Bölgedeki tansiyon henüz düşmemişken, bu sabah (5 Mart 2026) saat 07:15 sularında İran yönünden fırlatılan ikinci bir balistik füzenin Türk hava sahasına doğru yaklaştığı tespit edildi.
İlk saldırıda olduğu gibi, NATO’nun Yüksek Hazırlık Seviyeli Füze Savunma Ağı anında devreye girdi. Anlık verilerle takip edilen tehdit, Türkiye sınırına girmeden önce Doğu Anadolu üzerindeki üst katman savunma sistemleri tarafından imha edildi. Peş peşe gelen bu iki saldırı, Ankara-Tahran hattındaki diplomatik kanalları kopma noktasına getirirken, NATO müttefiklerinin Türkiye’nin doğu sınırındaki ‘aktif koruma’ kalkanını en üst seviyeye çıkardığı öğrenildi.

NATO Genel Sekreteri Rutte katıldığı bir programda kendisine yöneltilen: NATO 5. madde devreye alınacak mı? sorusuna şöyle yanıt verdi, “Hazırlıklıyız. Şu anda yaptığımız şey NATO topraklarının her cm2’sini savunmaktır. Bunu bu sabah Türkiye’ye yönelen füze haberinde gördünüz. Sistem çalışıyor” dedi.

NATO’nun bu füzeyi vurmasının temelinde üç ana sebep yatıyor:
Kolektif Savunma ve İttifak Yükümlülüğü: Türkiye, bir NATO üyesidir. NATO’nun entegre hava savunma sistemi, müttefik topraklarına yönelebilecek her türlü balistik tehdidi otomatik olarak “tehdit” olarak algılar ve bertaraf etmekle yükümlüdür.
Radarların Tehdit Algılaması: Füze, Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra doğrudan Türk hava sahasına yönelecek bir rota izledi. Doğu Akdeniz’deki NATO gemileri, saniyeler içinde bu rotayı analiz ederek füzenin meskun mahallere düşme riskini gördü ve angajman başlattı.
Bölgesel Güvenlik Kalkanı: Orta Doğu’da devam eden ABD-İsrail-İran çatışmaları nedeniyle NATO unsurları bölgede en yüksek teyakkuz seviyesinde bulunuyor. Türkiye’nin egemenlik haklarının ihlal edilmesi, ittifakın doğrudan savunma refleksini harekete geçirdi.

HEDEF GERÇEKTEN TÜRKİYE MİYDİ?
Resmi makamlardan gelen ilk değerlendirmeler kafa karıştırıcı olsa da stratejik bir hata ihtimali üzerinde duruluyor:
Bazı diplomatik kaynaklar, füzenin asıl hedefinin Güney Kıbrıs’taki bir askeri üs olabileceğini, ancak füzenin teknik bir arıza veya hedefleme hatası nedeniyle rotasından saparak Türkiye’ye yöneldiğini belirtiyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İranlı mevkidaşı ile görüşerek Türkiye’nin tepkisini sert bir dille iletti ve “gerilimi tırmandıracak adımlardan kaçınılması” uyarısında bulundu.
HATAY’A DÜŞEN PARÇALAR
Hatay’ın Dörtyol ilçesinde bulunan metal parçaların, saldırı füzesine değil; onu havada vuran NATO önleme füzesine (interceptor) ait olduğu MSB tarafından teyit edildi.
Konuya ilişkin MSB açıklamasında şu cümleler yer aldı: “Türkiye, kimden ve nereden gelirse gelsin topraklarının güvenliğini sağlamaya muktedirdir. Hava sahamızın savunulmasında tereddüt edilmeyecektir”.

İRAN’A TEPKİLER GELDİ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan iftar programında, “Gereken yerlere uyarı yapıldı” dedi.
Bakanlık, füzeyi imha eden hava savunma mühimmatının bir parçasının Hatay’ın Dörtyol ilçesine düştüğünü fakat olayda can kaybı veya yaralanma olmadığını duyurdu.
NATO Sözcüsü Allison Hart, “İran’ın Türkiye’yi hedef almasını kınıyoruz.” diyerek NATO’nun Türkiye dahil tüm müttefiklerin yanında kararlı şekilde durduğunu belirtti.
Hart, konuya ilişkin, yazılı açıklama yaptı.
NATO’nun bölge genelinde İran’ın ayrım gözetmeyen saldırılarına devam ettiği bir dönemde, Türkiye dahil tüm müttefiklerin yanında kararlı bir şekilde durduğunun altını çizen Hart, “Hava ve füze savunması da dahil olmak üzere tüm alanlardaki caydırıcılık ve savunma duruşumuz güçlüdür.” ifadesini kullandı.
Hart, “İran’ın Türkiye’yi hedef almasını kınıyoruz“ ifadesine yer verdi.
İRAN FÜZESİ HANGİ FÜZEYLE VURULDU?
SavunmaSanayiST.com tarafından Hatay’a düşen enkaz parçaları üzerinde yapılan teknik analizler, dikkat çekici detayları ortaya koydu. İlk değerlendirmelere göre; İran füzesini etkisiz hale getiren sistemin, ABD üretimi SM-3 (Standard Missile-3) Anti-Balistik Füzesi olduğu anlaşıldı.
Enkaz üzerindeki bulgular, füzenin SM-3 Block IA veya Block IB versiyonu olduğuna işaret ediyor.
Söz konusu önlemenin, Doğu Akdeniz’de görev yapan Arleigh Burke Sınıfı bir ABD muhribinden (destroyer) gerçekleştirildiği değerlendiriliyor.
Bu gemilerin temel gücünü oluşturan AEGIS Komuta Kontrol Sistemi, dünyanın en gelişmiş entegre hava ve füze savunma mimarisi olarak kabul ediliyor.
AEGIS, bir savaş gemisinin tüm sensör ve silahlarını tek bir merkezden yöneten, dünyanın en gelişmiş entegre komuta-kontrol ve hava/füze savunma sistemi olarak biliniyor.
Sistemin kalbinde yer alan ve dönen parçası olmayan AN/SPY-1 veya AN/SPY-6 AESA Radar, 360 derecelik bir kapsama alanıyla aynı anda yüzlerce hedefi (uçak, füze, İHA) milisaniyeler içinde tespit edip takibe alırken; sistemin “beyni” bu tehditlerin öncelik sırasını belirleyerek Dikey Atım Sistemi (VLS) üzerinden uygun füzeleri otomatik olarak ateşliyor.
Kaynak: Haber Merkezi