Sanayi Sektörü beklenti anketlerine katılan kuruluşların yarısından fazlasını bankalar ve finans kuruluşları oyluyor. Reel sektör oyuncuları, tornanın yağını silme ihtiyacı duymadan ekmeğini bölen, talaş tozunu bayramlarda bile genzinde hissederek ülkeye döviz kazandıran, üretmenin ne kadar zorlu ve yorucu bir süreç olduğunu bilenler daha az oy veriyor beklenti anketlerine..
Son sanayi anketine katılarak oy veren 41 kurumun 27 si finans kuruluşu, 8 i reel sektörden. Belki de sanayicinin tüm verilerini sanayiciden daha iyi okuyor daha iyi yorumluyor olabilirler. Lakin dikkat çekmeye çalıştığım husus başka..
Kapasitem bu kadar nefesim kalmadı dediğinde antrenörler sporcularını daha da zorlar… Bitti zannettiğin zaman “Henüz %40 Kapasitedesin geride bundan fazlası var, ha gayret “diyerek gerçek kapasitesini fark etmesi için sporcuyu zorlar.
Fatih Terim misali daha iyisini yapmaya oyuncuları zorladığı gibi Beklentileri zorlayarak anket yaparsak, beklentiler gerçek olur mu sizce?
Üretmeyi bilen her sanayici gerçekten parayı biliyor mu ? Kazandığı parayı yönetip, “Sermayesi kurtarmaz” dediği üretmenin zarar yazdığı günlerde para kazanmadan da pasif gelirleriyle işçinin ve tedarikçinin parasını ödeyip, ayakta kalabiliyor şirketini yarınlara taşıyabiliyor mu?
Muhasebe ile Finansı ayırıp Profesyonel ellere emanet edebilmiş mi ya da onsuz tek bir kuruş bir ödeme yapılılamıyor mu? Çoğunluğu aile şirketleri olan firmalarda halen duygusal kararlar alarak, şahsi değerleri ve inançları gereği hamleler yapılıyor ve belki de farkında olmadan fırsatlara sırtını dönüyor olabilir mi ?
Beklentiler, haliyle sadece geçmiş ve mevcut eldeki verilere mi dayalı? Yoksa hayallere ve umutlara mı endeksli? Kapasite var ama o kapasiteyi kullanma kapasitemiz yani becerimiz mi düşük? Esas sorun ne ola ki: Zaman yönetimi, İnsan İlişkileri, öfke ve duygu kontrolünde zorlanma, nakit akışı, pazarlama, kaos yönetimi, imaj ve itibar yönetimi sorunları ile markalaşmamak mı? Yoksa Hayal kurmamak mı?
Nasıl ki paradan bağımsız bir Gayrimenkul Dünyası mümkün değilse… Sanayideki beklentiler de sadece paradan değil aynı zamanda vizyondan da bağımsız olamaz, olmamalı. Bir sanayicinin vizyonu herkesin vizyonundan bir kaç adım daima ileride, aynı zamanda daha geniş açılı olmalı.
Dünyanın ihtiyaçlarının nereye gittiğini, yakın gelecekte hangi yöne sapacağını, hangi forma evrileceğini öngörmesi lazım öyle değil mi?
Herkesin dilinde yıllardır bir digitalleşme, değişim, dönüşüm almış başını gidiyor. Hangi beklentiye göre, kimin beklentisi bu? Doğuda bir köyde kısıtlı imkanlar dahilinde marka üniversite kazanan ve yabancı firmaların işe almak için can attığı kişi ile Büyükşehirde her türlü imkan varken vasattan öteye geçemeyip kırk yaşına kadar ailesinden beslenen kişinin arasındaki tek fark var. Hayal kurma becerisi.
Anketlerde beklentilerini sergileyenler kendi ülkesini, dünyayı geziyor mu, yurtdışında gördüğü fikri/ürünü alıp yurda getiriyor daha iyisini yapıyor mu?
Her şeyden önce Hayal kuruyor mu?
Doktor adayları ne kadar çok hasta görürse o kadar çabuk geliştirir kendini.. Bekleyenler de, oturduğu yerde beklemeyi bırakıp araştırmalı, yurt içi ve yurt dışında kapı kapı meslektaşlarını gezmeli, başarılı iş insanlarının hikayelerini birinci ağızdan dinlemeli, iş modellerini, maliyetleri azaltan süreci kolaylaştıran farklı metodolojilerini yerinde incelemeli, arge yapmalı, en önemlisi de önce hayal kurmalı.
Evet, yanlış okumadınız. Defalarca yazdım, Hayal..
Bizim çocukluğumuzdaki en büyük sıkıntı buydu bence.. Hayal kurduğumuzda kafamıza terliği yedik. Hayallerimizi anlatınca, “gerçekci ol” diye hep ikaz edildik ve daha fazla dayanamayıp çoğumuz vazgeçtik o günden sonra hayal kurmaktan. Pek azımız hayal kuruyor ama o da limitli.. Başkalarının beklentileri ile limitli.
♦Beklenti Anketleri, oylayanların hayal gücü ile sınırlı.
Mutluluk bir seçim, fakat mutsuzluğun formülü “yüksek beklenti içinde olmaktır” denir. Bu doğru, lakin insanlardan beklemeyi bırakalım demek hayal kurmayı bırakalım demek değildir ki…
Hayalleri gerçekleştirme becerisi başka bir günün konusu olsun. Hayalleri büyük olanın, dünyadan beklentisi de büyüktür ama önce dünyaya vereceği şeyler çok büyüktür. Üç beş veri ile anketlere yön vermek sizce de beklentiyi sınırlar mıyor mu?
Yapılmayanı yapmak,
Buzkıran misali bizden sonra gelenlere yol açmak,
Dünyaya yön verecek yeni keşifler yaparak,
Sanayi Sektörünü anketlerin ötesine taşımak için önce hayal kurmayı hatırlamamız gerekiyor.
Siz ne dersiniz?