Bizi Takip Edin
movenpick

Makaleler

Avrupa Birliği perspektifinden sağlık sektörünün geleceği: Dijital sağlık

Dijital sağlık terimi, e-sağlık, mobil sağlık, tele-sağlık, elektronik sağlık kayıtları, uzaktan izleme, nesnelerin interneti ile birbirine bağlı cihazlar, dijital terapötikler ve daha fazlasını kapsar.

Yayınlandı

Tarih

Dijital sağlık terimi, e-sağlık, mobil sağlık, tele-sağlık, elektronik sağlık kayıtları, uzaktan izleme, nesnelerin interneti ile birbirine bağlı cihazlar, dijital terapötikler ve daha fazlasını kapsar. Dijital sağlık, sağlık hizmetlerini iyileştirmek için verileri, yapay zekâyı (AI) ve alt bileşeni olan makine öğrenimini kullanmak anlamına gelir.

Dijital sağlığın birçok biçimi, örneğin sağlık hizmetlerinin sürdürülmesine olanak tanıyan telesağlık, hastalık izlemi ve ilaç tedarik zincirlerini destekleyen mekanizmalar olarak COVID-19 krizi sırasında değerini kanıtlamıştır. Ancak bunlar dijital sağlık potansiyelinin yalnızca bir kısmını temsil etmektedir. Sistem genelinde dijitalleşme, ihtiyacımız olan entegre, insan merkezli, sonuç odaklı sağlık sistemlerini güçlendirerek gelecekteki tüm sağlık hizmetlerinde devrim yaratacaktır.

Dijital sağlık;

Hastaların, sağlık hizmeti sunucularının ve halkın sağlık hizmetlerine katılımını ve araştırmacılarla daha iyi ilişki kurmasına, hastaların kendi sağlıklarını daha iyi yönetmesine,

İş gücünü daha iyi yönetmesine, hasta bakımı hakkında daha iyi ve daha hızlı kararlar almasına,

Reklam

Kaynakları daha verimli bir şekilde tahsis etmesine yardımcı olmasına,

İnsanların ihtiyaçlarını karşılayan yenilikçi tedaviler sunmasına ve sağlık sistemleri genelinde değer üretmesine,

Sağlık sistemlerinin izlenmesine, öğrenmesine ve uyum sağlamasına yardımcı olacak ve onları daha dayanıklı hale getirecektir.  

İlaç sektöründe ve bir bütün olarak sağlık sektöründe dijitalleşme güçlü bir şekilde desteklenmelidir.  2020 dönemi Avrupa Sağlık ve Gıda Güvenliği Komiseri Stella Kyriakides’e göre “Dijital araçların, sağlık sistemlerinin kapasitesini ve verimliliğini, ayrıca bireylerin sağlığını ve refahını önemli ölçüde artırabileceği açıktır.

Dijital araçlar hastaları da güçlendirebilir. Dijital dönüşüm, Avrupa ülkelerinin pandemiden kurtulmasına yardımcı olmak, daha güçlü ve daha dayanıklı sağlık sistemleri oluşturmak, AB tıp endüstrisinde uzun vadeli rekabet edebilirliği ve inovasyonu desteklemek için çok önemlidir.”.  

Reklam

Sağlık sektöründeki dijitalleşme, veri eksikliğinden değil, birlikte çalışamama eksikliğinden sekteye uğramaktadır. Aslında, sağlık sistemleri elektronik sağlık kayıtları (bunların bulunduğu yerlerde), hastalık kayıtları, ruhsatlandırma sonrası ilaç gözetim sistemleri, geri ödeme sistemleri, mobil sağlık uygulamaları ve diğer giyilebilir teknolojiler gibi çeşitli kaynaklardan çok büyük miktarda veri üretir. Bununla birlikte, çoğu sağlık verisi işe yaramaz – yaklaşık %80’i kullanılmadan kalır. Kullanılabileceği yerlerde, kullanımı genellikle tek bir amaç ile sınırlıdır, dolayısıyla potansiyeli yeterince gerçekleşmez. Bu durum kısmen, üstesinden gelinebilecek iyi bilinen aşağıdaki teknik sorunlardan kaynaklanmaktadır:  

Veri toplama sistemleri genellikle birlikte çalışamaz, yani birbirleriyle “konuşamazlar”. COVID-19 salgını bunu açıkça vurguladı, çünkü çoğu durumda veri toplama ve sınıflandırmadaki farklılıklar nedeniyle AB ülkeleri arasındaki ölüm sayılarını karşılaştırmak bile mümkün değildir.

Veri, kalitesi bakımından farklılık göstermektedir.

Özellikle sınır ötesi ve AB düzeyinde veri paylaşımı için uygun altyapı ve yasal çerçeve eksikliği mevcuttur.    

Daha da temel olarak, verilere sahip olan veya verileri kontrol eden kuruluşlar şu anda bunları paylaşmaya teşvik edilmemektedir ve ilgili veri paylaşımı düzenlemeleri belirsiz veya engelleyici durumdadır. Örneğin, AB Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR)’nün değişken yorumları, bazıları dijital sağlık hizmetlerini destekleyen (Örneğin, Estonya) ve diğerleri daha büyük engeller oluşturan (Örneğin, Almanya) farklı düzenleyici etkilere neden olmaktadır.

Reklam

Ayrıca, birçok sistem sağlık bakımı tüketimi ve faaliyetleri hakkında veri kaydederken, sağlık sistemleri arasında karşılaştırılabilecek kapsamlı sağlık sonuçları ölçümü eksikliği vardır.     Dijital dönüşüm, AB bölgesinde siyasi liderliğe ve hastalar, halk, sağlık işgücü ve teknik uzmanlar arasında işbirliğine ihtiyaç duymaktadır. Avrupa İlaç Endüstrileri ve Dernekleri Federasyonu, kısa adıyla EFPIA, Avrupa Komisyonu’nun tüm sektörlerde dijital ekonomi ve veri ekonomisinin değerini ortaya çıkaran bir AB politika ortamı yaratma çabalarını takdir etmektedir. Avrupa İlaç Endüstrileri ve Dernekleri Federasyonu, 1978’de kurulmuş ve Avrupa’da faaliyet gösteren araştırmaya dayalı ilaç endüstrisini temsil eden Brüksel merkezli bir ticaret birliği ve lobi kuruluşudur. EFPIA, Avrupa’da faaliyet gösteren biyofarmasötik endüstrisini temsil eder. 36 ulusal derneğe, 39 lider ilaç şirketine ve sayıları giderek artan küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ’ler)’in doğrudan üyeliğiyle her geçen gün genişlemektedir.    

İki öncelik nettir: sağlık verilerinin hasta bakımını, sağlık sistemlerini ve araştırmayı iyileştirmek için büyük bir potansiyeli vardır ve kaçırmayı göze alamayacağımız bir fırsat sunar, ancak farklı amaçlar için kullanılabilirliğini sağlamak, mahremiyet ve güvenliğin yanı sıra kaliteyi sağlamak için uygun altyapılara ve hesap verebilirlik içeren net bir yönetime ihtiyaç vardır. Sağlık hizmeti kararları kritik olabilir ve Avrupa vatandaşları verilerinin güvende olduğunu ve olumlu bir sağlık hizmeti niyetiyle kullanıldığını hissetmelidir. Gerçekten de AB vatandaşları genel olarak dijital sağlığı desteklemektedir ve %80’i gizlilik ve güvenlik sağlandığı takdirde sağlık verilerini paylaşmayı kabul etmektedir.

Bu nedenle, Avrupa’nın dijital sağlık için amaca uygun ve tüm taraflarca güvenilen yasal ve etik bir yönetişim çerçevesine ihtiyacı vardır. Birey ve sağlık sistemi için faydalar ile güvenlik ve veri koruma arasında bir denge kurulmalıdır. EFPIA, bunu geliştirmek için tüm paydaşlarla birlikte çalışmaya kararlıdır ve bu amaçla özel tavsiyeler yayınlamıştır:    

Kapsayıcı ilkeler insan odaklılık ve toplumsal fayda olmalıdır: eğer vatandaşlar kendi verilerine sahip olurlar ve bunları kontrol ederlerse ve sağlık aktörleri sağlık sonuçlarını iyileştirmeye teşvik edilirse veri paylaşımı normalleşecektir. GDPR mevzuatı zaten yönetişim çerçevesini sağlamaktadır, ancak uygulama mekanizmaları eksiktir.  

Vatandaşların verilerine erişimi olmalı ve kontrolü elinde tutmalıdır. Verilerinin hangi amaçlarla kullanılacağını seçmekte özgür olmalıdırlar; sağlık ve araştırma alanındaki potansiyel alıcılar, devam eden incelemeye tabi olarak yetkilendirilmelidir. Veri paylaşımı onayının, bilimsel araştırma amacıyla yeniden kullanım için kapsamlı bir onaya dayalı olarak, devre dışı bırakma seçeneğiyle birlikte AB genelinde uyumlu hale getirilmesi gerekmektedir.  

Reklam

Yönetişim çerçevesi, verilerin araştırma ve politika oluşturma amaçları (ikincil kullanımlar) ve sağlık hizmetleri (birincil kullanım) için kullanımını desteklemelidir. Bu konudaki kuralların netleştirilmesi ve uyumlaştırılması gereklidir. Ayrıca, veri yönetişim gereksinimlerinin, verilerin amaçlanan kullanımıyla ilişkili riskle orantılı olması gerektiğine inanılmaktadır. Google’a göre veri yönetişimi, verilerin güvenli, gizli, doğru, kullanılabilir ve kullanılabilir olmasını sağlamak için yapılan her şeydir. İnsanların yapması gereken eylemleri, izlemeleri gereken süreçleri ve bunları veri yaşam döngüsü boyunca destekleyen teknolojiyi içerir. Veri yönetişimi, verilerin nasıl toplandığı, depolandığı, işlendiği ve imha edildiğine ilişkin geçerli olan iç standartların (veri ilkelerinin) belirlenmesi anlamına gelir. Hangi tür verilere kimin erişebileceğini ve ne tür verilerin yönetişim altında olduğunu gösterir. Veri yönetişimi, sektör birlikleri, devlet kurumları ve diğer paydaşlar tarafından belirlenen dış standartlara uymayı da içerir.  

Genel olarak, Avrupa Açık Bilim Bulutu (the European Open Science Cloud)’nun temelini oluşturan yol gösterici ilkeleri, yani verilerin “mümkün olduğunca açık ve gerektiği kadar kapalı” ve bulunabilir, erişilebilir, birlikte çalışabilir ve yeniden kullanılabilir olması gerekmektedir. Yapay zekâ, insanları sağlıklı tutmak, bakımı iyileştirmek, hayat kurtarmak ve sağlık sistemlerinde mali tasarruf yapmak için önemli fırsatlar getirebilir.    

EFPIA, yapay zekâ destekli çözümlerin hastalara, sağlık uzmanlarına ve sağlık sistemlerine getirebileceği faydaları tamamen benimsemektedir. EFPIA vizyonu, hasta güvenliğini ve mahremiyetini korurken, hastaları daha verimli bir şekilde tanımlamak, tedavi etmek ve bakımını yapmak için yeni tedaviler ve yaklaşımlar geliştirme potansiyelini en üst düzeye çıkarmaktır. Ancak mevcut düzenlemeler, çerçeveler ve en iyi uygulamalardaki potansiyel veya öngörülemeyen boşlukları belirlemek ve ele almak için daha fazla işbirliğine ihtiyaç vardır.

EFPIA, “EFPIA Pozisyon Belgesi”nde yapay zekâ yasal çerçevesinin tasarlanmasına rehberlik edecek ilkeler ve öneriler yayınlamıştır. Yapay zekâ (AI) destekli çözümler, sağlık hizmeti ekosistemini geliştirme potansiyeline sahiptir. EFPIA’nın vizyonu, hasta güvenliğini ve mahremiyetini korurken hastaları daha verimli bir şekilde tanımlamak, tedavi etmek ve bakımını yapmak için yeni terapiler ve yaklaşımlar geliştirmek için AI kullanma potansiyelini en üst düzeye çıkarmaktır. EFPIA, yüksek sağlık standartlarını ve hasta güvenliğini garanti ederken yeniliği teşvik etmelerini sağlamak için yapay zekâ hakkında önerilerde bulunan devam eden politika tartışmalarına girmiştir. EFPIA Pozisyon Belgesi, yapay zekâ üzerine bir yasal çerçeve geliştirirken yasa koyucular ve düzenleyiciler tarafından dikkate alınacak kilit alanları içermektedir. Pozisyon belgesinde yer verilen hususlar şöyledir:    

Yapay zekâ ile ilgili kurallar yeterli, uygun, açık ve tutarlı olmalı ve AB genelinde uyumlu yaklaşımı teşvik etmelidir.  

Reklam

Yapay zekâ okuryazarlığı ve yetkinlik geliştirme etkin bir hale getirilmelidir. Yapay zekâ okuryazarlığı, yapay zekânın ne olduğu, yapay zekânın nasıl çalıştığı ve tüm mesleklerde gelecekteki uygulama potansiyeline ek olarak şu anda günlük hayatımızda nasıl bir rol oynadığı hakkında temel bir anlayış sunar. Yapay zeka okuryazarlığının amacı, yapay zeka hakkındaki yanlış anlamaları ortadan kaldırmak ve topluluğun tüm üyelerinin, yapay zekânın yaygın olacağı değişen bir dünyaya daha iyi uyum sağlayarak daha fazla öğrenmeyi sürdürmek için gereken temel becerilerle donanmış olduğu her şey dahil bir ekosistem oluşturmaktır.   Yüksek kaliteli verilere erişim yapay zekâ için kritik öneme sahiptir.  

Veri yönetimi elzemdir. GDPR, bireylerin verilerinin nasıl kullanıldığı konusunda daha iyi bilgilendirilme hakları da dahil olmak üzere kişisel verilerin korunmasını standartlaştırmayı ve güçlendirmeyi amaçlar. Ayrıca, sağlık profesyonelleri ve bu tür verileri kullanan şirketler için ihlaller için katı cezalarla açık sorumluluklar ve yükümlülükler ortaya koymaktadır. GDPR gereklilikleri ve kavramları, yerel ve kurumsal düzenlemeler ile etik denetim, yapay zekâda yeniliği destekleyeceklerse daha fazla açıklama gerektirebilir. Ayrıca, AB genelinde bilimsel araştırmalarla ilgili GDPR ve diğer mevzuatın aşama aşama uygulanmasını ele almak önemli olacaktır. Verilerin güvenli ve etik bir yönetişim çerçevesinde yönetilmesi ve analiz edilmesi sağlanmalıdır. Yapay zekâ destekli karar verme sürecine insan katılımı, uygun denetimin iş süreçlerine entegre edilmesini sağlar.  

Şeffaflık. İlaç endüstrisi, endüstrinin çeşitli yönlerine şeffaflığı çoktan yerleştirmiştir. Yapay zeka tanı araçları ve diğer hastayla yüz yüze olan araçlar, fonksiyonları/eğitimleri konusunda bir dereceye kadar şeffaf olmalıdır (veya sağlamlık açısından bağımsız olarak test edilmelidir), tescilli dahili Ar-Ge araçları olması durumunda, bunlardan elde edilen içgörüler doğrulanacağından farklı yaklaşımlar uygulanmalıdır. Yapay Sinir Ağları (ANNs) gibi şeffaflığın daha zor olduğu yerlerde, şeffaflığın bu bağlamda daha iyi tanımlanması gerekecektir. EFPIA, bir güven ortamı oluşturmanın anahtarı olan denetim mekanizmaları da dahil olmak üzere, yapay zekanın ve temel alınan veri kümelerinin yeterli yorumlanabilirliğine veya açıklanabilirliğine izin veren şeffaflık düzeylerinin tanımlanmasını önerir. Hem modeli eğitmek için kullanılan veri setlerinin hem de modeli oluşturmak için kullanılan kodun kontrolü ve saklanması şeffaflığa yardımcı olacaktır. Ayrıca, gerekli veri setlerinin ve yapay zekâ çözümlerinin oluşturulmasını teşvik etmeye yönelik gereken yatırımların yeterince teşvik edilmesini sağlamak için şeffaflık gereksinimlerinin dikkatli bir şekilde dengelenmesi de önemlidir.  

Yapay zekâ üzerindeki Fikri Mülkiyet (IP) koruması, etkili ve öngörülebilir olmalıdır. Patentler de dahil olmak üzere etkili ve öngörülebilir IP koruması, yapay zeka dahil olmak üzere biyofarmasötik inovasyonu geliştirmek için esastır. Patentler de dahil olmak üzere fikri mülkiyet korumaları, önemli koruyucu ve tedavi edici araçlara yapılan bu önemli yatırımları yönlendiren ve sürdüren teşvikler sağlar, böylece bunlara ihtiyacı olan hastalara sunulabilirler. Daha da önemlisi, patentler, patent sisteminin şeffaflık gereklilikleri nedeniyle bilgi paylaşımını da teşvik eder.

Liderlik ve koordinasyon. Özel sektör, yapay zekâ tabanlı sistemlerin yenilikçi kullanımlarını keşfedebilir ve sağlık sistemi için değer yaratmayı göstererek, sürdürülebilirliğini ve Avrupa ekonomisine değer yaratmayı destekleyerek kamu veri tartışmasını bilgilendirebilir. Kamu sektörünün, katılım için doğru çerçevenin, bunu kaldıracak beceriler ve altyapının mevcut olduğundan emin olması gerekecek ve altyapıya yaptığı yatırımla eğitim sistemleri, beceriye dayalı işgücü ve yetenekler sayesinde önemli bir insan sermayesi gerektirecektir. Avrupa Komisyonu, bu ekosistemin iyi bir şekilde koordine edilmesini ve Koordinasyon Planı’nın üye devletlerle yapay zeka üzerindeki etkisinin, parçalarının toplamından daha büyük olmasını, diğer bir ifadeyle sinerji oluşturmasını, sağlamalıdır.

Reklam

EFPIA, yapay zekâ konusunda Yüksek Düzeyli Uzman Grubu gibi uzman gruplarının kurulmasını memnuniyetle karşılamaktadır ve ulusal ve AB düzeyi arasında tamamlayıcılığı ve sinerjiyi teşvik eden kılavuz ilkelerin daha da geliştirilmesi için çağrıda bulunmaktadır. Koordinasyon Planı’nın, özellikle uluslararası bir perspektiften özel yatırımları çekmek için hızlandırıcı, netlik kazandıran, AB Yapay Zekâ ekosistemi geliştirmeyi çekici hale getiren özellikleri bulunmaktadır. AB Yapay Zekâ ekosisteminin doğru altyapı ve becerilere sahip olması için kamu sektörü tarafından yapay zekânın benimsenmesinin sağlaması, erişimin güvence altına alınması ve özel yatırım için veri kullanımının sağlanması, doğru kolaylaştırıcılar ve teşviklerin sunulması gerekmektedir.     

EFPIA, bahsedilenlerin yanında, sağlık sektörü ve genel nüfus içindeki veri ve dijital okuryazarlık politikaları, devlet destekli yatırım programları, kamu sağlık hizmetleri arasında çekici “eşit” ortaklıklar dahil olmak üzere sağlık hizmetlerinde yapay zeka için gerçek bir mükemmelliyet merkezinin geliştirilmesine yönelik AB planlarının daha fazla detaylandırılmasını teşvik etmektedir. Özetle, dijitalleşmenin bir sonucu olarak dijital sağlığın sağlık sektörü ve ilişkili alt sektörü olan ilaç sektöründeki önemi verilmiş, ardından Avrupa Birliği ile Avrupa İlaç Endüstrileri ve Dernekleri Federasyonu (EFPIA) perspektifinden dijital sağlık ve içerisinde önemli bir yere sahip yapay zekâ ele alınmıştır. Faydalı olması ve farkındalık oluşturması dileğiyle…

Bilimle ve teknolojiyle kalınız.

Yararlanılan Kaynaklar EFPIA, https://www.efpia.eu/about-us/who-we-are/ EFPIA, https://www.efpia.eu/media/636465/its-time-to-power-up-health-systems.pdf EFPIA, https://www.efpia.eu/media/580528/efpia-position-on-ai.pdf Data Governance, https://cloud.google.com/learn/what-is-data-governance AI Literacy, http://aicoe.ai/ai-literacy-program/

Reklam
Okumaya Devam Et
Reklam
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Makaleler

Değişim ve yeni para birimi

Türkiye’nin bir süredir yaşadığı ekonomik sıkıntılar herkesin malumu maalesef.

Yayınlandı

Tarih

Türkiye’nin bir süredir yaşadığı ekonomik sıkıntılar herkesin malumu maalesef.

Türkiye gibi diğer ülkelerde sıkıntı çekse de bizde daha yüksek oranlarla hissedilirliği daha kuvvetli.

Türkiye yaşadığı bu sorunu aşacaktır, şu an yaşadığımız bu kriz bizden büyük değil. Lütfen bunu aklınızdan çıkarmayın.

Bu hayat pahalılığı ve hiperenflasyon oranları giderek zaman alacak hale bürünüyor.

Ekonomi ile ilgili gerek Cumhurbaşkanı ve kurmayları gerek muhalefet partileri çalışmalarını yapıyor yer yer Sayın Cumhurbaşkanı muhalefetten katkı sağlayacak destekler talep etmesi takdire şayandır.

Reklam

Hiçbir ülkenin yaşadığı diğeri ile birebir aynı olmasa da ilham olabilir diye düşünüyorum.

Almanya’nın yaşadığı hiperenflasyon girdabına çözüm önerilerini bir kez daha okumak sosyal piyasa ekonomi modelini incelemek lazım.

Belki buna hazırlık olması için aylık yoğunlaştırılmış toplantılar tertiplemek gerekebilir.

Türkiye sürdürülebilir ihracat politikalarını oluşturması durumun da yepyeni bir ekonomik model yani Türkiye ekonomik kalkınma modeli oluşturacağına inancım tamdır.

Sürdürülebilir ihracat mekanizması akabinde yapısal reformlar ajandası tutabiliriz aksi halde yapmış gibi yapmalı reformlar oluyor.

Reklam

İhracattan gelecek gelir ve hatta cari açığı gidermek bizi kurtuluşa götürecek tek yoldur.

Cari açık Türkiye’nin en büyük hatta anaç sorunu olduğuna inanıyorum.

Bugün Türkiye’nin demokrasi, eğitim, etnik, kadın hakları vs. ve daha sayamadığım tüm sorunlar ve çözemeyişimizin doğrudan veya dolaylı ekonomik durumumuz ile ilgili olduğuna inanıyorum.

Sosyal ve siyasal sorunların çözümü karışık değil sadece grupların ekonomik geleceklerini görme ile ilgili olduğunu iddia ediyorum.

Türkiye’nin diğer ülkelerinde sanayileşmesi sağlayabilecek politika setleri oluşturması durumunda sürdürülebilir ihracat sağlayacağı en temel yaklaşımım olduğunu söylemek istiyorum.

Reklam

Belki tarım makinaları ve TOGG gibi markalarımızı üretmek isteyen ülkelere açmalıyız ve ülkeleri üretime hazırlamalıyız.

Yeni para birimi

Ekonomik sorunların oluşturduğu toplumsal moral bozulmasına karşın belki de yeni bir para birimine misal KRON’a geçmeyi de düşünmek gerekebilir.

Çok işimiz var doğru yerden ve başlamamız lazım.

Son söz; her değişim daima başka değişimlere ihtiyaç gösterir. Niccola Machieavelli

Reklam
Okumaya Devam Et

Makaleler

OSB yönetim kurulu üyeliğini sona erdiren haller-3

OSB’nin içinde bulunan sanayi sitesi yapı kooperatiflerinin, toplu işyeri yapı kooperatiflerinin, işletme kooperatiflerinin ve site yönetimlerinin yönetim veya denetim kurullarında görev alanların, bulundukları OSB’nin organları hariç, diğer OSB’lerin organlarında görev almaması gerekir.

Yayınlandı

Tarih

  • Birden fazla osb organında görev alma nedeniyle müteşebbis heyet üyeliğinin sona ermesi

OSBUY’un organ üyelerinin seçilme şartlarını düzenleyen 7’nci maddesi uyarınca;

Müteşebbis heyet, yönetim kurulu ve denetim kurulunda görev alanların (Vali hariç) diğer OSB’lerin organlarında görev almaması;

OSB’nin içinde bulunan sanayi sitesi yapı kooperatiflerinin, toplu işyeri yapı kooperatiflerinin, işletme kooperatiflerinin ve site yönetimlerinin yönetim veya denetim kurullarında görev alanların, bulundukları OSB’nin organları hariç, diğer OSB’lerin organlarında görev almaması gerekir.

Örneğin, (A) OSB’de yönetim kurulu üyesi olarak seçilen kişi, aynı zamanda (B) OSB’nin denetim kurulu üyesi olarak görev yapamaz. Kişi, böyle bir durumda bu görevlerden sadece birisini tercih etmeli ve diğer organ üyeliğinden çekilmelidir. Kişinin böyle bir tercihte bulunmaması ve kendi isteği ile çekilmemesi, buna karşılık durumun sonradan bir şekilde tespiti halinde ise,  her iki OSB’de de, müteşebbis heyet kararı ile kişinin organ üyelikleri sonlandırılır. Bu şekilde boşalan yönetim kurulu üyeliğine de; müteşebbis heyet aşamasında olan OSB’lerde, mensup olduğu kurumun ilk sıradaki yedek üyesi, katılımcılar tarafından veya genel kurulca seçilen üyelerde ilk sıradaki yedek üye; genel kurulunu yapmış ve müteşebbis heyetin sona erdiği OSB’lerde ise sıradaki yedek üye geçerek kalan süreyi tamamlar.

  • Mahkûmiyet nedeniyle yönetim kurulu üyeliğinin sona ermesi

OSBUY’un 7’nci maddesinin 6/b hükmü uyarınca; organ üyesi olabilmek için; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53’üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı, haksız mal edinme suçlarından hapis cezasına mahkum olmama şartı aranır.

Bu bağlamda, kişinin, yönetim kurulu üyeliğine seçildiği tarih itibariyle veya göreve başladıktan sonra yukarıda belirtilen suçlar sebebiyle kişinin hapis cezasına mahkum edilmesi halinde, yönetim kurulu üyeliği sona erer. OSBUY’ün 7/7 maddesinde “Şartları taşımadıkları halde seçilenler ile sonradan kaybedenlerin üyelikleri müteşebbis heyet tarafından sonlandırılır.” hükmüne yer verilmesi nedeniyle, müteşebbis heyet tarafından kişinin organ üyeliklerinin –hem yönetim kurulu hem de müteşebbis heyet üyelikleri- sona erdiğine dair bir karar almalı; bu şekilde boşalan yönetim kurulu üyeliğine de; müteşebbis heyet aşamasında olan OSB’lerde, mensup olduğu kurumun ilk sıradaki yedek üyesi, katılımcılar tarafından veya genel kurulca seçilen üyelerde ilk sıradaki yedek üye; genel kurulunu yapmış ve müteşebbis heyetin sona erdiği OSB’lerde ise sıradaki yedek üye geçerek kalan süreyi tamamlamalıdır.   

  • Katılımcı vasfının kaybedilmesi veya yapı kullanma izni alınmaması nedeniyle yönetim kurulu üyeliğinin sona ermesi

OSBUY’un 7’nci maddesinin 6/a hükmü uyarınca; organ üyesi olabilmek için aranan şartlardan birisi “OSB’de yapı kullanma izni almış katılımcı olmak”tır. Yine Yönetmeliğin 25/2 maddesi hükmünce, katılımcıları müteşebbis heyete dâhil olan ve genel kurula geçmesine karşın müteşebbis heyet ile devam eden OSB’lerde, yönetim kurulu üyelerinin en az üçünün yapı kullanma izni almış olan katılımcılar arasından seçilmesi gerekir.

Bu bağlamda, katılımcılar arasından seçilen üyenin, yönetim kurulu üyeliğine seçildiği tarih öncesinde veya sonrasında katılımcı vasfına haiz olmadığı veyahut kaybettiği –kişi, arsasını devredip bölgeden ya da katılımcı olan şirketteki paylarını devredip ortaklıktan ayrılmış olabilir- ya da katılımcı olmakla birlikte yapı kullanma izninin olmadığı tespit edilirse, yönetim kurulu üyeliği sona erer. Bu durumda, OSBUY’ün 7/7 maddesinde “Şartları taşımadıkları halde seçilenler ile sonradan kaybedenlerin üyelikleri müteşebbis heyet tarafından sonlandırılır.” hükmü uyarınca, müteşebbis heyet tarafından kişinin yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğine dair bir karar alınmalı; bu şekilde boşalan yönetim kurulu üyeliğine de katılımcılar tarafından seçilen ilk sıradaki yedek üye geçerek kalan süreyi tamamlamalıdır.  

Reklam

Sonuç itibariyle, üyeliğin düşmesi ya da üyelikten çekilmiş sayılma halleri gerçekleştiği halde OSB yönetim kurulu üyelerinin görevlerine devam etmeleri mevzuata aykırılık teşkil eder. Bu türden mevzuata aykırılıklar, kişinin üyeliğinin sonlandırılmaması nedeniyle katılmaması gereken yönetim kurulu toplantılarına katılıp karar alma sürecine dahil olması, huzur hakkı alması gibi sonradan ortaya çıkabilecek birtakım olumsuzluklara sebebiyet vermektedir.

Bu nedenle, OSB yönetim kurulu üyelerinin üyeliğini sona erdiren hallerinin takip edilmesi ve gerçekleştiği andan itibaren de gerekli işlemlerin tesis edilmesi gerekir. Ayrıca, OSB yönetim kurulunda yaşanan bu değişimler, OSBUY’un 7/8 maddesi uyarınca, 15 gün içinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına (Sanayi Bölgeleri Genel Müdürlüğüne) bildirilmelidir.

Okumaya Devam Et

Makaleler

İhracatımız rekor üzerine rekor kırıyor

Antalya, Burdur ve Isparta illerini kapsayan Batı Akdeniz ihracatı, 2021 yılında rekor üzerine rekor kırıyor.

Yayınlandı

Tarih

Antalya, Burdur ve Isparta illerini kapsayan Batı Akdeniz ihracatı, 2021 yılında rekor üzerine rekor kırıyor. Batı Akdeniz ihracatı yıl sonu hedefi olan 2,5 milyar dolar ihracat rakamına doğru emin adımlarla ilerliyor. Bu çerçevede Batı Akdeniz ihracatı 1 Ocak 2021 – 31 Ekim 2021 tarihlerini kapsayan süreçte geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 35,06 oranında artışla 2 milyar 66 milyon 273 bin 114 dolara ulaştı. Batı Akdeniz’den sadece bu yılın Ekim ayında, geçen yılın Ekim ayına kıyasla yüzde 22,91 oranında artışla 202 milyon 921 bin 211 dolar ihracat gerçekleştirildi.

Ekim ayında bölgemizden en fazla ihracatı yaş meyve sebze sektörümüz gerçekleştirdi. Maden ve metaller sektörümüz bu dönemde en fazla ihracat gerçekleştiren ikinci sektörümüz oldu. Ekim ayı ihracatında demir ve demir dışı metaller sektörümüz yüzde 274 oranında artışla dikkatleri üzerine çekti.

Ekim ayında gerçekleşen ihracatımızın ülkelere göre dağılıma baktığımızda en fazla ihracatın Çin Halk Cumhuriyeti’ne yapıldığı görüldü. Almanya, ikinci sıradaki yerini korurken, bu ay sürpriz bir gelişme yaşandı ve İspanya ilk defa sıralamaya girdi. İspanya’ya gerçekleşen ihracatımızda rekor kelimesinin yetersiz kaldığı bir artışla, yüzde 422,97 oranında artışla 13 milyon 496 bin 221 dolar ihracat gerçekleşti. Rusya pazarında yüzde 50 artış yaşanırken, ABD pazarındaki etkinliğimizi artmaya devam ettiği görüldü.

Bölgemizden 10 aylık süreçte 2 milyar 66 milyon 273 bin 114 dolar ihracat gerçekleşti. İhracatçılarımızın faaliyet gösterdiği 26 sektörün 18’inde artış yaşandı. Toplam ihracatımız geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 35,06 oranında arttı. Bu süreçte en fazla ihracatı yarım milyar doları aşan rakamla yaş meyve sebze sektörümüz gerçekleştirdi. En fazla ihracat gerçekleştiren ilk 5 sektörümüze baktığımızda yaşanan artış gelecek adına ümit verdi.

Bölgemizden en fazla ihracat her zaman olduğu gibi Çin’e gerçekleştirildi. Özbekistan, yüzde yüze yakın ihracat artışıyla dikkatleri üzerine çekerek, Rusya’ya gerçekleşen ihracat rakamına bir adım daha yaklaştı. Bölgemizden dünyanın dört bir yanına 1992 ihracatçımız ürünlerini gönderdi. Geçen yıl bu rakam 1884 ihracatçı idi. İhracatçılarımız yeryüzünün dört bir yanındaki 154 ülke ve bölgeye ihracat gerçekleştirdi. İhracat gerçekleştirilen 154 ülke ve bölgenin 127’sinde artış yaşandı.

Reklam
Okumaya Devam Et

Trendler

Copyright © 2022 Sanayi Gazetesi - Tüm hakları saklıdır.