İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana “sadece savunma” odaklı bir askeri doktrin izleyen Japonya, değişen küresel jeopolitik dengeler ve artan Çin tehdidi nedeniyle tarihi bir dönüşüm yaşıyor. 2026 mali yılı için savunma bütçesini rekor seviyelere çıkarma kararı alan Tokyo, kritik sistemlerin hızlı tedariki için rotasını Türkiye’ye çevirdi.
Geçtiğimiz yıl Japon Savunma Bakanı’nın Ankara ziyaretiyle ivme kazanan görüşmeler, savunma sanayiinin iki ülke arasındaki ilişkilerde “başrol” oyuncusu olacağını gösteriyor.
KIYI GÜVENLİĞİNE 640 MİLYON DOALR AYRILDI
Savunma Sanayii Uzmanı Yusuf Akbaba’ya göre Japonya’nın en büyük önceliği bir okyanus ülkesi olması sebebiyle kıyı güvenliği. Çin’in “Gölge Filo” olarak adlandırılan ve her an askeri amaçla kullanılabilecek balıkçı filolarına karşı Japonya, 7/24 kesintisiz gözetleme yapabilecek sistemlerin peşinde.
Bütçe: Japonya sadece kıyı savunması için ilk etapta 640 milyon dolar ayırdı.
Hedef: 2028 yılına kadar insansız hava, deniz ve denizaltı araçlarından oluşan tam entegre bir savunma hattı kurmak.
JAPONYA HANGİ TÜRK ÜRÜNLERİNİ İSTİYOR?
Türkiye’nin İHA/SİHA teknolojisinde dünyanın ilk üç ülkesinden biri olması, teknoloji devi Japonya’nın bile ilgisini çekmiş durumda. İşte masadaki muhtemel projeler:
- Bayraktar TB3: Japonya’nın uçak gemisine dönüştürdüğü helikopter gemileri için en güçlü aday. Kısa pistli gemilerden kalkış yapabilme yeteneği, TB3’ü Tokyo için vazgeçilmez kılıyor.
- HAVELSAN Sahil-Net: Türkiye’nin tüm kıyı radarlarını birbiriyle konuşturan bu yazılım ve sistem altyapısı, Japonya’nın geniş sahil şeridini korumak için biçilmiş kaftan.
- Bulutaltı İHA’lar: Hali hazırda bir Türk firmasının Japonya’ya ihracat yaptığı biliniyor. Bu başarının daha büyük platformlara kapı açması bekleniyor.
- KIZILELMA ve ANKA-3: Japonya’nın savunma doktrinini “saldırı kabiliyeti” yönünde genişletmesi, yeni nesil insansız savaş uçaklarımızı da Japon radarınıza sokuyor.
“TÜRKİYE, MUHTEMEL TEHDİTLERİ ÖNCEDEN ÇÖZDÜ”
Uzman Yusuf Akbaba, Japonya’nın neden Türkiye’yi tercih edebileceğini şu sözlerle özetliyor: “Türkiye’nin elindeki platformlar binlerce saatlik uçuş tecrübesine ve devasa bir ‘tehdit kütüphanesine’ sahip. Japonya teknoloji devi olabilir ancak Türkiye, bu sistemleri gerçek çatışma ortamlarında test edip mükemmelleştirdi. Bu tecrübe satın alınamaz bir avantaj.”
KAZAN-KAZAN DÖNEMİ
Türkiye için bu iş birliği sadece ihracat geliri değil, dünyanın en prestijli teknoloji pazarlarından birine giriş anlamına geliyor. Japonya için ise kısa sürede, rüştünü ispatlamış ve maliyet etkin sistemlerle ulusal güvenliğini tahkim etmek demek.
Kaynak: TRT Haber