TSSK, savunma ve havacılık sektöründe yerli üretimin artırılmasından nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesine kadar kritik bir köprü görevi üstleniyor. KOBİ’lerin ve start-up’ların ana yüklenicilerle bağlarını güçlendirmeyi hedeflediklerini belirten TSSK Yönetimi, yüksek teknoloji odaklı Ar-Ge yatırımlarının ve derinleşen tedarik zincirinin Türkiye’nin küresel rekabet gücündeki yerini perçinlediğini vurguluyor.
Savunma ve güvenlik teknolojilerinde yerli üretimin artırılması açısından TSSK’nın katkılarını nasıl değerlendirirsiniz? TSSK’nın kamu kurumları ve özellikle savunma sanayii ekosistemi ile ilişkileri nasıl ilerliyor?
Sektörde yerli üretimin artırılması açısından, TSSK olarak temel hedefimiz, savunma sanayii ekosisteminde faaliyet gösteren ve bu alanda arge faaliyetleri yürüten teknokentlerde yer alan KOBİ’lerin ana yüklenicilerle daha güçlü bağlar kurmasını ve tedarik zincirine daha etkin şekilde dahil olmasını sağlamak.
Kümelenme bünyesinde yürüttüğümüz faaliyetlerde özellikle firmalar arası iş birliklerini artırmaya odaklanıyoruz. Ana yüklenici firmalarla düzenlenen B2B görüşmeleri, proje pazarları ve sektörel etkinlikler sayesinde üyelerimizin doğrudan doğruya proje grupları, sistem mühendisleri ve karar mercileri ile bir araya gelmesine ve yetkinliklerini anlatmasına imkan sağlıyoruz. Bu tür platformlar KOBİ’lerin savunma sanayii projelerinde daha fazla yer alabilmesi açısından oldukça değerli.
Bununla birlikte özellikle uluslararası iş birlikleri ve sektörel etkinlikler aracılığıyla firmalarımızın hem yurt içi satış hem de ihracat potansiyelini artırmayı hedefliyoruz. Savunma sanayii ekosisteminde güçlü bir tedarik zinciri oluşturabilmek için KOBİ’lerin yetkinliklerini görünür kılmak ve doğru aktörlerle buluşturmak büyük önem taşıyor.
Kamu kurumlarıyla ilişkilerimiz de bu sürecin önemli bir parçası. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, T.C. Milli Savunma Bakanlığı ve T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı başta olmak üzere sektörün farklı paydaşlarıyla yakın temas halinde çalışmaya gayret ederek hem sektörün ihtiyaçlarını hem de üyelerimizin beklentilerini ortak platformlarda gündeme getiriyoruz. Misyonumuz, savunma sanayii ekosisteminde yerli ve milli üretim için arge faaliyetleri yürüten firmalarımızın iş birliklerini güçlendiren ve yerli üretimin artmasına katkı sağlayan bir yapı oluşturmak.
KOBİ’lerin ve start-up’ların savunma ve havacılık sektörüne dahil olmasında kümelenmenin rolü nedir?
KOBİ’lerin ve start-up’ların savunma ve havacılık sektörüne dahil olması çoğu zaman tek başına ilerleyebilecekleri bir süreç değil. Bu sektör yüksek teknoloji, güvenlik gereksinimleri ve uzun tedarik süreçleri nedeniyle güçlü bir ekosistem içinde yer almayı gerektiriyor. Kümelenmeler de tam bu noktada devreye girerek firmalar için tedarikçilerle bir araya gelmelerini sağlayan uygun ortamları oluşturmada, yapısal eksikliklerin giderilmesi için de nitelikli eğitim ve seminerleri üyelerine sunma anlamında etkin bir rol üstleniyor.
KOBİ’ler arasındaki iş birliğinin artması sektör için kritik
Türkiye’nin savunma ve havacılık teknolojilerinde küresel rekabet gücünü artırmak için hangi stratejileri önemsiyorsunuz? Sizce ileriki süreçte nasıl adımlara ihtiyaç var?
Türkiye’nin savunma ve havacılık alanında rekabet gücünü artırması için teknoloji geliştirme kapasitesini istikrarlı şekilde güçlendirmesi, özgün tasarımlara sahip ürünlere ve yüksek katma değerli alanlara odaklanması önemli. Bunun yanında ana yüklenicilerle KOBİ’ler arasındaki iş birliğinin artması ve tedarik zincirinin daha da gelişmesi sektör açısından kritik. Uluslararası projelerde daha fazla yer almak ve farklı pazarlara açılmak da bu sürecin bir parçası. Önümüzdeki dönemde Ar-Ge yatırımlarının sürdürülmesi, çift kullanımlı ürünler gibi farklı alanlarda uzmanlaşma ve nitelikli insan kaynağının desteklenmesiyle birlikte bu gelişimin devam edeceğini düşünüyorum.
Havacılık, uzay ve güvenlik sektörlerinde nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesi için ne tür çalışmalar yürütüyorsunuz?
TSSK olarak bu alanda üniversiteler, araştırma merkezleri ve sanayi arasında iş birliğini destekleyen çalışmalar yürütüyoruz. Düzenlediğimiz etkinlikler, proje pazarları ve sektörel buluşmalar öğrencilerin ve genç profesyonellerin sektör temsilcileriyle bir araya gelmesine imkân sağlıyor. Örneğin bu sene 25 Mart tarihinde OSTİM Teknik Üniversitesi’nde gerçekleştirdiğimiz KOBİ Zirvesi’nde öğrencilerin gösterdiği yoğun ilgi de gençlerin sektöre olan ilgisinin ve bu tür platformların öneminin bizim için somut bir göstergesi oldu.
Özgün ürün ve çözümler
Nitelikli insan kaynağının yanı sıra bir diğer önemli konu ise Ar-Ge… Tüm sektörler ele alındığında Türkiye’deki firmaların Ar-Ge noktasında neler yapması gerekiyor?
Savunma sanayii gibi yüksek teknoloji odaklı sektörlerde Ar-Ge rekabet gücünü doğrudan belirleyen unsurlardan biri. Özellikle firmaların kendi teknolojik yetkinliklerini geliştirmeye odaklanmaları, özgün ürün ve çözümler ortaya koymaları büyük önem taşıyor. Bunun yanında üniversiteler, araştırma merkezleri ve sanayi arasındaki iş birliklerinin güçlendirilmesi de Ar-Ge çıktılarının ticarileşmesi açısından kritik bir rol oynuyor.
Elbette bu aynı zamanda firmaların ekosistem içinde nasıl konumlandığıyla da ilgili. KOBİ’lerin belirli teknoloji alanlarında uzmanlaşması ve geliştirdikleri çözümleri savunma sanayii projelerine aktarabilecek bir yetkinliğe ulaşması bu açıdan büyük önem taşıyor. Bu yetkinlik yalnızca teknoloji geliştirme kabiliyetinden ibaret değil; aynı zamanda sektörün gerektirdiği kalite standartları, güvenlik sertifikasyonları ve tedarik zinciri gerekliliklerini karşılayabilme kapasitesini de kapsıyor. Bu noktada kümelenmemiz aracılığıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, firmaların mevcut yetkinliklerinin analiz edilmesi, ihtiyaç duydukları alanlarda eğitim ve danışmanlık almaları ve uluslararası pazarlara hazırlanması açısından önemli bir rol oynuyor. Bu kapsamda firmaların yetkinliklerini ortaya koyan çalışmalar, eğitim programları ve proje hazırlık süreçleri de Ar-Ge kapasitesinin gelişmesine doğrudan katkı sağlıyor. Uzun Vadeli Stratejik Bir Vizyon
Genel itibariyle Türkiye’nin son dönemde oldukça iyi bir başarı kaydettiği savunma sanayii hakkında değerlendirmeniz nedir? Burada gösterilen başarı ve üretim ivmesi sizce diğer sektörlere yansır mı?
Türkiye’nin savunma sanayiinde son yıllarda yakaladığı ivmenin birkaç temel nedeni olduğunu düşünüyorum. Her şeyden önce uzun vadeli stratejik bir vizyon geliştirildi. Bu vizyon güçlü kamu desteği ve yıllar içinde oluşmuş sanayi altyapısı ile desteklendi. Türkiye’de savunma sanayiinin ana yüklenici firmaları zaten uzun süredir faaliyet gösteriyor ancak son dönemde bu firmaların etrafında daha geniş bir KOBİ ekosisteminin oluşması ve tedarik zincirinin derinleşmesi sektörün gelişimine ciddi ölçüde ivme kazandırdı. Bu kapsamda, T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı’nın YETEN, EYDEP gibi programları da KOBİ’lerin sektöre kazandırılması ve envanter anlamında çok kıymetli çalışmalar oldu.
Bu sektörde yaşanan kapasite artışının farklı sektörlere yansıma potansiyeli elbette var. Bu alanda geliştirilen mühendislik kabiliyeti, üretim disiplinleri ve teknoloji altyapısının zamanla sivil alanlara aktarılması ve pek çok sektörde bu bilgi birikiminin etkilerini görmek mümkün olacaktır.
Kaynak: Sanayi Gazetesi
