Türkiye ile Suudi Arabistan arasında diplomatik ve hususi pasaport hamillerini kapsayan karşılıklı vize muafiyeti anlaşması Ankara’da imzalandı. İki ülke arasındaki 8,5 milyar dolarlık ticaret hacminin 10 milyar dolara taşınması hedeflenirken, anlaşmanın enerji, savunma sanayi ve yatırım alanlarında hareketliliği artırması bekleniyor.
Ankara’da tarihi imza atıldı
Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki diplomatik ilişkilerde yeni bir sayfa açıldı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al-Suud, Ankara’da “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Diplomatik ve Hususi Pasaport Hamillerinin Vize Yükümlülüğünden Karşılıklı Olarak Muaf Tutulmasına İlişkin Anlaşma”yı imzaladı.
İmza töreni, Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi Üçüncü Toplantısı’nın ardından gerçekleşti. Toplantı, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al-Suud’un eş başkanlıklarında yapıldı.
Hangi pasaportlar vize muafiyeti kapsamında?
Anlaşmanın kapsamı net biçimde belirlendi. Söz konusu anlaşmayla, iki ülke arasında diplomatik ve hususi pasaport sahibi vatandaşların karşılıklı olarak vize yükümlülüğünden muaf tutulması öngörülüyor. Bu kapsamda yeşil pasaport (hususi damgalı) ve siyah pasaport (diplomatik) sahipleri, iki ülke arasında vizesiz seyahat edebilecek. Umuma mahsus bordo pasaport sahipleri ise mevcut vize uygulamalarına tabi olmaya devam edecek.
Sanayi ve ticarette beklenen dönüşüm
Anlaşmanın ekonomik yansımaları sanayi ve iş dünyasının radarında. Türkiye ve Suudi Arabistan 2025 yılında 8,5 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmıştı. İki ülkenin kısa vadeli hedefi bu rakamı 10 milyar dolara çıkarmak.
Yatırım cephesinde ise somut adımlar atılıyor. İki ülke arasında son dönemde yapılan yenilenebilir enerji anlaşması kapsamında Suudi Arabistan’ın Karaman ve Sivas’ta toplam 2 milyar dolarlık yatırım yapacağı Türk basınında yer alan haberlere yansıdı.
İş dünyası temsilcileri, vize sürecinin kalkmasının özellikle resmi heyetler ve kamu görevlileri için kritik bir avantaj sağlayacağını vurguluyor. Suudi Arabistan’ın “Vizyon 2030” programı kapsamında yürüttüğü büyük ölçekli projelerde Türk şirketlerinin daha aktif rol alması bekleniyor. Bu noktada, iş insanları ve kamu görevlilerinin hareketliliğini kolaylaştıracak adımlar kritik önem taşıyor.
Beş alt komite, geniş bir iş birliği zemini
Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi, ikili ilişkileri kurumsal bir çatı altında yürütüyor. İlgili kurumların katılımıyla yürütülen Konsey bünyesinde;
- Siyasi ve Diplomatik Komite,
- Askeri ve Güvenlik Komitesi,
- Kültür, Spor, Medya ve Turizm Komitesi,
- Sosyal Kalkınma,
- Sağlık ve Eğitim Komitesi ile
- Ticaret, Sanayi, Yatırım, Altyapı ve Enerji Komitesi olmak üzere beş alt komite yer alıyor.
Bakan Fidan da toplantı sonrası yaptığı paylaşımda iş birliğinin geniş yelpazesine dikkat çekti. Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile toplantıya başkanlık ettiklerini belirterek, ilgili bakanlık ve kurumların da katılımıyla ticaret, enerji, savunma, eğitim, kültür, turizm ve ulaştırma gibi stratejik alanlardaki komite çalışmalarını değerlendirdiklerini ifade etti.
Diplomatik pasaportun özellikleri nelerdir?
- Diplomatik (siyah) pasaport dünya genelinde 180’den fazla ülkeye vizesiz veya kolaylaştırılmış giriş imkanı sağlıyor.
- Diplomatik pasaport sahipleri, Schengen ve Avrupa Birliği ülkelerinin tamamına vizesiz giriş yapabilirken, Rusya gibi bazı ülkelerde de vize muafiyetinden yararlanabiliyor. Çin ve Hindistan gibi ülkelerde ise diplomatik pasaport sahiplerine çoğunlukla resmi ziyaretler kapsamında vize kolaylığı sağlanıyor.
- ABD’ye yapılacak seyahatlerde diplomatik pasaport sahiplerinin resmi görevler için “A tipi” diplomatik vize alması gerekirken, bireysel seyahatlerde de başvuru süreçleri diğer pasaport türlerine kıyasla daha hızlı ve protokol çerçevesinde yürütülüyor.
Bölgesel güvenlik ve enerji koridorları
Vize muafiyetinin yanı sıra masada bölgesel meseleler de yer aldı. Diplomatik kaynaklara göre Bakan Fidan’ın görüşmelerde, Orta Doğu meselelerinde “bölgesel sahiplenme” yaklaşımını yinelemesi ve Türkiye’nin İran’daki savaşı sona erdirmeye yönelik çabalara yapıcı katkı sunmaya devam edeceğini vurgulaması bekleniyor. Ayrıca Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmelerin “yeni gerilim ve provokasyonlara yol açmaması” gerektiğinin altının çizileceği ifade edildi.
Kaynak: Haber Merkezi