ABD ile İran arasındaki çatışmaların yeniden alevlenmesi, küresel piyasalardaki risk algısını artırdı. Jeopolitik gerilimin etkisiyle petrol fiyatları yeniden 100 dolar seviyesinin üzerine çıkarken, enerji maliyetlerindeki yükselişin dünya genelinde enflasyonist baskıları güçlendirebileceği değerlendiriliyor. Yatırımcıların odağında ise bu hafta ABD Merkez Bankası (Fed), İngiltere Merkez Bankası (BoE) ve Japonya Merkez Bankası (BoJ) tarafından açıklanacak faiz kararları bulunuyor.
Piyasaların gözü Fed’in faiz kararı ve Warsh’un mesajlarında
Küresel finans sisteminin en etkili aktörlerinden biri olan ABD Merkez Bankasının (Fed) çarşamba günü açıklayacağı para politikası kararı, piyasaların bu haftaki ana gündemini oluşturuyor.
Para piyasalarındaki fiyatlamalar, Fed’in politika faizini mevcut seviyesinde tutma olasılığının yüzde 66 olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte, bankanın yıl sonuna kadar en az bir kez faiz artırımına gidebileceğine ilişkin beklentiler de korunuyor. Petrol fiyatlarında yaşanan yükselişin enflasyon üzerindeki riskleri artırması, faiz artışı ihtimalini destekleyen başlıca gelişmeler arasında gösteriliyor.
Faiz kararının yanı sıra Fed Başkanı Kevin Warsh’un toplantı sonrasında vereceği mesajlar da yatırımcılar tarafından yakından izlenecek. Piyasalar, Warsh’un açıklamalarında bankanın eylül, ekim ve aralık aylarındaki toplantılarda atabileceği adımlara ilişkin işaretler arayacak.
Fed Başkanı sıfatıyla ilk kez kameraların karşısına geçtiği toplantıda geleceğe yönelik net bir yönlendirme yapmaktan kaçınan Warsh, konuşmasında “fiyat istikrarı” vurgusunu birçok kez yinelemişti. Warsh ayrıca, Fed’in fiyat istikrarı hedefine ulaşabilecek kapasiteye ve kararlılığa sahip olduğunu belirterek, bankanın bu doğrultuda hareket edeceğini ifade etmişti.
ECB’nin ardından gözler BoE’ye çevrildi
Orta Doğu’daki gelişmelerin enerji fiyatları ve enflasyon görünümü üzerindeki etkileri, Avrupa merkez bankalarının para politikası kararlarında belirleyici olmaya devam ediyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB), geçen hafta gerçekleştirdiği toplantıda üç temel politika faizini piyasa beklentilerine paralel olarak değiştirmedi.
Kararın ardından açıklamalarda bulunan ECB Başkanı Christine Lagarde, Orta Doğu’daki savaşın yol açtığı enerji şokunun enflasyon üzerindeki etkilerinin henüz bütünüyle görülmediğine dikkati çekti.
ECB’nin önceden belirlenmiş bir faiz patikasına bağlı olmadığını vurgulayan Lagarde, gelecek dönemde alınacak kararların ekonomik ve finansal veriler doğrultusunda şekilleneceğini belirtti. Lagarde, enflasyon görünümü ve buna ilişkin risklerin yanı sıra temel fiyat dinamikleri ile para politikasının ekonomiye aktarım gücünün de değerlendirmelerde dikkate alınacağını ifade etti.
ECB’nin faiz kararının ardından piyasaların odağı, perşembe günü toplantı sonucunu duyuracak İngiltere Merkez Bankasına (BoE) yöneldi. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda BoE’nin politika faizini bu toplantıda sabit tutacağına kesin gözüyle bakılıyor. Buna karşın bankanın yıl sonuna kadar en az bir faiz artırımına gidebileceği öngörülüyor.
İngiltere’de para politikası gündeminin yanı sıra yeni hükümetin ekonomi yaklaşımı da yakından takip ediliyor. Başbakanlık görevine başlayan Andy Burnham, devletin ekonomideki rolünü güçlendirmeyi amaçlayan yeni bir büyüme modeli benimsemeyi hedefliyor. Burnham’ın ekonomi programında karar alma yetkisinin bölgelere dağıtılması, yeniden sanayileşmenin hızlandırılması ve kamu politikaları aracılığıyla yerli üretimin desteklenmesi öne çıkıyor.
Japonya’da enflasyon ve zayıf Yen BoJ üzerindeki baskıyı artırıyor
Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerin enerji maliyetleri üzerinden Asya ekonomilerine yansıması, Japonya’da enflasyon ve faiz görünümüne ilişkin beklentilerin şahin tarafta kalmasına yol açıyor.
Ülkede yıllık enflasyon haziran ayında yüzde 1,7’ye yükselerek son altı ayın en yüksek düzeyine ulaştı. Çekirdek enflasyonda görülen hızlanma ise artan enerji maliyetlerinin ekonominin diğer alanlarına yayılmayı sürdürdüğüne işaret etti.
Japonya Merkez Bankası (BoJ), haziran toplantısında politika faizini piyasa beklentileri doğrultusunda yüzde 1’e çıkararak 31 yılın en yüksek seviyesine taşımıştı. Bankanın cuma günü açıklayacağı yeni para politikası kararında ise temkinli bir yaklaşım benimsemesi bekleniyor. Para piyasalarındaki fiyatlamalar, BoJ’un yıl sonuna kadar bir faiz artırımına daha gidebileceğini gösteriyor.
Döviz piyasasındaki hareketlilik de Japon ekonomi yönetiminin üzerindeki baskıyı artırıyor. Doların yen karşısında son 40 yılın en yüksek seviyelerinde seyretmesi, politika yapıcıların karar sürecini zorlaştırıyor. Geçen hafta 164 seviyesine yaklaşan dolar/yen paritesi, Japon yetkililerin döviz piyasasına müdahale edebileceğine yönelik beklentilerin gündemde kalmasına neden oluyor.
Bu görünüm altında, küresel merkez bankalarının hafta boyunca açıklayacağı kararlar piyasalar tarafından yakından takip edilecek. Analistler, yalnızca alınacak kararların değil, karar metinlerinde ve merkez bankası başkanlarının açıklamalarında tercih edilecek ifadelerin de varlık fiyatlarının yönü üzerinde belirleyici olabileceğini kaydediyor.
