Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küresel iklim finansmanında trilyonlarca doları bulan açığa işaret ederek Türkiye’nin COP31 sürecinde devreye alacağı “İklim Uygulama Köprüsü” girişimini duyurdu. Şimşek, bu modelle ülkelerin iklim hedeflerinin yatırım yapılabilir projelere dönüştürülmesinin amaçlandığını belirterek, projeler ile finansman kaynakları arasındaki temel boşluğun kapatılacağını ifade etti.
Şimşek, küresel iklim gündeminde son 10 yılda belirgin bir dönüşüm yaşandığını belirterek, artık temel önceliğin verilen taahhütlerin hayata geçirilmesi olduğunu ifade etti.
COP31’de finansman vurgusu
Şimşek, Türkiye’nin bu yıl başkanlığını üstlendiği Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’ndaki (COP31) önceliğinin net olduğunu belirtti.
"Artık bu planların uygulanmasını hızlandırmamız gerekiyor. Bunun yolu da büyük ölçüde finansmandan geçiyor. Yeterli sermayeyi zamanında harekete geçirerek insanlar için somut sonuçlar üretecek yatırımlara yönlendirmemiz asıl mesele. Dünyadaki iklim kaynaklı zararların sadece dörtte biri sigorta kapsamında karşılanabiliyor. Geriye kalan yük hane halkları, işletmeler ve kamu maliyesinin omuzlarına biniyor. Bu nedenle iklim direncini sağlamak sadece çevresel bir hedef değil, toplumları iklim kaynaklı afetlere karşı korumanın bir aracı."
Şimşek’ten iklim finansmanı açığına dikkat
Şimşek, iklim şoklarına karşı dayanıklı bir ekonomi inşa etmenin daha etkin su yönetimi, iklim dostu tarım uygulamaları, sürdürülebilir arazi kullanımı, güçlü altyapı ve sağlıklı ekosistemlere yatırım yapılmasıyla mümkün olduğunu belirtti. Bu alanlara yönelen yatırımları “doğru yatırımlar” olarak nitelendiren Şimşek, iklim direncinin yalnızca çevre politikası değil, aynı zamanda güçlü bir ekonomi politikası olduğunu vurguladı.
"Ancak iklim direnci hala iklim gündeminin en yetersiz finanse edilen alanlarından biri. Finansman açığı çok yüksek. Dünya çapında iklim hedeflerine ulaşabilmek için 2030'a kadar yıllık 6,3-6,7 trilyon dolar yatırım gerekli ama bugünkü toplam iklim finansmanı 2 trilyon doları ancak buluyor. Finansman açığı gelişmekte olan ülkeler için çok daha fazla. Çin haricindeki gelişmekte olan ülkelerin finansman ihtiyacı yıllık yaklaşık 2,4 trilyon dolar seviyesinde ama bu ülkeler halihazırda bu miktarın ancak onda biri kadar finansmana erişebiliyor. Buradaki sorun sermaye yetersizliği değil, iklim önceliklerini yatırım yapılabilir fırsatlara dönüştürebilmek. Finansman bulamayan, yeterince hazırlanmamış çok sayıda proje bulunmasına karşılık cazip getiri arayan büyük miktarda sermaye de var."
Buradaki eksiğin, her iki tarafı buluşturacak bir köprü olduğunu belirten Şimşek, "Türkiye'nin COP31 kapsamındaki öncü girişimlerinden biri olan İklim Uygulama Köprüsü bu boşluğu doldurmayı hedefliyor. Hedefimiz, ülkelerin iklim planlarını yatırım yapılabilir projelere dönüştürmelerine, finansman ihtiyaçlarını ise bankalar ve yatırımcılar açısından finanse edilebilir proje havuzlarına çevirmelerine yardımcı olmak. Amacımız yeni bir platform veya kurum oluşturmak değil, mevcut ekosistemde işbirliğini güçlendirmek ve finansmanın en fazla ihtiyaç duyulan alanlara daha etkin şekilde ulaşmasını sağlamak." şeklinde konuştu.
Şimşek, bunun başarılabilmesi için iklim şoklarına karşı dayanıklılığı artıracak politikaların ekonomi politikalarının merkezine yerleşmesi gerektiğini vurguladı.
İşbirliği çağrısı
Şimşek, uygun koşulların oluşturulması halinde kurumların harekete geçirilmesinin ve özel sektörün uzun vadeli yatırımlara yönlendirilmesinin daha kolay olacağını belirtti.
İklim direnci finansmanında önemli bir rol oynayan çok taraflı kalkınma bankalarının finansman açığını tek başına kapatamayacağını ifade eden Şimşek, ihracat kredi kuruluşları, kredi derecelendirme kuruluşları, düzenleyici kurumlar ve yerel finans kuruluşlarının sürece daha aktif katılması gerektiğini vurguladı.
Şimşek, bu alanda daha geniş kapsamlı bir işbirliğine ihtiyaç bulunduğunu dile getirdi.
