Sunduğu önemli hizmetler arasında karbon yönetimi, sera gazı emisyonlarının hesaplanması, doğrulanması ve raporlanması yer alan SGS, bu hizmetleri ISO 14064 ve GHG Protokolü gibi uluslararası standartlara uygun şekilde yürütüyor. Ayrıca, enerji yönetimi ve verimliliği kapsamında ISO 50001 standartlarına uygun enerji yönetim sistemleri denetimleri gerçekleştirerek enerji tasarrufu ile yenilenebilir enerji projeleri için doğrulama hizmetleri sunuyor.
Merve KICI
Sürdürülebilirlik raporlaması da önemli hizmet alanlarından biri olan SGS, GRI (Global Reporting Initiative) standartlarına uygun sürdürülebilirlik raporları hazırlarken işletmelerin çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) performanslarını iyileştirmeleri için destek sağlıyor.
TEDARİK ZİNCİRİ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONUSUNDA ÖNCÜ
SGS, döngüsel ekonomi ve atık yönetimi hizmetleriyle, atıkların sıfır atık sertifikasyonları ve geri dönüşüm süreçlerine entegrasyonunu sağlayarak döngüsel ekonomi stratejileri geliştirilmesine katkıda bulunuyor. Tedarik zinciri sürdürülebilirliği konusunda da öncü olan SGS, tedarik zincirindeki çevresel ve sosyal risklerin değerlendirilmesi ve sorumlu kaynak kullanımını teşvik eden denetim ve belgelendirme hizmetleri sunuyor. Ayrıca, ürün sürdürülebilirliği kapsamında eko-etiketleme, yaşam döngüsü analizi (LCA) ve çevresel ayak izi hesaplamaları yapılarak ürünlerin sürdürülebilirlik performanslarının artırılmasına yönelik çözümler sunuluyor.

ENERJİ VERİMLİLİĞİ ARTIRMAK ÖNEMLİ
Sera gazı emisyonlarının küresel ölçekte yüksek seviyelere ulaşmasının, yalnızca çevresel değil, ekonomik ve toplumsal açıdan da ciddi tehditler yarattığını dile getiren Supervise Gözetme Etüd Kontrol Servisleri A.Ş. (SGS) Türkiye Çevre Bölüm Müdürü Melda Amber Arslan, “Bu nedenle firmaların, sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşabilmek ve iklim değişikliğiyle mücadeleye katkıda bulunabilmek adına emisyonlarını azaltma konusunda aktif adımlar atması büyük bir önem taşıyor. Firmaların emisyonlarını azaltmaları için birkaç strateji geliştirmeleri gerekiyor. İlk olarak, enerji verimliliğini artırmak önemlidir. Sanayicilerimiz, enerji tasarrufu sağlayan verimli makineler kullanmak ve dijital enerji yönetim sistemleriyle enerji tüketimini optimize etmek suretiyle emisyonları önemli ölçüde azaltabilirler. Ayrıca, fosil yakıtlardan yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş yapmak da bir diğer kritik adımdır. Güneş, rüzgâr ve biyogaz gibi yenilenebilir kaynaklar, karbon ayak izini düşürmek için etkili çözümler sunuyor” cümlelerini kullandı.
KARBON NÖTRLÜĞE ULAŞMA HEDEFİ
SGS’nin müşterilerine sürdürülebilirlik alanında hizmet sağlamanın ötesine geçerek, kendi operasyonlarında da sürdürülebilirlik hedeflerini benimsediğini söyleyen Melda Amber Arslan, “SGS karbon nötrlüğe ulaşma hedefi doğrultusunda, 2030 yılına kadar karbon ayak izini sıfırlamayı amaçlıyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş ve enerji verimliliği projeleri, bu hedef doğrultusunda yürütülüyor. SGS, sosyal sorumluluk anlayışı çerçevesinde çalışan refahını artırmayı, çeşitlilik ve kapsayıcılığı desteklemeyi hedeflemekte ve toplum üzerindeki olumlu etkisini artıracak projelere yatırım yapmaktadır. Şirket, sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimiyle çevresel ve sosyal riskleri azaltmayı amaçlamakta ve bu alanda yüksek standartlar uygulamaktadır” dedi.
KRİTİK BİR ROL OYNUYOR
Karbon yönetimi ve raporlamanın, SGS’nin sunduğu önemli hizmetler arasında yer aldığını söyleyen Arslan, “Karbon yönetimi ve raporlama, sera gazı emisyonlarının hesaplanması, doğrulanması ve raporlanması gibi süreçleri içermektedir. Bu hizmetler, ISO 14064 ve GHG Protokolü gibi uluslararası standartlara uygun şekilde yürütülmektedir. Ayrıca, enerji yönetimi ve verimliliği kapsamında ISO 50001 standartlarına uygun enerji yönetim sistemleri denetimleri gerçekleştirilmekte ve enerji tasarrufu ile yenilenebilir enerji projeleri için doğrulama hizmetleri sunulmaktadır. Sürdürülebilirlik raporlaması da SGS’nin önemli hizmet alanlarından biridir. Şirketimiz, GRI (Global Reporting Initiative) standartlarına uygun sürdürülebilirlik raporları hazırlamakta ve işletmelerin çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) performanslarını iyileştirmeleri için destek sağlamaktadır” ifadelerine yer verdi.
ÖLÇEMEDİĞİNİZ BİR ŞEYİ YÖNETEMEZSİNİZ
Küresel ekonominin ve toplumsal sürdürülebilirliğin yeniden şekillendiği bu dönemde, sıfır emisyon hedefinin, yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; aynı zamanda ülkeler ve işletmeler için stratejik bir fırsat olduğunu dile getiren Arslan, “Geleceğin yeşil ekonomisinde lider olmak isteyen tüm paydaşlar için bu hedef, daha dirençli iş modelleri geliştirmek, yenilikçi teknolojilerle dönüşüm sağlamak ve uzun vadeli değer yaratmak adına kritik bir rol oynar. Karbon ayak izi hesaplaması, şirketlerin emisyonları azaltmaya yönelik somut hedefler koymalarına yardımcı olur. Her zaman söylediğimiz gibi; ölçemediğiniz bir şeyi yönetemezsiniz. Bu nedenle paydaşlarımıza iklim hedeflerini belirlemeden önce mutlaka karbon ayak izini hesaplamalarını tavsiye ediyoruz” şeklinde konuştu.
Kaynak: Sanayi Gazetesi