Sivas’ta Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma Paneli

Sivas OSB Sanayicileri Derneği (SOSAD) ve ORAN Kalkınma Ajansı iş birliğinde “Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma ve Aile Anayasası” konulu panel düzenlendi.
Sivas'ta Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma Paneli

Ahmet Hasdemir / Sivas

Sivas’ta Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma Paneli: SOSAD ve ORAN Kalkınma Ajansı iş birliğinde Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma ve Aile Anayasası konulu panel düzenlendi.

Programın açılış konuşmasını yapan Sivas OSB Sanayicileri Derneği (SOSAD) Başkanı İsmail Timuçin, Türkiye’de ve Sivas’ta üzerinde durulması gereken en büyük problemlerden birinin aile şirketlerinin ömürlerinin kısa olması olduğunu söyledi. Dünyada yüz yaşının üzerinde aktif aile şirketi sayısının Japonlarda 30 bin civarında olduğunu söyleyen Timuçin, Türkiye’deki şirket sayısının 30 olduğunu açıkladı.

Aile Şirketlerinde Nesil Çakışması

Bu verilerin İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından açıklandığını belirten Timuçin, aile şirketlerinin çok uzun soluklu yaşamadığını vurguladı. Timuçin, “Şimdi aile şirketlerinin kurulmasında kurucuların ömürlerini o şirkete verdiklerini hepimiz biliyoruz. Ama kurucu vefat ettikten sonra ya ikinci nesilde ya da üçüncü nesilde maalesef şirketlerimiz kapanıyor. Şirketlerin kapanmasında zararı sadece emeği geçenler değil, o şirketin hissedarları değil, o şirkette çalışanlar değil, o şirkette tedarikçi olarak görev yapanlar değil özelde bulunduğu yöre genelde ülke büyük zarar görmektedir” diye konuştu.

“Birinci Nesil Kurar, Üçüncü Nesil Bitirir”

Sivas Valisi Yılmaz Şimşek de aile şirketleri konusunun çok önemli bir konu olduğunu belirterek, “İlimizdeki iş dünyası için bir farkındalık oluştu. Umarım faydalı olur ve olumlu adımlar atılır diye düşünüyorum. Biz kurumsallaştığımız takdirde gerek yerel ekonomide gerekse küresel ekonomide daha güçlü bir vizyon oluşturabilir, markalaşabiliriz. Ve bizden sonraki nesillerle de bu şirketin devam etmesi mümkün olur. Aksi takdirde aile şirketlerinin daha önceki konuşmacıların da vurguladığı gibi uzun ömürlü olamaz. Çok söylenen ifadeyle “Aile şirketlerini birinci nesil kurar, ikinci nesil miras alır ve durumu idare eder, üçüncü nesil ise bitirir.” Aslında işi özetliyor bu ifade. Yani bu şirketlerimizin yüzyıllar boyu uzun ömürlü olabilmesi için kurumsallaşmamız ve aile yöneticilerinden ziyade profesyonel yöneticilere şirketi devretmemiz şart” dedi.

İyi Bir Yapılanmada Kurumsallık ve Stratejinin Önemi

Konuşmaların ardından Türev Danışmanlık Grup Başkanı ve Stratejik Yapılandırma Danışmanı Bülent Orta tarafından Aile Şirketlerinde Kurumsallaşmanın metotları katılımcılara anlatıldı. Katılımcılara aile şirketlerinin genel karakteristik özellikleri, kurumsallaşma süreçlerini, faydalarını anlatan Orta aile şirketlerinin kurumsallaşmasından ve aile anayasasının öneminden bahsetti. Orta “İyi bir yapılanmanın şart olduğunu, aile şirketleri gerçekten uzun yıllar yaşamak istiyorsa stratejisi, kurumsal kimliği ve kurumsal yönetim anlayışı ile kendilerini yapılandırmalılar. Şirketlerde hedeflerle, yönetim mantığının oturması gereklidir. Geçiş aşamasındaki sıkıntıları aşmalılar ki geleceği görebilsinler” açıklamasında bulundu.

“Aile Anayasası Oluşturulmalı”

Kendini geleceğe hazırlamak isteyen KOBİ’lerin ve aile şirketlerinin sıkıntılarına, beklentilerine ve ihtiyaçlarına yaşamsal çözümler ürettiğini dile getiren Orta, “Aile şirketlerinin, sıkıntılarını aşmaları için öncelikle aile yapılarına, değerlerine uygun bir ‘aile anayasası’ oluşturmaları ve bunu yazılı bir metin haline dönüştürmeleri gerekir. Şirketlerini kuşaktan kuşağa aktarmak isteyen yöneticilerin, mutlaka bir stratejik yönetim anlayışına ve planlamaya sahip olmaları lazım. Kurumsallaşma hedefleri ve profesyonel yönetim anlayışları olmalıdır. Özellikle aile şirketleri içinde bulundukları durumu iyi analiz etmeliler” diye konuştu.

KOBİ’lerin Yüzde 95’i Aile Şirketi

Aile şirketleriyle ilgili bilimsel verileri de katılımcılara aktaran Bülent Orta, dünyada olduğu gibi ülkemizde de kurulu şirketlerin yüzde 97’si küçük ve orta boy işletme olduğunu belirtti. Orta, yine bu işletmelerin yüzde 95’inin aile şirketi özelliği taşıdığını aktardı.

Aile şirketlerinin sahip olduğu kurum kültürünü etkileyen en önemli etkenin şirket kurucusu ailenin kültürü, yapısı ve gelenekleri olduğunu söyleyen Orta, konuşmasında şu bilgileri paylaştı;

Çöküş ve Krizin Habercisi

“Toplum olarak geleneksel aile yapımızın şirkete taşınması sonucu, maalesef bazı olumsuzluklar da şirket çatısı altına taşınmış oluyor. Aile ilişkileriyle iş ilişkilerinin, aile ile şirketin ayrı tutulmasının başarılması, aile şirketlerinde yaşanması muhtemel pek çok problemi ortadan kaldırmaktadır. Aile şirketlerindeki  akrabalık ilişkileri özellikle şirketlerin kuruluşu yıllarında avantaj olarak değerlendirilirken, ileriki yıllarda dezavantaja dönüşmektedir. İşlerin genişlemesi, iş süreçlerinin karmaşıklaşması, şirketi daha iyi yönetme ihtiyacının ortaya çıkması gibi nedenlerle sıkıntılar yavaş yavaş kendini hissettirmeye başlamaktadır. Bu süreç aslında çöküşün ya da krizin de habercisidir. Burada kurumsal olma zorunluluğu çıkıyor ortaya.

Şirketin Kurumsallaşması ve Ailenin Kurumsallaşması

Aile şirketlerinde kurumsallaşma dendiğinde aklımıza iki ana konu gelmektedir. Bunlardan birincisi şirketin kurumsallaşması, ikincisi ise ailenin kurumsallaşmasıdır. Şirketin kurumsallaşması dendiğinde kısaca, şirkete uygun organizasyon yapısının belirlenerek görev, yetki ve sorumlulukların tanımlanması, iş akışlarının ve süreçlerin belirlenmesi, şirketin genel hedef ve amaçlarının tanımlanması, işlerin istenildiği gibi gitmesi için gerekli yazılı kuralların belirlenmesi olarak tanımlanabilir. Ailenin kurumsallaşması dediğimizde ise aile bireylerinin kendi içlerinde ve aile–şirket ilişkilerinde uyması gereken kuralların belirlenmesi, aile bireylerinin bu belirlenen kurallar çerçevesinde şirket ile olan ilişkilerini yürütmesi olarak ifade edebiliriz.

Aile bireylerinin birbirleriyle ve şirketle olan ilişkilerini düzenleyecek kurallar bütününü de aile anayasası içerisinde tanımlamak mümkündür. Aile anayasası, aile yapısını, şirket dışında kurumsallaştıran bir özelliğe sahiptir. Dolayısıyla ailenin tüm bireylerinin ortak aklıyla hazırlanan aile anayasası, ailenin değer yargılarını ve hassasiyetlerini içeren bir metin olarak karşımıza çıkmaktadır. Aile anayasasının hazırlanmasındaki en önemli amaç, ailenin kurumsallaşmasına katkı sağlamak, şirketin geleceğini sağlıklı bir şekilde tasarlayabilmektir. Aile anayasası başlıca, ailenin amaçları, hedefleri ve değerlerini; gelecek kuşakların şirkette görev alırken hangi aşamalardan geçeceğini; hisse devri ve ortaklık ilişkilerini; aile içi uyum ve barışın bozulmaması için gerekli kurallar gibi konuları kapsamaktadır. Aile anayasası ve aile meclisi çalışmalarının başlatılması aile şirketleri için önemli bir dönüm noktasını oluşturmaktadır. Bu çalışmaların başlamasıyla aile ve şirket ayrımı tüm aile üyeleri tarafından kabul edilmiş olacağı gibi bu kuralların sağlıklı bir şekilde uygulanması için gerekli iradenin de gösterileceği taahhüdünde bulunulmuş olmaktadır. Aile meclisinde konuşulacak konular arasında aile bireylerinin bireysel bütçelerinden tutun da şirket ile ilgili önerilere kadar pek çok konu yer almaktadır. Aile meclisinden çıkacak şirket ile ilgili öneriler icracı kurullara iletilmektedir.”