Sanayide Yeni Kırılganlık: OSB’lerde Siber Güvenlik Nerede Durmalı?

Sanayide dijitalleşme, otomasyon ve veri temelli üretim modelleri hızla yaygınlaşmaktadır. Bu dönüşüm, üretim verimliliğini ve rekabet gücünü artırırken, çoğu zaman gözden kaçan yeni bir kırılganlık alanını da beraberinde getirmektedir: siber güvenlik. Bugün siber güvenlik artık yalnızca bilgi işlem birimlerinin gündemi olmaktan çıkmış; üretim sürekliliğini, iş güvenliğini ve bölgesel sanayi dayanıklılığını doğrudan etkileyen bir unsur haline gelmiştir.

Dr. Cihan YALÇIN, SRG Mühendislik Danışmanlık Ltd Şti, ADÜ TEKNOKENT, Kurucu Genel Müdür

Uluslararası çalışmalarda dikkat çeken ortak bir vurgu bulunmaktadır. Endüstriyel sistemlere yönelik siber tehditler, klasik ofis bilişim altyapılarından farklı olarak, doğrudan fiziksel süreçlere temas etmektedir. Üretim hatlarının durması, ekipmanların zarar görmesi veya veri bütünlüğünün bozulması, yalnızca ilgili firmayı değil, tedarik zinciri üzerinden daha geniş bir ekosistemi etkileyebilmektedir. Bu nedenle birçok ülkede siber güvenlik, sanayi politikalarının ve kritik altyapı stratejilerinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmaktadır.

Bu çerçevede Organize Sanayi Bölgeleri özel bir konumda yer almaktadır. OSB’ler, birbirine yakın ve çoğu zaman benzer teknolojik altyapılara sahip çok sayıda üretim tesisini aynı mekânsal yapı içinde barındırmaktadır. Ortak enerji altyapıları, otomasyon sistemleri, uzaktan izleme çözümleri ve dijital hizmetler, verimlilik açısından önemli avantajlar sunmaktadır. Ancak bu ortaklıklar, siber güvenlik açısından da paylaşılan riskler üretmektedir. Bir tesisteki zafiyetin, ağ bağlantıları veya tedarik ilişkileri üzerinden diğer tesisleri etkilemesi mümkündür.

Dünya genelinde yapılan güncel çalışmalar, bu nedenle siber güvenliği tekil firmaların bireysel sorumluluğu olarak değil, bölgesel ve ekosistem temelli bir konu olarak ele almaya başlamıştır. Avrupa’da ve Kuzey Amerika’da sanayi bölgelerinde, asgari endüstriyel siber güvenlik standartlarının belirlenmesi, ortak farkındalık programlarının yürütülmesi ve erken uyarı mekanizmalarının oluşturulması gibi uygulamalar giderek yaygınlaşmaktadır. Bu yaklaşımlar, firmaların üzerine ek bir yük bindirmekten ziyade, ortak riskleri birlikte yönetmeyi amaçlamaktadır.

Bu noktada önemli bir ayrımın altını çizmek gerekir. OSB’lerin siber güvenlik firması gibi hareket etmesi ya da teknik hizmet sunması beklenmemektedir. Asıl rol, yönlendirici ve kolaylaştırıcı bir çerçevede tanımlanmaktadır. Uluslararası örneklerde OSB benzeri yapıların, üretim sistemleri için asgari güvenlik beklentilerini tanımladığı, farkındalık ve eğitim faaliyetlerini ortaklaştırdığı ve kriz anlarında bilgi paylaşımını mümkün kılan mekanizmalar kurduğu görülmektedir. Bu sayede küçük ve orta ölçekli işletmelerin tek başına erişemeyeceği uzmanlık ve bilgi birikimi, bölge genelinde erişilebilir hale gelmektedir.

Siber güvenlik literatüründe son yıllarda öne çıkan bir diğer kavram ise dayanıklılık (resilience) yaklaşımıdır. Amaç, tüm saldırıları tamamen engellemekten ziyade, bir olay gerçekleştiğinde üretimin ne kadar hızlı toparlanabildiğini yönetebilmektir. Sanayi bölgeleri için bu yaklaşım son derece öğreticidir. Ortak yedekleme politikaları, olay müdahale senaryoları ve koordinasyon planları, bölgesel üretim kayıplarını önemli ölçüde azaltabilmektedir. Bu tür uygulamalar, bazı ülkelerde OSB benzeri yapılar tarafından gönüllülük esasına dayalı olarak hayata geçirilmektedir.

Türkiye’de OSB’ler açısından bakıldığında, siber güvenlik konusu henüz çoğunlukla firma ölçeğinde ele alınmaktadır. Birçok sanayici, dijitalleşmenin getirdiği risklerin farkında olmakla birlikte, bu riskleri nasıl yöneteceği konusunda sınırlı kaynaklara sahiptir. Bu durum, eleştirilmesi gereken bir eksiklikten ziyade, yeni bir gelişim alanı olarak değerlendirilmelidir. Nitekim Türkiye’de OSB’ler, altyapı yönetimi ve ortak hizmet üretimi konusunda güçlü bir kurumsal deneyime sahiptir. Bu deneyimin, siber güvenlik alanına da taşınması mümkündür.

OSB’ler, bu alanda atacakları adımlarla firmaların yanında durduklarını somut biçimde gösterebilirler. Asgari endüstriyel siber güvenlik rehberlerinin hazırlanması, OT sistemlerine yönelik farkındalık eğitimlerinin düzenlenmesi, olay bildirim ve bilgi paylaşım kanallarının oluşturulması, bu adımların başında gelmektedir. Bu tür uygulamalar, firmaların rekabet gücünü sınırlamak yerine, aksine üretim sürekliliğini ve güvenilirliğini artırmaktadır.

Sonuç olarak, sanayide siber güvenlik yeni bir maliyet kalemi değil, üretim altyapısının doğal bir bileşeni olarak ele alınmaktadır. Dünyadaki örnekler, bu konunun tehdit diliyle değil, dayanıklılık ve iş sürekliliği perspektifiyle yönetildiğinde başarılı sonuçlar verdiğini göstermektedir. Organize Sanayi Bölgeleri, sahip oldukları kurumsal yapı ve ortak hareket etme kapasitesi sayesinde, bu yaklaşımın Türkiye’deki en uygun uygulama alanlarından biridir.

Siber güvenliği bir korku başlığı olarak değil, sanayinin geleceğini güçlendiren bir yetkinlik alanı olarak ele almak mümkündür. Bu bakış açısıyla atılacak her adım, yalnızca bugünün risklerini yönetmekle kalmayacak, aynı zamanda yarının rekabetçi ve dirençli sanayi yapısını da destekleyecektir.

Bu çerçevede atılacak adımların büyük ve karmaşık projeler olarak düşünülmesi de gerekmemektedir. Dünya örnekleri, siber güvenlikte başarının çoğu zaman küçük ama tutarlı adımlarla başladığını göstermektedir. Ortak bir farkındalık dili oluşturmak, OSB ölçeğinde minimum güvenlik beklentilerini tanımlamak ve firmalar arasında güvene dayalı bilgi paylaşımını teşvik etmek, bu sürecin temel taşlarını oluşturmaktadır. Organize Sanayi Bölgeleri, bu yaklaşımı benimseyerek sanayicinin önüne yeni yükler koymak yerine, belirsizliği azaltan ve üretim sürekliliğini güçlendiren bir zemin hazırlayabilir. Böylece siber güvenlik, kaçınılan bir risk alanı olmaktan çıkarak, sanayinin dayanıklılığını ve rekabet gücünü destekleyen stratejik bir yetkinlik alanına dönüşebilir.

Kaynak: Sanayi Gazetesi

Yorum Yap

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

5 + three =