Dr. Cihan YALÇIN
SRG Mühendislik Danışmanlık Ltd Şti, Kurucu Genel Müdür
Son yıllarda yayımlanan uluslararası çalışmalar incelendiğinde, dijital ikizlerin teknik yönü üzerine önemli ilerlemeler sağlandığı görülmektedir. Sensör teknolojileri gelişiyor, yapay zekâ modelleri daha isabetli tahminler üretiyor ve üretim hatlarından anlık veri toplanabiliyor. Buna rağmen birçok araştırma, uygulamaya alınan dijital ikizlerin zaman içinde fiziksel sistemden uzaklaştığını, veri akışının zayıfladığını ve karar destek özelliğini kaybettiğini göstermektedir. Başka bir ifadeyle, sanayide yeni tartışılması gereken konu dijital ikiz kurmak değil, dijital ikizi yaşatmaktır.
Aslında bu durum sanayi için yeni değildir. Bir fabrikanın makineleri düzenli bakım yapılmadığında nasıl performans kaybediyorsa, dijital modeli de aynı şekilde bakım ister. Yeni bir sensör eklendiğinde, üretim hattı yenilendiğinde, ERP sistemi değiştirildiğinde veya farklı bir yazılıma geçildiğinde dijital ikizin de aynı hızda güncellenmesi gerekir. Aksi hâlde, fiziksel dünya ile dijital dünya arasındaki mesafe giderek açılır. Bir süre sonra ekranda görülen model fabrikanın gerçeğini temsil etmekten uzaklaşır.
Dünyadaki başarılı uygulamaların ortak noktası tam da burada ortaya çıkmaktadır. Almanya'da dijital ikiz projeleri yalnızca otomasyon yatırımı olarak değil, üretim yaşam döngüsünün ayrılmaz bir parçası olarak da ele alınmaktadır. Singapur'da akıllı üretim projelerinde dijital modellerin işletme süreçleriyle birlikte sürekli güncellenmesi esas alınmaktadır. Japonya'da bakım odaklı üretim kültürü, dijital sistemlere de aynı disiplinin uygulanmasını sağlamaktadır. Son dönemde Avrupa Birliği'nde geliştirilen veri paylaşım mimarileri ve açık standartlar, farklı yazılımların aynı dili konuşmasını sağlayarak dijital ikizlerin uzun ömürlü olmasını hedeflemektedir. Bu örneklerin ortak mesajı açıktır: Dijital ikiz bir yazılım projesi değil, kurumsal bir yönetim sistemidir.
Türkiye'de ise dijital dönüşüm yatırımları giderek artmaktadır. Özellikle organize sanayi bölgelerinde, büyük ölçekli işletmelerde ve teknoloji yoğun üretim yapan firmalarda dijital ikiz uygulamalarına yönelik ilgi dikkat çekmektedir. Ancak burada önemli bir risk vardır. Proje tamamlandıktan sonra dijital modelin kimin sorumluluğunda olacağı, hangi verilerle besleneceği, ne sıklıkla doğrulanacağı ve değişen üretim koşullarına nasıl uyarlanacağı çoğu zaman başlangıçta planlanmaz. Sonuç olarak, ilk yıllarda başarılı görünen birçok uygulama zamanla yalnızca bir görsel gösterge paneline dönüşebilmektedir.
Bana göre bundan sonraki dönemde sanayinin ihtiyaç duyacağı yaklaşım "Yaşayan Dijital İkiz Yönetim Modeli" olacaktır. Bu modelin temelinde teknoloji değil, süreklilik vardır. Dijital ikizin de tıpkı fiziksel bir varlık gibi sahibi, bakım planı, güncelleme takvimi, performans göstergeleri ve yaşam döngüsü bulunmalıdır. Bir makinenin bakım geçmişi nasıl kayıt altına alınıyorsa, dijital modelin geçirdiği her değişiklik de aynı titizlikle izlenmelidir. Çünkü güvenilir kararlar ancak güvenilir modeller üzerine kurulabilir.
Önümüzdeki yıllarda yapay zekâ ajanlarının üretim süreçlerine daha fazla dâhil olacağı öngörülmektedir. Arızaları tahmin eden, bakım planlayan, enerji tüketimini optimize eden ve üretim senaryoları geliştiren sistemler artık laboratuvar ortamından çıkıp gerçek fabrikalara girmeye başlamıştır. Ancak yapay zekânın başarısı da doğrudan beslendiği dijital ikizin kalitesine bağlıdır. Güncelliğini kaybetmiş bir model üzerine inşa edilen yapay zekâ, doğru görünen ama yanlış kararlar üretebilir. Bu nedenle gelecekte rekabet avantajı, en gelişmiş yapay zekâyı kullanan işletmelerde değil, dijital bilgi altyapısını sürekli güncel tutabilen işletmelerde oluşacaktır.
Burada gözden kaçırılmaması gereken bir başka konu da kurumsal hafızadır. Dijital ikiz yalnızca sensör verilerini değil, işletmenin yıllar içinde oluşturduğu teknik bilgi birikimini de içermelidir. Bakım ekiplerinin deneyimleri, üretim süreçlerinde edinilen kazanımlar, geçmiş arıza kayıtları ve uygulanan çözümler sistemin yaşayan hafızasının bir parçası hâline gelmelidir. İnsan bilgisi ile dijital bilgi birbirini tamamladığında, dijital ikiz gerçek anlamda öğrenen bir yapıya dönüşebilir.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: Bir fabrikanın dijital ikizi gerçekten yaşıyor mu, yoksa yalnızca kurulduğu günün fotoğrafını mı göstermektedir?
Sanayide dijital dönüşümün başarısı, bundan sonra kurulacak yeni sistemlerin sayısıyla değil, mevcut sistemlerin ne kadar sürdürülebilir biçimde yönetildiğiyle ölçülecektir. Dijital ikizi bir yatırım kalemi olarak görmek yerine, yaşayan bir kurumsal varlık olarak değerlendiren işletmeler yalnızca bugünün üretim sorunlarını çözmeyecek; değişen teknolojiye daha hızlı uyum sağlayan, daha dirençli ve daha rekabetçi bir üretim yapısı da oluşturacaktır.
Sanayinin geleceğinde asıl rekabet, en fazla dijital ikize sahip olmakla değil, dijital ikizini en uzun süre gerçeğiyle birlikte yaşatabilmekle belirlenecektir. Bence yeni nesil sanayi yönetiminin en önemli başlıklarından biri de tam olarak burada başlayacaktır.
Kaynak: Haber Merkezi
