Türkiye Yüzyılı Vizyonunun Öncü Gücü: ‘Mimar ve Mühendisler’

Türk tarihi, Orta Asya bozkırlarından başlayarak, Avrupa ve Anadolu’ya ulaşan binlerce yıllık kadim bir medeniyet yürüyüşüdür. Dünya tarihe yön veren, çağ açıp çağ kapatan, İslam alemine bayraktarlık yapan bu kutlu yürüyüş, Orhun yazıtlarında söz olmuş, Selçuklu Medreselerinde ilime dönüşmüş, Osmanlı’da ise asırlara yayılan bir dünya düzeni haline gelmiştir. Bu tarih büyük askeri başarılarla şereflenmenin yanı sıra devlet geleneği, hukuk sistemi ve kültürel sürekliliği ile tarih sahnesinde kalıcı hale gelmiştir. 20. yüzyıl ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile ulus devlet aksında modern bir anlayışla yeniden tanımlandığı bir dönem olmuştur.

Veli Aydın

            Yeni kurulan cumhuriyet ilk yıllarında devrimlerini tamamlamış ve kendisine hedef olarak muasır medeniyetlerin üzerinde bir yer belirlemiştir. Bu doğrultuda tüm politikaları ile bu hedefe yürüme yolunda olan son devletimiz, gelişimi zaman zaman askeri müdahaleler ile kesintiye uğrasa da dönemim şartları içinde belli bir seviyeye kadar yükselebilmiştir. Son 40 yılında serbest piyasa ekonomisine yönelmesi, sanayi ve ticarette önemli dönüşümler yaşaması, son 20 yılında ise büyük altyapı yatırımları, sağlık sistemindeki dönüşümü ile savunma sanayinde yaptığı hızlı atılım ülkemizi küresel bazda oyun kurucu haline getirmiştir.

            Bu yeni ve son dönemde artık limitlerinin üzerine çıkan ülkemiz, hedef güncellemesi ile yeni yerini bölgesel güç değil küresel güç olarak tanımlamıştır. Zaman olarak önümüzde ki yüzyılı kapsayacak olan bu tanıma ‘Türkiye Yüzyılı’ adı verilmiştir. Türkiye Yüzyılı tanımı yalnızca politik ya da ekonomik hedefler bütünü değil, şehirlerden altyapılarına, tarımdan teknolojiye tamamen insan odaklı bir kalkınma vizyonudur. Bu vizyon sadece kendi ülkemiz için değil gönül coğrafyamızda yer alan milletler başta olmak üzere tüm dünyanın huzuru refahı ve barışını kapsamaktadır.

            Yukarıda bahsettiğimiz ana başlıklardan anlaşılacağı üzerine Türkiye Yüzyılı vizyonunun sahada ki en büyük somut karşılığı ise mimarlık ve mühendislik disiplini üzerinde şekillenmektedir. Yeni nesil kentler, sanayi bölgeleri ve ulaşım ağları, ileri tarım uygulamalarının yanı sıra enerjide ve savunma sanayinde tam bağımsızlık bu disiplinlerin koordineli çalışması ile gerçekleştirilecektir.

            Bir ülkenin görünmez gücü ilk etapta o ülkenin altyapısında gizlidir. İşte bu noktada Türkiye Yüzyılı; Mühendisliği sessiz görünmez güç anlayışıyla yeniden şekillendirmektedir. Birçok mühendislik anlayışını içinde barındıran ulaşım mühendisliği alanında, yeni nesil otoyollar, yüksek hızlı trenler, havaalanları, limanlar ve diğer lojistik merkezler ile hem vatandaşlarımızın hızlı ve güvenli ulaşımını sağlarken aynı zamanda transit ulaşım ile dünya ticaretine yön verecektir. Fosil yakıtlardan yenilebilir kaynaklara geçilmesi, yeni enerji kaynaklarının bulunması (son dönemde yapılan petrol ve doğalgaz keşifleri) hibrit sistemlerin kurulması ve çeşitlendirilmesi, akıllı şebekeler ile güçlü üretim, iletim ve dağıtım ağı ile enerji mühendisliği alanında enerjide tam bağımsız hale gelecektir. Son zamanlarda etkisini daha fazla hissettiğimiz ve birçok sektörümüzü etkileyen küresel ısınma ve iklim değişikliği karşısında yine su ve çevre mühendisliği alanında yapılacak çalışmalar ile (sıfır atık projesi, 2053 net sıfır emisyon hedefi gibi) gelecek nesiller için daha temiz bir çevre ile su kaynakları bırakılabilecektir.

            Türkiye Yüzyılının mimari yaklaşımı ise uzun yıllardır süregelen kentleşme anlayışını bir kenara bırakarak insan odaklı bir yaklaşımı benimsemektedir. Şüphesiz ki ülkemiz bir deprem ülkesidir. Hem estetik hem deprem odaklı yapı tasarımları ve akıllı teknolojiler bu yaklaşımın temelini oluştururken, yerel mimarin daha çağdaş yorumlanması ile az katlı mimari, geniş millet bahçeleri ile mimari dönüşümünü tamamlayacaktır. Ayrıca sürdürülebilir mimarlık anlayışı ile enerji verimli yapılar, yeşil bina uygulamaları ve düşük karbonlu malzemelerin kullanılması ile çevreci döngüsel bir ekonomide oluşturmaktadır. Bu noktada devreye giren akıllı şehirler kavramı dijital teknolojiler ile fiziksel mekanların entegrasyonunu içermektedir. Trafik yönetiminden, enerji tüketimine, afet yönetiminden tüm kamu hizmetlerinin yapay zekâ destekli araçlar ile planlanmasına kadar her alanda bir mühendislik disiplini yer almaktadır. Tüm bu dijital altyapıların siber güvenliğini ise yine alanında ihtisaslaşmış nitelikli mühendisler sağlayacaktır.

            Dünyanın ilk on ekonomisi arasında yer alma hedefinde olan ülkemizin Türkiye Yüzyılı vizyonunun da sanayiden bağımsız olması düşünülemez. Bu yüzyılın inşasında büyük yatırım ve teşvik programlarının yanı sıra Yeni Nesil Organize Sanayi Bölgeleri ile yeşil dönüşüm odaklı, enerjisi verimli ve entegre lojistik sistemleri ile çevre dostu yerleşkeleri hayata geçirmektedir. Özel ihtisas alanı endüstriyel mimarlık ile yalnızca yüksek üretim hacmini değil aynı zamanda ergonomiyi, düşük karbon salınımını ve iş güvenliğini de hedeflemektedir. Tüm bu parametrelerde yer alan mühendislik disiplinleri yalnızca üretim yapan değil aynı zamanda üreten mekânı doğru tasarlayan bir ülke konumuna taşımayı amaçlamaktadır.

            Türkiye Yüzyılı tüm bu geniş perspektifte mimarlık ve mühendislik vizyonu ile bakıldığında, dev yapılar ya da büyük projeler değil insan odaklı, dayanıklı, sürdürülebilir ve teknolojik bir mekansal düzen ortaya koyabilmektir. Mimar ve mühendislerin bu yüzyıldaki rolü, sadece uygulayıcı olmak değil; aynı zamanda vizyon kurucu, risk öngörücü ve kamu yararını gözeten aktörler olmaktır. Türkiye Yüzyılı’nın kalıcı başarısı, tam da bu disiplinlerin üreteceği nitelikli mekânlar, sağlam altyapılar ve ileri teknolojinin üzerinde yükselecektir.

Kaynak: Sanayi Gazetesi

Yorum Yap

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 × one =