Bizi Takip Edin
movenpick

Makaleler

Yeşil ekonomik geçiş ve sanayi kullanımında gümüş

Gelişen yeşil ekonomide gümüşün çok önemli bir rol oynayacağını ve artan gümüş talebinin arz ile dengelenemeyebileceği son dönemde dile getirilmekte olan bir görüştür.

Yayınlandı

Tarih

Karbon salınımı ve dönüşüm… Gelişen yeşil ekonomide gümüşün çok önemli bir rol oynayacağını ve artan gümüş talebinin arz ile dengelenemeyebileceği son dönemde dile getirilmekte olan bir görüştür.  Son on yılda gümüşün yeşil ekonomide fotovoltaiklerde yaygın olarak kullanıldığı ve aynı zamanda fotovoltaik kurulumların büyük ölçüde arttığı görülmekte. Bu noktada bu tip fotovoltaik pillerin 2010 yılında kullanılan modellere göre yüzde 20 gümüş kullandığı tahmin edilmektedir.

Bu artışın temel nedeni karbondioksit salınımını azaltma çabasıdır.   Bunların dışında diğer yenilenebilir enerji kaynaklarında da gümüş kullanılmaktadır. Bunlar rüzgar ve gelgit enerjisi ile düşük karbonlu nükleer enerji endüstrisidir.   Sanayi kullanımı, otomotiv, EV yatırımları… En iyi elektrik iletkeni olarak gümüş, çeşitli endüstriyel uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır.

Otomotiv sektöründeki kritik çip krizi izlenirken, bu sektörde gümüş kullanımı önceki yıllara göre önemli ölçüde artmaya devam ediyor. Otomotiv sektöründeki her gümüş kullanım alanı yeşil ekonomi ile ilgili değildir. Bu kullanım alanlarından bazıları karmaşık bilgi-eğlence sistemleri, geri görüş kameraları, şeritten ayrılma uyarı sensörleridir. Ancak akülü elektrikli araçlar, içten yanmalı motorlu araçlara göre çok daha fazla gümüş gerektirir.  

Akülü elektrikli araçların tüm otomotiv sektörü içindeki payı yeşil dönüşümle ve artan EV yatırımları ile beraber yükselecektir. Pille çalışan araçlarda gümüş gerektiren alanlar, pil başına iki elektrot (bir araçta binlerce olabilir) ve güç aktarma sistemi kablolarını içerir. Bu güç iletim kabloları, yüksek voltaj nedeniyle gümüşe ihtiyaç duyar. Gümüş, elektrikli otomobil üreticileri için arzu edilen benzersiz elektrik iletkenlik özelliklerine sahiptir. EV talebi hükümetin EV altyapısına yaptığı harcamalara paralel olarak yükselirse, gümüş talebinde orantılı bir artış görülecektir.  

Sonuç? Elektrikli araç (EV) ve güneş enerjisi üretimi ve altyapısına yönelik önerilen yatırımlar ilerlemeyi sürdürecektir. Bu gelişmeler, fosil yakıta bağımlı ekonomilerden küresel geçişte önemli bir kilometre taşını işaret ediyor. Gümüş, hem güneş panellerinin hem de EV’lerin üretiminde esastır. Dünya yenilenebilir enerjiye büyük yatırım yapmaya devam ederken, aynı zamanda gümüşü de uzun vadeli büyüme yoluna koyuyor. EV’lere ve güneş enerjisine yapılan kamu yatırımlarının yanı sıra potansiyel enflasyon riskleri yüksek bir talep etkisi ile beraber görülebilecektir.

Reklam
Okumaya Devam Et
Reklam
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Makaleler

OSB’lerde bedelsiz parsel tahsisleri

Yayınlandı

Tarih

4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu (OSBK)’na, 18/6/2017 tarihli, 7033 sayılı Kanun ile eklenen Ek 3’üncü madde uyarınca; Cumhurbaşkanı kararı ile belirlenen il ve ilçelerdeki OSB’lerde yer alan parseller tamamen veya kısmen bedelsiz tahsis edilebilir. Buna ilişkin uygulamanın süresi, 14/5/2018 tarihli, 2018/11773 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile üç yıl olarak belirlenmişken; 1/6/2021 tarihli, 4051 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 2024 yılı sonuna kadar uzatılmıştır.

1/11/2018 tarihli ve 300 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile de bedelsiz tahsise ilişkin kademelendirmeye son şekli verilmiştir. Anılan Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca; organize sanayi bölgelerinde yer alan parsellerin;

  1. a)   Birinci kademe gelişmiş ilçelerde indirimsiz,
  2. b)    İkinci kademe gelişmiş ilçelerde % 60 indirimli,
  3. c)    Üçüncü kademe gelişmiş ilçelerde % 80 indirimli,

ç) Dördüncü, beşinci ve altıncı kademe gelişmiş ilçelerde % 100 indirimli,

olarak tahsis edilmesi kararlaştırılmıştır.

Örneğin; beşinci kademe ilçeler arasında sayılan Kırıkkale’nin Keskin ilçesindeki OSB’de yer alan sanayi parselleri, tamamen bedelsiz olarak tahsis edilebilir. Buna karşılık, üçüncü kademede yer alan Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesindeki OSB’de, sanayi parselleri %80’i bedelsiz, % 20’si de bedelli olmak üzere kısmen bedelsiz olarak tahsis edilebilir.

Böylece, OSBK’nın Ek 3’üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, Bakanlık kredisi kullanan OSB’lerin mülkiyetindeki tahsis edilmemiş parseller, OSB müteşebbis heyeti veya genel kurulunca karar alınması halinde, en az on kişilik istihdam öngören yatırımlara girişen gerçek veya tüzel kişilere, bedeli Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından OSB’ye verilen kredilerden mahsup edilmek üzere, tamamen veya kısmen bedelsiz olarak tahsis edilebilir. Ancak, en az on kişilik istihdam şartı Tarıma Dayalı İhtisas OSB’lerde aranmaz.

Reklam

OSBK bu konuda ayrıca çıkarılacak yönetmelikle belirlenen şartları taşıma koşulu da getirmiştir. OSBK’nın Ek 3’üncü maddesinin öngördüğü istihdam sayısını sağlayacak yatırımlar için başvuru koşulları, tahsislerde öncelik sırası, taahhütname alınması, yatırım koşulları, mücbir sebepler, borçlardan mahsup işlemleri, ödemelerin durdurulması, ödemeye esas parsel bedellerinin tespiti, tapu kaydına konulacak şerh ve yatırımların denetlenmesi ile devredilen taşınmazların geri alınmasına ilişkin hükümler de, Organize Sanayi Bölgelerinde Yer Alan Parsellerin Tamamen Veya Kısmen Bedelsiz Tahsisine Dair Yönetmelik ile düzenlenmiştir. Bu itibarla, OSBK’nın Ek 3’üncü maddesi ile anılan Yönetmeliğin 8’inci maddesini birlikte dikkate alındığında; bedelsiz parsel tahsisi için başvuran gerçek veya tüzel kişilerin;

– 5.000 m2’ye kadar olan parsel için en az 10,

– 5.000 m2’den büyük olup 10.000 m2’ye kadar olan parsel için en az 20,

– 10.000 m2’den büyük olup 20.000 m2’ye kadar olan parsel için en az 30

– ve 20.000 m2’den büyük parsel için ise en az 50

Reklam

kişilik istihdam taahhüt etmesi gerekir.

Her ne kadar OSBK’nın Ek 3’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında;

– “Bakanlık kredisi kullanmamış ya da kredi borcunu ödemiş olan OSB’lerden de yetkili organlarının karar almaları hâlinde, en az on kişilik istihdam öngören yatırımlara girişen gerçek veya tüzel kişilere, çıkarılacak yönetmelikte belirlenen şartları taşımaları kaydıyla, tamamen veya kısmen bedelsiz olarak parsel tahsisi yapılabilir. Bu durumda tahsis edilen parsel bedeli, OSB tüzel kişiliğine Bakanlık bütçesine bu amaçla konulacak ödenekten ödenir. Ödemeye esas parselin bedeli, Bakanlıkça her OSB için tespit edilecek yılı metrekare fiyatı üzerinden hesaplanır.” hükmüne yer verilerek, Bakanlığa kredi borcu bulunmayan OSB’lerde de kısmen veya tamamen bedelsiz parsel tahsisine imkan tanınmış ise de;  

– 1/11/2018 tarihli ve 300 sayılı Cumhurbaşkanı Kararında “Ayrıca 12/4/2000 tarihli ve 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun ek 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen Organize Sanayi Bölgelerine birinci kademe uygulanır.” denildiğinden dolayı, bulunduğu kademe ne olursa olsun, Bakanlık kredisi kullanmamış veya kredi borcunu ödemiş olan OSB’lerde, 2 Kasım 2018 tarihinden itibaren kısmen (% 60 veya % 80 indirimli) veya tamamen bedelsiz (%100 indirimli) parsel tahsisi mümkün değildir.

Yasa ve Yönetmelik hükümlerine rağmen, kısmen veya tamamen bedelsiz parsel tahsis edilen gerçek veya tüzel kişinin şartlara uymaması olumsuz birtakım sonuçlar doğurur. Şöyle ki,  yatırımcının OSBK’nın Ek 3’üncü maddesinde belirlenen şartlara uymadığının veya mücbir sebepler hariç öngörülen sürede yatırımın tamamlanmadığının tespiti hâlinde, herhangi bir yargı kararı aranmaksızın parsel tahsisi iptal edilir. Bu durumda taşınmazın üzerindeki tüm yapı ve tesisler sağlam ve işler durumda tazminat veya bedel ödenmeksizin OSB tüzel kişiliğine intikal eder, bundan dolayı adına tahsis yapılan kişiler veya üçüncü kişilerce herhangi bir hak ve talepte bulunulamaz. Ancak öngörülen sürede yatırımın en az %50’sinin gerçekleştirilmesi hâlinde, yatırımın bedeli, yeni yatırımcı tarafından önceki yatırımcıya ödenir. Bu ödeme, organize sanayi bölgesi tüzel kişiliğince sağlanır.

Reklam
Okumaya Devam Et

Makaleler

SİNAN PEKŞEN: OYUNU KULUÇKAYA ALACAK

Hacettepe Teknokent Genel Müdürü Sinan Pekşen, Teknopark Dergisi’nin 10. sayısına konuştu. Pekşen, “Oyun girişimcileri için ön kuluçka ve kuluçka merkezimizi büyütmek arzusundayız. Sadece oyun girişimcilerinden oluşan bir oyun kuluçka merkezi açmak için çalışmalara başladık. Oyun firmalarına teknokentimizde daha fazla alan ve imkân sağlamak üzere araştırma ve çalışmalara devam ediyoruz” dedi.

Yayınlandı

Tarih

Hacettepe Teknokent, 2003 yılından bu yana edindiği bilgi birikimi ve Hacettepe Üniversitesi’nin ana kurucu ortaklığından aldığı güçle, Türkiye’nin ilk teknokentleri arasında öncü kimliği ile yer alıyor. Türkiye’nin tekno girişimcilik ekosistemini geliştirmek için girişimcilerin her zaman yanında olan Teknokent, yerli ve milli üretimi teşvik etmeyi, Türkiye’nin adını dünyada duyuracak AR-GE süreçlerine destek olmanın yanı sıra çıkan ürünlerin ticarileşmesine katkı sağlamayı amaçlıyor.

Hacettepe Teknokent Genel Müdürü Sinan Pekşen, bölge olarak teknoloji odaklı yerli, milli ürün ve markaların sayısının artmasına odaklandıklarını söyledi. Teknokentte sayıları giderek artan oyun firmaları arasında bir diyalog platformu kurduklarını anlatan Pekşen, “Oyun girişimcileri için ön kuluçka ve kuluçka merkezimizi büyütmek arzusundayız. Sadece oyun girişimcilerinden oluşan bir oyun kuluçka merkezi açmak için çalışmalara başladık. Oyun firmalarına teknokentimizde daha fazla alan ve imkân sağlamak üzere araştırma ve çalışmalara devam ediyoruz” dedi.

SİNAN PEKŞEN

Hacettepe Teknokent hakkında sizden genel bir bilgi alabilir miyiz?

Reklam

Hacettepe Teknokent, 2003 yılında faaliyete başlamış ve o tarihten günümüze ülkemizin en çok tercih edilen teknoloji geliştirme alanlarından biri olma başarısını yakalamıştır. Yılların tecrübesi ile Türkiye’nin teknoloji ve inovasyon ekosistemini geliştirmek için farklı sektörlerden pek çok girişimcimizin yanında olduk. Bilime ve teknolojiye katkıda bulunmak, ulusal üretimi teşvik etmek, ülkemizin adını dünyada duyuracak Ar-Ge süreçlerine destek olmanın yanı sıra, çıkan ürünlerin ticarileşmesine katkı sağlamak için büyük bir gayret ve özveri ile çalışmayı bugün de sürdürüyoruz.

Hacettepe Teknokent, yaklaşık 702.240 m²’si açık, 75 bin m²’si ise kapalı olmak üzere, Ar-Ge firmalarına toplamda 63.5 bin m²‘lik kiralanabilir yatırım alanı sunmaktadır. 11 binada güncel verilere göre 289 firma, alanında uzman 5000’e yakın çalışan, devam eden 568 Ar-Ge projesi, yeni girişimlerin desteklendiği ön kuluçka ve kuluçka merkezi, prototip atölyesi, pek çok başarılı çalışmaya imza atan Teknoloji Transfer Merkezi (TTM) ile Türkiye’nin en köklü teknokentleri arasında olmanın gururunu yaşıyoruz.

Hacettepe Teknokent şu anda yüzde yüz doluluk oranına sahip olmakla birlikte, sırada bekleyen yüzün üzerinde girişim ve firma var. Mevcut olanaklar içinde tüm talepleri karşılamaya ve çözüm üretmeye gayret ediyoruz. Bu arada önümüzdeki süreçte Hacettepe TGB alanı içerisinde yeni binalar yapmayı, sosyal alanları artırmayı da arzu ediyoruz.

Önemli bir başarımızdan bahsetmek isterim. Türkiye’deki tüm teknokentlerin belirlenen başarı kriterlerine göre sıralandığı endekste, Hacettepe Teknokent bir önceki yıla büyük bir sıçrama göstererek bu yıl 10’uncu sırada yer aldı.  Geçen yıl pandemi nedeniyle yapılamayan, bir önce yılda ise 16’ıncı sırada yer alan Hacettepe Teknokent, 6 sıra birden yükselerek ilk 10’a girmeyi başardı.  Hacettepe Teknokent Ankara’da ise 3’üncü sıraya yükselerek önemli bir başarı elde etti.

Teknokent olarak hangi alanlara yoğunlaşıyorsunuz?

Reklam

Hacettepe Teknokent’i özel kılan etmenlerin başında kuşkusuz, dünyada sayılı üniversiteler arasında yer almamız, üniversitenin desteğini arkamızda görmek, akademik bilgi ve birikiminden faydalanmak, oldukça önemli. Bu konuda oldukça şanslıyız; Değerli Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Mehmet Cahit Güran başta olmak üzere Yönetim Kurulumuzun tüm saygın üyeleri ve Hacettepe Üniversitesi’nin akademisyenlerinin olağanüstü ilgisi, desteği ve olumlu yaklaşımları ile hızla ve etkin bir biçimde büyüme ve gelişme sürecimizi ilk günkü heyecanla sürdürüyoruz. Hacettepe Teknokent’te farklı sektörlerde 289 firma yer alıyor. En fazla firmamızın bulunduğu sektör yazılım ve bilgisayar iletişim teknolojileri. Ardından savunma sanayi geliyor.  Sağlık, medikal ve ilaç sektörü de yine önemli sektörlerimiz arasında.

Oyun sektörü de son bir yılda büyüyen sektörlerimizden birisi. Şu anda Hacettepe Teknokent bünyesinde oyun sektöründe faaliyet gösteren 16 ekip yer alıyor.  Bunlardan birkaçı dünya çapında kendini kanıtlamış oyun şirketleri iken, bazıları ise henüz yolun başında, genç girişimcilerden oluşuyor. Oyun sektörü ile birlikte simülasyon ve siber güvenlik alanında faaliyet gösteren toplam 30 firmamız bulunuyor. Bunlardan biri de Picus Security. Geçtiğimiz günlerde 24 milyon dolar yatırım alan Picus, bu yatırımla milletlerarası pazarlardaki genişlemesini hızlandıracak.

Hacettepe Teknokent bünyesinde şu anda aktif olarak 568 Ar-Ge projesi yürütülüyor. Bu projelerin yüzde 70-80’i inovatif ürün ve hizmet geliştirme süreçlerinden oluşuyor.  Örneğin binlerce kurum veya kişinin manuel olarak hazırladığı formların, dijital ortamda sayısız seçenekle hazırlanmasını sağlayan Jotform’un yaptığı iş, Hacettepe Teknokent’teki önemli inovatif faaliyetlerden biri. Hemen hemen her yıl ürününü geliştirerek, şu anda dünyada 10 milyon kullanıcıya ulaşmış durumda Jotform.  Senyorapp ise yaşlı bireylerin günümüzün hızla değişen dijital dünyasına adapte olmasını sağlayan bir mobil uygulama ve henüz çok yeni olan bu proje de Hacettepe Teknokent’te doğup büyüyen inovasyon faaliyetlerine çok güzel bir örnek. Kuluçka firmalarımızdan Venüs Robotik Medikal ve Protez A.Ş.’in geliştirdiği proje ile engelli bireyler gündelik hayatımızda yaptığımız en temel ve basit hareketleri kolaylıkla yapabilecekler.

Oyun sektörünün gelişmesi için yürüttüğünüz faaliyetlerden bahseder misiniz?

Reklam

Türkiye oyun sektörünün hız kazanması ile irili ufaklı pek çok farklı başarıya imza atan genç girişimcilerin kurduğu firmalar ortaya çıkmaya başladı. Örneğin Hacettepe Teknokent bünyesinde bulunan Loop Games firması, 2021 yılında büyük bir çıkış yaptı. Türkiye’de geliştirilen bu oyunlar küresel pazara hitap etmeye, dünya sıralamalarında üst sıralara yükselmeye başladı.

Hacettepe Teknokent bünyesinde şu anda 16 oyun firmamız var. Bu sayı bir yıl önce 5 idi. Bize başvuru yapan oyun firmalarının sayısı da her geçen gün artıyor. Yüzde yüz doluluk oranına sahip olduğumuz için henüz şirketleşmemiş girişimleri ön kuluçkadan, yeni kurulmuş bir girişim ise de kuluçka merkezimiz bünyesinden ekosistemimize katıyoruz. İmkanlarımız el verdiğinde ihtiyaç duydukları daha büyük ofis alanlarını kendilerine sunmaya çalışıyoruz. 2022 yılında sadece oyun girişimcilerinden oluşan bir oyun kuluçka merkezi açmak için çalışmalarımız sürüyor. Önümüzdeki süreçte stratejik bir vizyon ile, Hacettepe Teknokent olarak oyun sektöründe daha önde olmayı planlıyoruz.

Türkiye’nin oyun sektöründe daha çok söz sahibi olabilmesi gözlemlediğiniz konu başlıkları nelerdir?

Oyun sektörünün daha da fazla gelişmesi için gözlemlediğimiz bazı konu başlıkları var. En başta gelen konu nitelikli insan gücü, bir diğeri reklam ve pazarlama ihtiyacı ve firmaların gelir elde edene kadar ihtiyaç duyduğu finansman ile çoğunlukla reklam ve pazarlama için ihtiyaç duydukları yatırımcı arayışları.

Reklam

Nitelikli insan gücü yetiştirmek için en önemli görev üniversitelere düşmekte. Hacettepe Üniversitesi Bilişim Enstitüsü bünyesinde de Bilgisayar Animasyonu ve Oyun Teknolojileri Yüksek Lisans programları bulunmakta. Başarılı oyun girişimlerinin bilgisayar, yazılım mühendisliği veya farklı disiplinlerden öğrenci alan bu programlardan eğitim aldığını biliyoruz.  Benzer şekilde devlet ve vakıf üniversitelerinde açılacak lisans ve yüksek lisans programları, ihtiyaç duyulan iş gücü için bir kaynak olacaktır.

Bununla birlikte diğer sektörlerde de olduğu gibi mevcut firmalar staj ve aday mühendislik programlarıyla oyun sektörüne ilgi duyan öğrencileri ve yeni mezunları kendi bünyelerinde eğitmeleri sektör için çok önemli. Teknokentler olarak bizlerin de yeni girişimlerin ve firmaların yatırımcılarla buluşması için gerekli ortamları sağlaması gerekiyor. Bu konuyu önemsiyoruz. Bununla birlikte Üniversitelerin ilgili bölümleri ile ilişki kurarak, oyun sektörüne gençleri yönlendirmek gerekiyor. Üniversite ve oyun sektörü arasında bir köprü görevini üstlenmeli teknokentler.

Sizce simülasyon teknolojileri alanında faaliyet gösteren firmaların teknokentlerden ve devletten beklentileri nelerdir?

Simülasyon teknolojileri otomotiv, savunma, havacılık başta olmak üzere sağlık, eğitim, eğlence gibi birçok sektörde kullanılmaktadır. Pandemi ile birlikte  simülasyon teknolojisinin kullanımı arttı. Örneğin Facebook yeni adıyla Meta’nın “Metaverse” yani sanal evren ile ilgili çalışma ve yatırımları gelecekte simülasyon teknolojilerinin günlük yaşam ve iş hayatına çok fazla etki edeceğinin bir göstergesi.

Reklam

Firmaların devlet kurumlarından beklentileri ise geleneksel yöntemlerin dışına çıkarak simülasyon teknolojilerinin kullanılması konusunda istekli ve öncü olmaları. Sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklikle yürütülen birçok başarılı proje bulunmaktadır. Bakım onarım hizmetlerinde, tehlike içeren eğitimlerin gerçekleştirilmesinde, öğrenmeyi öğrenmek gibi özel alanlarda oldukça başarılı projelere şahit oluyoruz. Biz de elimizden geldiğince bünyemizdeki firmaları hem yatırımcılarla hem de özel sektör ve kamu kuruluşları bir araya getirmeye çalışıyoruz

Türkiye’nin milli ve yerli siber güvenlik gücünü oluşturması için neler yapılabilir?

2021 Kasım ayı sonunda Milli Siber Güvenlik Zirvesi gerçekleştirildi örneğin. Bu tür etkinliklerle farkındalığın daha üst seviyelere çıkarılması çok önemli. Zirvede, ulusal siber güvenlik gücünün geliştirilmesi konuları ele alındı. Hacettepe Teknokent bünyesindeki firmalarımız da zirveye katıldı.

Siber güvenlik ürünlerinin yabancı kaynaklı olmasının ne tür sıkıntılara sebep olabileceğinin farkına vardık diye düşünüyorum. Bu nedenle devletimiz de ulusal siber güvenlik konusunda önemli adımlar atıyor. Bu doğrultuda Türk Silahlı Kuvvetlerine ait Siber Savunma Merkezi (SİSAMER) Projesi’nin yürütüldüğünü biliyoruz. Bununla birlikte savunma sanayisine hizmet edecek test ve değerlendirme altyapılarının geliştirilmesi, işletilmesi ve idamesi gibi faaliyetlerin gerçekleştirilmesi için TRTEST Test ve Değerlendirme AŞ kuruldu ve çalışmalarını sürdürüyor. Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesinde de 200’e yakın firma ve 275’ten fazla ürün var. Milli Güvenlik Zirvesinde de kamu başta olmak üzere veri biriktiren ve işleyen tüm birimlerin, ulusal sistemlere güvenmesi gerektiği mesajı verildi.

Hacettepe Teknokent bünyesinde de siber güvenlik alanında faaliyet gösteren başarılı firmalarımız var. Bazıları dünya çapında işlere imza atıyor. Türkiye’nin önümüzdeki süreçte bu konularda daha hızlı mesafe alacağına gönülden inanıyorum.

Reklam

Girişimcilerin doğru yatırımcıyla buluşabilmesi için neler yapılabilir?

Girişimcilerin yatırım alması aşamasında en önemli konu doğru yatırımcı ile doğru girişimcinin buluşmasıdır. Bir girişime yapılan yatırımı sadece maddi yatırım ve kar beklentisi olarak görmemek lazım. Ülkemizde de artık gelişmeye başlayan yatırımcı ekosistemindeki çoğu yatırımcı yapacağı yatırım için dikey sektörleri belirlemekte ve yaptığı yatırımdan beklediği geri dönüşü elde edebilmek için yatırımını kendi bilgi birikimi ve iş ağı ile desteklemektedir. Aynı şekilde çoğu girişimin yatırımcıdan beklentisi satış, pazarlama, globale açılma gibi konularda destek verecek, geçmiş startup tecrübeleri olan yatırımcı ile buluşmak. Bizler de bu noktada iletişimde olduğumuz yatırımcılarla, girişimcileri bir araya getiriyoruz. Hacettepe Teknokent olarak yatırımcı sohbetleri programları düzenliyoruz. Yatırımcı arayışında olan firmalarımızla özellikle ilgilenmeye ve destek olmaya gayret ediyoruz.  

KURULUŞ: HACETTEPE TEKNOKENT

KURULUŞ TARİHİ: 2003

Reklam

TOPLAM YERLEŞİM ALANI:  2.006.033 m²’

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ’NİN POLATLI KAMPÜSÜ:  703.391 m²

DOLULUK ORANI: 100/100

Okumaya Devam Et

Makaleler

GEÇMİŞTEN GELECEĞE TÜRKİYE’DE SİBER GÜVENLİK

Geçtiğimiz hafta 10. Sayısıyla yayınlanan Teknopark Dergisi’ne Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Siber Güvenlik Dairesi Başkanı Salih Talay’ın kaleme aldığı “Geçmişten geleceğe Türkiye’de siber güvenlik” başlıklı makalede çarpıcı bilgilere yer verildi. Talay, yarının dijital dünyasında Türkiye’nin “Siber Güç” olabilmesi noktasına dikkat çekti.

Yayınlandı

Tarih

Yirminci yüzyılın ortalarında geliştirilen ilk bilgisayardan sonra yarı iletken teknolojilerinde yaşanan gelişmeler ile birlikte dünya dijital çağı yaşamaya başlamıştır. Dijital teknolojiler ile birlikte gelişen iletişim teknolojileri dijital dönüşümün ivmesini artırmış, geçmişin bilim kurgu senaryolarındaki cihazları bugün toplumsal yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.

SALİH TALAY

Dünyada ve ülkemizde yaşanan bu dijitalleşme süreci ile birlikte dijital dünyada bıraktığımız ayak izlerimiz artmakta ve buna bağlı olarak saldırı yüzeyimiz sürekli genişlemektedir. Bu durum, tüm dünya ülkeleri gibi ülkemizde de gerek yönetişim altyapısı gerek mevzuat konusunda bazı düzenlemeler yapma ihtiyacını ortaya çıkarmıştır.

Ülkemizde sürdürülen siber güvenlik çalışmaları, 2012 yılından itibaren ulusal organizasyonu şekillendirmeye başlamış, bu kapsamda “Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve 2013-2014 Eylem Planı” yayımlanmış ve 2013 yılı Mayıs ayında Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) kurulmuştur. Daha sonra sırasıyla 2016-2019 ve 2020-2023 yıllarını kapsayan Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planı dokümanları hazırlanarak yayımlanmış, planların uygulanmasına ilişkin koordinasyon ve izleme faaliyetleri ilgili paydaşlar tarafından gerçekleştirilmiştir.

10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 no’lu Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulan Dijital Dönüşüm Ofisine, 11. Kalkınma Planı ve plan doğrultusunda hazırlanarak 3/11/2019 tarihinde yayımlanan 2020 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda kamuda siber güvenliğin koordinasyonunun tek çatı altında toplanarak etkinliğinin artırılması tedbirine ilişkin sorumluluk verilmiştir.

Tüm kamu kurum ve kuruluşları ile kritik altyapı hizmeti veren işletmelerde karşılaşılan güvenlik risklerinin azaltılması, etkisiz kılınması ve milli güvenliği tehdit edebilecek veya kamu düzeninin bozulmasına yol açabilecek kritik türdeki verilerin güvenliğinin sağlanması amacıyla Bilgi ve İletişim Güvenliği Tedbirleri konulu 2019/12 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, Temmuz 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Reklam

Genelgede belirtilen kritik türdeki verilerin güvenliğinin sağlanması amacıyla ulusal ve uluslararası standartlar ve bilgi güvenliği kriterleri çerçevesinde, kamu kurum ve kuruluşları ile kritik altyapı niteliğinde hizmet veren işletmelerde uygulanmak üzere farklı güvenlik seviyeleri içeren “Bilgi ve İletişim Güvenliği Rehberi” hazırlanarak, Temmuz 2020 tarihinde yayınlanmıştır. Ekim 2021 tarihinde ise Bilgi ve İletişim Güvenliği denetim çalışmalarının yürütülmesi konusunda kurum ve kuruluşlara yol göstermesi amacıyla bir denetim rehberi yayınlanmış, ayrıca rehber denetimlerini gerçekleştirecek firmaların belgelendirilmesi için TSE ve TÜBİTAK iş birliği ile Dijital Dönüşüm Ofisi tarafından bir belgelendirme programı hayata geçirilmiştir.

Bugün dijitalleşmenin geldiği noktada siber güvenliği yalnızca savunma bakış açısıyla değil, siber caydırıcılık, siber suçlarla mücadele, siber güvenlik kapasitesinin geliştirilmesi, denetim ve gözetim faaliyetlerinde iş birliği ve koordinasyonun artması gibi daha geniş bir perspektifle ele almak gerekmektedir.

Bulut bilişim, giyilebilir ve akıllı cihazlar, nesnelerin interneti, duyuların interneti, yapay zekâ ve makine öğrenmesi, blok zincir teknolojileri, 5G ve ötesi iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler, her geçen gün daha karmaşık hale gelen sistemlerin güvenliğini sağlamaya yönelik yeni tedbirler alma zorunluluğunu doğurmaktadır.

Dijital Dönüşüm Ofisi olarak bugün atmakta olduğumuz adımlar ve almakta olduğumuz önlemler, yarının dijital dünyasında Türkiye’nin “Siber Güç” olabilmesi vizyonu doğrultusunda gerçekleştirilmektedir.

Reklam
Okumaya Devam Et

Trendler

Copyright © 2022 Sanayi Gazetesi - Tüm hakları saklıdır.