Veli Aydın
Bu dönemi planlı yol ulaşımının gelişmesi takip etti. Yelkenli gemiler vasıtası ile ilk kıtalar arası geçişlerini gerçekleştirdi. En büyük ulaşım devrimini ise 18. Yüzyılda başlayan Sanayi Devriminde buharlı gemilerin ve trenlerin icadı ile yaşadı. Bu sayede ulaşım hem hızlandı hem de kitlesel hale geldi. Petrol çağı ile birlikte içten yanmalı motorların keşfi ile otomobil kamyon ve uçaklar zaman içerisinde ulaşımın merkezine yerleşti. Bu merkezin ise en büyük kaynağı fosil yakıtlardan olan petrol idi.
Günümüzde ise ulaşım akıllı ve elektrikli dönemine ulaştı. Yüksek hızlı trenler, elektrikli araçlar ile otonom ve dijital sistemler ön plana çıktı. Bu bağlamda bu dönem özellikle enerji ve çevre politikaları ile doğrudan bağlantılı bir hale geldi. Bu doğrudan bağlantıyı gelin rakamlar ile analiz edelim. Bugün dünyada kayıtlı kara taşıtı sayısı yaklaşık 1.6 milyar, Deniz tarafında ise milyonları aşan vapur tekne gibi deniz taşıtlarında net bir rakam bulunmamakla birlikte 100 gross ton ve üzeri 120.000 civarında büyük gemi olduğu tahmin edilmektedir. Son olarak havacılık tarafında ise 30.000 üzerinde ticari uçak var iken askeri, helikopter ve özel uçaklar dahil edildiğinde bu sayının 100.000 yaklaştığı görülmektedir. İşte bu kadar büyük bir ekosistemde tek bir fosil kaynağa bağlı kalmak insanlığı yeni arayışlara yöneltti. Bu yönelimde ise adres belli idi. ‘’Elektrik…’’
Elektrik motorlarının taşıtlarda ilk kullanımı raylı sistemlerde başladı. Sabit bir hat üzerinde ilerleyen trenler dışarıdan kolay elektrik alma ve ağır yüklerde elektrik motorların yüksek tork avantajı ile kullanıldı. Denizaltı teknolojisinin gelişmesi ile dizel motorların yerine su altında sessizlik sağlaması ile denizcilikte, ilk su altında kullanıldı. Kara taşıtlarında ise içten yanmalı motorlar ile aslında elektrik motorları teknolojisi aynı anda başladı. Ancak bu dönemde içten yanmalı motorların ucuz olması ve batarya teknolojisinin çok sınırlı olması nedeniyle geri planda kaldı. Uzun yıllar boyunca insanlık elektrik altyapısının kırsalda zayıf olması, batarya teknolojisinin gelişmemesinden kaynaklı kısa menzili ile elektrikli bir araç yerine yakıtı daha erişilebilir ve daha uzun mesafe kat eden içten yanmalı motorları tercih etti.
Büyük dönüşüm ise 2000’li yıllar ile birlikte geldi. Batarya teknolojisinde ki büyük atılım, yazılım ve güç elektroniği ile birlikte elektrik motorlarında hızla yaşanan gelişmeler bu dönüşümün lokomotifi oldu. Tüm dünya üzerinde ki birçok ülkenin gelişmiş elektrik enerjisi iletim ve dağıtım ağına ulaşması ile birlikte, hazır olan şarj altyapısı sıralı vagonlar gibi bu ekosistemi tamamladı.
Bu ekosistemi destekleyen en önemli unsur ise emisyonların azaltılması hedefi doğrultusunda en büyük katkılardan birinin ulaşımda gerçekleşeceği inancı idi. Özelikle petrol noktasında birçok ülkenin hem dışa bağımlı olması ve yüksek karbon salınımı bu inancın temelini oluşturmakla birlikte enerjide arz güvenliği açısından da risk teşkil etmekte idi. Bu noktada asıl kazanç yenilebilir enerji ile birlikte kullanıldığında ortaya çıkmaktadır. Güneş, rüzgâr, hidroelektrik ve nükleer kaynaklı yenilebilir enerji üretimi ile hem ülkelerin enerji arz güvenliği sağlamakta aynı zamanda yaygınlaşan elektrikli araçlar, yenilebilir enerji ile entegre bir hale dönüşmektedir. Uzun vade de ise petrol türevli yakıtlı araçlar büyük oranda terk edilecektir. Bunu destekleyen en hızlı gelişme ise batarya teknolojisinde yaşanan gelişmelerdir. Enerji açısından batarya teknolojisinin gelişimine baktığımızda ise daha uzun menzil (yüksek enerji yoğunluğu) daha hızlı şarj ve daha uzun ömür gibi parametrelerin ortaya çıktığını analiz etmekteyiz.
Tüm dünyada ki bu dönüşümü ve parametreleri yakından takip eden ülkemiz bu konuda da öncü olarak yerli ve milli aracımız olan TOGG’u %100 elektrik ile üretmenin yanı sıra güncel politikalarda oluşturmuştur. Üçlü bir mekanizma üzerine konumlandırdığı bu politikalar; temiz elektrik üretimi (yenilenebilir), gelişmiş batarya teknolojisi (ar-ge ve inovasyon) ve son olarak güçlü enerji altyapısı (üretim-iletim-dağıtım) olarak belirlenmiştir. Ayrıca tüm bu politikalar sahada Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ortak çalışmaları ve koordinasyonunda yürütülmektedir. Bu duruma en güzel örnek batarya alanında yapılan çalışmalar gösterilebilir. Batarya teknolojileri için gerekli olan nadir toprak elementlerinde ülkemiz Çin’den sonra en önemli ikinci rezerve sahip olduğu tahmin edilmektedir. Bu noktada Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bu elementlerin keşfi ve işlenmesi noktasında çalışmalarını sürdürmenin yanı sıra uzun vadeli elektrik enerjisi talebini de göz önünde bulundurarak üretim, iletim ve dağıtım noktasında stratejik yatırımlar yapmaktadır. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ise elektrikli motor üretiminden batarya teknolojilerine büyük projeleri hem gerçekleştirmekte aynı zamanda ciddi oranda desteklemektedir.
Sonuç olarak değişmeyen tek şey değişimin kendisidir mottosu ile ulaşımda özellikle araçlarda yaşanan bu değişim ve dönüşüm bizleri gelecekte daha uzun menzillere daha kısa şarj süreleri ile en çevreci şekilde (sıfır emisyon) ulaştıracaktır.
Kaynak: Sanayi Gazetesi