Küresel ölçekte Çin’in ticaret politikalarında fiilen başlattığı yaptırım süreçleri, ABD’nin küresel ekonomik dengeleri etkileyen politika tercihleri ve Orta Doğu’da özellikle İran’da yaşanan ekonomik ve siyasi kriz ile yüksek enflasyonun tetiklediği toplumsal huzursuzluklar; dünya ekonomisini kırılgan ve öngörülmesi güç yeni bir döneme taşımaktadır. Bu gelişmelerin; enerji arz güvenliği, ticaret yolları, finansal piyasalar ve küresel tedarik zincirleri üzerinden Türkiye ekonomisini doğrudan etkilemesinin kaçınılmaz olduğu mütalaa edilmiştir.
SANAYİ, ÜRETİM VE İHRACAT CİDDİ BASKI ALTINDA
Artan jeopolitik risklerin; enerji fiyatlarında dalgalanma, lojistik ve sigorta maliyetlerinde artış, tedarik zincirlerinde kırılganlık ve döviz kurlarında değişkenlik şeklinde sanayiye yansıması ihtimali bulunmaktadır. Bu tablo, üretim maliyetlerini artırmakta, ihracat pazarlarında rekabet gücünü zayıflatmakta ve sanayi işletmelerini ciddi bir belirsizlik ortamına sürüklemektedir.
Söz konusu küresel gelişmeler yalnızca makroekonomik göstergelerle sınırlı kalmamakta; trafikten enerjiye, sudan finansmana kadar günlük yaşamı ve üretim süreçlerini doğrudan etkilemektedir.

SANAYİCİ KREDİYE ULAŞAMIYOR
İAOSB Yüksek İstişare Kurulu, sanayicilerin bugün karşı karşıya olduğu en temel sorunlardan birinin finansmana ve krediye erişimde yaşanan ciddi daralma olduğuna dikkat çekmektedir. Yüksek faiz oranları, ağırlaşan teminat koşulları ve kredi limitlerindeki kısıtların; üretimin, ihracatın ve yatırımların önünde önemli bir engel oluşturduğu vurgulanmıştır.
Artan enerji, hammadde ve işçilik maliyetleri karşısında işletme sermayesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyan sanayi işletmeleri, kredi kanallarının yetersizliği nedeniyle nakit akışı açısından kırılgan bir yapıya sürüklenmiştir. Bu durum yalnızca mevcut üretimi değil, istihdamı ve orta–uzun vadeli büyüme hedeflerini de doğrudan etkileme potansiyeli taşımaktadır.
Sanayiciler olarak; özellikle üretim ve ihracat odaklı firmalar için uzun vadeli, erişilebilir ve öngörülebilir kredi mekanizmalarının acilen devreye alınması yönünde güçlü bir beklenti bulunmaktadır.
SU KRİZİ VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ STRATEJİK BİR RİSK HALİNE GELMİŞTİR
İAOSB Yüksek İstişare Kurulu, Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin (ESİAD) ev sahipliğinde; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Ege Bölgesi Sanayi Odası ve İzmir Ticaret Borsası’nın katkılarıyla gerçekleştirilen Su Konferansı’nda ortaya konan değerlendirmelerin, önümüzdeki dönemin en kritik risk alanlarından birine işaret ettiğini vurgulamaktadır.
İklim kriziyle birlikte küresel sıcaklık artışı 1,5 derece eşiğinin üzerine çıkmış; bunun deniz seviyelerinin giderek yükselmesine yol açtığı ve mevcut eğilimin sürmesi hâlinde bu artışın daha da hızlanabileceği belirtilmiştir. Akdeniz Havzası’nda yer alan Türkiye, su stresi açısından yüksek risk grubundaki ülkeler arasında yer almaktadır.
Bu çerçevede;
- Tarımda kontrolsüz ve vahşi sulama yöntemlerinin sona erdirilmesi,
- Evsel su tüketiminde tasarruf bilincinin yaygınlaştırılması,
- Sanayide su verimliliği ve geri kazanım yatırımlarının hızlandırılması
zorunlu hale gelmiştir. Deniz suyundan tatlı su elde edilmesi gibi çözümler gündemde olmakla birlikte, bu yöntemlerin yüksek enerji tüketimi nedeniyle yeni maliyet baskıları oluşturduğu da göz ardı edilmemelidir.
SANAYİCİLER RİSKLERE KARŞI HAZIRLIKLI OLMALI
Dünya; ekonomik, siyasi ve çevresel risklerin iç içe geçtiği çalkantılı bir sürece girmiştir. Olası yeni çatışmalar, özellikle İran merkezli gelişmelerin nasıl sonuçlanacağı ve Türkiye ekonomisinin bu süreçten nasıl etkileneceği belirsizliğini korumaktadır.
İAOSB Yüksek İstişare Kurulu olarak; sanayicilerin jeopolitik riskleri dikkate alan mali planlamalar yapması, enerji ve su maliyetlerine karşı önleyici yatırımlarını artırması ve finansal dayanıklılığını güçlendirmesi gerektiğine dikkat çekilmektedir.
Küresel gelişmeler, krediye erişimde yaşanan daralma, iklim krizi ve su güvenliği artık birbirinden bağımsız başlıklar değildir. Türkiye’nin sanayi gücünün ve ekonomik sürdürülebilirliğinin korunabilmesi için bu risklerin bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmasının büyük önem taşıdığı; karar alıcılar tarafından öncelikli gündem maddeleri arasına alınmasının faydalı olacağı ifade edilmiştir.
Kaynak: Bülten