Bizi Takip Edin
movenpick

Sanayi

TOBB “KARBON AYAK İZİ HESAPLAMA” PORTALI HAZIRLIYOR

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu: “Tedarik zincirlerinin içinde kalmak istiyorsak hazırlanan yeni kurallara hepimizin uyması lazım. Uymazsak kaybedeceğiz. Kuralların şekilleneceği, kuralların konulduğu masada yer almamız gerekiyor”

Yayınlandı

Tarih

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türk iş dünyasının karbon ayak izini hesaplayabilecekleri portalı yakın zamanda kullanıma açacaklarını bildirdi.

Hisarcıklıoğlu, Eskişehir Sanayi Odasınca (ESO) düzenlenen Eskişehir Sanayi Kongresi’nde yaptığı konuşmada, sanayicilerin “ehem” ile “mühim”i birbirinden ayırt etmesi gerektiğini söyledi.

GELECEĞİ ŞEKİLLENDİREN BAŞLICA KONU

Kongrenin bugüne odaklı bakıştan sıyrılmak ve geleceğe odaklanmak için herkese büyük imkan sunduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, şunları anlattı: “Geleceği şekillendiren en başlıca konu, dijital ve yeşil dönüşüm sürecidir. Bunlar tüm şirketlerimiz için riskler ve fırsatları beraberinde getiriyor. Doğru kullanırsak özellikle AB pazarında rakibimiz olan diğer ülkelerin önüne geçebiliriz ama gerekli dönüşümleri eğer ülkede bizler sağlayamazsak AB ile aramızdaki Gümrük Birliği avantajlarını tamamen kaybedebiliriz. Araştırmalarda, 2026 yılında tamamen uygulamaya başlanacak olan sınırda karbon uygulamasından Çin ve Rusya’nın ardından Türkiye, dünyadaki üçüncü etkilenecek ülke olarak ortaya çıkmaktadır. Sınırda karbon vergisinden dolayı en dezavantajı konumdayız. Özellikle alüminyum, çimento, demir çelik sektörlerinde bu etkinin daha fazla görüleceği de beklenmektedir.”

ÇOĞU FİRMADA KARBONSUZLAŞMA POLİTİKASI YOK

Reklam

Hisarcıklıoğlu, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfının (TEPAV) geçen ay firmalara yönelik anketinde, her 4 şirketten yalnızca birinin karbon ayak izi hesabı yapabildiğinin belirlendiğini aktardı. Çoğu firmada karbonsuzlaşma politikasının bulunmadığını, hidrokarbon kullanımı yaygın olanlarda ise mevcut enerji kaynaklarını değiştirme yönünde plana rastlanmadığını dile getiren Hisarcıklıoğlu, “Bunların hepsi bizim için tehdit. Firmalarımızın büyük çoğunluğunun yeşil mutabakat ve sınırda karbon düzenlemesi hakkında bilgisinin çok sınırlı olduğu görülmektedir. Emisyon Ticaret Sistemi hakkında kapsamlı bilgiye sahip olmadıkları ve hatta bunun Türkiye’de uygulanacağından şüphe duydukları tespit edilmektedir. Türk iş dünyasının karbon ayak izini hesaplayabilecekleri bir portalı yakın zamanda inşallah kullanıma açacağız.” diye konuştu.

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞININ KÜRESEL EKONOMİYE ETKİLERİ

Rifat Hisarcıklıoğlu, Rusya-Ukrayna savaşının hem enerji güvenliği meselesini hem de gıda güvenliğini ön plana çıkardığını ifade etti.

Savaş nedeniyle Ukrayna’nın tarım arazilerinin neredeyse yarısının bu yıl ekilemediğini vurgulayan Hisarcıklıoğlu, “Hasadı yapılan 25 milyon ton tahıl ise Ukrayna’daki limanlarda Rus blokajı nedeniyle orada kaldı, çürümeye terk edildi. Küresel gıda fiyat endeksine baktığımız zaman Nisan 2022’de geçen yıla göre tam yüzde 30 arttı. Aslında Rusya-Ukrayna savaşı bir yandan enerji güvenliği meselesini ön plana çıkarırken diğer yandan da enerji dönüşümünü de hızlandırmaktadır. Bu da Avrupa Yeşil Mutabakatı’nı dolayısıyla da Türkiye için önemini daha da sağlam bir zemine oturtmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

Hisarcıklıoğlu, AB’nin Rus kaynaklı enerji ham maddelerine bağımlılığını azaltmayı hedefleyen “Re-Power-EU” planının, kısa vadede Avrupa için fosil yakıt kaynak ülkelerini çeşitlendirmeyi, orta ve uzun vadede enerji verimliliği ve yenilenebilir enerjiyi hedeflediğini kaydetti.

Reklam

KAPIMIZIN ÖNÜNDE DOĞMAKTA OLAN YENİ DÜNYA

Enerjide Rusya’ya bağımlılığın azaltılması için alınan bu kararları özel sektörün de desteklediğine değinen Hisarcıklıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aralarında Microsoft ve Unilever’in de bulunduğu çok sayıda küresel firma, Rusya’ya olan bağımlılığın azaltılması, bunun için Yeşil Mutabakat’ın güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Özetle, kapımızın önünde doğmakta olan yeni dünyanın farkında olmamız lazım. 1980’lerden 2010’lara kadar ‘off-shoring’ kavramı konuşuldu. Tedarik zincirleri, gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere doğru yayıldı. Bundan en çok kazanan Çin oldu. Biz de bu pazarda, otomotivde Avrupa’nın en büyük tedarikçisi olduk. Avrupa’ya en çok otomobil ihraç eden ülke, dünyada biziz. Beyaz eşya gibi orta teknolojili imalat sanayisinde, bu trendden epey faydalandık. Hem sanayimizi ve hem de ihracatımızı dönüştürdük ve geliştirdik. Sonra, 2010’lardan sonra ‘re-shoring’ kavramı geldi. Emek gücünün ağırlığı azalıp teknoloji ve beşeri sermaye öne çıkınca tedarik zincirleri anavatanlarına geri dönmeye başladı. Ayrıca pandemiyle, uzun tedarik zincirlerinin etkinliği de azaldı. Nihayet Rusya-Ukrayna savaşı tekrar milletin gözünü açtı. Tedarik zincirlerinin geçtiğimiz 40 yıldaki gibi dünyanın her yerine rahat rahat yayılmasının artık mümkün olmadığı ortaya çıktı. Böylece, Amerika’da yeni bir kavram ortaya çıktı: Friend-shoring. Yani artık tedarik zincirlerinin güven duyulan ülkelerde olması isteniyor.”

“FRİEND-SHORİNG ÇAĞINDA KURALLARIN BELİRLENECEĞİ MASADA YER ALMALIYIZ”

Hisarcıklıoğlu, ABD ve Avrupa ülkelerinin güvenli ticaret istediğine işaret ederek, bu politikaları da ikili ve çok taraflı ticaret anlaşmalarıyla uygulamaya koyacaklarını belirtti.

“Dijital ekonomi”, “veri paylaşımı”, “karbon fiyatlandırması” ve “iklim değişikliği” gibi konularda, aynı yaklaşıma sahip ülkelerle tedarik zincirleri geliştirileceğini anlatan Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti: “Tedarik zincirlerinin içinde kalmak istiyorsak hazırlanan yeni kurallara hepimizin uyması lazım. Uymazsak kaybedeceğiz. Kuralların şekilleneceği, kuralların konulduğu masada yer almamız gerekiyor. Zira AB ile Gümrük Birliği maalesef dijital ekonomiyi kapsamıyor. Avrupa Birliği ve ABD ise transatlantik veri paylaşımı çerçevesinde çalışıyorlar ve yakında anlaşacaklar. Dolayısıyla başlamakta olan ‘friend-shoring’ çağında kuralların belirleneceği masada kesinlikle yer almamız lazım. Yoksa aynı Gümrük Birliğine girişte göz ardı ettiğimiz serbest ticaret anlaşmalarının bugün nasıl bir probleme dönüştüğünün benzerini yaşayabiliriz ve tek başımıza kalabiliriz. Yakında önce, sınırda karbon düzenlemesiyle AB pazarlarına ithal edilecek ürünler, karbon ayak izine dayalı ek bir vergiye tabi tutulacak. Sonra sürdürülebilir ürün standartlarıyla birlikte karbon ayak izi, su ayak izi ve atık yönetimi şartlarına bakılacak. Detayları 2022 sonuna kadar biçimlenecek ve buna göre birtakım ürünlerin AB pazarlarına girişi tamamen yasaklanmış olacak. Gümrük Birliği de artık işe yaramayacak. İlk aşamada, ülkemizin en çok dış ticaret fazlası verdiği tekstil başta olmak üzere mobilya, yatak, lastik, deterjan, boya, mineral yağ, demir çelik ve alüminyum gibi sektörler için sürdürülebilir ürün standartları getirilecek.”

Reklam

“TOGG İLE TEKNOLOJİK VE ZİHİNSEL DÖNÜŞÜMÜ YAKALIYORUZ”

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Yeşil Mutabakat sürecinin Türkiye’ye Avrupalı partnerlerle ortak geleceği tahayyül etme imkanı vereceğini, dış finansmana ulaşım konusunda da yeni ve çok geniş, yeşil finansman imkanlarının açılacağının görüleceğini aktardı.

Türkiye’nin otomobili projesinin araba üretmenin ötesinde bir iş olduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti: “Son yıllarda Türkiye’de uygulanan en iyi sanayi politikası hamlesidir. Otomotiv, Türkiye’nin en önemli sanayi sektörlerindendir. Hem araba ve hem de parçalarını üretiyoruz. Bu alanda Avrupa’nın da en büyük tedarikçisiyiz. Eski markaların parsellediği otomotiv sektörüne girmek için bir fırsat penceresi açıldı: Elektrikli ve otonom araçlar. Bu fırsat penceresini kullanan 20 yıllık Tesla’nın piyasa değeri, dünyadaki tüm otomobil fabrikalarından daha değerli hale geldi. ‘Araba’ dediğimiz cihaz dönüşürken, Türkiye için hem pazara giriş fırsatı hem de otomotiv yan sanayimizin bu dönüşümün dışında kalmaması için tedbir alma mecburiyeti doğdu. Bu fırsat penceresini değerlendirmek üzere TOGG girişimini başlattık. İlk defa 5 farklı ve büyük grubu bir araya getirdik. İlk defa, fikri mülkiyet haklarının tamamı ülkemize ait olan bir otomobil üretiyoruz. İlk defa farklı alanlardaki start-up şirketlerle çalışarak, kendi tedarikçi ekosistemini kuruyoruz. İlk defa bu alanda beyin göçünü tersine çeviriyoruz. TOGG ile teknolojik ve zihinsel dönüşümü yakalıyoruz. 60 sene önce Eskişehir’de başlayan ama yarım kalan hikayeyi tamamlıyoruz. Seneye de TOGG’u yollarda görmeye başlıyoruz.”

Hisarcıklıoğlu, “2021’de millet küçülürken biz büyüdük. Biz sanayide durmadık, ihracatımız arttı. Kolay iş değil.” ifadesini kullandı.

BİRBİRİNİZE SIMSIKI SARILIN

Reklam

Her türlü değişken şarta rağmen üretmeyi sürdürdüklerini, rekabet etmeyi öne çıkardıklarını bildiren Hisarcıklıoğlu, “Sizlerden ricam, ne olur birbirinizi ötekileştirmeyin. Birbirinizi öteki diye görmeyin. Birbirinize sımsıkı sarılın. Bunu yaparsak biz kazanırız.” dedi.

“ÖNCÜ DURUMDAYIZ”

Eskişehir Valisi Erol Ayyıldız da kentin özellikle önemli derecede rekabet gücü olan sanayi kollarına sahip olduğunu belirterek, havacılık ve savunma, makine imalat ve metal eşya, beyaz eşya ve yan sanayi, seramik ve raylı sistemler sanayi alanlarında öncü durumda bulunduğunu hatırlattı.

Etkinliğe, AK Parti Eskişehir Milletvekili Harun Karacan, İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukcuoğlu, Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Nadir Küpeli, Eskişehir Ticaret Odası Başkanı Metin Güler ile sanayiciler katıldı.

Reklam
Okumaya Devam Et
Reklam
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sanayi

BAŞKENT OSB 21. YILINI KUTLUYOR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2003 yılında temellerini attığı Başkent Organize Sanayi Bölgesi bugün, 21. kuruluş yıldönümünü kutluyor.

Yayınlandı

Tarih

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2003 yılında temellerini attığı Başkent Organize Sanayi Bölgesi bugün,  21. kuruluş yıldönümünü kutluyor. Yıllar önce ‘Ankara’yı Sanayi’nin Başkenti’ yapma mücadelesi ile yola çıkan Başkent Organize Sanayi Bölgesi (OSB), yeni bir yapılaşma arayışı içine girerek faaliyetlerini standart alt yapı hizmetleri sunmanın ötesinde ‘’Geleceğin Sanayi Kenti’’ vizyonunu benimseyerek gerçekleştiriyor.  Türkiye’nin Başkenti Ankara’da bulunan ve tüm coğrafi yönlere bağlantılı büyük ticaret koridorlarının merkezinde yer alan bu kavşak noktası, Ankara’da kendi Konvansiyonel Arıtma Tesisini kuran ilk Organize Sanayi Bölgesi olma özelliğine sahip.

BAŞARILARLA DOLU 21 YIL

Geleceğin Sanayi Kenti, bölgenin benimsediği vizyon kapsamında, Orta ve Yükseköğretim Eğitim Kurumları, Öğrenci Yurdu ve Sosyal Yaşam Alanları dışında yakın zamanda gerçekleşmesi planlanan Lojistik Merkezi Projesi ve Yenilik Merkezi adımları ile yaşanabilir ve sürdürülebilir bir sanayi kenti olma yolunda 21. kuruluş yıldönümünü taçlandırıyor.  Başkent OSB 21. kuruluş yıldönümü etkinlikleri programı kapsamında bir dizi etkinlikte bulunuldu. Başkent OSB Yönetim Kurulu Başkanı Şadi Türk ile Yönetim ve Denetim Kurulu Üyeleri ve Bölge Müdürlüğü personeli Başkentte Ata’nın huzuruna çıkıp, çelenk bıraktı.

GELECEĞİN SANAYİ KENTİ

Başkent Organize Sanayi Bölgesi 21. kuruluş yıldönümünü etkinlikleri kapsamında;  2021-2022 Eğitim Öğretim yılının sona ermesiyle birlikte Başkent OSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi  mezunlarını da görkemli bir törenle uğurladı. Törende  ailelerin yanı sıra Başkent OSB Yönetim Kurulu Başkanı Şadi Türk ve Yönetim Kurulu üyeleri yer aldı.  Başkent OSB Yönetim Kurulu Başkanı Türk, mezuniyet töreninde öğrencilere yönelik yaptığı konuşmasında, “Aldığınız diplomanın sizi güzel günlere ulaştıracak bir araç olduğunu unutmamanızı istiyorum” dedi.

“BİZLER SANAYİCİYİZ”

Ülkemizin genç nüfusa sahip olmasının herkesin dilinde olduğunu söyleyen Şadi Türk,”  Bu ülkenin nüfusu genç ama biz gençlerimizin ne kadar değerini biliyoruz. Onlar kendi değerlerinin farkında mı?  Eğitim ve çalışmayla başlayan bu hayatımızın gelecek dönemlerde de daha değerli kılınmasını sağlamak istiyorsanız mutlaka aynı öğrenme azminizle ve çalışmaktan bıkmadan yolunuza devam etmeniz gerekiyor” diye konuştu.  “Bizler sanayiciyiz” vurgusunu yapan Türk, “Yaptığımız iş ülke ekonomisine kaktı sağlasın derken bir yandan da çocuklarımızın da bizim içimizde eğitilmesi için bir şeyler yapmaya çalıştık. Başarılı bir eğitim kompleksi oluşturma yolunda ilerliyoruz. Bu sene 29 öğrencimiz mezun oldu. Aynı anda meslek yüksek okulumuzda da yoğun eğitim devam ediyor” dedi.

Reklam

Konuşmaların ardından, okul birincilerine ödülleri ve mezuniyet belgeleri verildi. Törenin sonunda öğrenciler keplerini havaya atarak mezuniyetlerini kutladı. Törende Büyükşehir Belediyesi Mehteran Takımı’nın gösterisi ve Ankara Kent Orkestrası’nın konseriyle renkli saatler yaşandı.

Okumaya Devam Et

Sanayi

ZORLU ENERJİYE “KARBON” ÖDÜLÜ

Zorlu Enerji’nin iklim krizi konusunda farkındalık yaratmak için hayata geçirdiği ve 2030’a kadar 1,2 milyon fidan dikimi gerçekleştirmeyi hedefleyen “Sıfır Karbon Ayak İzi Ormanları Projesi”, 2022 yılının ikinci ödülünü aldı.

Yayınlandı

Tarih

Zorlu Enerji’nin iklim krizi konusunda farkındalık yaratmak için hayata geçirdiği ve 2030’a kadar 1,2 milyon fidan dikimi gerçekleştirmeyi hedefleyen ‘Sıfır Karbon Ayak İzi Ormanları Projesi’, 2022 yılının ikinci ödülünü aldı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, Zorlu Enerji’nin iklim krizinin etkilerini azaltmak için 2010’da hayata geçirerek bugüne kadar yaklaşık 420 bin fidan diktiği ‘Sıfır Karbon Ayak İzi Ormanları’ Projesi, Türkiye Enerji ve Doğal Kaynaklar Zirvesi kapsamında verilen ‘Enerjimiz Geleceğimiz’ ödülünü aldı.

Ödülü Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in elinden alan Zorlu Enerji Üst Yöneticisi (CEO) Sinan Ak, karbon emisyonunu azaltmaya katkı alanındaki çabalarının takdir görmesinden duydukları memnuniyeti dile getirerek teşekkür etti.

Türkiye’nin sürdürülebilirlik alanındaki büyümesine katkı sunma amacıyla sürdüren bir şirket olarak 2030 yılına kadar operasyonlarından kaynaklanan emisyonları sıfırlama hedefi doğrultusunda çalıştıklarını kaydeden Ak, şu değerlendirmelerde bulundu:

‘Projemizin bu yıl içindeki ikinci ödülünü Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Fatih Dönmez’in elinden almak gurur verici. 2030 yılına kadar toplam üretim içinde yenilenebilir enerjinin payını yüzde 100’e çıkarma, operasyon ve enerji üretiminde net sıfır emisyona sahip bir kurum olma ve biyoçeşitliliğin korunması ve iyileştirilmesi için 10 milyon lira yatırım yapma hedefimiz var. Yanı sıra 2040 yılına kadar tüm değer zincirimizde net sıfır emisyona ulaşma hedefiyle çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu yılın başında bu projemizle Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Ödülleri’nde İklim Eylemi kategorisinde de gümüş başarı ödülünün de sahibi olduk. Küresel iklim krizinin tüm dünyanın en önemli gündem maddelerinden biri olduğu günümüzde, sürdürülebilir bir gezegen ve toplum için çalışmak en önemli önceliğimiz olmaya devam edecek.’

Reklam
Okumaya Devam Et

Sanayi

SEDEC 2022’NİN ODAĞI İVEDİK TEKNOPARK ANKARA OLDU

Anayurt güvenliği, sınır güvenliği, iç güvenlik ve savunma sistemleri konularını tek çatı altında işleyen bir etkinlik olarak kurgulanan SEDEC, bu yıl Ankara ATO Congerisum’da gerçekleştirildi.

Yayınlandı

Tarih

Savunma Sanayi Başkanlığı (SSB) ve Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği’nin (SSI) desteğiyle organize edilen SEDEC 2022’de İvedik Teknopark Ankara bünyesinde Ticaret Bakanlığı destekli Ur-Ge projesi kapsamında devam eden projeler ilgi odağı oldu.

Anayurt güvenliği, sınır güvenliği, iç güvenlik ve savunma sistemleri konularını tek çatı altında işleyen bir etkinlik olarak kurgulanan SEDEC, bu yıl Ankara ATO Congerisum’da gerçekleştirildi. Etkinlikte, kamu kurumlarını, satın alım heyetlerini, ana yüklenicileri ve diğer sektör kuruluşlarını bir araya geldi. Uluslararası heyetlerin, Savunma sanayi ana yüklenici ve diğer firmaların katılımıyla gerçekleşen SEDEC 2022’nin açılış konuşmalarını Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, SASAD Başkanı Osman Okyay,  İvedik OSB ve Teknopark Ankara Y. K. Başkanı Hasan Gültekin, Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran ve SEDEC Koordinatörü Hilal Ünal yaptı. Etkinlikte açılış konuşmasını yapan İvedik OSB ve Teknopark Ankara Y. K. Başkanı Hasan Gültekin, “2018 yılında ilkini, 2020 yılında ise sanal olarak gerçekleştirdiğimiz, Teknopark Ankara tarafından desteklenen SEDEC 2022’ye hoş geldiniz.” diyerek sözlerine başladı.

“TÜRKİYE COĞRAFİ, STRATEJİK, JEOPOLİTİK KONUMA BİR ÜLKEDİR”

Hasan Gültekin konuşmasına, “Kurumumuz 2017 yılından beri projeye koşulsuz desteklerini sunmuş ve Uluslararası Rekabeti Geliştirme projemiz kapsamında 40 tane firmamız bu etkinliğe katılım sağlamıştır. Firmalarımızın her geçen gün artan kabiliyetleri ve AR-GE yetenekleri sayesinde, ihracat kapasitelerinin gelişmesi bizlerin en büyük temennisidir. Bizler sizlerle beraber, Teknopark Ankara firmalarımızın bu başarılarına şahitlik etmiş olacağız.” İfadelerini kullandı.

Başkan Gültekin, “Geçtiğimiz yüzyılda dünyanın değişik yerlerinde ortaya çıkarak yayılan terör dalgası, Anayurt Güvenliği konusunu ön plana çıkarmıştır. Türkiye coğrafi, stratejik, jeopolitik konumu sebebiyle değişken özelliklere sahip bir ülkedir. Türkiye Balkanlardan Çin’e kadar, Rusya’dan Güney Afrika’ya kadar uzanan jeopolitik bir fay hattının merkezindedir. Bu sebeple, Türkiye her zaman anayurt güvenliğine zarar verilebilecek depremlere gebedir. Ülkemizi çevreleyen bu denli karmaşık coğrafyayı Ar-Ge çalışmaları ve katma değeri yüksek üretimlerle lehimize çevirebiliriz. Anayurt Güvenliği kavramı iç içe birçok görevi ve misyonu da beraberinde getirmektedir. Devletin çaba ve gayretlerinin yanında, özel sektörün kendi alanındaki kabiliyetleri de bu alanda önem taşımaktadır. Yeni teknolojiler farklı savaş yöntemlerini doğurmuştur. Savaşlar, sadece topla tüfekle değil teknolojik yöntemlerle yapılmaya başlanmıştır” dedi.

“TERÖR ÖRGÜTLERİNE EN SERT ŞEKİLDE GEREKEN CEVABI VERMEKTEYİZ”

Reklam

Gültekin, “2020 yılında yapmış olduğum konuşmamda ülkemizin güneyinin büyük kargaşa ve karmaşaların potansiyel etkilerinden bahsetmiştim. O günden bugüne hala bu karışıklıkların sancılarını çekmekteyiz. Terör örgütlerine en sert şekilde gereken cevabı vermekteyiz. Mavi vatanımızda hak ilan etmeye çalışan işgalci zihniyete karşı hem masada hem de sahada hakkımızı korumaktayız. Hepimiz biliyoruz ki, masadaki dik duruşumuzun destekçisi sahada boy gösteren yerli ve milli teknolojilerimizdir. Geçmişte bizden ürün almaya çekinen ülkeler artık Türk ürünleri için sıraya girdiğini hep beraber görüyoruz.  Bugün tüm katılımcıların yetenek ve ürünlerini tüm dünyaya gösterme şansı bulmasını diliyorum. Nesnelerin interneti, verimlilik yazılımları, görüntü işleme, insansız hava, kara ve deniz araçları ile diğer robotlar, büyük veri analizi yapabilen yazılımlar ile bu analizleri değerlendirebilen yapay zekâ yazılımları, arttırılmış ve sanal gerçeklik teknolojileri, siber güvenlik yazılımları ülkemizin kurumlarının aktif olarak kullandığı milli ve yerli teknolojilerdir.

Bunlardan bazıları hakkında konuşmamız gerekirse, teknoparkımızdan sizlere birkaç örnek vermek istiyorum. Yeni yatırım alan bir siber güvenlik firmamız kurumların dijital varlıklarını anlık ve sürekli tarayarak olası açıkların tespitini yaparak raporluyor.

İnsansız hava araçlarının gündem olduğu bu günlerde yabancı insanız hava araçlarının tespiti ve düşürülmesini sağlayan bir firmamız Irak’ta, Suriye’de, Libya’da ve Azerbaycan’da savaşın gidişatını değiştiren bu teknoloji, ana yurdumuzun güvenliğini sağlamada başarılı olacağına inancımız tamdır” diye konuştu.

“MİLYAR DOLARLIK PAZARA GİRMEYİ BAŞARDIK”

Hasan Gültekin, “Bir İHA firmamız Hindistanlı bir yatırımcıdan yatırım alarak Hindistan pazarına girmeyi başarmıştır. Bugün Hindistan’ın milyar dolarlık pazarına girmeyi başarmış bir firmamız doğa koşulları sebebiyle hızlı tren hatlarında oluşan anormallikleri akustik yöntem ile tespit etmeyi başaran dünyadaki tek firma olmuştur. Hız tespit radarları ve alkometreler, uyuşturucu madde tespit cihazları, uçak pistlerinde bulunan yabancı maddeleri tespit eden görüntü işleme yazılımları, mayın tespit cihazları, şifre giriş işlemlerinde kullanıcının biyolojik imza tabanlı siber güvenlik yazılımları, görünmez lazer nişangah dâhil olmak üzere çok sayıda proje ile anayurt güvenliğine hizmet etmektedir.

Reklam

Bütün bu projelerin Ar-Ge’si İvedik OSB tarafından kurulmuş olan Teknopark Ankara’da yapılıyor olması bize büyük mutluluk vermektedir. 225 firma ve 2200 Ar-Ge personelinin bulunduğu tesisimizde 950 Ar-Ge projesi başarı ile yürütülmüştür. Bu projeler ile Teknoparklar arasında Ar-Ge çıktılarında ilk 5 içinde yer alma başarısını gösterdik. Herkes bilmelidir ki, bizler bu katkının devam etmesi için gerekli bütün çabayı her zaman göstermeye devam edeceğiz. Yeni bir ÜRGE Anayurt güvenliği konulu Uluslararası Rekabetçiliği Geliştirme Projemizin de müjdesini vermek istiyorum. 35 firmaya destek vermeyi hedeflediğimiz bu proje hakkında firmalarımız Teknopark Ankara standından bilgi alabilirler” diye sözlerini tamamladı.  

Okumaya Devam Et

Trendler

Copyright © 2022 Sanayi Gazetesi - Tüm hakları saklıdır.