RESMAR Teknolojik Afetler Uzmanı Kadir Tomas, organize sanayi bölgelerinde afetlere karşı dayanıklılığı artırmak amacıyla yürütülen çalışmaların yalnızca risk analiziyle sınırlı olmadığını belirterek; iş sürekliliği planları, dijital risk izleme sistemleri, eğitimler ve tatbikatlarla sanayide bütüncül bir dirençlilik modeli oluşturduklarını söyledi.
Sevgi PİLGİ
Doğal afetler, iklim değişikliği ve endüstriyel kazaların üretim sistemleri üzerindeki etkileri her geçen gün daha kritik hale gelirken, sanayi bölgelerinde dayanıklılık odaklı yeni uygulamalar öne çıkıyor. RESMAR Projesi kapsamında yürütülen çalışmalarla organize sanayi bölgelerinde risklerin sistematik şekilde analiz edilmesi, iş sürekliliği kapasitesinin güçlendirilmesi ve afetlere karşı hazırlık seviyesinin artırılması hedefleniyor.
RESMAR Teknolojik Afetler Uzmanı Kadir Tomas, modern afet yönetimi anlayışının artık yalnızca afet sonrası müdahaleden ibaret olmadığını belirterek; risk azaltma, hazırlık, dirençlilik ve hızlı toparlanma süreçlerini kapsayan bütüncül bir modele dönüştüğünü ifade etti. Tomas, sanayi tesislerinde yaşanabilecek üretim kesintilerinin yalnızca işletmeleri değil; tedarik zincirlerini, lojistik sistemleri, istihdamı ve ulusal ekonomiyi de doğrudan etkilediğine dikkat çekti.
RESMAR projesi, sanayi işletmeleri için yalnızca riskleri analiz eden bir çalışma değil; iş sürekliliği planları, pilot uygulamalar, eğitim programları ve tatbikatlar aracılığıyla sanayi bölgelerinin afetlere karşı hazırlık kapasitesini güçlendiren kapsamlı bir dayanıklılık programı niteliği taşıyor.
RESMAR’ın önemli bileşenlerinden biri de pilot uygulamalar. Seçilen organize sanayi bölgelerinde gerçekleştirilen çalışmalar sayesinde iş sürekliliği yönetimi ve afet hazırlık süreçlerinin sahadaki uygulanabilirliği test edilmekte ve elde edilen deneyimler diğer sanayi bölgeleri için bir model oluşturuyor. Bunun yanı sıra yangın, patlama ve toksik gaz yayılımı gibi endüstriyel kaza senaryoları modelleme çalışmalarıyla analiz edilmekte, böylece olası risklerin etkileri önceden değerlendirilebiliyor. Proje aynı zamanda sanayi kuruluşlarının kurumsal kapasitesini geliştirmek amacıyla eğitim programları ve tatbikatlar da içeriyor. Bu çalışmalar sayesinde organize sanayi bölgelerinde afet ve kriz yönetimi konusunda farkındalığın artırılması ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi hedefleniyor.
BÜTÜNCÜL BİR YÖNETİM MODELİ
RESMAR Teknolojik Afetler Uzmanı Kadir Tomas, sanayi dayanıklılığıyla afet yönetimi arasındaki ilişkiyi şöyle tanımladı: “Günümüzde afet yönetimi anlayışı yalnızca afet sonrası müdahale faaliyetleriyle sınırlı bir yaklaşım olmaktan çıkmış, afet öncesi risk azaltma, hazırlık, dirençlilik ve hızlı toparlanma süreçlerini de kapsayan bütüncül bir yönetim modeline dönüşmüştür. Bu çerçevede sanayi tesisleri ve organize sanayi bölgeleri yalnızca ekonomik faaliyetlerin yürütüldüğü alanlar değil, aynı zamanda afet riskleri açısından kritik altyapılar olarak değerlendirilmektedir. Bir sanayi bölgesinde meydana gelebilecek üretim kesintisi yalnızca işletmeleri değil, aynı zamanda tedarik zincirlerini, istihdamı, lojistik sistemleri ve ulusal ekonomik faaliyetleri de doğrudan etkileyebilmektedir. Bu nedenle sanayi dayanıklılığı, modern afet yönetimi yaklaşımının önemli bileşenlerinden biri olarak kabul edilmektedir” dedi.
SANAYİ ÜRETİM SİSTEMLERİNDE DAYANIKLILIK
AFAD tarafından uygulanan entegre afet yönetimi yaklaşımı, risklerin önceden belirlenmesi ve afetlerin yaratabileceği etkilerin azaltılmasına odaklanan bir anlayışa dayanıyor. Bu yaklaşım kapsamında yalnızca kamu kurumlarının değil, aynı zamanda özel sektörün ve sanayi kuruluşlarının da afetlere karşı hazırlıklı olması büyük önem taşıyor. RESMAR projesi de bu anlayış doğrultusunda geliştirilmiş olup özellikle organize sanayi bölgelerinde afet risklerinin sistematik şekilde analiz edilmesini ve sanayi üretim sistemlerinin dayanıklılığının artırılmasını hedefliyor.
Sanayi tesislerinin ve organize sanayi bölgelerinin hem doğal afetlerden hem de teknolojik kazalardan etkilenebildiğini söyleyen Kadir Tomas, “Deprem, sel, aşırı yağış, fırtına, kuraklık ve sıcak hava dalgaları gibi doğal afetlerin yanı sıra yangın, patlama ve kimyasal sızıntı gibi endüstriyel kazalar da sanayi üretim sistemleri açısından önemli riskler oluşturmaktadır. Bunun yanında son yıllarda iklim değişikliğine bağlı risklerin artması, sanayi tesisleri ve altyapılar açısından yeni kırılganlıklar ortaya çıkarmaktadır. Artan sıcaklıklar, aşırı yağışlar, sel olayları, kuraklık ve su kaynaklarının azalması gibi etkiler özellikle enerji, su ve lojistik altyapılarına bağımlı olan sanayi sistemlerini doğrudan etkileyebilmektedir” ifadelerini kullandı.

ÖNLEYİCİ TEDBİRLER PLANLANIYOR
RESMAR Projesi’nin doğal afet riskleri, iklim değişikliğine bağlı riskler ve endüstriyel kazalar arasındaki ilişkiyi birlikte ele alan bütüncül bir yaklaşım benimsediğini vurgulayan Tomas, “Proje kapsamında organize sanayi bölgelerinde doğal afet tehlikeleri, endüstriyel kaza riskleri, Natech senaryoları ve kritik altyapı bağımlılıkları birlikte analiz edilmekte ve bu risklerin sanayi üretimi üzerindeki potansiyel etkileri değerlendirilmektedir. Bu analizler kapsamında özellikle iş etki analizleri, risk modelleme çalışmaları ve senaryo bazlı değerlendirmeler önemli araçlar olarak kullanılmaktadır. Böylece olası bir afet veya endüstriyel kazanın organize sanayi bölgelerinde üretim faaliyetlerini nasıl etkileyebileceği önceden analiz edilebilmektedir” ifadelerine yer verdi.

OLASI RİSKLERİN ERKEN AŞAMADA TESPİTİ MÜMKÜN
Tomas, OSB’lerde verimliliğin artırılması için öncelikli teknolojileri sıraladı: “Sanayi bölgelerinde verimliliğin artırılması günümüzde yalnızca üretim kapasitesinin yükseltilmesiyle sınırlı bir konu değildir. Aynı zamanda üretim sistemlerinin güvenli, sürdürülebilir ve kesintilere karşı dayanıklı hale getirilmesi de verimliliğin önemli bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Bu noktada dijitalleşme, veri analitiği ve risk izleme sistemleri organize sanayi bölgelerinde giderek daha önemli bir rol oynamaktadır. Özellikle risk haritalama sistemleri, erken uyarı mekanizmaları, sensör tabanlı izleme teknolojileri ve veri analitiği platformları sanayi bölgelerinde karar alma süreçlerini güçlendiren önemli araçlar arasında yer almaktadır. Bu teknolojiler sayesinde organize sanayi bölgelerinde enerji tüketimi, altyapı sistemleri, çevresel koşullar ve üretim süreçleri daha yakından izlenebilmekte, olası riskler erken aşamada tespit edilebilmektedir.”
RESMAR yaklaşımında teknolojinin kullanımının yalnızca üretim süreçlerini değil, aynı zamanda afet risklerinin ve endüstriyel kazaların yönetimini de kapsayan bir çerçevede ele alındığını söyleyen Tomas, “Bu kapsamda özellikle yangın, patlama ve toksik gaz yayılımı gibi olayların etkilerini değerlendiren modelleme yazılımları ile coğrafi bilgi sistemleri (CBS) tabanlı risk analizleri önemli araçlar olarak kullanılmaktadır. Bu tür sistemler sayesinde sanayi tesislerinde meydana gelebilecek kazaların olası etki alanları önceden analiz edilerek gerekli önlemler planlanabilmektedir” ifadelerine yer verdi.

YOL HARİTASI SUNUYOR
RESMAR projesi kapsamında sanayi kuruluşları ve organize sanayi bölgeleri için çeşitli teknik analizler, kapasite geliştirme çalışmaları ve uygulamaya yönelik planlama faaliyetlerin yürütüldüğünü söyleyen Kadir Tomas, “Projenin temel yaklaşımı yalnızca riskleri teorik olarak değerlendirmek değil, aynı zamanda sanayi işletmelerinin ve organize sanayi bölgelerinin afet ve kriz durumlarına karşı hazırlık kapasitesini somut araçlar ve uygulamalar aracılığıyla güçlendirmektir. Bu kapsamda gerçekleştirilen çalışmaların önemli bir bölümünü iş etki analizleri (Business Impact Analysis – BIA) oluşturmaktadır. Bu analizler sayesinde olası bir doğal afet, altyapı kesintisi veya endüstriyel kazanın üretim süreçleri üzerindeki etkileri değerlendirilmekte, kritik faaliyetler ve kabul edilebilir kesinti süreleri belirlenmektedir. Böylece işletmeler kriz durumlarında hangi süreçlerin öncelikli olarak sürdürülebilmesi gerektiğini daha net şekilde ortaya koyabilmektedir” şeklinde konuştu.
Kaynak: Haber Merkezi