ABD/İsrail ile İran arasındaki savaşın küresel ekonomi üzerindeki baskısı devam ederken merkez bankaları da para politikası kararlarını artan jeopolitik riskleri dikkate alarak şekillendiriyor.
Bölgede çatışmaların yeniden şiddetlenmesiyle yükselişe geçen petrol fiyatları, Avro Bölgesi’nde enerji maliyetlerinin tekrar artabileceğine yönelik endişeleri güçlendirdi. Enerji fiyatlarındaki yükselişin ulaştırma, üretim ve hizmet sektörleri aracılığıyla tüketici fiyatlarına yansıma ihtimali, Avrupa Merkez Bankasının (ECB) enflasyonla mücadelenin sona erdiğini açıklamasını güçleştiriyor.
Savaşın enerji faturası ECB’nin faiz rotasını değiştiriyor
Orta Doğu’da devam eden çatışmaların enerji fiyatlarını yükselterek enflasyon baskısını yeniden artırması, Avrupa Merkez Bankasının (ECB) para politikasında daha temkinli bir tutum benimseyeceği beklentisini güçlendirdi.
Piyasalarda bankanın perşembe günkü toplantısında politika faizlerini mevcut seviyelerde sabit tutacağı öngörülüyor. Bununla birlikte, bir sonraki toplantıda faiz artırımına gidileceğine yönelik beklentiler güç kazanırken ECB’nin karar metninde “verilere bağlı” ve “toplantıdan toplantıya” ilerleyen yaklaşımını sürdürmesi bekleniyor.
Faiz kararının ardından ECB Başkanı Christine Lagarde’ın enflasyon görünümü, enerji maliyetleri ve jeopolitik gelişmelere ilişkin vereceği mesajlar da Avrupa piyasalarının kısa vadeli seyri açısından yakından izlenecek.
Özellikle savaşın yol açtığı maliyet artışlarının geçici mi yoksa kalıcı mı değerlendirildiğine dair açıklamalar, bankanın gelecek dönemde izleyeceği faiz politikasına yönelik beklentiler üzerinde belirleyici olacak.
Rabobank’tan ECB için faiz artışı tahmini
Rabobank Kıdemli Makrostratejisti Bas van Geffen, ABD ile İran arasındaki ateşkesin sona ermesinin ECB’ye yönelik daha ılımlı para politikası senaryosunun gerçekleşme ihtimalini zayıflattığını söyledi. Bununla birlikte Geffen, enerji fiyatlarının yeniden ECB’nin temel tahminleriyle büyük ölçüde uyumlu seviyelere döndüğüne işaret etti.
Orta Doğu’da artan belirsizliğin yılın ikinci yarısına ilişkin faiz artışı beklentilerini tekrar gündeme taşıdığını belirten Geffen, "Christine Lagarde, bu durumun enflasyon risklerini yeniden yukarı yönlü etkileyebileceğini belirtebilir ancak bunun acil bir politika müdahalesini gerektirdiğini düşünmüyoruz. Bir faiz artışı daha öngörüyoruz ancak eylül ayının bu artış için daha olası bir zaman olduğunu düşünüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Geffen, İran savaşının yeniden tırmanmasının yukarı yönlü enflasyon risklerine yeni bir ivme kazandırdığını dile getirdi. Bu durumun temmuz toplantısında bankanın "şahin" üyelerinden bazılarına bir faiz artırımı daha yapılması için cesaret verebileceğini söyleyen Geffen, çoğu politika yapıcının tekrar faiz artırımı yapmak için acele etmeyeceği öngörüsünde bulundu.
Geffen, enerji fiyatlarındaki artışın yanı sıra ABD ve İran arasında Mutabakat Zaptı'nın çöküşünün de yeniden alevlenen çatışmanın süresi ve kapsamı konusunda yeni bir belirsizlik oluşturduğunu vurguladı.
Bu belirsizliğin tüketici güveni yoluyla hem enflasyon hem de büyüme üzerinde sabit olmayan etkilere yol açabileceğini kaydeden Geffen, "Daha şahin bir tutum sergileyen bazı politika yapıcılar, Orta Doğu’daki gerginliğin artmasının bir faiz artışı daha gerektirdiğini savunabilir. Ancak şu anda bu görüşün geniş bir destek bulma ihtimalinin düşük olduğunu düşünüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Eylülde faiz artışı, 2027’de indirim
ABN AMRO Hollanda ve Avro Bölgesi Kıdemli Ekonomisti Jan-Paul van de Kerke, "Haziran toplantısında faiz artırımının ardından, ECB'nin eylül ayında faiz oranlarını tekrar artırarak mevduat faizini yüzde 2,50'ye çıkarmasını bekliyoruz." ifadesini kullandı.
Eylülde olması beklenen bu faiz artırım kararının enflasyon beklentilerini istikrarlı tutmak için olacağını belirten Kerke, enerji fiyatlarındaki düşüşlere rağmen çekirdek enflasyonun yüksek kalmasının beklendiğini ifade etti.
Kerke, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Ancak nihayetinde, ikincil etkilerinin kontrol altına alınacağını ve 2027 başlarında ECB'nin enflasyon görünümüne yeterince güvenerek faiz oranlarını kademeli olarak nötr politika ayarı tahminine geri getireceğini bekliyoruz. 2027'nin ikinci ve üçüncü çeyreklerinde birer faiz indirimi bekliyoruz ve bu indirimin de mevduat faiz oranının tekrar yüzde 2'ye düşürülmesi yoluyla yapılmasını öngörüyoruz."
