Kalkınma-Ekonomik Büyüme-Refah Toplumu = Bilimsel Eğitimdir

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının teknoloji teşvik programlarına yönelik iyi niyetli tüm çalışmaları yeterince destekleniyor.

‘Milli Eğitimde teknolojik-teknik yetenek geliştirici (STEM) tabanlı eğitime ve yükseköğretimde ise araştırma-inovasyon-girişimcilik-sanayi işbirliği bazlı üniversite modeline geçmeden ekonominin iyileşmesini, kalkınmasını, büyümesini daha da önemlisi adil paylaşımcı refah toplumuna geçmeyi beklemek abartılı iyimserlik olacaktır’

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının son 20 yıldır teknoloji geliştirme eko-sistemine, teknoparklara, girişimciliğin desteklenmesine ve teknoloji teşvik programlarına yönelik iyi niyetli tüm çalışmaları global dünyanın yeni rekabet düzeninin, yeni sermaye biriktirme ve üretim modelinin öngördüğü biçimde Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim politikaları ile desteklenmediği için yeterince başarılı olamamış, yüksek katma değerli teknolojik üretime, dijital dönüşüme, Endüstri 4.0-5.0 sanayi devrimlerine uygun üretim ekonomisine dolayısıyla sürdürülebilir kalkınma, ekonomik büyüme ve en önemlisi refah toplumu kriterlerine ulaşılamamıştır. Kısacası bilim-teknoloji çağının ruhu, felsefesi ve kaçınılamaz gerçeklerine uygun eğitim-yükseköğretim politikaları benimsenmediği sürece sanayi-teknoloji ve özellikle ekonomi politikalarının veya programlarının başarılı olması mümkün değildir, dünyada örneği yoktur.

Gerek bilimin gerek eğitimin en büyük düşmanı ideolojidir. Teknolojik-Ekonomik-Sosyal kalkınmada aslolan bir ülkenin beşeri/entelektüel sermayesi, kaliteli insan kaynağı kapasitesi ve yüksek nitelikli insan gücüdür. Yüksek nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi hususunda sadece kamusal alanın değil özel sektöründe sorumluluğu vardır.

Kamusal alanda ve özel sektörde araştırmaya-geliştirmeye ayrılan bütçeleri-kaynakları artırmadan, Milli Eğitimde STEM-teknik/teknolojik yetenek geliştiren bilimsel eğitim ve yükseköğretimde ise niteliksiz sayısal büyüme-ticaret yapma-diploma dağıtma yerine AR-GE-inovasyon-girişimci üniversite modeline geçmeden ekonomik ve sosyal kalkınma imkansızdır, içi boş bir hayaldir. Aslında, ülkenin yapısal ekonomik sorunlarının, ekonomideki istikrarsızlığın, işsizliğin, enflasyonun, sosyal adaletsizliğin-eşitsizliğin ve yoksulluk sorunlarının kaynağında da yanlış eğitim ve bilim politikaları vardır.   

Dijital teknoloji devriminin neden olduğu 4. ve 5. sanayi devrimleri daha önceki tüm sanayi devrimlerinden farklı olarak insanlık tarihinin daha önce hiç deneyimlemediği yeni üretim, tüketim ve yaşam kodlarını beraberinde getirmektedir. Bu köklü değişimin kaynağında insanın nitelikli eğitimi, zekâsı, yaratıcılığı ve inovatif düşünme kapasitesi ön plana çıkmaktadır. Tüm bu ileri teknolojileri geliştirecek, teknolojileri kullanacak ve aynı zamanda dijital teknolojilerin sebep olduğu ekonomik dönüşüm ve sosyal değişim ile baş edecek akıl, yetenek, beceri düzeyine ulaşmak, sosyal vizyona sahip olabilmek için yüksek nitelikte teknik-teknolojik beceriye-yeteneğe sahip dijital emeğe, dijital sermayeye-dijital devlete başka bir ifade ile ‘Akıllı Topluma’ ihtiyaç vardır.

Yeni kalkınma-sürdürülebilir gelişim ve dijital ekonomiye geçişin temeli olan inovasyon-girişimciliğin teşviki için; Dijital dönüşümün-Endüstri 4.0-5.0’a transformasyon sürecinin iyi yönetilmesi ve özellikle yeni sermaye birikim modeli entelektüel sermayenin yani küresel işgücü piyasalarının talep ettiği yetkinlik, yetenek ve beceri düzeyinde insan kaynağının yetiştirilmesi elzemdir. Dijital teknoloji tabanlı üretim-hizmet ekonomisine geçiş ve sosyal inovasyon üzerinde mesafe alınabilmesi için önce bu dijital devrimi yapacak, uygulayacak ve yönetebilecek Süper Akıllı Toplumu yani Japonları tabiri ile TOPLUM 5.0’ı inşa etmek ve Birleşmiş Milletler (UN) Sosyal Gelişim Hedefleri doğrultusunda organize olmak gerekmektedir.

Hiç kuşkusuz, insanlığın mücadele etmek zorunda kaldığı küresel sorunlara karşı sürdürülebilir gelişim hedefleri doğrultusunda kaliteli yaşam ve eşitlikçi bir refah toplumuna geçiş için küresel çözümlere uygun teknoloji ve eğitim politikalarına ihtiyaç vardır. Endüstriyel ve Sosyal Transformasyonu gerçekleştirmek, yeni küresel rekabet düzeni içinde dijitalleşmek-akıllı dönüşmek zorunda olan devlet kurumlarının, iş dünyasının, şirketlerin, KOBİ’lerin, akademinin ve sivil alanın söz konusu ekonomik-sosyal toplumsal dönüşümü yönetebilecek liderlik kapasitesinin geliştirilmesi de ayrıca önem arz etmektedir.