Sevgi PİLGİ
Bordro, izin, geri bildirim ve kurumsal iletişimi, kurumsal e-posta hesabı gerektirmeden tek bir mobil uygulama üzerinden güvenli ve anlık şekilde sunan Ming’in gücü, standartlaştırılmış web servisleri üzerine kurulu esnek entegrasyon mimarisinden geliyor.
Dijitalleşmenin yalnızca sistemleri değil insanları da kapsaması gerektiği anlayışıyla geliştirilen Ming, kapsayıcı, güvenli ve ölçeklenebilir yapısı sayesinde kurumların maliyetlerini düşürürken çalışan katılımını artırıyor ve dijital dönüşümü sürdürülebilir hale getiriyor.

DİJİTAL DENEYİM KATMANI
Ming’in, sahadaki kopukluğu görerek ortaya çıktığını söyleyen şirketin kurucusu Merve Yorgancılar, “Şirketlerde ERP ayrı, bordro ayrı, iç iletişim ayrı; ama çalışan tek. Buna rağmen çalışan deneyimi parçalıydı. Sektörel raporlara göre dünya iş gücünün %80’i (2.7 milyar kişi) masa başı çalışmayan “deskless” ekiplerden oluşuyor. Ancak kurumsal yazılım yatırımlarının yalnızca %1’i bu kitleye gidiyor. Benim gördüğüm temel problem şuydu: Şirketler sistemlere yatırım yapıyor ama çalışan bu sistemlerin merkezinde değil. Ming’i, bu devasa ama teknolojik olarak ihmal edilmiş kitleyi merkeze alan bir dijital deneyim katmanı olarak kurguladık” ifadelerine yer verdi.

YÖNETİME KARAR DESTEĞİ
Ming’in bir modül ürünü değil, bir orkestrasyon katmanı olduğunu dile getiren Merve Yorgancılar, “Bizim en büyük farkımız ‘Davranış Verisi’ üretmemiz. Çoğu HR teknolojisi beyaz yakaya göre tasarlanır; biz ise Türkiye’deki kayıtlı istihdamın yaklaşık %70’ini oluşturan üretim ve saha operasyonlarını merkeze alarak tasarladık. Ming pasif bir platform değil; veri üretir, analiz eder ve yönetime karar desteği sağlar” dedi.
Merve Yorgancılar, Ming’in entegre mimarisin çalışma şeklini şu şekilde anlattı: “Ming mikroservis mimarisi ile geliştirildi ve API-first yaklaşımını benimsiyor. Şirketlerin mevcut yatırımlarını çöpe atmıyoruz; ERP veya HRMS sistemleri arka planda çalışmaya devam ediyor, Ming onların ‘akıllı ön yüzü’ oluyor. API veya SFTP yöntemleriyle güvenli veri akışını kurup sistemleri birbiriyle konuşturuyoruz.”

GÜNLÜK HAYATI KOLAYLAŞTIRAN BİR ASİSTAN
Mavi yaka için kolaylılığın en büyük özellik olduğunu vurgulayan Merve Yorgancılar, mavi yaka çalışanların dijital platformlara dahil edilmeleri için geliştirdikleri özellikleri ele aldı: “Karmaşık menüler yerine, tek tıkla ulaşılan kişiselleştirilmiş ana sayfa yapısını kullanıyoruz. Bordro görüntüleme, izin talebi ve duyuru takibi gibi kritik ihtiyaçları, kurumsal e-posta adresi gerektirmeksizin telefon numarasıyla giriş yaparak halledebiliyorlar. Ayrıca, oyunlaştırma altyapısı ile Ming içinde aldıkları her aksiyondan puanlar toplayabiliyor ve bu puanları yine Ming’in içinde yer alan market modülünde kullanarak alışveriş yapabiliyorlar. Bizim için başarı; sahadaki bir çalışanın Ming’i bir iş aracı değil, günlük hayatını kolaylaştıran bir asistan olarak görmesidir.”

STRATEJİK DAVRANIŞ YÖNETİMİ
Oyunlaştırmanın kendileri için eğlence değil, stratejik bir davranış yönetimi aracı olduğunu söyleyen Yorgancılar, “Oyunlaştırma, çalışan performansında yüzde 48, katılım oranlarında ise yüzde 60’lık bir artış sağlıyor. Bizim platformumuzda da insanlar zorunluluktan değil, gönüllü katılımdan dolayı sisteme dahil oluyor. Bu da kültürü dönüştürüyor” dedi.
Ming’i kullanan kurumlardan aldıkları geri bildirimleri de değerlendiren Yorgancılar,
“En sık aldığımız geri bildirim, “sahadan ilk kez veri alabiliyoruz” cümlesi oluyor. Yönetimler, operasyonel hızın arttığını ve iç iletişimin kâğıt formlardan kurtularak anlık hale gelmesini en büyük avantaj olarak görüyor. İyileştirme talepleri ise genellikle sektörel dikey modüller üzerine yoğunlaşıyor. Bu geri bildirimleri, platformun ‘orkestrasyon’ yeteneğini geliştirmek için birer fırsat olarak görüyoruz” ifadelerine yer verdi.

ÇALIŞAN DENEYİMİ VE OPERASYON KATMANI
Ming’i, geleneksel İK yazılımlarının bittiği yerde başlayan bir ‘Çalışan Deneyimi ve Operasyon Katmanı’ olarak konumlandıklarını söyleyen Yorgancılar, “Türkiye, sanayi ve üretim gücüyle bizim için devasa bir laboratuvar. Hedefimiz; Türkiye’de saha çalışanına sahip her 10 şirketten 5’inin dijital omurgası olmak. Globalde ise özellikle Orta Avrupa ve MENA bölgesindeki üretim odaklı pazarlarda, masa başı olmayan iş gücünün (deskless workforce) ‘standart işletim sistemi’ olmayı amaçlıyoruz. Biz sadece bir yazılım değil, bir çalışma kültürü ihraç etmek istiyoruz” cümlelerini kullandı.
“DİJİTAL DÖNÜŞÜM BİR KURUMSAL HAFIZADIR”
Sürdürülebilir dijital dönüşümün kurumlar için öneminden bahseden Yorgancılar, “Dijital dönüşüm bir varış noktası değil, bir kurumsal hafızadır. Kurumlar için sürdürülebilirlik, sadece çevre raporları hazırlamak değil; insanın, verinin ve sistemin uyum içinde çalışmasını sağlamaktır. Eğer kurduğunuz dijital sistem çalışan tarafından benimsenmiyor ve veri üretmiyorsa, o yatırım ‘teknolojik bir çöp’ haline gelir. Ming olarak, sistemleri insan odaklı hale getirerek dönüşümün kalıcı olmasını sağlıyoruz. Gerçek sürdürülebilirlik, en alttaki saha çalışanından en üstteki yöneticiye kadar herkesin aynı dijital dili konuşmasıyla mümkündür” ifadelerine yer verdi.
“ÖLÇEMEDİĞİNİZ HİÇBİR ŞEYİ YÖNETEMEZSİNİZ”
Gelecek davranış verisinin, gerçek zamanlı analiz ve yapay zekâ destekli içgörü üzerine kurulacağını söyleyen Merve Yorgancılar, “HR artık sadece operasyonel bir fonksiyon değil; stratejik bir veri merkezi olacak. Katılım göstermeyen çalışan bile veri üretir (sessiz istifa gibi). Önemli olan bunu okuyabilmek. Ölçemediğiniz hiçbir şeyi yönetemezsiniz. Dijital dönüşümde entegrasyon planı baştan yapılmalı ve veri temizliği ciddiye alınmalıdır. Ming’i tam olarak bu bakış açısıyla, ölçülebilir bir verimlilik için inşa ettik” dedi.

Kaynak: Haber Merkezi