Bizi Takip Edin
movenpick

Biyoteknoloji

TEKNOLOJİ ÜSSÜ BİYOTEKNOLOJİ VADİSİ

BİYOSAD Yönetim Kurulu Başkanı ve VSY Biotechnology Başkanı Dr. Ercan Varlıbaş, Biyoteknoloji Vadisi ile tüm dünyaya örnek olmayı amaçladıklarını belirterek, “Ortak hedefimiz insanlığa hizmet etmek” dedi.

Yayınlandı

Tarih

BİYOSAD Yönetim Kurulu Başkanı ve VSY Biotechnology Başkanı Dr. Ercan Varlıbaş, bilim ve teknoloji odaklı uluslararası düzeyde oluşturacakları Biyoteknoloji Vadisi ile tüm dünyaya örnek olmayı amaçladıklarını belirterek, “Ortak hedefimiz insanlığa hizmet etmek” dedi.

İHTİSAS OSB OLMAYA ADAY

Biyoteknoloji alanında daha fazla yerli ve katma değerli üretim gerçekleştirmek isteyen girişimciler tarafından hayata geçirilen Biyoteknoloji Sanayicileri Derneği (BİYOSAD), sektör KOBİ’lerinin ihracat gücünü artırıyor. Bu alanda faaliyet gösteren sanayicilerin, girişimcilerin, yatırımcıların, akademisyenlerin ve AR-GE’cilerin içinde olacağı bir ekosistem oluşturmayı hedefleyen Dernek, biyoteknoloji alanında tek ihtisas OSB olmaya aday olacak “Biyoteknoloji Vadisi”ni Türkiye’ye kazandırmaya hazırlanıyor. Tuzla’da kurulma aşamasında olan ve 2024’te tamamlanması hedeflenen Biyoteknoloji Vadisi, yurt dışından yatırımcılara da kucak açacak. BİYOSAD Yönetim Kurulu Başkanı ve VSY Biotechnology Başkanı Dr. Ercan Varlıbaş, “Büyüklü küçüklü 150 firmanın yer alacağı, Avrupa ve ABD’den firmaların da yer alacağı, teknik bilginin paylaşılacağı, girişim çalışmalarının sürdürüleceği, enstitülerin de yer alacağı Biyoteknoloji Vadisi, dünyanın teknoloji üslerinden biri olacak” dedi.

ÇAĞA İMZA ATACAK

BİYOSAD’ı kurma yolculuğunuzu anlatır mısınız?

Reklam

Biyoteknoloji hem yüzyılımızın hem de sonraki yüzyılların stratejik bir koludur. Yenilikçi ve katma değeri yüksek ürünlerin ekonomiyi yönlendirmekte olduğu gerçeğiyle karşı karşıyayız. Dünyanın en gelişmiş ülkelerine bakarsanız biyoteknolojide lider ülkeler olduğunu görürsünüz. Biyoteknoloji ülkeleri geliştirir, gelişmiş ülkeler de bu farkındalıkla biyoteknolojik yatırımlara ağırlık vermektedir. Geleneksel üretim modelleri yerini yüksek teknolojiye, teknik bilgiye, iş bölümüne, uzmanlaşmaya bırakırken üretim biçimi de değişiyor. Yalnızca şirket bazlı değil, sektörel bazlı dünya çapında gerçekleştirilen üretim, uluslararası arenada güçlü olmanın koşullarını oluşturuyor. Başka bir deyişle bilim ve teknoloji merkezleri, çağımız iş dünyasının vazgeçilmez bileşenlerinden biri hâline geldi. Bununla birlikte sürdürülebilirlik olgusu çerçevesinde ekosisteme uyumlu, insan başta olmak üzere tüm canlıların sağlığını ön plana alan yeni üretim alanlarının hızla yükselişi söz konusu. Dolayısıyla organik olanın teknolojik olanla donatılması, insanlara faydalı hale, sanayiye dönüştürülmesini de kapsayan biyoteknolojinin bu yönüyle de insanlık için temel alanlardan biri olduğunu vurgulamakta yarar var. Dünyanın sürdürülebilir bir düzeyde kalması için kaçınılmaz bir durum bu. Faydalı biyoteknolojik faaliyetlerin artmasıyla insanlık büyük kazanımlar elde edecek. Ekonomik potansiyel, yetişmiş insan gücü, AR-GE başarısı yüksek teknolojiye yatırımla birleşince çağımıza imza atacak biyoteknoloji sektörünün önünü açıyor. Bunu başarmak, gelişmiş bir biyoteknoloji endüstrisinden söz edebilmek için ise bir plan ve yol haritası gerekiyordu….  BİYOSAD’ın kurulma yolculuğunu sözünü ettiğim bu tablo oluşturdu.

BİYOSAD’ın biyoteknoloji sektörüne katkıları neler olacak, anlatır mısınız?

Uluslararası deneyime sahip üye kuruluşlarının da etkisiyle BİYOSAD ile göz ardı edilemez bir sinerji oluştuğunu açıklayabilirim. VSY Biotechnology, Atabay İlaç, Koçak Farma, Rebul, İlsan İlaç, Farmakim İlaç gibi önde gelen firmalarla birlikte biyoteknoloji endüstrisinin bir tabandan yükselmesi, uluslararası platformda söz sahibi olmasıyla, ihracat potansiyeli geometrik bir artışla katlanarak artacak. Biyoteknoloji Vadisi projemiz, bu ivmenin yükselişinin dinamosu olacak.

2024’TE HAZIR OLACAK

BİYOSAD tarafından kurulacak olan “Biyoteknoloji Vadisi” hakkında bilgi verir misiniz?

Reklam

En önemli projelerimizden biri olan Biyoteknoloji Vadisi’ni hayata geçirmek üzere çalışmalarımız hızla ilerliyor. Bilim ve teknoloji merkezli olan bir sanayi bölgesi kuruyor olmanın gururunu yaşıyoruz. İstanbul’da konumlanan Biyoteknoloji Vadisi aynı zamanda Türkiye’nin biyoteknoloji alanında tek ihtisas organize sanayi bölgesi olmaya aday olacak. Şu anda 2 milyon 650 bin metrekarelik bir alanda faaliyetlerimiz devam ediyor. Altyapı, ulaşım, lojistik bakımından güçlü bir bölgedeyiz. Topoğrafik yapı, zemin sağlamlık dereceleri vs. gibi raporlar oluştu. Doğal tabiatın bozulmaması için toprak koruma projeleri gerçekleştirildi. Doğal hayatı koruma projeleri kapsamında hayvanların yumurtlama dönemlerine kadar geniş çalışmalar yaptık, hayvanlara zarar vermeden gerektiğinde onları taşıyarak çevreye duyarlı bir vadi oluşturacağız. Atık yönetim sistemi gibi tüm unsurlar dikkate alınarak projelendirmeler yapıldı. Çevreci, sürdürülebilir nitelikli bir proje olması için elimizden gelen her şeyi tüm yönetim kurulumuzla birlikte yaptık. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu raporunu aldık. Bu çok özen gösterdiğimiz konulardan biriydi. 2024 yılı içinde altyapı ve üstyapıları tamamlanarak, biyoteknoloji vadisindeki sanayicilere parsellerin tahsis edilmesi öngörülüyor. Biyoteknoloji Vadisi’nde patentler, üretim ve diğer teknik konularda firmalar birbirine destek olacak. Ortak AR-GE merkezleri, ortak start-up’ların kurulduğu alanlar, üniversite bilim merkezleri, test, kalibrasyon alanları, sertifikasyon sorunlarının çözüleceği ortak merkezlerin kurulmasını planlıyoruz. Standardizasyonların belirleneceği, uluslararası sertifikaların verileceği bir çözüm merkezi olacak. Büyüklü küçüklü 150 firmanın yer alacağı, Avrupa ve ABD’den firmaların da yer alacağı, teknik bilginin paylaşılacağı, girişim çalışmalarının sürdürüleceği, enstitülerin de yer alacağı Biyoteknoloji Vadisi dünyanın teknoloji üslerinden biri olacak. Biyoteknoloji alanında, üniversite ve sanayi iş birliğine yönelik projeler, patent çalışmaları, uluslararası rekabette belirleyici olma yöntemleri, pazarlama stratejileri gibi sektörün önünü açacak çok önemli konularda seminer ve eğitimler de düzenlenecek. Teknoloji Vadisi doğrudan biyoteknoloji sektörünün ihracat potansiyeline etki edecek.

KALKINMA HAMLESİ

Biyoteknoloji sektörünün yatırım ve sağlanan teşvikler açısından değerlendirmesini yapabilir misiniz?

BİYOSAD üyeleriyle birlikte biyoteknoloji endüstrisini oluşturacağımız bir üs. Biyoteknoloji Vadisi ile bir biyoteknoloji endüstrisinden söz etmek mümkün olacaktır. Türkiye’yi geleceğe hazırlayan çok önemli bir kalkınma hamlesidir. Vadi, her sektörde biyoteknolojik araçlarla faaliyet gösteren firma ve biyoteknolojik ürün gamını kapsayacak. Bünyemizde yer alan kuruluşlar ve finansman desteğine ihtiyaç duyan firmalar, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının genişleyen Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı, İVME Finansman Paketi ve proje bazlı diğer destekler gibi birçok teşvikin yanı sıra, katma değeri yüksek ürünlerin üretilmesi için TÜBİTAK ve KOSGEB’in desteğini de alabiliyorlar.

BİYOSAD’ın önümüzdeki dönemlerde geliştirmeyi planladığı başka projeler var mıdır?

Reklam

Evet, Biyoteknoloji Vadisi’yle iç içe geçmiş birçok yeni proje var. Sanayicilerimizin, üyelerimizin de önerileriyle daha birçok yenilikçi projeyi, birçok alt sektörü kapsayan çalışmaları gündeme alacağız. Hedefimiz bilim ve teknoloji odaklı uluslararası düzeyde oluşturacağımız üs ile tüm dünyaya örnek olmak. Ortak hedefimiz insanlığa hizmet etmek. Oluşturulacak yeniliklerle insanların sağlığını korumayı, yükseltmeyi hedefliyoruz. İnsanın hayatına dokunan her alanda yaşam standartlarını en üst seviyelere çıkarmak için var gücümüzle çalışacağız.

Okumaya Devam Et
Reklam
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Biyoteknoloji

BİYOTEKNOLOJİ SEKTÖRÜNE ÇARPAN ETKİSİ

Sektöre inovatif bir yön verecek olan Biyoteknoloji Vadisinin kuruluş süreçlerinde sona gelindi. ÇED raporları alınan ve tüm teknik çalışmaları tamamlanan Vadi, kısa süre içinde ihtisas OSB olarak tüzel kişilik kazanacak.

Yayınlandı

Tarih

ÇED raporları alınan ve tüm teknik çalışmaları tamamlanan Biyoteknoloji Vadisi, kısa süre içinde ihtisas OSB olarak tüzel kişilik kazanacak.

BÜYÜK PROJEDE SONA GELİNDİ

Sektöre inovatif bir yön verecek olan Biyoteknoloji Vadisinin kuruluş süreçlerinde sona gelindi. ÇED raporları alınan ve tüm teknik çalışmaları tamamlanan Vadi, kısa süre içinde ihtisas OSB olarak tüzel kişilik kazanacak.

YÜKSEK İHRACAT DEĞERİ

Başta sağlık, tarım, çevre olmak üzere pek çok alan için büyük önem taşıyan biyoteknoloji sektörü, endüstri ekosistemini şekillendiriyor. Yüksek vasıflarda istihdam sağlayan, yüksek AR-GE yoğunluğu olan işletmelerden oluşan, araştırma merkezleri, üniversiteler ve hastaneler ile iç içe faaliyet gösteren biyoteknoloji sektörü, ithal edilen biyoteknolojik ürünlerin yurt içinde yerli ve milli üretimine kapı açıyor. Dünyada endüstriyel biyoteknoloji pazarı 350 milyar doları aşarken, Türkiye de her geçen gün bu pazara dâhil oluyor. Türkiye’de ihraç edilen ürünlerin kilogram başına bedeli 1,28 dolar, gelişmiş ülkelerde 5 dolar düzeyinde olurken; biyoteknolojik ürünlerin kilogram başına ihracat değerinin 10 bin dolar ile 675 bin dolar arasında değiştiği kaydediliyor. İstanbul Tuzla’da kurulması planlanan “Biyoteknoloji Vadisi” projesi, yakın zamanda tüzel kişilik kazanarak ihtisas OSB statüsüne kavuşacak.

ONAY AŞAMASINDA

Reklam

Biyoteknoloji girişimcilerinin çatı kuruluşu olan Biyoteknoloji Sanayicileri Derneği (BİYOSAD), sektörün AR-GE ve teknolojik altyapısını sağlam zemine oturtmak için Biyoteknoloji Vadisini hayata geçirecek. Farklı sektör paydaşlarının yakın ve koordineli çalışmasına olanak tanıyacak Vadi, sektörel bir inovasyon sistemi inşa edecek. 5 milyar dolarlık dev proje, 150 sanayi kuruluşu ve 250 start-up ile biyoteknoloji sektörünün kalbi olacak. Binlerce kişiye istihdam sağlaması hedeflenen Biyoteknoloji Vadisi için yürütülen çalışmalar, kısa sürede somuta dönüşecek. Sektörün yeni nesil üretim üssü Biyoteknoloji Vadisi projesinin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu olumlu olarak çıktı. Tüm teknik çalışmaları tamamlanan proje, onay aşamasına geldi.

NİTELİKLİ İSTİHDAM

262,5 hektarlık bir alanda kurulması planlanan Biyoteknoloji Vadisinde, ağırlıklı olarak yüksek nitelikli personel istihdam edilecek. İki bini lisans ve lisansüstü eğitim almış AR-GE çalışanı olmak üzere toplam 20 bin kişinin istihdam edilmesi hedeflenen Vadide üretilecek olan ürünlerin, yüzde 60’ının ihraç edilmesi planlanıyor. Biyoteknoloji Vadisinde faaliyet gösterecek firmaların yüzde 45’inin sağlık, yüzde 25’inin gıda, tarım ve hayvancılık, yüzde 10’unun çevre ve yüzde 20’sinin endüstriyel alanda faaliyet gösteren firmalardan oluşması planlanıyor. Burada, biyoteknolojik milli ilaç ve milli aşı, biyomedikal tıbbı ürün, nitelikli ve tıbbı bitki ve tohum, biyolojik ham madde, antibiyotik, fonksiyonel gıda katkı maddeleri, tanı kitleri, DNA izolasyon kitleri, moloküler genetik kitler, kemik tozu ve kemik grefti, biyosensör ürünler, biyoaktif ortez protezler, spinal implantler,  embriyo, antikor, pigment, insülin, hemoglabin, biyomoleküller, terapötik protein, enzim, bakteri, vitamin, plazminojen aktivatörü gibi ürünler geliştirilerek, ithalatın önüne geçilecek.  

İHTİSAS OSB STATÜSÜ

Küçüklü büyüklü pek çok firmanın yer almak için başvuruda bulunduğu Biyoteknoloji Vadisinde, katılımcılar diğer sanayi dallarına sağlanan teşviklerden daha yüksek oranlarda teşvik alma imkânına sahip olacak. İhtisas OSB statüsü taşıyacak olan Vadide, teknoloji geliştirme bölgesi, AR-GE merkezleri, teknoloji transfer ofisleri, lise ve üniversite düzeyinde mesleki eğitim kurumları, temel bilimler uygulama enstitüsü, test ve kalibrasyon laboratuvarları ile belgelendirme firmaları gibi AR-GE ve ÜR-GE işletmeleri ile hizmet destek birimleri yer alacak. Tüm altyapı ve hizmetleri katılımcısına eksiksiz olarak sunacak olan Biyotekloji Vadisinde, OSB SCADA merkezi, atık su arıtma tesisi, OSB atık transfer binası, mesleki eğitim merkezi, iş geliştirme merkezi gibi birimler de olacak.

Okumaya Devam Et

Biyoteknoloji

BİYOSAD, SEKTÖR FİRMALARINA YÖN GÖSTERİYOR

BİYOSAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Orhan Çömlek, BİYOSAD’ın KOBİ’lerin yerli üretimde üstlendikleri rolün artması gerektiğini belirtti.

Yayınlandı

Tarih

KOBİ’LERİN REHBERİ

Farklı sektörlere yapılan yatırımların biyoteknoloji sektörüne yöneltilmesi amacıyla yatırım kanallarının ve biyoteknoloji firmalarının bir araya getirilmesi etkili olacağını kaydeden BİYOSAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Orhan Çömlek, BİYOSAD’ın KOBİ’lerin yerli üretimde üstlendikleri rolün artması gerektiğini belirtti.

YATIRIMLAR ARTACAK

Biyoteknoloji Sanayicileri Derneği (BİYOSAD) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Orhan Çömlek, Derneklerinin, biyoteknoloji sektöründeki KOBİ’lerin yerli üretimde üstlendikleri rolün hakkını verebilmeleri için planlanmış master plana göre sürdürülebilir, çevreci, etkin ve verimlilik esasına dayalı proje odaklı gelişimi benimsediğini söyledi. Aynı zamanda Sağlık Bilimleri Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi Sağlık Teknokenti AŞ (Teknopol İstanbul) Genel Müdürlüğü görevini de yürüten Dr. Öğr. Üyesi Çömlek, “BİYOSAD gibi büyük ve önemli bir oyuncunun biyoteknoloji sektöründe lider rolünü üstlenmesi bekleniyor. Mevcut imkânları bir araya getirerek birlikte hareket edebilecek yönetim tarzı uygulandığında, ülkemiz ihracat kapasitesini artıracak adımları atıyor olacaktır” dedi. Sektördeki yatırımların artması için biyoteknoloji firmalarının bir araya getirilmesinin etkili olacağını belirten BİYOSAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Orhan Çömlek, farklı sektörel buluşmaların, kümelenmelerin, STK’lar ve kurumlar ile iş birliği projelerinin ve konferans gibi etkinliklerin önemine dikkat çekti.

ÖNCÜ GÖREV ÜSTLENDİ

Reklam

BİYOSAD’ın biyoteknoloji sektörü için taşıdığı önem hakkında bilgi verir misiniz?

BİYOSAD’ın kuruluş amacı; ülkemiz için stratejik öneme haiz sektörlerden biri olan biyoteknoloji sektörünün önünü açacak projelerle yerli ve milli üretimi artırarak, ülke ekonomisine ve ülkenin kalkınmasına önemli derecede katkılar sağlamaktır. Bu amaca ulaşabilmek için BİYOSAD sanayi temsilcilerini, girişimcileri ve yatırımcıları, konunun uzmanı olan akademisyenleri ve destek sağlayan kamu kurumlarını bir araya getiren bir ekosistem oluşturulmasında öncü bir görev üstleniyor.

BİYOSAD, biyoteknoloji KOBİ’lerinin yerli üretimde üstlendikleri rolü arttırmak için nasıl bir yol haritası çiziyor?

BİYOSAD, biyoteknoloji sektöründe KOBİ’lerin yerli üretimde üstlendikleri rolün hakkını verebilmeleri için planlanmış master plana göre sürdürülebilir, çevreci, etkin ve verimlilik esasına dayalı proje odaklı gelişimi benimsiyor. Bu çerçevede öne çıkan, sanayici ve akademisyenleri bir araya getirecek kamu destekli üniversite-sanayi iş birliklerinin teşvik edildiği, dinamik bir üretim modeli ve bununla birlikte geleceğe dönük katma değeri yüksek ürünlerle üst düzeyde gelir hedefleyen bir iş modeli geliştirmeyi hedefliyoruz. Burada elde edilen kazancın, firma kârını artırmasının ötesinde yeni yatırımlara kaynak oluşturması, sektördeki yeni girişimcilere can suyu olması ve özellikle de yenilikçi AR-GE projelerine ulusal ve uluslararası fon teşkil etmesi ve böylelikle sinerji oluşturmak suretiyle biyoteknoloji başta olmak üzere ilgili tüm sektörlerde üretim yapan KOBİ’lerin güçlenmesine olanak tanıyacaktır.

PAYDAŞLARLA GÜÇ BİRLİĞİ

Reklam

Türkiye’nin biyoteknoloji sektörünün genel bir resmini çizer misiniz? Biyoteknoloji yatırımlarını attırmak için sizce neler yapılmalıdır?

Biyoteknoloji sektörü küresel piyasada sağlık pazarı başta olmak üzere gıda, tarım ve hayvancılık, ilaç ve eczacılık, çevre endüstrileri ve günümüzde yaşanan pandeminin de ortaya koyduğu gibi biyoteknolojik savaş ve terör konusunda giderek artan öneme ve büyüklüğe sahip. Elde edilen veriler incelendiğinde; biyoteknoloji sektörünün daha çok ABD, Almanya, Hollanda, Japonya, Güney Kore ve Çin Halk Cumhuriyeti gibi ülkeler tarafından domine edildiğini, ülkemizde yetişmiş insan kaynağı, makine ekipman ve gerekli altyapı bulunmasına rağmen bu pazarda hak ettiği payı alamadığını görüyoruz. BİYOSAD gibi büyük ve önemli bir oyuncunun biyoteknoloji sektöründe lider rolünü üstlenmesi bekleniyor. Mevcut imkânları bir araya getirerek birlikte hareket edebilecek yönetim tarzı uygulandığında, ülkemiz ihracat kapasitesini artıracak adımları atıyor olacaktır. Türkiye’nin yurt dışında biyoteknoloji alanındaki imajının geliştirilebilmesi için birtakım tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesi gerekiyor. Bu faaliyetler ülkemizde yer alan ve önemli ölçüde biyoteknolojik ürün geliştiren firmaların yurt dışı fuarlarına katılımlarını sağlanması, yurt içinde bu konuda farkındalık yaratacak eğitimler ve etkinliklerin düzenlenmesi ve ikili iş birliği stratejilerinin oluşturulmasıdır. Farklı sektörlere yapılan yatırımların biyoteknoloji sektörüne yöneltilmesi amacıyla yatırım kanallarının ve biyoteknoloji firmalarının bir araya getirilmesi etkili olacaktır. Bu amaçla farklı sektörel buluşmalar, kümelenmeler, üniversite-sanayi AR-GE iş birliği çerçevesinde ilgili STK’lar ve kurumlar ile iş birliği projeleri, konferanslar, çalıştay ve seminerler, diğer özel endüstri bölgeleriyle ikili iş birlikleri, ulusal ve uluslararası heyet görüşmeleri gibi organizasyonları önemle ve sıklıkla icra ederek teknolojideki gelişmeleri yakından takip ederek tüm paydaşlarına önemli katkı sağlayacaktır. BİYOSAD bünyesinde ülkedeki AR-GE ve tasarım merkezleri, teknokentler, teknoloji geliştirme merkezleri, kuluçka merkezleri, belediyeler ve özel sektörün kurmuş oldukları bilim merkezleri gibi nitelikli yapılarla entegre olarak sektörel bazda var olan problemlere hızlı çözümler elde etmek üzere projeler geliştirilecektir.

TEKNOLOJİ ODAKLI

BİYOSAD tarafından kurulan Biyoteknoloji Vadisi tamamlandığında hangi fonksiyonlar içinde yer alacak, bilgi verebilir misiniz?

Biyoteknoloji Vadisi, modern ve çevreci mimarisi ile organize sanayi bölgeleri ve nitelikli endüstri bölgelerinin içinde bulundurması gereken unsurları bünyesinde inşa edecek. Yine teknolojiyi önde tutarak nesnelerin interneti (IOT), Web3, Metaverse gibi yeni kavramları içselleştiren ve her bir ögesinde teknolojiyi öne çıkaran mühendislik yapılarını bünyesinde barındıracak. Ulusal ve uluslararası etkinliklere olanak tanıyan konumu itibariyle biyoteknoloji alanında akademik ve entelektüel oluşumlara yakın olması sebebiyle konu odaklı teknoloji geliştirme bölgesi, kuluçka merkezi ve serbest bölge gibi alt birimler ihtiva ederken, kendi oluşturduğu teknogirişim sermaye fonu ile risk sermayesi ve melek yatırımcı ağlarını da bünyesinde barındırması da bekleniyor. Biyoteknoloji alanında ihtiyaç duyulan küçük sanayiye hizmet edecek dükkanlar ve ortak kullanıma müsait atölyeler, laboratuvarlar, test ve kalibrasyon merkezleri, sterilizasyon tesisleri, depo ve antrepolar, arıtma tesisleri gibi unsurlar içermesi planlanıyor. Hastane, konaklama, restoran ve yemekhane, sosyal tesisler, çocuk bakım evleri, postane, itfaiye, ibadethaneler, parklar gibi sosyal donatı alanlarının olacağı Biyoteknoloji Vadisinin, kullanıcılarını bölgede var olmaktan keyif aldıran bir ambiyansa sahip olması hedefleniyor. Bölge yönetiminin tüm sanayicilere, girişimcilere ve diğer paydaşlara tatmin edici olanaklar sunduğu dinamik bir yönetim anlayışının hâkim olması bekleniyor.

Reklam

BİYOSAD’ın önümüzdeki dönemlerde geliştirmeyi planladığı yeni projeler nelerdir? Dernek olarak hedeflerinizi anlatır mısınız? Global piyasalardaki hedefleriniz ne olacak?

Yerli ve milli üretimin yurt dışı pazarlarda tanıtımını yapmak, sergi ve fuarlarda ülkemizin biyoteknoloji imkân ve kabiliyetlerini global pazar temsilcilerine sunabilmek, yatırım sermayesini Biyoteknoloji Vadisi’nde yürütülecek ortak projeler için çekebilmek, BİYOSAD aktörlerinin de pazarda emin adımlarla yürüdüğünü ve kısa sürede dünya pazarında önemli yer edineceğini hissettirmek önem taşıyor. Önümüzdeki süreçte dünya genelinde klinik çalışmalara verilen önem artarken, ürünlerin akreditasyonu ve sertifikalandırılması da bir o kadar önem kazanıyor. Biz de Biyoteknoloji Vadisi’nde bu yetenekleri geliştirmeyi hedefliyoruz. Girişimcilerin yerinde AR-GE, eğitim, test, kalibrasyon ve sertifikasyon gibi süreçlerinde yaşayacağı zorluklarda onlara çözüm üreten bir partner olarak yanlarında olacağız ve süreçleri hızlandıracağız.

Okumaya Devam Et

Biyoteknoloji

YERLİLİKTE ‘ARANAN KAN’

Kan sayım cihazları ve tanı kitleri için ciddi bir meblağın yurt dışına aktarıldığından hareket eden Medpa Biyoteknoloji, yerli ve milli hamleler ile birlikte AR-GE sonucu geliştirdiği ilk yerli ve milli kan sayım cihazı ile tanı kitini ticarileştirmeyi hedefliyor.

Yayınlandı

Tarih

PROJE BAZLI ÇÖZÜMLER

2004 yılında sağlık sektörüne adım atan Medpa Biyoteknoloji, sağlık sektöründe yüksek teknolojili laboratuvar cihazları satışı ve satış sonrası teknik destek hizmetleri konusunda değer üretiyor.

KOSGEB ve TÜBİTAK’a kayıtlı AR-GE ve inovasyon merkezine sahip olan Medpa, teknoloji tabanlı çalışmalarıyla gündemde. Yurt dışından ithal edilen birçok markanın servis hizmetini vermesinin yanı sıra, kendi markası olan Hemacell ile laboratuvar cihaz ve yardımcı sarf malzeme tedariki yapan Medpa Biyoteknoloji, temel olarak, hastane laboratuvar hizmet alımları, kurulumu, işletilmesi, tüm laboratuvar ve hastane sarf malzemeleri tedariki, kiralanması ve işletilmesi ile ilgili olarak proje bazlı çözümler üretiyor. Sanayi gazetesine konuşan Genel Müdür Battal Mayan, firma misyonlarından bahsederek, “Temel yaklaşımımız, uzun yıllardır devam eden, önemli mühendislik çalışmaları sonucu elde edilmiş olan bu yerli ve milli değeri, ticarileştirmek ve ülkemizin kullanımına sunmaktır” diye konuştu.

YENİ TEKNOLOJİYE ZEMİN

Hastane laboratuvar sistemlerinin ülke ekonomisi açısından oldukça önemli bir dış ticaret açığı kalemi olduğunu söyleyen Mayan, “Hastane laboratuvarlarının en temel ihtiyaçlarından biri olan kan sayım cihazları ve kan sayım cihazları tanı kitleri için ciddi miktarda döviz kaynağı ülke dışına aktarılıyor. Ülkemizin bu alandaki dışa bağımlılığını azaltmak, aynı zamanda ihracat da yaparak ülke ekonomisine katma değer sağlamak firmamız açısından son derece önemli. Biyoteknoloji alanında cihaz geliştirmek ve bu konuda dışa bağımlılığımızı en aza indirmek ülkemizin ihtiyaç duyduğu bir hamle. Kurmayı planladığımız üretim tesisi, üniversitelerin ve diğer AR-GE firmalarının çalışmalarında hizmet verebilecek ve yeni teknolojik gelişmelerin oluşmasına katkı sağlayabilecektir. Aynı zamanda yapılacak çalışmalar bu alandaki nitelikli personelin yetişmesini de hızlandıracaktır” şeklinde konuştu.

MÜHENDİSLİĞİ AR-GE’YLE BÜTÜNLEŞTİ

Reklam

Alanında uzman bir firma olduklarını söyleyen Mayan, “Oluşturmuş olduğumuz çözümler, doğru medikal cihaz seçimlerimiz ve doğru entegrasyonlarla birçok laboratuvar sisteminin en etkili şekilde çalışmasını sağladık, paydaşlarımıza verimli bir sistem sunduk. Mühendislik yeteneklerimizi AR-GE’ye yönlendirdik, ülkemizin ilk kan sayım cihazı Hemacell MH-3a’yı ve kimyasal reaktiflerini geliştirdik. Dünyada 5-6 ülkenin ve birkaç firmanın sahip olduğu bu teknoloji ülkemizin medikal cihaz alanındaki gelişimine öncülük edecektir” dedi. Kan sayım, idrar analiz cihazlarıyla kan sayım reaktifleri ve idrar analiz stripleri ürettiklerini söyleyen Mayan, gelecek projeksiyonları hakkında ise şu değerlendirmelere yer verdi: “2022’de 3 DIFF Kan Sayım Cihazı ve biyokimyasal tanı kitlerini, 2023’te 5 DIFF Kan Sayım Cihazı ve biyokimyasal tanı kitlerini, 2024’te Yarı ve Tam Otomatik İdrar Analiz Cihazı ve kitlerini geliştirip, seri üretime geçmeyi istiyoruz. 2025’te biyoteknoloji AR-GE merkezi kurmayı, 2026’daysa Biyokimya Analiz Cihazı ve tanı kitleri geliştirerek, seri üretimlerini yapmayı hedefliyoruz.”

Okumaya Devam Et

Trendler

Copyright © 2022 Sanayi Gazetesi - Tüm hakları saklıdır.