Avrupa Merkez Bankasının para politikasına ilişkin beklentiler, Orta Doğu’da yeniden tırmanan çatışmaların ardından değişmeye başladı. Yunanistan Merkez Bankası Başkanı ve ECB Yönetim Konseyi Üyesi Yannis Stournaras, artan enerji maliyetlerinin enflasyon görünümü üzerindeki baskıyı güçlendirdiğini söyledi.
Stournaras, ABD ile İran arasındaki çatışmaların yeniden başlamasının enflasyonla mücadelede elde edilen ilerlemeyi riske attığını belirterek, ECB’nin süreci adeta baştan değerlendirmek zorunda kaldığını ifade etti.
Bölgede artan belirsizlik ve enerji fiyatlarındaki yükseliş, Avrupa’da enflasyonun yeniden hızlanabileceğine yönelik endişeleri artırırken, ECB’nin faiz politikasına ilişkin beklentileri de değiştirdi.
Ateşkes döneminde zayıflayan faiz artışı ihtimali, son gelişmelerin ardından yeniden güç kazandı. Piyasalarda, ECB’nin 22-23 Temmuz tarihlerinde gerçekleştireceği toplantı öncesinde faiz artırımı olasılığı yeniden fiyatlanmaya başladı.
ECB’de faiz artışı beklentisi güçlendi
Yatırımcılar, Avrupa Merkez Bankasının önümüzdeki bir yıllık dönemde iki kez daha faiz artışına gidebileceğini öngörüyor.
ABD ile İran arasında sağlanan ateşkes, enerji piyasalarında hızlı bir rahatlama yaratmış ve fiyatların kısa sürede geri çekilmesini sağlamıştı. Bu tablo, Avrupa Merkez Bankasının temmuz toplantısında yeni bir faiz artışına gitme olasılığını da zayıflatmıştı.
Ancak çatışmaların yeniden başlamasıyla birlikte petrol ve doğal gaz piyasalarında risk primi yeniden yükseldi. Enerji fiyatlarında görülebilecek kalıcı artışın, Euro Bölgesi’nde hem tüketici enflasyonu hem de şirketlerin maliyetleri üzerinde ilave baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Enerji baskısı ECB’yi harekete geçirdi
Enerji ihtiyacının önemli bölümünü ithalat yoluyla karşılayan Avrupa ekonomisi, petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükselişten doğrudan etkileniyor. Artan enerji maliyetleri üretim giderlerini büyütürken, hane halklarının satın alma gücünü ve harcanabilir gelirini de aşağı çekebilir.
Yannis Stournaras, mevcut belirsizlik ortamının enflasyon tahminlerine yönelik güveni azalttığını belirtti. Bu nedenle ECB’nin para politikası kararlarının, jeopolitik gelişmelere ve enerji piyasalarındaki kısa vadeli dalgalanmalara daha hassas hale geldiği ifade ediliyor.
Avrupa Merkez Bankası Yönetim Konseyi, 10-11 Haziran tarihlerinde gerçekleştirdiği toplantıda üç temel politika faizinde 25 baz puanlık artışa gitti. ECB, sıkılaştırma kararında Orta Doğu’daki çatışmaların enerji fiyatları ve enflasyon üzerindeki etkisinin belirleyici olduğunu bildirdi.
Kararla birlikte mevduat faizi yüzde 2,25 seviyesine çıkarıldı. Ana refinansman işlemleri faizi yüzde 2,40’a, marjinal borç verme faizi ise yüzde 2,65’e yükseltildi.
Güncellenen faiz oranları 17 Haziran itibarıyla uygulanmaya başlandı. Banka, bundan sonraki para politikası adımlarının ekonomik veriler, enflasyon görünümü ve finansal koşullar doğrultusunda toplantı bazında belirleneceğini vurguladı.
Haziran ayında alınan karar, enerji kaynaklı enflasyon risklerine karşı büyük merkez bankaları tarafından atılan ilk sıkılaştırma adımlarından biri olarak değerlendirildi. ECB Yönetim Konseyi, enflasyonun orta vadede yüzde 2’lik hedefe kalıcı biçimde dönmesini sağlamayı amaçlıyor.
Yeni faiz artışları gündemde
Avrupa Merkez Bankasının haziran toplantısına ilişkin tutanaklar, Euro Bölgesi’nde enflasyonun 2027 yılının ilk yarısına kadar yüzde 2’lik hedefin üzerinde seyredebilme riskinin korunduğunu ortaya koydu. Faiz görünümüne yaklaşık üç adet 25 baz puanlık artışın yansıtılmasına rağmen, fiyat baskılarının güçlü kalabileceği değerlendirildi.
ECB, manşet enflasyonun yaz aylarında yeniden ivme kazanmasını bekliyor. Özellikle enerji fiyatlarındaki yükselişin kalıcı hale gelmesi durumunda, mevcut enflasyon tahminlerinin yukarı yönlü revize edilebileceği belirtiliyor.
Yönetim Konseyi üyeleri, haziran toplantısında para politikasının bundan sonraki seyrine yönelik net bir yönlendirme yapmaktan kaçındı. Banka, alınan faiz artışı kararının yeni bir sıkılaştırma döngüsünün başlangıcı ya da yalnızca tek seferlik bir adım olarak algılanmasını istemedi.
ECB’nin temkinli iletişim stratejisi, Orta Doğu’daki gelişmelerin farklı senaryolara evrilmesi halinde bankaya politika alanı sağlıyor. Ancak çatışmaların uzun sürmesi ve enerji maliyetlerinin yüksek kalması, yeni faiz artışlarının daha uzun süre gündemde tutulmasına yol açabilir.
ECB’nin odağında kalıcı enflasyon ve ikinci tur etkiler var
Avrupa Merkez Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Isabel Schnabel, enerji fiyatlarında daha önce yaşanan düşüşe rağmen Euro Bölgesi ekonomisinin savaş öncesindeki koşullara henüz dönmediğini ifade etmişti. Schnabel, çekirdek enflasyondaki katılığın ve tedarik kaynaklı baskıların devam ettiğine dikkat çekmişti.
Doğal gaz fiyatları, savaş öncesi dönemdeki seviyelerin yaklaşık yüzde 40 üzerinde seyretmeyi sürdürürken, rafineri kâr marjlarının da aynı döneme kıyasla yaklaşık iki katına çıktığı belirtiliyor.
Boru hatlarında yaşanan sorunlar ve tedarik zincirlerindeki aksamalar da fiyat görünümü üzerindeki belirsizliği artırıyor. Avrupa’da etkili olan sıcak hava dalgası ile Super El Niño ihtimali ise önümüzdeki dönemde gıda fiyatları üzerinde ilave baskı oluşabileceğine işaret ediyor.
ECB açısından asıl risk, enerji ve gıda dışındaki fiyat artışlarının kalıcı hale gelmesi olarak öne çıkıyor. Banka, ücretlerdeki yükselişin ve şirketlerin fiyatlama davranışlarının enflasyon üzerinde ikinci tur etkiler yaratıp yaratmadığını yakından takip edecek.
Enflasyonla mücadele büyümeyi baskılayabilir
Avrupa Merkez Bankası, arz kaynaklı fiyat baskılarına faiz artışlarıyla karşılık verirken Euro Bölgesi ekonomisindeki büyüme görünümünü de dikkate almak zorunda kalıyor. Para politikasındaki sıkılaşmanın kredi talebini azaltabileceği, şirketlerin yatırım kararlarını erteleyebileceği ve hane halkı tüketimini sınırlandırabileceği değerlendiriliyor.
Enerji maliyetlerindeki yükseliş de ekonomik faaliyet üzerinde ilave baskı oluşturuyor. Şirketlerin artan giderlerini ürün fiyatlarına yansıtması halinde enflasyonun hızlanabileceği, buna karşılık satın alma gücündeki kayıpla birlikte talebin zayıflayabileceği belirtiliyor.
Bu tablo, yüksek enflasyon ile düşük büyümenin aynı anda yaşandığı stagflasyon riskini ECB’nin gündeminde üst sıralara taşıyor. Banka, fiyat istikrarını sağlamaya çalışırken ekonomide beklenenden daha sert bir daralmaya neden olmamayı hedefliyor.
Faiz artışlarının Euro Bölgesi ülkeleri üzerindeki etkisinin ise aynı ölçüde gerçekleşmesi beklenmiyor. Kamu ve özel sektör borçluluğunun yüksek olduğu ekonomiler ile değişken faizli kredi kullanımının yaygınlaştığı ülkeler, parasal sıkılaşmanın sonuçlarını daha kısa sürede hissedebilir.
ECB’nin temmuz toplantısında gözler faiz mesajlarına çevrildi
Avrupa Merkez Bankası Yönetim Konseyi, bir sonraki para politikası toplantısını 22-23 Temmuz tarihlerinde Frankfurt’ta gerçekleştirecek. Bankanın faiz kararı ve para politikasına ilişkin değerlendirmeleri, 23 Temmuz’daki toplantının ardından kamuoyuyla paylaşılacak.
ABD ile İran arasındaki ateşkes sürecinde enerji fiyatlarının gerilemesi, temmuz ayında yeni bir faiz artışına gidilme olasılığını azaltmıştı. Ancak çatışmaların yeniden başlaması ve petrol ile doğal gaz fiyatlarında yükseliş yaşanması, kısa vadeli faiz artışı beklentilerinin yeniden güçlenmesine neden olabilir.
Yatırımcıların odağında yalnızca faiz kararı değil, ECB’nin yayımlayacağı açıklama metni de yer alacak. Enerji maliyetleri, çekirdek enflasyon, ücret gelişmeleri ve ekonomik büyümeye ilişkin değerlendirmeler, bankanın bundan sonraki adımlarına yönelik önemli ipuçları sunacak.
Eylül ayında açıklanacak güncel ekonomik tahminler de para politikasının seyri açısından kritik önem taşıyor. Enflasyon ve büyüme beklentilerinde yapılabilecek değişikliklerin, ECB’nin yılın geri kalanında izleyeceği faiz patikasını belirlemesi bekleniyor.
ECB’nin sıkı para politikası Türkiye’nin finansman ve ihracat görünümünü etkileyebilir
Avrupa Merkez Bankasının faizleri uzun süre yüksek seviyelerde tutması, Türkiye’nin Euro üzerinden sağladığı dış finansmanın maliyetini artırabilir. Bu süreçte bankalar ve reel sektör şirketleri, uluslararası piyasalarda daha pahalı borçlanma koşullarıyla karşı karşıya kalabilir.
Euro Bölgesi’nde devam eden parasal sıkılaşmanın, Türkiye’nin en önemli ihracat pazarlarındaki iç talebi de baskılaması bekleniyor. Avrupa’da tüketim ve yatırım harcamalarının zayıflaması, özellikle ihracata dayalı sektörlerin yeni siparişlerinde yavaşlamaya yol açabilir.
Buna karşılık yüksek faiz ortamının Euro’yu desteklemesi, gelirlerinin önemli bölümünü Euro cinsinden elde eden Türk ihracatçıları açısından kur kaynaklı bir avantaj oluşturabilir. Euro’daki değer kazancı, ihracat gelirlerinin Türk lirası karşılığını artırabilir.
Ancak küresel risk iştahında yaşanabilecek bozulma, gelişmekte olan ülkelere yönelen sermaye akımlarını sınırlayabilir. Bu nedenle Türkiye piyasalarında ECB’nin faiz kararı, enerji fiyatlarının seyri ve Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelerin birlikte takip edilmesi bekleniyor.
ECB’nin temmuz kararında enerji fiyatları kritik rol oynayacak
Avrupa Merkez Bankasının faiz politikasında petrol ve doğal gaz fiyatlarının seyri belirleyici unsurlardan biri olmayı sürdürecek. Enerji maliyetlerindeki yükselişin kalıcı hale gelmesi, bankanın enflasyon beklentilerini yeniden yukarı yönlü güncellemesine neden olabilir.
Orta Doğu’daki çatışmaların kontrol altına alınması ve enerji fiyatlarının gerilemesi durumunda ise ECB’nin temmuz toplantısında faizleri değiştirmeden beklemeyi tercih etme ihtimali güçlenebilir. Yönetim Konseyinin kararını tek bir veriye ya da gelişmeye dayandırmak yerine ekonomik görünümün tamamını değerlendirmesi bekleniyor.
Piyasalar, 22-23 Temmuz tarihlerindeki toplantıya kadar enflasyon, ücret artışları, büyüme göstergeleri ve enerji piyasalarındaki hareketleri yakından izleyecek. Orta Doğu’daki gerilimin nasıl şekilleneceği ise ECB’nin önümüzdeki dönemde izleyeceği faiz patikası açısından başlıca dış risklerden biri olacak.
