilik ve gıda güvenliği artırılıyor. Biyoteknoloji kullanılarak yeni ürünler geliştiriliyor ve bu ürünlerin gıda endüstrisindeki payı her geçen gün artıyor” şeklinde konuştu.

SİNGAPUR’DAN İLHAM ALINDI

Reklam

BİYOSAD’ın kuracağı Biyoteknoloji Vadisinde gıda ve tarım biyoteknolojisinin önemli bir yer tutacağını söyleyen Bülent Çökmez, “Vadide yer alacak firmaların yüzde 25’inin gıda, tarım ve hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren firmalar oluşturacak. Ayrıca Biyoteknoloji Vadisinde kurulacak olan Ar-GE merkezleri, laboratuvar, test merkezleri gibi donatılar da Türkiye’deki gıda, tarım ve hayvancılık biyoteknolojisi ekosisteminin oluşmasına önemli bir katkı sunacak” açıklamasında bulundu. Biyoteknoloji alanında rüştünü ispat etmiş olan Singapur’daki modelin Biyoteknoloji Vadisi kurgulanırken baz alındığını ifade eden Bülent Çökmez, biyoteknolojinin verim ve kaliteyi artırırken kazandıran bir sektör olduğunu dile getirdi. Tüm bu nedenlerin, özellikle gıda, hayvancılık ve tarım alanında biyoteknolojiyi geleceğin bilimi haline getirdiğine dikkat çeken Çökmez, “Gıda biyoteknolojisi, günümüzde gıda güvenliğini ve kalitesini artırmak kadar dünyada baş göstermesinden korkulan gıda kıtlığının önüne geçmek açısından da kritik rol oynuyor” görüşünü dille getirdi.  Vadi bünyesinde faaliyet göstermesi planlanan 160 sanayi kuruluşu ile 250 AR-GE firmasının yaklaşık yüzde 25’inin gıda, tarım ve hayvancılık alanında çalışması öngörülüyor. Biyoteknoloji Vadisinin, önümüzdeki dönemde tüm dünyada en pahalı emtia olacağı tahmin edilen gıda alanında yeni ürün ve teknolojilere imza atması bekleniyor.

Okumaya Devam Et
Reklam
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Biyoteknoloji

BİYOTEKNOLOJİ SEKTÖRÜNE ÇARPAN ETKİSİ

Sektöre inovatif bir yön verecek olan Biyoteknoloji Vadisinin kuruluş süreçlerinde sona gelindi. ÇED raporları alınan ve tüm teknik çalışmaları tamamlanan Vadi, kısa süre içinde ihtisas OSB olarak tüzel kişilik kazanacak.

Yayınlandı

Tarih

ÇED raporları alınan ve tüm teknik çalışmaları tamamlanan Biyoteknoloji Vadisi, kısa süre içinde ihtisas OSB olarak tüzel kişilik kazanacak.

BÜYÜK PROJEDE SONA GELİNDİ

Sektöre inovatif bir yön verecek olan Biyoteknoloji Vadisinin kuruluş süreçlerinde sona gelindi. ÇED raporları alınan ve tüm teknik çalışmaları tamamlanan Vadi, kısa süre içinde ihtisas OSB olarak tüzel kişilik kazanacak.

YÜKSEK İHRACAT DEĞERİ

Başta sağlık, tarım, çevre olmak üzere pek çok alan için büyük önem taşıyan biyoteknoloji sektörü, endüstri ekosistemini şekillendiriyor. Yüksek vasıflarda istihdam sağlayan, yüksek AR-GE yoğunluğu olan işletmelerden oluşan, araştırma merkezleri, üniversiteler ve hastaneler ile iç içe faaliyet gösteren biyoteknoloji sektörü, ithal edilen biyoteknolojik ürünlerin yurt içinde yerli ve milli üretimine kapı açıyor. Dünyada endüstriyel biyoteknoloji pazarı 350 milyar doları aşarken, Türkiye de her geçen gün bu pazara dâhil oluyor. Türkiye’de ihraç edilen ürünlerin kilogram başına bedeli 1,28 dolar, gelişmiş ülkelerde 5 dolar düzeyinde olurken; biyoteknolojik ürünlerin kilogram başına ihracat değerinin 10 bin dolar ile 675 bin dolar arasında değiştiği kaydediliyor. İstanbul Tuzla’da kurulması planlanan “Biyoteknoloji Vadisi” projesi, yakın zamanda tüzel kişilik kazanarak ihtisas OSB statüsüne kavuşacak.

ONAY AŞAMASINDA

Reklam

Biyoteknoloji girişimcilerinin çatı kuruluşu olan Biyoteknoloji Sanayicileri Derneği (BİYOSAD), sektörün AR-GE ve teknolojik altyapısını sağlam zemine oturtmak için Biyoteknoloji Vadisini hayata geçirecek. Farklı sektör paydaşlarının yakın ve koordineli çalışmasına olanak tanıyacak Vadi, sektörel bir inovasyon sistemi inşa edecek. 5 milyar dolarlık dev proje, 150 sanayi kuruluşu ve 250 start-up ile biyoteknoloji sektörünün kalbi olacak. Binlerce kişiye istihdam sağlaması hedeflenen Biyoteknoloji Vadisi için yürütülen çalışmalar, kısa sürede somuta dönüşecek. Sektörün yeni nesil üretim üssü Biyoteknoloji Vadisi projesinin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu olumlu olarak çıktı. Tüm teknik çalışmaları tamamlanan proje, onay aşamasına geldi.

NİTELİKLİ İSTİHDAM

262,5 hektarlık bir alanda kurulması planlanan Biyoteknoloji Vadisinde, ağırlıklı olarak yüksek nitelikli personel istihdam edilecek. İki bini lisans ve lisansüstü eğitim almış AR-GE çalışanı olmak üzere toplam 20 bin kişinin istihdam edilmesi hedeflenen Vadide üretilecek olan ürünlerin, yüzde 60’ının ihraç edilmesi planlanıyor. Biyoteknoloji Vadisinde faaliyet gösterecek firmaların yüzde 45’inin sağlık, yüzde 25’inin gıda, tarım ve hayvancılık, yüzde 10’unun çevre ve yüzde 20’sinin endüstriyel alanda faaliyet gösteren firmalardan oluşması planlanıyor. Burada, biyoteknolojik milli ilaç ve milli aşı, biyomedikal tıbbı ürün, nitelikli ve tıbbı bitki ve tohum, biyolojik ham madde, antibiyotik, fonksiyonel gıda katkı maddeleri, tanı kitleri, DNA izolasyon kitleri, moloküler genetik kitler, kemik tozu ve kemik grefti, biyosensör ürünler, biyoaktif ortez protezler, spinal implantler,  embriyo, antikor, pigment, insülin, hemoglabin, biyomoleküller, terapötik protein, enzim, bakteri, vitamin, plazminojen aktivatörü gibi ürünler geliştirilerek, ithalatın önüne geçilecek.  

İHTİSAS OSB STATÜSÜ

Küçüklü büyüklü pek çok firmanın yer almak için başvuruda bulunduğu Biyoteknoloji Vadisinde, katılımcılar diğer sanayi dallarına sağlanan teşviklerden daha yüksek oranlarda teşvik alma imkânına sahip olacak. İhtisas OSB statüsü taşıyacak olan Vadide, teknoloji geliştirme bölgesi, AR-GE merkezleri, teknoloji transfer ofisleri, lise ve üniversite düzeyinde mesleki eğitim kurumları, temel bilimler uygulama enstitüsü, test ve kalibrasyon laboratuvarları ile belgelendirme firmaları gibi AR-GE ve ÜR-GE işletmeleri ile hizmet destek birimleri yer alacak. Tüm altyapı ve hizmetleri katılımcısına eksiksiz olarak sunacak olan Biyotekloji Vadisinde, OSB SCADA merkezi, atık su arıtma tesisi, OSB atık transfer binası, mesleki eğitim merkezi, iş geliştirme merkezi gibi birimler de olacak.

Okumaya Devam Et

Biyoteknoloji

BİYOSAD, SEKTÖR FİRMALARINA YÖN GÖSTERİYOR

BİYOSAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Orhan Çömlek, BİYOSAD’ın KOBİ’lerin yerli üretimde üstlendikleri rolün artması gerektiğini belirtti.

Yayınlandı

Tarih

KOBİ’LERİN REHBERİ

Farklı sektörlere yapılan yatırımların biyoteknoloji sektörüne yöneltilmesi amacıyla yatırım kanallarının ve biyoteknoloji firmalarının bir araya getirilmesi etkili olacağını kaydeden BİYOSAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Orhan Çömlek, BİYOSAD’ın KOBİ’lerin yerli üretimde üstlendikleri rolün artması gerektiğini belirtti.

YATIRIMLAR ARTACAK

Biyoteknoloji Sanayicileri Derneği (BİYOSAD) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Orhan Çömlek, Derneklerinin, biyoteknoloji sektöründeki KOBİ’lerin yerli üretimde üstlendikleri rolün hakkını verebilmeleri için planlanmış master plana göre sürdürülebilir, çevreci, etkin ve verimlilik esasına dayalı proje odaklı gelişimi benimsediğini söyledi. Aynı zamanda Sağlık Bilimleri Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi Sağlık Teknokenti AŞ (Teknopol İstanbul) Genel Müdürlüğü görevini de yürüten Dr. Öğr. Üyesi Çömlek, “BİYOSAD gibi büyük ve önemli bir oyuncunun biyoteknoloji sektöründe lider rolünü üstlenmesi bekleniyor. Mevcut imkânları bir araya getirerek birlikte hareket edebilecek yönetim tarzı uygulandığında, ülkemiz ihracat kapasitesini artıracak adımları atıyor olacaktır” dedi. Sektördeki yatırımların artması için biyoteknoloji firmalarının bir araya getirilmesinin etkili olacağını belirten BİYOSAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Orhan Çömlek, farklı sektörel buluşmaların, kümelenmelerin, STK’lar ve kurumlar ile iş birliği projelerinin ve konferans gibi etkinliklerin önemine dikkat çekti.

ÖNCÜ GÖREV ÜSTLENDİ

Reklam

BİYOSAD’ın biyoteknoloji sektörü için taşıdığı önem hakkında bilgi verir misiniz?

BİYOSAD’ın kuruluş amacı; ülkemiz için stratejik öneme haiz sektörlerden biri olan biyoteknoloji sektörünün önünü açacak projelerle yerli ve milli üretimi artırarak, ülke ekonomisine ve ülkenin kalkınmasına önemli derecede katkılar sağlamaktır. Bu amaca ulaşabilmek için BİYOSAD sanayi temsilcilerini, girişimcileri ve yatırımcıları, konunun uzmanı olan akademisyenleri ve destek sağlayan kamu kurumlarını bir araya getiren bir ekosistem oluşturulmasında öncü bir görev üstleniyor.

BİYOSAD, biyoteknoloji KOBİ’lerinin yerli üretimde üstlendikleri rolü arttırmak için nasıl bir yol haritası çiziyor?

BİYOSAD, biyoteknoloji sektöründe KOBİ’lerin yerli üretimde üstlendikleri rolün hakkını verebilmeleri için planlanmış master plana göre sürdürülebilir, çevreci, etkin ve verimlilik esasına dayalı proje odaklı gelişimi benimsiyor. Bu çerçevede öne çıkan, sanayici ve akademisyenleri bir araya getirecek kamu destekli üniversite-sanayi iş birliklerinin teşvik edildiği, dinamik bir üretim modeli ve bununla birlikte geleceğe dönük katma değeri yüksek ürünlerle üst düzeyde gelir hedefleyen bir iş modeli geliştirmeyi hedefliyoruz. Burada elde edilen kazancın, firma kârını artırmasının ötesinde yeni yatırımlara kaynak oluşturması, sektördeki yeni girişimcilere can suyu olması ve özellikle de yenilikçi AR-GE projelerine ulusal ve uluslararası fon teşkil etmesi ve böylelikle sinerji oluşturmak suretiyle biyoteknoloji başta olmak üzere ilgili tüm sektörlerde üretim yapan KOBİ’lerin güçlenmesine olanak tanıyacaktır.

PAYDAŞLARLA GÜÇ BİRLİĞİ

Reklam

Türkiye’nin biyoteknoloji sektörünün genel bir resmini çizer misiniz? Biyoteknoloji yatırımlarını attırmak için sizce neler yapılmalıdır?

Biyoteknoloji sektörü küresel piyasada sağlık pazarı başta olmak üzere gıda, tarım ve hayvancılık, ilaç ve eczacılık, çevre endüstrileri ve günümüzde yaşanan pandeminin de ortaya koyduğu gibi biyoteknolojik savaş ve terör konusunda giderek artan öneme ve büyüklüğe sahip. Elde edilen veriler incelendiğinde; biyoteknoloji sektörünün daha çok ABD, Almanya, Hollanda, Japonya, Güney Kore ve Çin Halk Cumhuriyeti gibi ülkeler tarafından domine edildiğini, ülkemizde yetişmiş insan kaynağı, makine ekipman ve gerekli altyapı bulunmasına rağmen bu pazarda hak ettiği payı alamadığını görüyoruz. BİYOSAD gibi büyük ve önemli bir oyuncunun biyoteknoloji sektöründe lider rolünü üstlenmesi bekleniyor. Mevcut imkânları bir araya getirerek birlikte hareket edebilecek yönetim tarzı uygulandığında, ülkemiz ihracat kapasitesini artıracak adımları atıyor olacaktır. Türkiye’nin yurt dışında biyoteknoloji alanındaki imajının geliştirilebilmesi için birtakım tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesi gerekiyor. Bu faaliyetler ülkemizde yer alan ve önemli ölçüde biyoteknolojik ürün geliştiren firmaların yurt dışı fuarlarına katılımlarını sağlanması, yurt içinde bu konuda farkındalık yaratacak eğitimler ve etkinliklerin düzenlenmesi ve ikili iş birliği stratejilerinin oluşturulmasıdır. Farklı sektörlere yapılan yatırımların biyoteknoloji sektörüne yöneltilmesi amacıyla yatırım kanallarının ve biyoteknoloji firmalarının bir araya getirilmesi etkili olacaktır. Bu amaçla farklı sektörel buluşmalar, kümelenmeler, üniversite-sanayi AR-GE iş birliği çerçevesinde ilgili STK’lar ve kurumlar ile iş birliği projeleri, konferanslar, çalıştay ve seminerler, diğer özel endüstri bölgeleriyle ikili iş birlikleri, ulusal ve uluslararası heyet görüşmeleri gibi organizasyonları önemle ve sıklıkla icra ederek teknolojideki gelişmeleri yakından takip ederek tüm paydaşlarına önemli katkı sağlayacaktır. BİYOSAD bünyesinde ülkedeki AR-GE ve tasarım merkezleri, teknokentler, teknoloji geliştirme merkezleri, kuluçka merkezleri, belediyeler ve özel sektörün kurmuş oldukları bilim merkezleri gibi nitelikli yapılarla entegre olarak sektörel bazda var olan problemlere hızlı çözümler elde etmek üzere projeler geliştirilecektir.

TEKNOLOJİ ODAKLI

BİYOSAD tarafından kurulan Biyoteknoloji Vadisi tamamlandığında hangi fonksiyonlar içinde yer alacak, bilgi verebilir misiniz?

Biyoteknoloji Vadisi, modern ve çevreci mimarisi ile organize sanayi bölgeleri ve nitelikli endüstri bölgelerinin içinde bulundurması gereken unsurları bünyesinde inşa edecek. Yine teknolojiyi önde tutarak nesnelerin interneti (IOT), Web3, Metaverse gibi yeni kavramları içselleştiren ve her bir ögesinde teknolojiyi öne çıkaran mühendislik yapılarını bünyesinde barındıracak. Ulusal ve uluslararası etkinliklere olanak tanıyan konumu itibariyle biyoteknoloji alanında akademik ve entelektüel oluşumlara yakın olması sebebiyle konu odaklı teknoloji geliştirme bölgesi, kuluçka merkezi ve serbest bölge gibi alt birimler ihtiva ederken, kendi oluşturduğu teknogirişim sermaye fonu ile risk sermayesi ve melek yatırımcı ağlarını da bünyesinde barındırması da bekleniyor. Biyoteknoloji alanında ihtiyaç duyulan küçük sanayiye hizmet edecek dükkanlar ve ortak kullanıma müsait atölyeler, laboratuvarlar, test ve kalibrasyon merkezleri, sterilizasyon tesisleri, depo ve antrepolar, arıtma tesisleri gibi unsurlar içermesi planlanıyor. Hastane, konaklama, restoran ve yemekhane, sosyal tesisler, çocuk bakım evleri, postane, itfaiye, ibadethaneler, parklar gibi sosyal donatı alanlarının olacağı Biyoteknoloji Vadisinin, kullanıcılarını bölgede var olmaktan keyif aldıran bir ambiyansa sahip olması hedefleniyor. Bölge yönetiminin tüm sanayicilere, girişimcilere ve diğer paydaşlara tatmin edici olanaklar sunduğu dinamik bir yönetim anlayışının hâkim olması bekleniyor.

Reklam

BİYOSAD’ın önümüzdeki dönemlerde geliştirmeyi planladığı yeni projeler nelerdir? Dernek olarak hedeflerinizi anlatır mısınız? Global piyasalardaki hedefleriniz ne olacak?

Yerli ve milli üretimin yurt dışı pazarlarda tanıtımını yapmak, sergi ve fuarlarda ülkemizin biyoteknoloji imkân ve kabiliyetlerini global pazar temsilcilerine sunabilmek, yatırım sermayesini Biyoteknoloji Vadisi’nde yürütülecek ortak projeler için çekebilmek, BİYOSAD aktörlerinin de pazarda emin adımlarla yürüdüğünü ve kısa sürede dünya pazarında önemli yer edineceğini hissettirmek önem taşıyor. Önümüzdeki süreçte dünya genelinde klinik çalışmalara verilen önem artarken, ürünlerin akreditasyonu ve sertifikalandırılması da bir o kadar önem kazanıyor. Biz de Biyoteknoloji Vadisi’nde bu yetenekleri geliştirmeyi hedefliyoruz. Girişimcilerin yerinde AR-GE, eğitim, test, kalibrasyon ve sertifikasyon gibi süreçlerinde yaşayacağı zorluklarda onlara çözüm üreten bir partner olarak yanlarında olacağız ve süreçleri hızlandıracağız.

Okumaya Devam Et

Biyoteknoloji

YERLİLİKTE ‘ARANAN KAN’

Kan sayım cihazları ve tanı kitleri için ciddi bir meblağın yurt dışına aktarıldığından hareket eden Medpa Biyoteknoloji, yerli ve milli hamleler ile birlikte AR-GE sonucu geliştirdiği ilk yerli ve milli kan sayım cihazı ile tanı kitini ticarileştirmeyi hedefliyor.

Yayınlandı

Tarih

PROJE BAZLI ÇÖZÜMLER

2004 yılında sağlık sektörüne adım atan Medpa Biyoteknoloji, sağlık sektöründe yüksek teknolojili laboratuvar cihazları satışı ve satış sonrası teknik destek hizmetleri konusunda değer üretiyor.

KOSGEB ve TÜBİTAK’a kayıtlı AR-GE ve inovasyon merkezine sahip olan Medpa, teknoloji tabanlı çalışmalarıyla gündemde. Yurt dışından ithal edilen birçok markanın servis hizmetini vermesinin yanı sıra, kendi markası olan Hemacell ile laboratuvar cihaz ve yardımcı sarf malzeme tedariki yapan Medpa Biyoteknoloji, temel olarak, hastane laboratuvar hizmet alımları, kurulumu, işletilmesi, tüm laboratuvar ve hastane sarf malzemeleri tedariki, kiralanması ve işletilmesi ile ilgili olarak proje bazlı çözümler üretiyor. Sanayi gazetesine konuşan Genel Müdür Battal Mayan, firma misyonlarından bahsederek, “Temel yaklaşımımız, uzun yıllardır devam eden, önemli mühendislik çalışmaları sonucu elde edilmiş olan bu yerli ve milli değeri, ticarileştirmek ve ülkemizin kullanımına sunmaktır” diye konuştu.

YENİ TEKNOLOJİYE ZEMİN

Hastane laboratuvar sistemlerinin ülke ekonomisi açısından oldukça önemli bir dış ticaret açığı kalemi olduğunu söyleyen Mayan, “Hastane laboratuvarlarının en temel ihtiyaçlarından biri olan kan sayım cihazları ve kan sayım cihazları tanı kitleri için ciddi miktarda döviz kaynağı ülke dışına aktarılıyor. Ülkemizin bu alandaki dışa bağımlılığını azaltmak, aynı zamanda ihracat da yaparak ülke ekonomisine katma değer sağlamak firmamız açısından son derece önemli. Biyoteknoloji alanında cihaz geliştirmek ve bu konuda dışa bağımlılığımızı en aza indirmek ülkemizin ihtiyaç duyduğu bir hamle. Kurmayı planladığımız üretim tesisi, üniversitelerin ve diğer AR-GE firmalarının çalışmalarında hizmet verebilecek ve yeni teknolojik gelişmelerin oluşmasına katkı sağlayabilecektir. Aynı zamanda yapılacak çalışmalar bu alandaki nitelikli personelin yetişmesini de hızlandıracaktır” şeklinde konuştu.

MÜHENDİSLİĞİ AR-GE’YLE BÜTÜNLEŞTİ

Reklam

Alanında uzman bir firma olduklarını söyleyen Mayan, “Oluşturmuş olduğumuz çözümler, doğru medikal cihaz seçimlerimiz ve doğru entegrasyonlarla birçok laboratuvar sisteminin en etkili şekilde çalışmasını sağladık, paydaşlarımıza verimli bir sistem sunduk. Mühendislik yeteneklerimizi AR-GE’ye yönlendirdik, ülkemizin ilk kan sayım cihazı Hemacell MH-3a’yı ve kimyasal reaktiflerini geliştirdik. Dünyada 5-6 ülkenin ve birkaç firmanın sahip olduğu bu teknoloji ülkemizin medikal cihaz alanındaki gelişimine öncülük edecektir” dedi. Kan sayım, idrar analiz cihazlarıyla kan sayım reaktifleri ve idrar analiz stripleri ürettiklerini söyleyen Mayan, gelecek projeksiyonları hakkında ise şu değerlendirmelere yer verdi: “2022’de 3 DIFF Kan Sayım Cihazı ve biyokimyasal tanı kitlerini, 2023’te 5 DIFF Kan Sayım Cihazı ve biyokimyasal tanı kitlerini, 2024’te Yarı ve Tam Otomatik İdrar Analiz Cihazı ve kitlerini geliştirip, seri üretime geçmeyi istiyoruz. 2025’te biyoteknoloji AR-GE merkezi kurmayı, 2026’daysa Biyokimya Analiz Cihazı ve tanı kitleri geliştirerek, seri üretimlerini yapmayı hedefliyoruz.”

Okumaya Devam Et

Trendler

Copyright © 2022 Sanayi Gazetesi - Tüm hakları saklıdır.