Bizi Takip Edin
movenpick

Ar-Ge

MEXT SİLİKON VADİSİ’NDE TÜRKİYE’Yİ TEMSİL ETTİ

MESS Teknoloji Merkezi MEXT ekibi, dünyanın en büyük açık inovasyon ve girişimcilik platformu Plug and Play tarafından düzenlenen Silicon Valley Start-up etkinliğinde, özel davetle yerini aldı. MEXT, küresel teknoloji devlerinin buluşma yeri olan Silikon Vadisi’nde, ülkemizden ve bölgemizden tek teknoloji merkezi olarak, Plug and Play, Microsoft ve Google ile bir araya geldi.

Yayınlandı

Tarih

PayPal ve DropBox gibi 35 Unicorn’u sektöre kazandıran ve dünyanın en büyük açık inovasyon ve girişimcilik platformu olan Plug and Play, bir start-up etkinliği olan Silicon Valley Expo’yu 14-16 Haziran 2022 tarihlerinde düzenledi. San Francisco’da bulunan Silikon Vadisi’nde gerçekleştirilen etkinlikte 250’den fazla start-up sunum yaptı. Türkiye’yi MEXT’in temsil ettiği organizasyonda, Plug and Play CEO’su ve kurucusu Saeed Amidi, MEXT ekibini özel olarak ağırladı.

Plug and Play, yılda 60’tan fazla hızlandırma programı düzenliyor. Dünya çapında milyonlarca kullanıcıya sahip Dropbox, PayPal, Hippo, Honey, Rappi, N26 gibi şirketlerin unicorn olmasını sağlayan Plug and Play, toplam 7 milyar dolarlık yatırım fonuna sahip. Platformun küresel girişim havuzunda 40 binin üzerinde girişim bulunuyor. 

Plug and Play İstanbul Ofisi, MESS ile Türk sanayisinin hizmetinde

Başta üyeleri olmak üzere tüm paydaşlarına fayda sağlamak üzere çalışmalarını sürdüren MESS, Türk ekonomisinin rekabet gücüne katkı sunma hedefiyle küresel iş ağını her geçen gün genişletiyor. Merkezi Silikon Vadisi’nde bulunan dünyanın en büyük açık inovasyon ve girişimcilik platformu Plug and Play, Türkiye’de MESS Teknoloji Merkezi MEXT’te girişimcilere rehberlik etmeye devam ediyor. 

“İşimiz dönüşüm, rotamız gelecek” söylemini rehber edinerek, geleceğin teknolojilerini ve ülkenin faydasına olan tüm yenilikleri öğrenmeye, desteklemeye devam edeceklerini ifade eden MESS Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol, “MESS olarak, tüm dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmekle kalmıyor, onları ülkemiz ve sanayimiz ile buluşturmak için canla başla çalışıyoruz. Yerli girişimcilerimize yeni pazar ve yatırım bulma imkanı sağlamak, yabancı girişimleri üyelerimizle tanıştırmak, en önemli hedeflerimizden biri. Bu hedefle, dünya devi Plug and Play ile başlattığımız iş birliği sayesinde, 20 ülkede 400’den fazla kurumsal ortağı olan Plug and Play’in tüm ekosistemi, İstanbul ofisimizde Türk sanayisine hizmet ediyor. Üyelerimiz, Plug and Play’in gelişmiş girişim ağına ücretsiz olarak erişebiliyor, dünyanın her yerinden start-up’lar ile buluşabiliyor. Türkiye’de kurucu partneri olduğumuz Plug and Play İstanbul Ofisi tarafından bugüne kadar düzenlenen buluşmalara binlerce kişi katıldı. Üyelerimizin öncelikli inovasyon ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yüzlerce girişim MEXT tarafından değerlendirildi; seçilenler üyelerimiz ile bir araya getirildi, projeler geliştirildi. Bu konudaki çalışmalarımız, büyüyerek devam edecek. ” diyor.

Reklam

MEXT ekibi, ziyaretleri sırasında, Plug and Play CEO ve kurucusu Saeed Amidi ev sahipliğinde küresel teknoloji ekosisteminin devleri ve öncüleriyle bir araya geldi. Microsoft’un Silikon Vadisi’nde yeni açtığı Teknoloji Merkezi’ni ve kampüsünü de ziyaret eden MEXT ekibi,  ülkemizden bu tesisi ziyaret eden ilk ekip oldu. Silikon Vadisi’ndeki ziyaretler esnasında Google ile yapay zekanın sanayideki uygulama alanlarına yönelik proje ve iş birliği fırsatları için ilk adımlar atıldı. Ayrıca, Breakthrough Energy ve Iconiq gibi önemli girişim sermayesi fonları tepe yönetim ekipleri ile, ülkemize yönelik yatırım fırsatları ve sanayimizin ikiz dönüşümüne hizmet edecek iş birlikleri değerlendirildi.

Okumaya Devam Et
Reklam
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Ar-Ge

ASPİLSAN ENERJİ’DEN AR-GE ATAĞI

ASPİLSAN Enerji 2021 yılında AR-GE proje sayısına göre ülkemizin en çok proje yürüten 33. firması oldu.

Yayınlandı

Tarih

ASPİLSAN ENERJİ’DEN AR-GE ATAĞI

ASPİLSAN Enerji 41 yıldır savunma sanayinin enerji ihtiyaçlarına kesintisiz cevap verirken; son yıllarda ürettiği yenilikçi, vizyonel çözümleriyle farklı sektörlere de yönelerek yeni ürünleri ile portföyünü önemli ölçüde genişletti.

ASPİLSAN ENERJİ’DEN YERLİ PİL ÜRETİMİ

ASPİLSAN Enerji’nin ülkemizin enerji ihtiyaçları konusunda dışa bağımlılığını azaltmak adına AR-GE faaliyetlerine yönelik verdiği öneme ilişkin açıklamada bulunan ASPİLSAN Enerji Genel Müdürü Ferhat Özsoy; “Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’nın desteğiyle başladığımız ve sürdürdüğümüz li-iyon pil üretim tesisi yatırımımız, dönüşüm ve büyüme anlamında 2021 yılında ASPİLSAN Enerji’nin en önemli konusu oldu. ASPİLSAN Enerji olarak pil üretimini yerli ve milli olarak yapma konusunda çok önemli bir yol katettik” dedi.

YÜKSEK TEKNOLOJİK BATARYA TASARIMI

ASPİLSAN Enerji olarak Kayseri, Ankara, İstanbul ve Edirne’de bulunan dört ayrı AR-GE merkezimizde sektörümüzdeki inovatif çözümleri ve ileri teknolojileri sıkı takip ediyoruz diyen Özsoy; “AR-GE merkezlerimizde ASELSAN, TUSAŞ ve Roketsan ürünlerine yönelik yüksek teknolojili batarya tasarım projelerinde önemli bir yol aldık. Bu bataryalar, ülkemizin kritik savunma sistemlerinin yerli ve milli olarak üretilmesine önemli katkılar sağlıyor olacak. Ankara AR-GE merkezimizde, pil geliştirme ve tasarlama yeteneğine sahip, hem de hammadde üreticilerine destek verecek bir altyapının kurulumunu tamamladık. Ülkemizin pil çalışmalarında bir üs olacak olan bu AR-GE merkezimizde, pil üretimi ve geliştirilmesine yönelik küçük ya da büyük her türlü testle ilgili tüm paydaşlarımıza hizmet veriyoruz. Benzer şekilde, TÜBİTAK Raylı Ulaşım Teknolojileri Enstitüsü (RUTE) ile imzaladığımız bir sözleşme sayesinde pil geliştirme çalışmalarını ortak olarak yürütüyoruz. İstanbul AR-GE merkezimizde ise 2021 yılında hidrojen ve yakıt pili konusundaki çalışmaların ilk prototiplerini ortaya koyarak önemli bir aşamayı geride bıraktık. Hem elektrolizör, hem de yakıt hücresi prototiplerimizi kamuoyuna sunduk. Bu çalışmalarımızın ne kadar önemli olduğu, Paris Sözleşmesi’nin imzalanmasından sonra daha da belirginleşti. Önümüzdeki dönemde bu konudaki çalışmalarımız daha da hız kazanıyor olacak” diye konuştu.

Reklam

E-MOBİLİTE’DE ÖNEMLİ İŞ BİRLİKLERİ

Çeşitli raylı sistem akülerini yerlileştirerek önemli bir pazara giriş yaptıklarına dikkat çeken Ferhat Özsoy; “Ülkemizde yapılan metro ve tren yatırımlarına paralel olarak raylı sistem bataryaları alanında yatırımlarımızın sonucunu aldık ve ilk yerli Raylı Sistem akülerimizi işletmelerimize ve üretici firmalarımıza sağladık. Ayrıca farklı deniz platformları için de ilk ürünlerimizi vermeye başladık. Bunun yanı sıra Arçelik ile birlikte ev aletleri için de bataryalar üretme kararı alarak yeni bir pazara daha adım atmış olduk. Yine telekom bataryalarımız ve e-mobilite bataryalarımızla iki ayrı sektörde de önemli iş birlikleri gerçekleştirdik. Yine 2021 yılında tamamladığımız Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA) sertifikasyonu sayesinde sivil havacılık pazarına da girdik. Bu açıdan da 2021 yılı, ASPİLSAN Enerji’nin yürüttüğü AR-GE projeleri açısından verimli bir sene oldu diyebiliriz. Yerli ve milli imkân ve Türk mühendislerinin emeği ile ülke sanayimizin güçlenmesi için araştırmaya, geliştirmeye çizdiğimiz stratejiden çıkmadan emin adımlarla devam edeceğiz.”

Okumaya Devam Et

Ar-Ge

TÜRK FİRMASI GELİŞTİRDİ ELON MUSK’IN PROJESİNDE KULLANILACAK

Türk firmasının geliştirdiği yüzey teknolojisi Elon Musk’ın ‘Hyperloop’ projesinde kullanılacak.

Yayınlandı

Tarih

Tesla ve SpaceX’in Üst Yöneticisi Elon Musk’ın desteklediği mühendislik ekiplerinden UMD Loop, “geleceğin süper hızlı ulaşım sistemi” olarak tanımlanan “Hyperloop” projesinde, Türk firmasının diş implantları için geliştirdiği yüzey teknolojisinden yararlanacak.

Gebze TÜBİTAK Marmara Teknokent’te faaliyet gösteren DTİ İmplant, çok sayıda ülkeye ihraç ettiği implantlarda TÜBİTAK’la birlikte geliştirdiği yüzey teknolojisini kullanıyor. Söz konusu teknoloji, implant yüzeyinde makro pürüzlülük oluşturarak kemikte tutunumu maksimum seviyeye çıkarıyor.

“SLA Aktif” adı verilen yüzey, implantlar kumlama ve asitleme işlemlerinden geçirildikten sonra plazma prosesine tabi tutularak oluşturuluyor. Böylece implant yüzeyi, suyu, kanı ve kemik hücrelerini çeken hidrofilik (sıvı maddenin yüzeye yapışması) bir özellik kazanıyor. Sıvı çekme özelliği kazanan yüzey, uygulamanın ardından iyileşme süresinin kısalmasını sağlıyor.

UMD Loop ekibi de “Hyperloop” projesi kapsamında tünel kazma makinesi ve ulaşım aracının içeriğindeki komponentlerin (parçaların) yapıştırılmasında, DTİ İmplant firmasının geliştirdiği yüzey teknolojisinden faydalanacak. Plazma yüzey teknolojisi, parçaların yüzeyinde kalan artık partiküllerin uzaklaştırılmasında kullanılacak. Böylelikle, makinenin birbirine yapıştırılan farklı parçalarının daha uzun ömürlü olması hedefleniyor.

“TÜBİTAK’LA BİRLİKTE GELİŞTİRDİK”

DTİ İmplant Genel Müdürü Dr. Talat Buğur, TÜBİTAK projesi sonucu elde ettikleri diş implantlarını tüm dünyaya pazarladıklarını söyledi. Gebze TÜBİTAK Marmara Teknokent’te faaliyetlerini sürdürdüklerini belirten Buğur, üretimin yüzde 40’ını yurt dışına sattıklarını, başta İsviçre ve ABD olmak üzere 30’a yakın ülkeye ihracat yaptıklarını kaydetti.

Reklam

Diş implantlarının yüzeyle ilgili özelliklerini TÜBİTAK Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü ile birlikte geliştirdiklerini vurgulayan Buğur, “SLA yüzey dışında ‘SLA Aktif’ dediğimiz diş implant yüzeyi dünyada tektir. Kuru yüzey üretiminde dünyada tekiz. Bu da implantın çene kemiğine yerleştirildikten sonraki iyileşme sürecini daha hızlı şekilde sağlıyor” diye konuştu.

SLA yüzey için implantın kumlamadan sonra asitleme işlemine tabi tutulduğuna dikkati çeken Buğur, şöyle devam etti: “Bunu biz daha da ileriye götürmek için plazma teknolojisini kullanıyoruz. Aslında maddenin dördüncü hali diyebileceğimiz bir teknoloji bu. Yani katı, sıvı ve gaz hali dışında plazma hali olduğunu söyleyebiliriz. Burada yüzeyi hidrofilik yapıyoruz, aynı zamanda yüzeyde kalan tüm kalıntıları ortadan kaldıran bir teknoloji. İmplantlar, diş kökü yerine kullanıldığından implantın kemik tarafından tutunması için kemik hücrelerine benzer nitelikte olması beklenir. Bu sebeple implant yüzey işlem proseslerinde implant yüzeyine kemik hücreleri büyüklüğünde gözenekler açılır. Kemik hücreleri implant yüzeyinde tutunma sağlayarak implantın yapay diş kökü görevini görmesini destekler. Bununla birlikte implantın yüzey enerjisinin artırılması ile yüzey hidrofilik hale getirilerek kemik tarafından tutunması, erken iyileşme döneminde operasyonun başarısını artırır. Bu yüzey aktifleştirme prosesi firmamıza özeldir, SLA Aktif teknoloji olarak nitelendirilir.”

“TEKNOLOJİMİZİ KULLANMALARIYLA İLGİLİ ÇALIŞMALAR ÇOK KISA SÜREDE BAŞLAYACAKTIR”

Talat Buğur, sahip oldukları bu teknolojiyle ilgili önemli bir gelişme yaşandığına işaret ederek, “Elon Musk, geleceğe yatırım yapan ve gelecekteki teknolojilerle ilgili çalışmalar yapan bir girişimci. ‘Hyperloop’ adında bir projesi var. Washington’dan New York’a 29 dakikada ulaştıracak yüksek hızlı yer altı toplu taşıma sistemini hayata geçirmeye çalışıyor” diye konuştu.

“Hyperloop” projesinde daha sonra New York ve Los Angeles arasında tünel kazılarak bir çeşit “yer altı mekiği”yle ulaşımın sağlanmasının hedeflendiğini anlatan Buğur, şu bilgileri verdi: “Bu projede 2 makinenin kullanılması düşünülüyor, biri tüneli kazan, diğeri de tünel içinde vakumlu ortamda hareket edecek yer altı mekiği. The Boring Company firması ile Maryland Üniversitesinden UMD Loop ekibindeki araştırmacılarla, bu 2 makinede elde ettiğimiz yüzey teknolojisini kullanmak istemeleriyle ilgili bir iş birliğine gittik. Diş implantlarında kullandığımız teknolojiyle Elon Musk’ın fonladığı projede iş birliği içerisinde bulunuyoruz.”

Reklam

Geliştirdikleri yüksek teknolojiyi UMP Loop ekibiyle paylaşacaklarını belirten Buğur, geçen ay imzaladıkları sözleşmenin ardından bilgi transferine başladıklarını, 2023’ün ortalarında belirli prototip ürünlerin ortaya çıkmasının beklendiğini dile getirdi.

Buğur, bu konuya maddi olarak bakmadıklarını, Türk firması olarak projede yer almalarının daha önemli olduğunu ifade ederek, başarılı olması halinde bunun çok anlamlı şekilde maddi faydasını göreceklerini düşündüğünü kaydetti.

Okumaya Devam Et

Ar-Ge

ETİ ALÜMİNYUM’UN PROJESİNE AVRUPA BİRLİĞİ’NDEN DESTEK

Eti Alüminyum’un Alüminyum, Diğer Metaller ve Bileşiklerinin Üretimi için Alüminyum İçeren Hammaddelerin Kullanılması” ERA-MIN 3 Projesi, AB Ufuk 2020 Hibe Programı’ndan fon almaya hak kazandı.

Yayınlandı

Tarih

Eti Alüminyum’un üç farklı ülkeden şirketler ve üniversitelerle birlikte çalışacağı “Alüminyum, Diğer Metaller ve Bileşiklerinin Üretimi için Alüminyum İçeren Hammaddelerin Kullanılması” ERA-MIN 3 Projesi, AB Ufuk 2020 Hibe Programı’ndan fon almaya hak kazandı.

Dünya çapında bilimsel bilginin üretilmesi ve üniversite-sanayi iş birliklerinin oluşturulması konusunda destek veren Avrupa Birliği (AB) Ufuk 2020 Hibe Programı kapsamında fon almaya hak kazanan Eti Alüminyum, “Alüminyum, Diğer Metaller ve Bileşiklerinin Üretimi için Alüminyum İçeren Hammaddelerin Kullanılması” projesini İsveç ve Çekya’daki şirket ve üniversitelerle hayata geçirecek. TÜBİTAK tarafından da desteklenen proje 3 yıl sürecek. Projenin Türkiye ayağında Eti Alüminyum, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ve Yeditepe Üniversitesi birlikte çalışacak.

BİRİNCİL ALÜMİNYUM ÜRETEN TEK ENTEGRE TESİS

Eti Alüminyum Genel Müdürü Mehmet Arkan, Türkiye’de madenden birincil alüminyum üreten tek entegre tesis olduklarını vurgulayarak, “49 yıl önce kurulan şirketimiz, yarım asırlık tecrübe ve bilgi birikimini, 2005 yılında Cengiz Holding çatısı altına girdikten sonra teknoloji ve Ar-Ge faaliyetleriyle birleştirerek Türkiye ve dünyada önemli bir konuma geldi. Ar-Ge çalışmalarıyla geliştirdiğimiz yeni ürünleri Türkiye’de stratejik sektörlerin kullanımına sunarken devam eden yenilikçi çalışmalarımızla da önemli projelere imza atıyoruz. Bunlardan biri olan; alüminyum üreticilerinin hammaddesi olan boksit cevherine alternatif bulmayı amaçladığımız bu projenin, AB tarafından desteklenmesi bizim için büyük gurur kaynağı” diye konuştu.

“BOKSİT, KRİTİK HAMMADDE İLAN EDİLDİ”

Reklam

Boksitin dünya birincil alüminyum üretiminde kullanılan birincil cevher olduğunun altını çizen Arkan, yüzde 90’ı tropikal ve subtropikal bölgelerde bulunan boksitin, AB tarafından kritik hammadde ilan edildiğini dile getirdi. Arkan, “Bu nedenle boksit, dünyada ekonominin ve sanayinin sürdürülebilirliği için büyük öneme sahip. Bir taraftan boksit rezervleri azalırken diğer taraftan boksitin atığı olan kırmızı çamurun bertarafı da önemli bir gündem maddesini oluşturuyor. Bu projeyle, Orta Avrupa ve Türkiye’deki bölgesel özellikleri göz önünde bulundurarak; alümina, alüminyum oksit gibi bazı bileşikler ve düşük dereceli ikincil malzemelerden alüminyum üretmek için çalışacağız. Tabii bu çok ürünlü esnek metalürjik süreçlerin tasarımına ve geliştirilmesine odaklanmamızı sağlayacak. Pek çok hammadde ve atığı analiz edeceğiz. Bunun da bizim Ar-Ge faaliyetlerimiz açısından önemli kazanımlar sağlayacağına inanıyorum. Tüm bu süreçlerde İTÜ ve Yeditepe Üniversitesi’yle çalışmamızın da bilimsel bakış açımıza büyük katkısı olacağını düşünüyorum. Bu projede emeği geçen tüm arkadaşlarımı kutluyorum” dedi.

Okumaya Devam Et

Trendler

Copyright © 2022 Sanayi Gazetesi - Tüm hakları saklıdır.