Küresel çip krizlerinin ve tedarik zinciri kırılmalarının devletlerin teknoloji stratejilerini yeniden şekillendirdiği bir dönemde ANKASYS, Türk tasarım evlerinin mikroelektronik alanında tasarım ve doğrulama yetkinliğiyle uluslararası ölçekte rekabet edebileceğini gösteriyor. Marmara Teknokent’in (MARTEK) derin teknoloji odaklı ekosisteminde konumlanan ANKASYS, FPGA/ ASIC tasarım, doğrulama, IP/VIP geliştirme ve GNSS/konumlama alanlarında uluslararası standartlarda mühendislik çözümleri sunuyor. ANKASYS Kurucu Ortağı Gökhan Işık, Sanayi Gazetesi'ne anlattı.
ANKASYS’e göre TÜİK’in 2025 dış ticaret verilerinden derlenen tablo, Türkiye’nin yarı iletken bileşenler ihtiyacının ölçeğini açıkça gösteriyor. 8541 ve 8542 GTİP başlıklarında toplam ihracat yaklaşık 176 milyon ABD Doları, ithalat ise yaklaşık 1,9 milyar ABD Doları seviyesinde. Bu da yaklaşık 1,7 milyar ABD Doları’lık bir dış ticaret açığı anlamına geliyor.
Bu toplamda fotovoltaik hücreler, LED’ler, bellekler, işlemciler, kontrolörler gibi çeşitli alt kalemler bulunuyor. ANKASYS açısından bu tablo sıkça dile getirilen tedarik sorununun ötesinde tasarım, doğrulama, IP/VIP geliştirme ve ürünleşebilir yarı iletken çözümler oluşturma kabiliyetinin neden kritik olduğunu da gösteriyor.
Krizin Ötesindeki Gerçek: Stratejik Bağımsızlık ve Mühendislik Gücü
Son dönemdeki tedarik krizleri, aslında mikroelektronik sektöründe uzun süredir bilinen bir gerçeği çok daha görünür hale getirdi: Yarı iletken bileşenler, otomotivden haberleşmeye, sağlıktan savunmaya kadar hayatımızın her alanında yer alıyor; stratejik bağımsızlık açısından kritik teknoloji alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Bu krizler, elektronik bileşen kıtlığı ve astronomik fiyat artışları konunun stratejik boyutunun ana akım gündeme taşınmasını sağladı. ANKASYS bu tabloyu mühendislik kabiliyetleri üzerinden değerlendiriyor. Firma yetkililerine göre, bir devrenin tasarım ve doğrulamasının kim tarafından yapıldığı, hangi mühendislik birikimine dayandığı ve fikri mülkiyetinin (IP) kimde olduğu üretildiği yer kadar kritik. Çünkü bir ASIC veya FPGA tasarımının gerçek değeri, mimari kararlara, tasarım kalitesine, doğrulama seviyesine ve performans metriklerine bağlıdır.
Türkiye yıllardır yarı iletken bileşenleri ithal ediyor. Ancak bu bileşenlerin bir kısmının tedariki ve fikri mülkiyetlerin lisanslanması her zaman mümkün olmadığı gibi, yüksek maliyetler, sözleşmesel kısıtlar, uzun tedarik süreleri ve ihracat sınırlamaları gibi görünmez bariyerler de bulunuyor. ANKASYS, bu noktada Türkiye’deki şirketlerin kendi ihtiyaçlarına göre özgün tasarım yapabilmesi, bu tasarımları doğrulayabilmesi ve kendi IP portföyünü oluşturabilmesi için tasarım ve doğrulama kabiliyetiyle önemli bir açığı kapatıyor. Tasarım kabiliyetinin ülke içinde kalması, tasarlanan ürünlerin yaşam döngülerini yönetmeyi ve fikri mülkiyet üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya olanak tanıyor.
FPGA ve ASIC: Sistem İhtiyacına Göre Tamamlayıcı İki Yol
ANKASYS, FPGA ve ASIC’i birbirine alternatif değil, sistemin ihtiyacına göre seçilen ve çoğu durumda birbirini tamamlayan iki farklı tasarım tercihi olarak değerlendiriyor. FPGA’ler düşük adetli, uzun ömürlü veya gereksinimleri zaman içinde değişebilen sistemlerde hızlı prototipleme, sahada güncellenebilme ve geliştirme esnekliği sağlıyor. ASIC ve SoC tasarım dünyasında FPGA tabanlı prototipleme, silikona gitmeden önce sistemin ayağa kaldırılması, donanım-yazılım entegrasyonunun erken başlatılması ve mimari risklerin azaltılması için kullanılan bir mühendislik yaklaşımıdır.
ANKASYS’e göre ASIC’e geçiş sistem olgunlaştığında, ürün hacmi arttığında, güç tüketimi kritik hale geldiğinde veya FPGA’lerden istenen performans/alan dengesi elde edilemediğinde doğal olarak gündeme gelen bir mühendislik kararıdır. Bununla birlikte ASIC’e geçiş, tek başına daha iyi, daha güvenilir veya daha düşük maliyetli bir ürün anlamına gelmiyor. ASIC çözümünün ilk yatırım maliyeti yüksek, hata toleransı düşük ve doğrulama sürecinin çok daha sistematik yürütülmesi gerekiyor. Ayrıca teknoloji düğümü seçimi, MPW/prototipleme maliyetleri, seri üretim koşulları, paketleme, test ve karakterizasyon süreçleri birlikte değerlendirilmeden verilen kararların ileride ciddi maliyetlere yol açması söz konusu olabiliyor.
Yarı İletken Dünyasından Gelen Tasarım ve Doğrulama Disiplini
ANKASYS’in farklarından biri, kurucularının geçmişinin küresel yarı iletken endüstrisine dayanması. Kurucu ortakların haberleşme, sensör teknolojileri ve yarı iletken alanlarında edindiği tasarım, doğrulama ve ürünleştirme tecrübesi, şirketin çalışma biçimine de yansıyor. ANKASYS, kendisini daha çok, yarı iletken dünyasında oluşmuş tasarım ve doğrulama tecrübesini farklı sektörlerde ve güvenlik kritik uygulamalarda kullanan bir ekip olarak görüyor. Yarı iletken dünyasında rekabet yüksek, hata toleransı düşük. Bir tasarımın çalışması kadar test edilebilir, üretilebilir, doğrulanabilir ve yaşam döngüsü boyunca yönetilebilir olması da önemli. Bu bakış açısı; savunma, havacılık, otomotiv ve endüstriyel sistemler gibi güvenilirlik ve izlenebilirlik beklentisi yüksek alanlarla doğal olarak örtüşüyor.
ANKASYS, önümüzdeki dönemde otomotiv elektroniği, haberleşme sistemleri, endüstriyel elektronik ve GNSS/konumlama teknolojileri gibi alanlarda çalışmaya devam etmeyi hedefliyor. Şirket, her alana dağılmak yerine, güçlü olduğu teknik kabiliyetlerde derinleşmenin daha doğru olduğunu düşünüyor. GNSS/konumlama teknolojileri de şirketin özellikle odaklandığı alanlardan biri. ANKASYS, bu alanda oluşan bilgi birikimini farklı sektörlerdeki uygulamalara taşıyabileceğini düşünüyor.
Teknokent Ekosistemi ve Mikroelektronik Değer Zinciri
Marmara Teknokent’in (MARTEK) sağladığı kurumsal zemin ve Ar-Ge ortamı ANKASYS için değerli bir ekosistem sunuyor. Şirkete göre mikroelektronik niş bir alan ve Türkiye’de bu alanda hedefli kümelenme ve uzmanlaşma gerekiyor.
ANKASYS, Türkiye’de mikroelektronik alanında asıl meselenin sadece ofis alanı veya vergi muafiyeti olmadığının altını çiziyor. Şirketlerin kalıcı kabiliyetler geliştirebilmesi için tasarım araçlarına (EDA yazılımları) erişim, MPW programları üzerinden prototipleme imkânı, paketleme ve test hizmetleriyle ölçüm/karakterizasyon altyapılarının erişilebilir olması gerekiyor. En önemlisi de bu altyapıların yalnızca hibe veya kısa süreli projelerle değil, gerçek siparişler ve uzun vadeli tedarik programlarıyla da beslenmesi şart. Teknokentlerin ve kamu paydaşlarının, küresel EDA yazılımı sağlayıcılarıyla yerli tasarım evleri arasında esnek ve uluslararası çalışabilecek bir arayüz rolü üstlenmesi, ekosistemin gelişimi açısından değerli olacaktır.
Genç Mühendislere Tavsiye: “Mikroelektronik Altın Bir Bileziktir”
ANKASYS’e göre mikroelektronik çok geniş bir uzmanlık alanı ve yapay zekâdan otomotive, haberleşmeden savunmaya kadar birçok teknolojinin temelinde yarı iletkenler ve bu devreleri tasarlama kabiliyeti bulunuyor. Şirket, genç mühendislerin tasarım araçlarını kullanmanın yanında, sayısal tasarım, bilgisayar mimarisi, elektronik devreler, sinyal işleme ve doğrulama metodolojilerinin mantığını da öğrenmesi gerektiğini vurguluyor.
ANKASYS, mikroelektroniği sabır, detaylara inme alışkanlığı ve uzun vadeli uzmanlaşma gerektiren bir alan olarak görüyor. Şirket, geliştirilen bir tasarımın gerçek bir sistemde çalıştığını görmenin de bu alanda çalışan mühendisler için önemli bir motivasyon kaynağı olduğuna inanıyor. Bu kapsamda ANKASYS, staj programlarını uzun dönemli olarak kurguluyor. Stajyerlerin kontrollü şekilde devam eden iç projelerin parçası olması, öğrencilikten çalışma hayatına geçişi de yumuşatıyor.
Kaynak: Sanayi Gazetesi ( Özel Haber )


