Bizi Takip Edin
movenpick

Biyoteknoloji

TÜRKİYE, MEDİKAL BİYOTEKNOLOJİDE LİG ATLAYACAK

BİYOSAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Fethi Polat, Biyoteknoloji Vadisi ile Türkiye’nin bu alandaki pazar payının yükseleceğini söyledi.

Yayınlandı

Tarih

BİYOSAD’IN HEDEFİ GLOBAL PAZARLAR

Türkiye’nin medikal biyoteknoloji alanında inovativ katma değerli ürünlerin geliştirilmesi, üretilmesi dünya pazarına sunulması konusunda en büyük AR-GE ve sanayileşme merkezi olacağını dile getiren BİYOSAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Fethi Polat, Biyoteknoloji Vadisi ile Türkiye’nin bu alandaki pazar payının yükseleceğini söyledi.

ÜRETİM VE İHRACAT MERKEZİ TÜRKİYE

Biyoteknoloji Sanayicileri Derneği (BİYOSAD) Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Fethi Polat, tıbbi cihazların en hızlı gelişen, dünya pazarında fazla paya sahip olan sektör haline geldiğini söyledi. Dünyada tıbbi cihaz sektörünün 800 milyar doları aşan bir pazara sahip olduğunu dile getiren Polat, 2020’li yıllarda bu büyük pazardan Türkiye’nin aldığı payın yüzde 1,5 civarında olduğunu kaydetti. Polat, BİYOSAD’ın girişimleriyle 5 milyar dolarlık yatırımla İstanbul Tuzla’da kurulması planlanan Biyoteknoloji Vadisinin, Türkiye’nin medikal biyoteknoloji alanında inovativ katma değerli ürünlerin geliştirilmesi, üretilmesi dünya pazarına sunulması konusunda en büyük AR-GE ve sanayileşme merkezi olacağına dikkat çekerek, “Biyoteknoloji Vadisi ile dünya pazarındaki payımızı yüzde 5’lere çıkararak 40 milyar dolarlık öngörü ile Türkiye’nin büyük üretim ve ihracat merkezi olmasını sağlamayı hedefliyoruz” dedi. 

PAZARIN BÜYÜKLÜĞÜ 820 MİLYAR DOLAR

Reklam

BİYOSAD tarafından kurulma çalışmaları yürütülen Biyoteknoloji Vadisinin 262,5 hektarlık bir alanda 160 sanayi kuruluşuna ve 250 AR-GE firmasına ev sahipliği yapmasını planladıklarını anlatan Ahmet Fethi Polat,  Vadinin yüzde 45’lik bölümünün sağlık alanında çalışacak şirketlere ayrılacağını, Türkiye’nin en büyük ilaç şirketleri ve küresel ilaç markalarının şimdiden Vadideki yerlerini belirlediğini ifade etti.  BİYOSAD Başkan Vekili Polat, “Tıbbi cihazlar, en hızlı gelişen, dünya pazarında fazla paya sahip olan sektör haline geldiği gözlemlenmektedir. Dünyada tıbbi cihaz sektörünün yaklaşık olarak 820 milyar dolarlık bir pazara sahip olduğu bilinmektedir. 2020’li yıllarda bu büyük pazardan Türkiye’nin aldığı payı yüzde 1,5 civarındaydı.  Biyoteknoloji Vadisi ile dünya pazarındaki payımızı yüzde 5’lere çıkararak 40 milyar dolarlık öngörü ile Türkiye’nin büyük üretim ve ihracat merkezi olmasını sağlamayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

KATMA DEĞERLİ İHRACAT HEDEFİ

Amaçlarının katma değerli ürünler geliştirmek ve üretmek olduğunu vurgulayan Polat, şöyle devam etti: “Bilindiği gibi ihraç ürünlerimizin ortalama kilogram fiyatı 1,42 dolar civarında. Asıl sorun burada başlıyor. İhraç ürünlerimizin yüksek katma değeli olması, ihracatımızın kârlılığı ve ülke ekonomisine katkısı hedefleniyor. İhracat kalemlerimizi orta ve yüksek teknolojik ürünlerle fazlalaştırabilirsek Türkiye’ye ekonomik katkımız ‘yıldızlı dövizle’ olur. İhracatlarıyla ülkelerini katma değerli ürünlerle şampiyon yapanlar, kilogramda 10 bin dolar ve üstü kilogram değerini hedefleyenlerdir. İşte BİYOSAD bu hedefi gerçekleştirebilmek için kurulmuştur.”

AR-GE HARCAMALARINDA YÜKSELEN İVME

BİYOSAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Fethi Polat, Biyoteknoloji Vadisinde önceliğin AR-GE’ye verileceğini söyledi. Biyoteknoloji Vadisinde her üretim üssünün AR-GE merkezi kuracağını aktaran Polat, “Bu firmalarda AR-GE personelleri istihdam edilecek. Bu hedefi gerçekleştirebilen ülkelerin katma değerli ve yüksek ihracatları tesadüfi değildir.  2019’da AR-GE harcamaları ABD’de 476,5 milyar dolar, Çin’de 370,6 milyar dolar, Japonya’da 107,5 milyar dolar, Almanya’da 109,8 milyar dolar, Güney Kore’de 73,2 milyar dolar olarak gerçekleşirken, TİSK verilerine göre Türkiye’nin AR-GE harcamalarının gayri safi yurt içi hâsılaya oranı 2002’de yüzde 0,47 iken 2019’da yüzde 1,6’ya yükselebilmiş. Bu değerlendirmeler Biyoteknoloji Vadisinin gerekliliğini daha da zorunlu kılıyor. Biyoteknoloji Vadisi, son yıllarda savunma sanayinin gösterdiği hızlı gelişme benzer bir misyon yüklenerek ülke ekonomisine katkı sağlayacaktır.  Ülkemizde çok güçlü bir özel üretim sektörü mevcuttur. Türk milletinin çalışkanlığı, zekâsı, müteşebbis ruhuna ek olarak bir de AR-GE alışkanlığını vazgeçilmez kılabilirsek, çok şeyi değiştirebiliriz” diye konuştu.

Reklam

MEDİKAL BİYOTEKNOLOJİ EKOSİSTEMİ

Biyoteknoloji Vadisinde aşı dahil tüm medikal biyoteknoloji çalışmalarıyla, çevreci anlayışla üretim yapılacağını anlatan Polat, Türkiye’de üretilemeyen bütün yüksek teknolojik ürünlerin geliştirileceğini söyledi. Polat, Biyoteknoloji Vadisinin, biyoteknolojinin birçok alanında olduğu gibi, medikal biyoteknolojide de sanayici firmaların, AR-GE kuruluşlarının, üniversitelerin, enstitülerin birlikte çalışma merkezi olacağını dile getirerek, vadinin bünyesindeki AR-GE merkezleri ve laboratuvarlarla da Türkiye’nin medikal biyoteknoloji ekosistemine büyük katkı sunacağını kaydetti.

SAĞLIK SEKTÖRÜ AĞIRLIKTA OLACAK

Biyoteknoloji Vadisinin faaliyet alanlarıyla ilgili detaylı bilgi veren Ahmet Fethi Polat, şunları ifade etti: “Biyoteknoloji Vadisinde ilaç, aşı, biyomedikal tıbbı ürün, nitelikli ve tıbbı bitki ve tohum, biyolojik ham madde,  fonksiyonel gıda katkı maddesi, tanı kitleri, DNA izolasyon kiti, moloküler genetik kit, kemik tozu ve kemik grefti, biyosensör ürünler, biyoaktif ortez protez, yeni nesil amaca insana özel ısmarlama  ortopedik implatlar ve  spinal implantlar,  embriyo, antikor, pigment, insülin, hemoglabin, biyomoleküller, terapötik protein, enzim, bakteri, vitamin, plazminojen aktivatörü  gibi çok önem arz eden  ürünlerin geliştirilmesi hedefleniyor.  Görüldüğü gibi bunların çoğu medikal biyoteknolojik ürünler. Zira, Vadideki şirketlerin yüzde 45’inin sağlık alanında faaliyet göstermesi planlanıyor. Bu anlamda Biyoteknoloji Vadisi, Türkiye’nin medikal biyoteknoloji alanında gelişimine önemli ölçüde katkı sağlayacak.”

AR-GE YAPABİLEN GENÇ NESİL

Reklam

Polat, tıbbi cihaz sektörünün biyoteknolojinin en hızlı gelişen ve yüksek katma değerli ürünleri olduğuna dikkat çekti ve bu ürünlerin aynı zamanda stratejik, kritik ve vazgeçilmez unsurlar arasında yer aldığını bildirdi. Biyoteknolojik ürünlerin yüksek katma değerli ihraç ürünleri olduğunu kaydeden Polat, “Bu ürünler; tanıdan tedaviye, ilaçtan ve aşıdan kişisel kişiselleştirilmiş tıbbi uygulamalara, tıbbi cihazlardan biyouyumlu protezlere kadar geniş ürün grubunu kapsıyor. Dünyadaki biyoteknolojik ürünlerden elde edeceğimiz pazar payını belirtmiştim, hedeflerimizi gerçekleştirebilirsek 40 milyar doları yakalayabileceğiz. Son yıllarda moleküler biyoloji, sentetik biyoloji, elektronik ve nanoteknolojideki gelişmelerle birlikte çok hızlı bir gelişim kaydeden medikal biyoteknolojinin dünyada dev bir sektör halini alacağı kaçınılmazdır. Bizim de bu pazarı kaçırmamamız ülke zorunluluğumuzdur. Bütün bu gelişmelerle birlikte en önemli kazanımımız, geleceğe yatırım yapmak olacaktır.  Çünkü genç ve AR-GE çalışmalarını yürütebilecek yetişmiş bir nesil olacak… AR-GE yapabilen geliştirebilen bu yetişmiş nesil hayallerini yakalamak için yurtdışına gitmeyecek Biyoteknoloji Vadisi’ne yerleşecek, geliştirebilecek, üretebilecek, dünya pazarını hedefleyerek ülkesine hizmet edecektir” dedi.

Okumaya Devam Et
Reklam
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Biyoteknoloji

BİYOTEKNOLOJİ SEKTÖRÜNE ÇARPAN ETKİSİ

Sektöre inovatif bir yön verecek olan Biyoteknoloji Vadisinin kuruluş süreçlerinde sona gelindi. ÇED raporları alınan ve tüm teknik çalışmaları tamamlanan Vadi, kısa süre içinde ihtisas OSB olarak tüzel kişilik kazanacak.

Yayınlandı

Tarih

ÇED raporları alınan ve tüm teknik çalışmaları tamamlanan Biyoteknoloji Vadisi, kısa süre içinde ihtisas OSB olarak tüzel kişilik kazanacak.

BÜYÜK PROJEDE SONA GELİNDİ

Sektöre inovatif bir yön verecek olan Biyoteknoloji Vadisinin kuruluş süreçlerinde sona gelindi. ÇED raporları alınan ve tüm teknik çalışmaları tamamlanan Vadi, kısa süre içinde ihtisas OSB olarak tüzel kişilik kazanacak.

YÜKSEK İHRACAT DEĞERİ

Başta sağlık, tarım, çevre olmak üzere pek çok alan için büyük önem taşıyan biyoteknoloji sektörü, endüstri ekosistemini şekillendiriyor. Yüksek vasıflarda istihdam sağlayan, yüksek AR-GE yoğunluğu olan işletmelerden oluşan, araştırma merkezleri, üniversiteler ve hastaneler ile iç içe faaliyet gösteren biyoteknoloji sektörü, ithal edilen biyoteknolojik ürünlerin yurt içinde yerli ve milli üretimine kapı açıyor. Dünyada endüstriyel biyoteknoloji pazarı 350 milyar doları aşarken, Türkiye de her geçen gün bu pazara dâhil oluyor. Türkiye’de ihraç edilen ürünlerin kilogram başına bedeli 1,28 dolar, gelişmiş ülkelerde 5 dolar düzeyinde olurken; biyoteknolojik ürünlerin kilogram başına ihracat değerinin 10 bin dolar ile 675 bin dolar arasında değiştiği kaydediliyor. İstanbul Tuzla’da kurulması planlanan “Biyoteknoloji Vadisi” projesi, yakın zamanda tüzel kişilik kazanarak ihtisas OSB statüsüne kavuşacak.

ONAY AŞAMASINDA

Reklam

Biyoteknoloji girişimcilerinin çatı kuruluşu olan Biyoteknoloji Sanayicileri Derneği (BİYOSAD), sektörün AR-GE ve teknolojik altyapısını sağlam zemine oturtmak için Biyoteknoloji Vadisini hayata geçirecek. Farklı sektör paydaşlarının yakın ve koordineli çalışmasına olanak tanıyacak Vadi, sektörel bir inovasyon sistemi inşa edecek. 5 milyar dolarlık dev proje, 150 sanayi kuruluşu ve 250 start-up ile biyoteknoloji sektörünün kalbi olacak. Binlerce kişiye istihdam sağlaması hedeflenen Biyoteknoloji Vadisi için yürütülen çalışmalar, kısa sürede somuta dönüşecek. Sektörün yeni nesil üretim üssü Biyoteknoloji Vadisi projesinin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu olumlu olarak çıktı. Tüm teknik çalışmaları tamamlanan proje, onay aşamasına geldi.

NİTELİKLİ İSTİHDAM

262,5 hektarlık bir alanda kurulması planlanan Biyoteknoloji Vadisinde, ağırlıklı olarak yüksek nitelikli personel istihdam edilecek. İki bini lisans ve lisansüstü eğitim almış AR-GE çalışanı olmak üzere toplam 20 bin kişinin istihdam edilmesi hedeflenen Vadide üretilecek olan ürünlerin, yüzde 60’ının ihraç edilmesi planlanıyor. Biyoteknoloji Vadisinde faaliyet gösterecek firmaların yüzde 45’inin sağlık, yüzde 25’inin gıda, tarım ve hayvancılık, yüzde 10’unun çevre ve yüzde 20’sinin endüstriyel alanda faaliyet gösteren firmalardan oluşması planlanıyor. Burada, biyoteknolojik milli ilaç ve milli aşı, biyomedikal tıbbı ürün, nitelikli ve tıbbı bitki ve tohum, biyolojik ham madde, antibiyotik, fonksiyonel gıda katkı maddeleri, tanı kitleri, DNA izolasyon kitleri, moloküler genetik kitler, kemik tozu ve kemik grefti, biyosensör ürünler, biyoaktif ortez protezler, spinal implantler,  embriyo, antikor, pigment, insülin, hemoglabin, biyomoleküller, terapötik protein, enzim, bakteri, vitamin, plazminojen aktivatörü gibi ürünler geliştirilerek, ithalatın önüne geçilecek.  

İHTİSAS OSB STATÜSÜ

Küçüklü büyüklü pek çok firmanın yer almak için başvuruda bulunduğu Biyoteknoloji Vadisinde, katılımcılar diğer sanayi dallarına sağlanan teşviklerden daha yüksek oranlarda teşvik alma imkânına sahip olacak. İhtisas OSB statüsü taşıyacak olan Vadide, teknoloji geliştirme bölgesi, AR-GE merkezleri, teknoloji transfer ofisleri, lise ve üniversite düzeyinde mesleki eğitim kurumları, temel bilimler uygulama enstitüsü, test ve kalibrasyon laboratuvarları ile belgelendirme firmaları gibi AR-GE ve ÜR-GE işletmeleri ile hizmet destek birimleri yer alacak. Tüm altyapı ve hizmetleri katılımcısına eksiksiz olarak sunacak olan Biyotekloji Vadisinde, OSB SCADA merkezi, atık su arıtma tesisi, OSB atık transfer binası, mesleki eğitim merkezi, iş geliştirme merkezi gibi birimler de olacak.

Okumaya Devam Et

Biyoteknoloji

BİYOSAD, SEKTÖR FİRMALARINA YÖN GÖSTERİYOR

BİYOSAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Orhan Çömlek, BİYOSAD’ın KOBİ’lerin yerli üretimde üstlendikleri rolün artması gerektiğini belirtti.

Yayınlandı

Tarih

KOBİ’LERİN REHBERİ

Farklı sektörlere yapılan yatırımların biyoteknoloji sektörüne yöneltilmesi amacıyla yatırım kanallarının ve biyoteknoloji firmalarının bir araya getirilmesi etkili olacağını kaydeden BİYOSAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Orhan Çömlek, BİYOSAD’ın KOBİ’lerin yerli üretimde üstlendikleri rolün artması gerektiğini belirtti.

YATIRIMLAR ARTACAK

Biyoteknoloji Sanayicileri Derneği (BİYOSAD) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Orhan Çömlek, Derneklerinin, biyoteknoloji sektöründeki KOBİ’lerin yerli üretimde üstlendikleri rolün hakkını verebilmeleri için planlanmış master plana göre sürdürülebilir, çevreci, etkin ve verimlilik esasına dayalı proje odaklı gelişimi benimsediğini söyledi. Aynı zamanda Sağlık Bilimleri Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi Sağlık Teknokenti AŞ (Teknopol İstanbul) Genel Müdürlüğü görevini de yürüten Dr. Öğr. Üyesi Çömlek, “BİYOSAD gibi büyük ve önemli bir oyuncunun biyoteknoloji sektöründe lider rolünü üstlenmesi bekleniyor. Mevcut imkânları bir araya getirerek birlikte hareket edebilecek yönetim tarzı uygulandığında, ülkemiz ihracat kapasitesini artıracak adımları atıyor olacaktır” dedi. Sektördeki yatırımların artması için biyoteknoloji firmalarının bir araya getirilmesinin etkili olacağını belirten BİYOSAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Orhan Çömlek, farklı sektörel buluşmaların, kümelenmelerin, STK’lar ve kurumlar ile iş birliği projelerinin ve konferans gibi etkinliklerin önemine dikkat çekti.

ÖNCÜ GÖREV ÜSTLENDİ

Reklam

BİYOSAD’ın biyoteknoloji sektörü için taşıdığı önem hakkında bilgi verir misiniz?

BİYOSAD’ın kuruluş amacı; ülkemiz için stratejik öneme haiz sektörlerden biri olan biyoteknoloji sektörünün önünü açacak projelerle yerli ve milli üretimi artırarak, ülke ekonomisine ve ülkenin kalkınmasına önemli derecede katkılar sağlamaktır. Bu amaca ulaşabilmek için BİYOSAD sanayi temsilcilerini, girişimcileri ve yatırımcıları, konunun uzmanı olan akademisyenleri ve destek sağlayan kamu kurumlarını bir araya getiren bir ekosistem oluşturulmasında öncü bir görev üstleniyor.

BİYOSAD, biyoteknoloji KOBİ’lerinin yerli üretimde üstlendikleri rolü arttırmak için nasıl bir yol haritası çiziyor?

BİYOSAD, biyoteknoloji sektöründe KOBİ’lerin yerli üretimde üstlendikleri rolün hakkını verebilmeleri için planlanmış master plana göre sürdürülebilir, çevreci, etkin ve verimlilik esasına dayalı proje odaklı gelişimi benimsiyor. Bu çerçevede öne çıkan, sanayici ve akademisyenleri bir araya getirecek kamu destekli üniversite-sanayi iş birliklerinin teşvik edildiği, dinamik bir üretim modeli ve bununla birlikte geleceğe dönük katma değeri yüksek ürünlerle üst düzeyde gelir hedefleyen bir iş modeli geliştirmeyi hedefliyoruz. Burada elde edilen kazancın, firma kârını artırmasının ötesinde yeni yatırımlara kaynak oluşturması, sektördeki yeni girişimcilere can suyu olması ve özellikle de yenilikçi AR-GE projelerine ulusal ve uluslararası fon teşkil etmesi ve böylelikle sinerji oluşturmak suretiyle biyoteknoloji başta olmak üzere ilgili tüm sektörlerde üretim yapan KOBİ’lerin güçlenmesine olanak tanıyacaktır.

PAYDAŞLARLA GÜÇ BİRLİĞİ

Reklam

Türkiye’nin biyoteknoloji sektörünün genel bir resmini çizer misiniz? Biyoteknoloji yatırımlarını attırmak için sizce neler yapılmalıdır?

Biyoteknoloji sektörü küresel piyasada sağlık pazarı başta olmak üzere gıda, tarım ve hayvancılık, ilaç ve eczacılık, çevre endüstrileri ve günümüzde yaşanan pandeminin de ortaya koyduğu gibi biyoteknolojik savaş ve terör konusunda giderek artan öneme ve büyüklüğe sahip. Elde edilen veriler incelendiğinde; biyoteknoloji sektörünün daha çok ABD, Almanya, Hollanda, Japonya, Güney Kore ve Çin Halk Cumhuriyeti gibi ülkeler tarafından domine edildiğini, ülkemizde yetişmiş insan kaynağı, makine ekipman ve gerekli altyapı bulunmasına rağmen bu pazarda hak ettiği payı alamadığını görüyoruz. BİYOSAD gibi büyük ve önemli bir oyuncunun biyoteknoloji sektöründe lider rolünü üstlenmesi bekleniyor. Mevcut imkânları bir araya getirerek birlikte hareket edebilecek yönetim tarzı uygulandığında, ülkemiz ihracat kapasitesini artıracak adımları atıyor olacaktır. Türkiye’nin yurt dışında biyoteknoloji alanındaki imajının geliştirilebilmesi için birtakım tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesi gerekiyor. Bu faaliyetler ülkemizde yer alan ve önemli ölçüde biyoteknolojik ürün geliştiren firmaların yurt dışı fuarlarına katılımlarını sağlanması, yurt içinde bu konuda farkındalık yaratacak eğitimler ve etkinliklerin düzenlenmesi ve ikili iş birliği stratejilerinin oluşturulmasıdır. Farklı sektörlere yapılan yatırımların biyoteknoloji sektörüne yöneltilmesi amacıyla yatırım kanallarının ve biyoteknoloji firmalarının bir araya getirilmesi etkili olacaktır. Bu amaçla farklı sektörel buluşmalar, kümelenmeler, üniversite-sanayi AR-GE iş birliği çerçevesinde ilgili STK’lar ve kurumlar ile iş birliği projeleri, konferanslar, çalıştay ve seminerler, diğer özel endüstri bölgeleriyle ikili iş birlikleri, ulusal ve uluslararası heyet görüşmeleri gibi organizasyonları önemle ve sıklıkla icra ederek teknolojideki gelişmeleri yakından takip ederek tüm paydaşlarına önemli katkı sağlayacaktır. BİYOSAD bünyesinde ülkedeki AR-GE ve tasarım merkezleri, teknokentler, teknoloji geliştirme merkezleri, kuluçka merkezleri, belediyeler ve özel sektörün kurmuş oldukları bilim merkezleri gibi nitelikli yapılarla entegre olarak sektörel bazda var olan problemlere hızlı çözümler elde etmek üzere projeler geliştirilecektir.

TEKNOLOJİ ODAKLI

BİYOSAD tarafından kurulan Biyoteknoloji Vadisi tamamlandığında hangi fonksiyonlar içinde yer alacak, bilgi verebilir misiniz?

Biyoteknoloji Vadisi, modern ve çevreci mimarisi ile organize sanayi bölgeleri ve nitelikli endüstri bölgelerinin içinde bulundurması gereken unsurları bünyesinde inşa edecek. Yine teknolojiyi önde tutarak nesnelerin interneti (IOT), Web3, Metaverse gibi yeni kavramları içselleştiren ve her bir ögesinde teknolojiyi öne çıkaran mühendislik yapılarını bünyesinde barındıracak. Ulusal ve uluslararası etkinliklere olanak tanıyan konumu itibariyle biyoteknoloji alanında akademik ve entelektüel oluşumlara yakın olması sebebiyle konu odaklı teknoloji geliştirme bölgesi, kuluçka merkezi ve serbest bölge gibi alt birimler ihtiva ederken, kendi oluşturduğu teknogirişim sermaye fonu ile risk sermayesi ve melek yatırımcı ağlarını da bünyesinde barındırması da bekleniyor. Biyoteknoloji alanında ihtiyaç duyulan küçük sanayiye hizmet edecek dükkanlar ve ortak kullanıma müsait atölyeler, laboratuvarlar, test ve kalibrasyon merkezleri, sterilizasyon tesisleri, depo ve antrepolar, arıtma tesisleri gibi unsurlar içermesi planlanıyor. Hastane, konaklama, restoran ve yemekhane, sosyal tesisler, çocuk bakım evleri, postane, itfaiye, ibadethaneler, parklar gibi sosyal donatı alanlarının olacağı Biyoteknoloji Vadisinin, kullanıcılarını bölgede var olmaktan keyif aldıran bir ambiyansa sahip olması hedefleniyor. Bölge yönetiminin tüm sanayicilere, girişimcilere ve diğer paydaşlara tatmin edici olanaklar sunduğu dinamik bir yönetim anlayışının hâkim olması bekleniyor.

Reklam

BİYOSAD’ın önümüzdeki dönemlerde geliştirmeyi planladığı yeni projeler nelerdir? Dernek olarak hedeflerinizi anlatır mısınız? Global piyasalardaki hedefleriniz ne olacak?

Yerli ve milli üretimin yurt dışı pazarlarda tanıtımını yapmak, sergi ve fuarlarda ülkemizin biyoteknoloji imkân ve kabiliyetlerini global pazar temsilcilerine sunabilmek, yatırım sermayesini Biyoteknoloji Vadisi’nde yürütülecek ortak projeler için çekebilmek, BİYOSAD aktörlerinin de pazarda emin adımlarla yürüdüğünü ve kısa sürede dünya pazarında önemli yer edineceğini hissettirmek önem taşıyor. Önümüzdeki süreçte dünya genelinde klinik çalışmalara verilen önem artarken, ürünlerin akreditasyonu ve sertifikalandırılması da bir o kadar önem kazanıyor. Biz de Biyoteknoloji Vadisi’nde bu yetenekleri geliştirmeyi hedefliyoruz. Girişimcilerin yerinde AR-GE, eğitim, test, kalibrasyon ve sertifikasyon gibi süreçlerinde yaşayacağı zorluklarda onlara çözüm üreten bir partner olarak yanlarında olacağız ve süreçleri hızlandıracağız.

Okumaya Devam Et

Biyoteknoloji

YERLİLİKTE ‘ARANAN KAN’

Kan sayım cihazları ve tanı kitleri için ciddi bir meblağın yurt dışına aktarıldığından hareket eden Medpa Biyoteknoloji, yerli ve milli hamleler ile birlikte AR-GE sonucu geliştirdiği ilk yerli ve milli kan sayım cihazı ile tanı kitini ticarileştirmeyi hedefliyor.

Yayınlandı

Tarih

PROJE BAZLI ÇÖZÜMLER

2004 yılında sağlık sektörüne adım atan Medpa Biyoteknoloji, sağlık sektöründe yüksek teknolojili laboratuvar cihazları satışı ve satış sonrası teknik destek hizmetleri konusunda değer üretiyor.

KOSGEB ve TÜBİTAK’a kayıtlı AR-GE ve inovasyon merkezine sahip olan Medpa, teknoloji tabanlı çalışmalarıyla gündemde. Yurt dışından ithal edilen birçok markanın servis hizmetini vermesinin yanı sıra, kendi markası olan Hemacell ile laboratuvar cihaz ve yardımcı sarf malzeme tedariki yapan Medpa Biyoteknoloji, temel olarak, hastane laboratuvar hizmet alımları, kurulumu, işletilmesi, tüm laboratuvar ve hastane sarf malzemeleri tedariki, kiralanması ve işletilmesi ile ilgili olarak proje bazlı çözümler üretiyor. Sanayi gazetesine konuşan Genel Müdür Battal Mayan, firma misyonlarından bahsederek, “Temel yaklaşımımız, uzun yıllardır devam eden, önemli mühendislik çalışmaları sonucu elde edilmiş olan bu yerli ve milli değeri, ticarileştirmek ve ülkemizin kullanımına sunmaktır” diye konuştu.

YENİ TEKNOLOJİYE ZEMİN

Hastane laboratuvar sistemlerinin ülke ekonomisi açısından oldukça önemli bir dış ticaret açığı kalemi olduğunu söyleyen Mayan, “Hastane laboratuvarlarının en temel ihtiyaçlarından biri olan kan sayım cihazları ve kan sayım cihazları tanı kitleri için ciddi miktarda döviz kaynağı ülke dışına aktarılıyor. Ülkemizin bu alandaki dışa bağımlılığını azaltmak, aynı zamanda ihracat da yaparak ülke ekonomisine katma değer sağlamak firmamız açısından son derece önemli. Biyoteknoloji alanında cihaz geliştirmek ve bu konuda dışa bağımlılığımızı en aza indirmek ülkemizin ihtiyaç duyduğu bir hamle. Kurmayı planladığımız üretim tesisi, üniversitelerin ve diğer AR-GE firmalarının çalışmalarında hizmet verebilecek ve yeni teknolojik gelişmelerin oluşmasına katkı sağlayabilecektir. Aynı zamanda yapılacak çalışmalar bu alandaki nitelikli personelin yetişmesini de hızlandıracaktır” şeklinde konuştu.

MÜHENDİSLİĞİ AR-GE’YLE BÜTÜNLEŞTİ

Reklam

Alanında uzman bir firma olduklarını söyleyen Mayan, “Oluşturmuş olduğumuz çözümler, doğru medikal cihaz seçimlerimiz ve doğru entegrasyonlarla birçok laboratuvar sisteminin en etkili şekilde çalışmasını sağladık, paydaşlarımıza verimli bir sistem sunduk. Mühendislik yeteneklerimizi AR-GE’ye yönlendirdik, ülkemizin ilk kan sayım cihazı Hemacell MH-3a’yı ve kimyasal reaktiflerini geliştirdik. Dünyada 5-6 ülkenin ve birkaç firmanın sahip olduğu bu teknoloji ülkemizin medikal cihaz alanındaki gelişimine öncülük edecektir” dedi. Kan sayım, idrar analiz cihazlarıyla kan sayım reaktifleri ve idrar analiz stripleri ürettiklerini söyleyen Mayan, gelecek projeksiyonları hakkında ise şu değerlendirmelere yer verdi: “2022’de 3 DIFF Kan Sayım Cihazı ve biyokimyasal tanı kitlerini, 2023’te 5 DIFF Kan Sayım Cihazı ve biyokimyasal tanı kitlerini, 2024’te Yarı ve Tam Otomatik İdrar Analiz Cihazı ve kitlerini geliştirip, seri üretime geçmeyi istiyoruz. 2025’te biyoteknoloji AR-GE merkezi kurmayı, 2026’daysa Biyokimya Analiz Cihazı ve tanı kitleri geliştirerek, seri üretimlerini yapmayı hedefliyoruz.”

Okumaya Devam Et

Trendler

Copyright © 2022 Sanayi Gazetesi - Tüm hakları saklıdır.