2000 yılında ÖSS birincileri açıklandığında tüm gözler, Konya'nın Çayırbaşı köyünde yaşayan Oruç Baba İnan üzerinde yoğunlaşmıştı. Sınav sonuçlarının duyurulduğu gece, merakla köyüne doğru yola çıkan gazeteciler, bu başarılı gençle tanışmak için sabırsızlanıyordu. Çayırbaşı köyüne vardıklarında, sıra dışı bir manzara ile karşılaştılar. Kahvelerin önünde kamyonlar dolusu insan toplanmış, saz çalarak eğleniyorlardı. İşte burada, Oruç Baba İnan'ın yaşadığı evi bulmak için rehberlik eden bir gençle tanıştılar. Gencin sözleriyse en dikkat çekici detaylardan oldu “Burada çocuklarını okutan tek kişi Oruç’un babası…”
Ailesi Eğitimi İçin Büyük Çaba Sarf Etti
Oruç Baba İnan'ın babası Yılmaz İnan, 55 yaşında ve 7 çocuklu bir aile babasıydı. Uzun yıllardır eşi Elif İnan ile mutlu bir evlilik sürdürüyordu. İki kızını öğretmen okullarında okutarak onlara iyi bir eğitim sağlamıştı. Büyük oğlu Abdullah öğretmenlik yaparken, ablalarından biri Akşehir'de evliydi. Diğer ablası Hafize liseyi bitirmiş ve Oruç'un diğer iki kardeşi ise hâlâ lisedeydi. Milliyet’in haberine göre aile Oruç'un eğitimi için büyük bir çaba sarf etmişti. Oruç, kışın köyden ayrılmak zorunda kalmasın diye Akşehir'de bir ev kiralamışlardı.
"İleride Bürokrasiye Atılmak İstiyorum"
Baba İnan, gururla şöyle konuşuyordu: "Oruç'un başarılı olacağını bekliyorduk, ama derece beklemiyorduk. Bu gerçekten büyük bir sürpriz oldu. Biz harman işleriyle uğraşırken, ablası Akşehir'den haber verdi." Oruç ise gülerek ekledi: "Ben ilk 50 bekliyordum. Dersanede ise ilk 20 diyordu. Sayısalda sadece 4 yanlışım vardı, sözel bölümde ise hepsi doğruydu." Oruç, geleceğe dair hedeflerini de paylaştı: "Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü hedefim. İleride bürokrasiye atılmak istiyorum veya bir şirkette yöneticilik yapabilirim."
"Türkiye Birincisi Olacağım Dedim Dalga Geçtiler"
Oruç, çalışma düzeni hakkında da konuştu: "Günde sadece bir saat çalıştım, çok fazla çalışmadım aslında." İlkokulu köyde okudu ve Akşehir Anadolu Lisesi'ni kazandı. Ortaokulunu da Anadolu Lisesi'nde tamamladıktan sonra Konya Meram Fen Lisesi'nde bir yıl yatılı olarak okudu. Oruç, motivasyonunu şu sözlerle açıkladı: "Lise 1'den itibaren 'Türkiye birincisi olacağım' diyordum. İlk başta herkes benimle dalga geçti. Yatılı okuduğum dönemde bile duvarlara 'birinci olacağım' yazısını ayakkabı boyası ile yazdım."
"Kendimi Zihnen İstanbul'a Hazırladım"
Oruç'un hedefi Boğaziçi Üniversitesi olsa da, İstanbul'a hiç gitmediğini söylemekten de geri kalmadı. İnan'ın başarı öyküsü, televizyonda da yer aldı. TRT’deki programda, "İlk geldiğimde İstanbul beni çok etkilemişti. Geçen sene içimden sürekli 'Bekle beni İstanbul' şarkısını söylüyordum. İstanbul beni bekliyor muydu bilmiyorum, ama ben kendimi zihnen hazırlamıştım" dedi.
Umutlu Artıran Canlı Bir Başarı Örneği
Oruç Baba İnan'ın siyasete bakış açısı da dikkat çekiciydi. "Hiçbir siyasi lider veya parti beynimi sınırlayamaz. Benim beynim, herhangi bir siyasi liderin görüşlerini kapsayacak kadar geniş olmalı. Siyasetçilerin beyinlerimi kontrol etmeleri doğru değil" şeklinde konuştu.
Oruç Baba İnan, uzun ve zorlu bir süreçten geçerek kariyer basamaklarını hızla tırmanmış bir isim. Başarılı bir şekilde ÖSS birincisi olması, ardından Boğaziçi Üniversitesi'nden mezun olması ve sonrasında çeşitli büyük şirketlerde üst düzey pozisyonlarda çalışması, başarı hikayesinin sadece bir parçası. Şimdi ise Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı olarak görev yapıyor. Oruç Baba İnan'ın azmi ve kararlılığı, geleceğe dair umutları artıran bir örnek olarak karşımızda duruyor.
