Reklam

Kocaeli-Belediyesi

ATLAS: Afet sahasındaki “Görünmez güç”

Afet bölgelerindeki karmaşık elektromanyetik yapıyı analiz ederek operasyonel farkındalık sağlayan ATLAS, yazılım tanımlı radyo (SDR) ve sinyal işleme teknolojileriyle modern muharebe sahalarıyla benzerlik gösteren afet ortamlarından anlamlı bilgi üretmeyi hedefliyor. Yıldız Teknopark ekosisteminden beslenen girişim, geliştirdiği bu yetkinlikleri taktik haberleşme, kritik altyapı güvenliği ve geleceğin ağ merkezli harp konseptlerine taşımayı amaçlıyor.
ATLAS: Afet sahasındaki “Görünmez güç” ATLAS: Afet sahasındaki “Görünmez güç”
ATLAS: Afet sahasındaki “Görünmez güç”

Afet bölgelerindeki karmaşık elektromanyetik yapıyı analiz ederek operasyonel farkındalık sağlayan ATLAS, geliştirdiği yazılım tanımlı radyo (SDR) ve sinyal işleme teknolojileriyle savunma sanayiinin “taktik haberleşme” ve “RF tabanlı güvenlik” ihtiyaçlarına odaklanıyor. Afet bölgeleri; altyapısı çökmüş, sinyal kirliliğinin had safhada olduğu ve anlık kararların hayati önem taşıdığı, modern bir muharebe sahası ile teknik açıdan çarpıcı benzerlikler gösterir.

İşte tam bu noktada, “karmaşık sinyal ortam­larından anlamlı bilgi üretme” vizyonuyla yola çıkan ATLAS, afet teknolojilerinde geliştirdiği yetkinlikleri savunma ve güvenlik sektörüne taşıyarak stratejik bir dönüşüme hazırlanıyor. Yazılım Tabanlı Telsiz (SDR) mimarileri, RFSoC teknolojileri ve sensör füzyonu yaklaşımlarıyla donatılan bu sistemler; sadece afetlerde değil, geleceğin ağ merkezli harp konseptleri ve kritik altyapı güvenliği için de önemli bir teknik esneklik sunuyor. Yıldız Teknopark’ın sağladığı güçlü ekosistemden beslenen ATLAS, yerli savunma sanayii paydaşlarıyla kurulacak olası iş birlikleriyle, Türkiye’nin derin teknoloji alanındaki yerli ve milli gücüne yeni bir katman eklemeyi amaçlıyor.

ATLAS’ın temel iddiası, “karmaşık sinyal ortamlarından anlamlı ve ope­rasyonel bilgi üretmek” üzerine kurulu. Afet bölgesindeki elektromanyetik kirlilik veya altyapı çökmesi ile mu­harebe sahasındaki Elektronik Harp (köreltme/aldatma) ortamı birbirine çok benziyor. Geliştirdiğiniz RF ölçüm ve sinyal işleme tekniklerinin askeri taktik sahadaki Elektronik Destek (ED) sistemlerine entegrasyon potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz?

ATLAS doğrudan bir elektronik harp sistemi geliştirmiyor; ancak afet bölgelerinde karşılaştığımız elekt­romanyetik karmaşa, çoklu yansıma, girişim ve altyapı kaybı gibi problemler teknik açıdan modern elektronik destek ortamlarıyla benzerlik taşıyor. Biz SDR tabanlı mimariler, pasif RF algılama ve sensör füzyonu yaklaşımlarıyla karma­şık sinyal ortamlarından operasyonel farkındalık üretmeye odaklanıyoruz. Bu nedenle geliştirdiğimiz know-how’ın gelecekte kritik altyapı güvenliği, taktik haberleşme ve RF tabanlı durumsal farkındalık sistemleriyle teknik kesişim alanları oluşturabileceğini düşünüyoruz. Ayrıca Türkiye’de savunma sanayiinde oluşan mühendislik ekosisteminin, genç dual-use teknoloji girişimlerinin daha fazla desteklenmesiyle daha da güçle­neceğine inanıyoruz.

Afet ve acil durumlarda GNSS/RTK sistemleri ile hassas konumlama ve zaman senkronizas­yonu sağlıyorsunuz. Savunma sanayisi için de PNT (Positioning, Navigation, and Timing) “ol­mazsa olmaz” bir unsurdur. GNSS sinyallerinin kesildiği veya bastırıldığı (Jamming) senar­yolarda, ATLAS’ın “mevcut mobil altyapıların fiziksel sınırlarını anlayan” yaklaşımı alternatif bir konumlama çözümü sunabilir mi?

GNSS’ten bağımsız konumlama teknolojileri hem akademik hem de ticari açıdan hızla büyüyen stratejik bir alan hâline geldi. Özellikle GNSS bastırma (jamming) veya erişim kaybı yaşanan senaryolarda; haberleşme altyapısı, RF çevresel izler ve sensör füzyonu üzerinden alternatif PNT yaklaşımları giderek daha fazla önem kazanı­yor. ATLAS’ta doğrudan bir askeri navigasyon sistemi geliştirmesek de, karmaşık RF ortamlarını analiz eden yaklaşımımızın gelecekte alternatif konumlama ve durumsal farkındalık sistemlerine evrilebileceğini düşünüyoruz. Özellikle 6G ile birlikte gelişen ISAC (Integrated Sensing and Communication), pasif RF algılama, indoor/ outdoor konumlama ve dijital ikiz tabanlı RF haritalama teknolojilerinin önümüzdeki dönemin kritik çalışma alanlarından biri olacağına inanıyo­ruz. Bu alanda hem afet teknolojileri hem de akıllı şehirler, otonom sistemler ve kritik altyapılar için önemli fırsatlar görüyoruz.

Mobil haberleşme sistemleri (LTE/5G) üzerin­deki uzmanlığınız, askeri çevrelerin üzerinde çokça çalıştığı “Taktik 5G Ağları” ve “Ağ Mer­kezli Harp” konseptleriyle doğrudan örtüşüyor. ATLAS, afetler için geliştirdiği bu taktik hücresel haberleşme yeteneğini, askeri üs bölgelerinin iç haberleşmesi veya sınır güvenliği ağlarına nasıl uyarlayabilir?

Mobil haberleşme altyapıları ve özellikle 5G RAN teknolojileri, yalnızca yüksek hızlı iletişim değil; aynı zamanda düşük gecikmeli koordinasyon, sensör entegrasyonu ve çevresel farkındalık açısından da stratejik bir alan hâline geldi. ATLAS kapsamında geliştirdiğimiz yaklaşımda, afet bölgesinde yerel ve bağımsız çalışabilen taşınabi­lir haberleşme düğümleri üzerinden çevredeki RF ortamını analiz ediyor, enkaz içi ve dışı kullanıcı­ları ayırt etmeye yönelik yöntemler geliştiriyoruz. Doğrudan askeri haberleşme sistemi geliştir­mesek de, bu yaklaşımın gelecekte geçici görev ağları, kritik saha haberleşmesi ve altyapıdan bağımsız taktik iletişim senaryolarıyla teknik benzerlik taşıdığını düşünüyoruz. Özellikle Open RAN, SDR ve edge tabanlı mimarilerin; hem sivil hem stratejik kullanım alanlarında önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanacağına inanı­yoruz. Bu nedenle Türkiye’nin Ulak Başta olmak üzere yerli mobil haberleşme ekosisteminin ve bu alandaki mühendislik kapasitesinin gelişmesini kritik görüyoruz.

Geliştirdiğiniz saha veri analizi araçları, askeri karar destek sistemlerine nasıl entegre edile­bilir?

ATLAS kapsamında geliştirdiğimiz saha veri analizi yaklaşımının temel amacı, karmaşık afet ortamlarından hızlı ve operasyonel anlam taşıyan durumsal farkındalık üretmek. Özellikle AFAD ile yaptığımız görüşmelerde; arama kurtarma ekipleri sahaya ulaşmadan önce drone tabanlı hızlı triyaj, enkaz türlerinin sınıflandırılması ve ön­celiklendirme ihtiyacının kritik olduğu vurgulandı. Biz de bu doğrultuda RF verileri, 3B haritalama, görüntü işleme ve sensör çıktılarının coğrafi bilgi sistemleriyle entegre çalıştığı bir yapı üzerine odaklanıyoruz. Buradaki temel yaklaşımımız, mevcut karar destek altyapılarının yerine yeni bir sistem kurmaktan ziyade; operatör verileri, saha sensörleri ve farklı kurumlardan gelen verilerle entegre çalışabilen bir karar destek katmanı oluşturmak. Uzun vadede yapay zekâ destekli analizlerle birlikte bu sistemlerin, saha ekiple­rine önceliklendirme ve operasyon planlaması konusunda daha hızlı ve veri temelli karar desteği sağlayabileceğini düşünüyoruz.

Yıldız Teknopark, telekomünikasyon ve savun­ma sanayii devlerinin bir arada bulunduğu bir ekosistem. Bu ekosistem, ATLAS’ın büyük ölçekli kritik haberleşme projelerine (örneğin Aselsan, Ulak Haberleşme vb. ile olası partnerlikler) akredite olmasında ve kurumsal lojistik destek almasında nasıl bir rol oynuyor?

Yıldız Teknopark ve Yıldız Teknik Üniversitesi ekosistemi, ATLAS’ın yalnızca teknik - akademik olarak değil; aynı zamanda ürünleşme, kurumsal işbirlikleri ve stratejik konumlanma açısından gelişiminde önemli bir rol oynuyor. Projenin giri­şimleşme ve ticarileşme vizyonunda; başta rek­törümüz Prof. Dr. Eyüp Debik ve Teknopark Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammet Garip Hocamız olmak üzere üniversite yönetiminin teşviki bizim için çok motive edici oldu. Bu ekosistem sayesin­de telekomünikasyon, savunma sanayii ve kamu tarafındaki farklı paydaşlarla temas kurma fırsatı elde ettik. Özellikle ULAK Haberleşme’de edinilen saha ve Ar-Ge deneyimi, hücresel haberleşme alt­yapılarının gerçek operasyonel ihtiyaçlarını daha iyi anlamamıza katkı sağladı. Şu anda doğrudan bir kurumsal ortaklığımız bulunmasa da; afet ha­berleşmesi, Open RAN ve kritik altyapı projeleri kapsamında gelecekte ULAK Haberleşme, GSM operatörleri ve savunma sanayii paydaşlarıyla iş birlikleri geliştirebileceğimizi düşünüyoruz. Bu tür ekosistemlerin, genç teknoloji girişimlerinin büyük ölçekli milli projelere entegre olabilmesi açısından kritik olduğuna inanıyoruz.

Geçtiğimiz günlerde duyurulan ASELSAN ve Türk Telekom ortaklığında üretilecek “yerli akıllı telefon” projesinde veya gelecek dönem proje­lerinde yer almayı düşünüyor/istiyor musunuz?

ASELSAN ve Türk Telekom’un yerli akıllı telefon girişimini, yalnızca bir tüketici elektroniği projesi değil; aynı zamanda Türkiye’nin haberleşme, sensör ve mobil ekosistem kabiliyetlerini gelişti­recek stratejik bir adım olarak görüyoruz. ATLAS tarafında doğrudan bir telefon (UE) üretim hede­fimiz bulunmasa da, akıllı telefonları artık yalnızca bir haberleşme cihazı değil; çok sayıda sensör barındıran taşınabilir bir algılama platformu ola­rak değerlendiriyoruz. Özellikle cihazdan cihaza haberleşme (Sidelink), konumlama, çevresel algı­lama ve RF tabanlı sensing alanlarında geliştirdi­ğimiz yaklaşımın; gelecekte bu tür platformlara yazılım veya sensör füzyonu katmanında entegre olabilecek potansiyeli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle indoor/outdoor navigation, acil durum haberleşmesi ve çevresel farkındalık gibi alanlar­da mobil cihazların daha aktif rol oynayacağına inanıyoruz. Bu nedenle projeyi ilgiyle takip ediyor, ilerleyen süreçte oluşabilecek teknik iş birliği alanlarını değerlendirmeyi değerli buluyoruz.

ATLAS’ın orta ve uzun vadeli projeksiyonun­da, afet yönetiminin ötesine geçerek askeri karargahların, enerji santrallerinin veya kritik altyapıların “acil durum haberleşme ve siber/ RF güvenlik kalkanı” olma hedefi var mı? Gelecek 5 yıldaki büyüme stratejinizi nasıl özetlersiniz?

ATLAS’ın orta ve uzun vadeli vizyonu, yalnızca afet teknolojileriyle sınırlı kalmayan; haberleşme, konumlama, RF algılama ve durumsal farkındalık alanlarında stratejik kabiliyetler geliştiren bir teknoloji ekosistemi oluşturmak. Biz bu yolcu­luğun en değerli çıktısının yalnızca ürün değil, yetişen insan kaynağı ve oluşan teknik know-how olduğuna inanıyoruz. Başlangıç noktamız afet yönetimi ve acil durum haberleşmesi olsa da; gelecekte kritik altyapılar, enerji tesisleri, da­yanıklı iletişim sistemleri ve RF tabanlı güvenlik çözümleri gibi alanlarda da çalışmalar yürütmek bizi heyecanlandırıyor. Özellikle savunma sanayii ve stratejik teknolojiler tarafında uzun vadeli hedeflerimiz bulunuyor. Ancak bunu kısa vadeli ticari reflekslerden çok; zamanla derinleşen mühendislik kabiliyeti, doğru iş birlikleri ve sürdürülebilir Ar-Ge kültürüyle oluşacak bir süreç olarak görüyoruz. Önümüzdeki 5 yılda temel hedefimiz; önce afet teknolojilerinde sahada çalışan güvenilir sistemler geliştirmek, ardından bu kabiliyetleri farklı kritik alanlara taşıyabilecek bir derin teknoloji şirketine dönüşmek.

Kaynak: Sanayi Gazetesi (Özel Haber)

Yorum Yap

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir